• BIST 108.410
  • Altın 143,491
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1292
  • Kayseri : 37 °C
  • Ankara : 35 °C
  • İstanbul : 31 °C

3500 Ülkücü şehidin hesabını kim verecek!

3500 Ülkücü şehidin hesabını kim verecek!
Büyük Birlik Partisi(BBP) MKYK üyesi Hüseyin Döngel, 12 Eylül olaylarından dolayı hapse düşen ülkücülere tahliye yolunun açılmasına tepki gösterenlere karşı net konuştu.
12 Eylül’de her iki taraftan da can verenlerin bu ülkenin evlatları olduğunu belirten Döngel, yaşananları sorgulayan ve ders çıkaran ülkücü kesim iken hala bu camianın saldırıların merkezi gibi gösterilmesi akıl, mantık ve vicdana aykırı bir anlayıştır, dedi.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun o dönem söylediği ‘elimiz silah değil kalem tutsun’ sözlerini hatırlatan Döngel şu açıklamalarda bulundu:
12 Eylül öncesi olaylardan sonra devlet ve millet aleyhine bölücü ve yıkıcı faaliyetlerde bulunanların çoğunun tahliyelerine alkış tutanların, bugün gereğinden fazla hapis yatmış, cezasını çekmiş ülkücülerin tahliye olma ihtimali yolunun açılmasına bile tahammül edemeyerek kin ve nefret kusmaları tam bir çifte standarttır. O dönemde Marksist ve Leninistler Türk milletinin inancına, irfanına, kültürüne, bayrağına küfredip bu değerlerini değiştirmeye çalışmışlardır.Bu anlayışa ülkücüler mukavemet göstermişlerdir. 12 Eylül sonrasında Marksist, Leninist ve bölücü grupların yıkıcı faaliyetlerine karşı vatanın birliği ve dirliği için, Türk milletinin inancını ve irfanını koruma adına tepki koyarak olaylara karışan ülkücülerin vatan haini, bölücü ve katiller kafilesi gibi gösterilmesi yanlıştır.
Dillerinden Bahçelievleri, Doğan Öz hadisesini düşürmeyenler onca ülkücünün Marksist-Leninist gruplarca katledilmelerini görmezden geliyorlar. Bu grupların büyük çoğunluğu kısa sürede tahliye olurken ülkücüler akıl almaz işkencelerden geçirilmiş, yıllarca hapis hayatına mahkum edilmiştir.
Önlerine atılan üç kuruşluk maddi menfaatler ve ütopik hayaller uğruna aziz milletimizin her türlü değerini peşkeş çekmeye yeltenen Marksist-Leninist ve bölücü gruplar, en başından beri bazı çevrelerce sütten çıkmış ak kaşık gibi takdim edilip kamuoyu oluşturulurken milliyetçi-ülkücü camia katil, bölücü ve yıkıcı gibi takdim edilmiştir. Bu anlayış Türk milletinin varlığını bu coğrafyada hazmedemeyen, onun dinine, kültürüne, maddi- manevi her türlü değerine cephe almış küresel emperyalist güçlerle onlara ortaklık edenlerin anlayışıdır.
12 Eylül hadiselerinin seyrini değiştirmek için en büyük çabayı gösteren kesim ülkücü kesimdir. Dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU’nun Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde yaptığı girişimler devletin arşivlerinde mevcuttur. Onun, ‘Bu küresel bir oyundur, bizi çatıştırmayın, elimiz silah değil kalem tutsun’ çığlıklarını o gün duymayanlar 12 Eylül sonrasında da hadiselerin bütün sorumluluğunu ülkücü camiaya yüklemek istemişlerdir. Bu anlayış 30 yıl geçmesine rağmen hala devam etmektedir. 12 Eylül öncesinde şehit olan 3,500 civarında ülkücü kardeşimizin hesabını kim verebilir? Bu durum belgelerle ortada iken belli kesimlerin, cezasını çekmiş ülkücülere tahliye yolunun açılmasına gösterdikleri tepki insafsızlık ve ahlak fukaralığıdır.
12 Eylül öncesi hadiseler tabii ki tasvip edilecek hadiseler değildir. Bu hadiselerden gelecek kuşakların bir ders çıkarması gerekir. Ülkücü camiaya katil yaftası vurulmaya çalışılması kasıtlıdır. Bunlar milli refleksi yok etme ve milliyetçi-ülkücü camiayı kendi milletinin gözünden düşürme adına yapılan açıklamalardır.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim