• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kayseri : 33 °C
  • Ankara : 31 °C
  • İstanbul : 30 °C

2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Dönem Sonu Basın Açıklaması

2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Dönem Sonu Basın Açıklaması
Şube başkanımız Aydın Kalkan 20.01.2012 tarihinde saat 11.00 de sendika binasında 2011-2012 eğitim-öğretim yılı 1. Kanaat döneminin sona ermesi dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. “eğitimde sorunları değil dönemi geride bıraktık “diyen Kalkan, şunları
“Yeni Milli Eğitim kadrosu ile başladığımız 2011-2012 eğitim-öğretim yılı birinci dönemini geride bıraktık. Bu dönem, eğitimi ve eğitimciyi ilgilendiren önemli gelişmeler oldu. Bunlar; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında yapılan değişiklik ve yeniden yapılandırma süreci, ek ödeme ile ek ders ayrımının yasal zemin bulmuş olması, öğretmenlik mesleğinin bugününe ve yarınına ışık tutmak ve strateji üretmek adına bütün sosyal tarafların katılımı ile gerçekleştirilen “ Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı”, YÖK’ün meslek liselileri mağdur eden katsayı problemini çözmesi, 28 Şubat’ta uygulamaya konulan kesintisiz 8 yıllık eğitimin şura kararı gereği kesintili hale getirilmesinin gündeme alınması ile stadyumlara sıkıştırılan 19 Mayıs törenleriyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın inisiyatif almış olması, yeni döneme girmeden önce il milli eğitim müdürlükleri ile ilgili belirsizliği ortadan kaldıracak adımın atılmış olması gibi olumlu başlıklar olarak sıralanabilir”.
Bu dönemde, eğitimle ilgili takdir edilmesi gereken bazı önemli başlıklarla birlikte, eğitimin olması gereken gerçek gündeminin dışında, eğitim çalışanlarının hafızasında derin izler bırakan olumsuzlukların da yaşandığını belirten Aydın Kalkan, açıklamasını şöyle sürdürdü.
“Bağış soruşturmaları, öğretmenlerin özür grubu tayin hakkına sınırlama getirilmesi, öğretmenlerin iller arası rotasyona tabi tutulması tartışmaları, siyasilerin ve Bakanlığın eğitim camiasını yaralayan söylemleri gibi eğitimcilerin moral ve motivasyonunda tahribat oluşturan gündemler de bu dönemde yerini almıştır. Teşkilat yasası sonrası merkez teşkilatta taşların yerine oturmaması ile birlikte yaşanmaya devam eden belirsizliklerin geride bırakılması gerekirdi.
Van’da meydana gelen depremin, vatandaşlarımızla birlikte 75 genç öğretmenimizi aramızdan almış olması yüreklerde derin izler bırakırken, eğitim çalışanlarının depremden kaynaklanan problemlerinin hala çözülememiş olması gündemde önemli bir yer işgal etmektedir.
“Eşit işe eşit ücret” kapsamında 666 sayılı KHK ile ek ödeme oranları belirlenirken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde iyileştirme yapılmamış olması ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi çalışanlarının mali ve özlük haklarıyla ilgili yeteri kadar çaba göstermediği kanaatini ortadan kaldıracak somut girişimlerin yapılmamış olması da yine birinci döneme damgasını vuran olumsuzluklar olmuştur. 2,5 milyon memurun toplu sözleşme yapmasını sağlayacak olan 4688 sayılı Kanun’da değişiklik öngören Toplu Sözleşme Yasası’nın çıkarılamamış olması, geride bıraktığımız dönemin hanesine eksi olarak yazılan önemli konuların başında gelmektedir”.
“Teşkilat Yasasındaki Değişiklik Bazı Hükümler Hariç Olumlu Olmuştur” diyen Kalkan, bu konuda şunları söyledi.
“ 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik, 2011-2012 eğitim-öğretim döneminin birinci bölümünde eğitimde gerçekleştirilen radikal değişikliklerden biri olmuştur. Bu düzenleme, özür durumuna bağlı yer değişikliğinin yılda bir kez olacak şekilde sınırlanması, eğitim müfettişlerinin unvanlarının il eğitim denetmeni olarak değiştirilmesi gibi bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Bakanlık merkez teşkilatında 33 birimden aynı amaca hizmet eden farklı isimdeki birimlerin birleştirilerek, birim sayının düşürülmesi son derece yerinde bir karar olmuştur. Yine yıllardır dile getirdiğimiz, derse girmeyene ek ders ödemesi yapılmayıp, ek ödeme veya ek tazminat verilmesi yönündeki önerimizin bu KHK ile “ek ödeme”- “ek ders” şeklinde ayrılması isabetli olmuştur. Ancak merkez teşkilatındaki bazı belirsizliklerin devam ediyor. Bunların bir an önce giderilmesi gerekmektedir”.
Öğretmen ve Öğretim Üyelerinin KHK Mağduru Haline Geldiğini belirten Kalkan ek ders esaslarındaki değişiklikleri de eleştirerek şunları söyledi.
“Eşit işe eşit ücret” kapsamında 666 sayılı KHK ile farklı kurumlarda aynı unvanda çalışan kamu personelinin ücretlerinde ek ödeme oranları üzerinden eşitleme yapılırken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde iyileştirme yapılmaması ve öğretmenlerin kamuda en düşük maaş alan ikinci personel seviyesine düşürülmesi nedeniyle, öğretmen ve öğretim elemanları KHK mağduru haline getirilmiştir. Bu durum eğitimcileri huzursuz eden en önemli olaylardan biridir.
Ek ders esaslarında yapılan değişiklik tatmin etmemiştir. 10.01.2012 tarihinde yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’da yapılan değişiklikler, ek ders-ek ödeme ayrımı sonrası zaruri kısımları tadil etmiş ama köklü bir çözüm getirmemiştir. Okul yöneticilerinin 6 saat derse girme zorunluluğu, ikili eğitim yapan okullardaki yöneticilerin mağduriyeti, iki gün derse girmeyene geri kalan üç günde ek ders tahakkuk ettirmeyen çarpıklık ve ek ders dağılımındaki adaletsizliklere çözüm üretilmemiş, sorunlar yine ötelenmiştir”.
Bağış Soruşturmaları ile Yanlış Yaklaşımlar ve Söylemleri de eleştiren Aydın Kalkan, açıklamalarına şöyle devam etti. “Okullara herhangi bir bütçe gönderilmezken, devletin yükümlülüğünü yerine getirmemesi yüzünden okul aile birlikleri kanalıyla bağış adı altında velilerden alınan paralarla ilgili okul yöneticilerinin tamamının “Bağış Genelgesi” ile hedefe konulmuş olması asla doğru olmamıştır. Okul yöneticilerini güven duyulmayan, inadına veliyi zora sokmaya çalışan, art niyetli çalışanlar olarak algılatan, veliler dâhil herkesin gözünde değersizleştiren bu yaklaşımın yol açtığı tahribatın izlerinin silinmesi kolay olmayacaktır. Bağış soruşturmasının sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesi bu olumsuz izi bir nebze ortadan kaldırabilecektir.
Yanlış Yaklaşımlar ve Söylemler Öğretmenlik Mesleğinin İtibar zedelemiştir. Eğitim yönetiminin görevi ve eğitime yapılan yatırımların amacı; öğretmenin önündeki bariyerleri ve ortaya çıkan problemleri kaldırmak, işi kolaylaştırmak ve verilen eğitiminin niteliğini artıracak adımları ortaya koymaktır. Eğitimin kalitesi, öğretmenin moral ve değeri kadardır. Gerek siyasilerce gerekse Bakanlıkça sarf edilen, eğitimcileri değersizleştiren söylemlerin geride bırakılan dönemde kalması gerekmektedir. Eğitimciler, sorumlu makamların sorunlu makamlar olmaması gerektiğini düşünmekte ve oluşturulan tahribatın telafi edilmesini beklemektedir”.
Aydın Kalkan, Atama Bekleyen Öğretmen Adayları, Van depremi, özür grubu atamaları, Zorunlu Kesintisiz Eğitimin, Katsayı Probleminin ve 19 Mayıs’ Kutlamaları ile İlgili şu açıklamaları yaptı.
“Ataması yapılmayan öğretmenler atama beklerken, öğretmen açığı ücretli/vekil öğretmenlerle giderilmeye devam etmektedir. Öğretmen açığı, geçici yöntemlerle giderilmeye çalışılarak, açık adeta gizlenmektedir. Ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanma taleplerine duyarsız kalınmamalı ve yeni öğretmen alımı için bir an önce takvim ilan edilmelidir. İkinci döneme ilişkin yeni öğretmen alımı yapılmalı ve öğretmen açığı, ücretli öğretmenler yerine kadrolu öğretmenlerle doldurulmalıdır.
Depremin Yol Açtığı Sorunlar Giderilememiştir. Van’da meydana gelen depremde yüzlerce vatandaşımız hayatını kaybederken, depremin merkez üssü adeta eğitim olmuştur. 75 öğretmenimizi kaybettiğimiz depremin beraberinde getirdiği sorunlar henüz giderilememiştir. Van’da görev yapan eğitimcilerin barınma problemleri başta olmak üzere birçok sorunu çözüm, yaraları ise hala sarılmayı beklemektedir. Bu sorunlar bir an önce giderilmelidir.
Özür Grubu Tayin Hakkının Yılda Bir Defa ile Sınırlandırılması Aile Bütünlüğünü Tehdit Etmektedir.
652 sayılı KHK ile yapılan düzenlemede özür grubu tayinlerinin yılda bir kez yaz döneminde yapılacak şekilde sınırlanmış olması, ara dönemde tayin bekleyen eğitim çalışanlarının ve ailelerinin morallerini bozmakla birlikte aile bütünlüğünü tehdit eder hale gelmiştir. Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı’nda özür grubu tayin hakkının yılda iki defa yapılması kararı alınmasına karşın sorun kökten çözülememiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak, sorunun çözümüne yönelik girişimlerimizin verdiği olumlu sonucun kılavuzla gölgelenmesi de yine yanlış olmuştur. Sağlık ve öğrenim özrü, eş durumu özründe sınırlama, il içi özür grubu tayin hakkı gibi bölümlerin kırpılarak sunulması, mağduriyeti ortadan kaldırmak bir yana, tayin hakkı bekleyen ailelerin bir kısmının moralini bozmuş ve mağduriyetlerin yeni dönemde devam ettirilmesine neden olmuştur.
Zorunlu Kesintisiz Eğitimin Gündeme Alınması Önemlidir. 28 Şubat’ın dayatmasıyla ilk ve orta kısımların ilköğretim adı altında zorunlu kesintisiz 8 yıl şeklinde birleştirilmesi, geride bıraktığımız 13 yılda en çok tartışılan konuların başında gelmiştir. Fizyolojik, pedagojik ve sosyal açıdan yanlışlığı tartışma götürmeyen 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatması, ‘siyasi hayatıma mal olsa dahi yapacağım’ diyenlerin siyasi hayatını bitirmekle beraber sanayide çırak, mesleki eğitimde yönlendirme gibi önemli hususları da bitirme noktasına getirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın en üst danışma kurulu olan 18. Milli Eğitim Şurası’nda da kararlaştırılan kesintili 13 yıllık eğitimin, içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılının birinci döneminin son günlerinde gündeme alınmış olması önemlidir.
Katsayı Probleminin Çözülmesi Son Derece İsabetli Olmuştur. Mesleki eğitime ağır darbe vuran, iş dünyasının “meslek lisesi memleket meselesi” diye sloganlaştırarak çözüm beklediği en önemli problem, şüphesiz katsayı problemi olmuştur. 28 Şubat’ta MGK kararlarıyla dayatılan ve devamında yaptırılan düzenlemelerle eğitime giydirilen deli gömleklerinden olan meslek liselerinin aleyhine uygulanan “katsayı” sorununun, birinci dönemle birlikte geride kalması, şüphesiz YÖK’ün attığı en önemli ve olumlu adım olmuştur.
19 Mayıs’ Kutlamaları ile İlgili Düzenleme Yerinde Bir Adımdır. Milli bayramların stadyumlarda sınırlı sayıda öğrencinin katılımıyla kutlanmasının önüne geçmek ve katılımcılığı çoğaltmak için sadece Ankara’da stadyumda kutlanıp, diğer illerde okul ortamında etkinliklerle kutlanmasını öngören düzenleme yerinde bir yaklaşım olmuştur. Milli bayramlar, hem kutlamalarda görev verilen öğrencilerin eğitimini aylarca aksatan hem de kutlamaları dar bir alana sıkıştıran uygulamalar olmaktan çıkarılmalıdır”.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim