• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Kayseri : -3 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İstanbul : 8 °C

Abdullah Gül Siyasete Dönecekmi

Abdullah Gül Siyasete Dönecekmi
Oğuz Haksever: Son 1 yıl nasıl geçti, uzak mıydınız siyasetten?

Abdullah Gül: Siyasi hayatım Meclis'e girmemle başlamaz ondan önceki hayatım lise, üniversite yıllarım hepsi vatan millet meselesi ile ilgili. Dolayısıyla hayatımın neredeyse tamamı bu işlerle geçen bir insanın kapattım ve siyaset, devlet millet meseleleriyle uğraşmıyorum demesi mümkün değil şüphesiz. Bir sene aktif şekilde kamuoyu önünde olmadım ama ilgimi kaybetmedim şüphesiz. Dışarıda bir çok toplantılara davet edildim şeref misafiri olarak konuşmalar yaptım. İçerde de yeni ofisler yeni düzeni kurmak kolay olmadı tabi. Misafirlerim dostlarımla yine devlet millet meselelerini konuşmaya devam ettik.

Ayşe Böhürler: Bir anıyla başlamak istiyorum ben. Partinin kuruluş çalışmalarını yaparken biliyorsunuz sizin ve sayın Erdoğan’ın davetiyle bana kuruculuk teklif etmiştiniz. Kuruluştaki isimleri belirlerken bana sıkça hatırlattığınız bir şey vardı kan uyuşmazlığına dikkat edin diye. Mutlaka bizim partimizde olacak kişilerle bizim kan uyuşmazlığımızın olmaması lazım demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız? AK Parti kurulurken bir reformist, yenilikçi ve aslında farklılıkları barındıran bir taraftan da ilkesel bir birliği olan bir partiydi. Bunu o dönemki hayallerinizi biraz açar mısınız? 

Abdullah Gül: O zaman ki siyasi atmosferde çok tıkanıklıklar olmuştu. Partimiz kapatıldıktan sonra o zaman biz yeni AK Parti’yi kurarken politikalarımızda farklıydı. Daha önceki partimiz daha dar bir çerçevede hareket ediyordu. Biz o tip siyaset tarzının kendimizi de partimize de davamıza da pek fayda getirmediğini görüp daha geniş şekilde, daha çok insanların kucaklayan aynı zamanda ilkeli, karakterli, prensip sahibi insanlarla bir araya gelmeye o zaman gayret sarf ettik. Bizim çizgimizden gelen arkadaşlarla birlikte bizim çizgimizin dışında olan ama saygın, prensipli isimlerde hep katılmışlardı. Sizde o zamanlar yazılarınızla filan dikkati çeken arkadaşlardandınız. Sizin gibi birçok arkadaşa teklifler yaptık. 

Ayşe Böhürler: Koalisyon görüşmeleri sırasında bu lafınız hep aklımda kalmıştır. Diğer partilerle bir iletişim bir diyalog sağlanamadı. O koalisyon olması gereken bir şey miydi? 
 

KOALİSYON SÜRECİ

Doğrusu güçlü bir hükümetin kurulmasını çok faydalı görmüştüm. İki büyük partinin bir araya gelmesi çok önemliydi. Bakanlar eğer çok partizan olursa koalisyon hükümetleri yürümez. Riyakkat sahibi insanlardan seçilseydi çok faydalı olurdu. Güzel hizmetler yapılabilirdi. Polemik konusu olan konular polemik olmaktan çıkardı. Tabi işin içini bilmiyorum. Neticede geride kalmış oldu.

TERÖR SORUNU

Terör ile ilgili ifade edeyim. Şu an Türkiye’de terörle ilgili hiçbir haklı gerekçe gösterilemez. Şiddetle terörün karşısında durmalı ve reddetmeliyiz. Üzülerek görüyorum. ‘Az gittik dere tepe düz gittik’ diye bir söz vardır. Bir de bakmışız ki ‘arpa boyu yol gittik’ derler. Üzüntüyle karşılıyorum. Bugün buna bir gerekçe yok. Terör örgütünün, PKK’nın, ne yaptığının farkında mı değil mi, kim tarafından kullanılıyor, bunlar sorgulanmalı. Sadece Türk aileleri ağlamıyor, Kürt aileleri de ağlıyor. Görüyorsunuz cenazelerde. Bu asla kabul edilemez. Buna herkesin taviz vermeden karşı durması gerekiyor. Devletin silahı daha güçlü olur. Terörle mücadele eninde sonunda kazanılır ama burada dikkat edilmesi gereken bir şey: Halk. Şunu açıklıkla söylemeliyim ki vatandaşlarımız içerisinde Kürt vatandaşlarımızı devlete ve millete bağlılığını zayıflatmamalıyız. Eğer Kürt vatandaşlarımızı rencide edecek herhangi bir şekilde aidiyetini zayıflatacak bir şey olursa esas tehlikeli orada görürüm. Bütün siyasi partilerin bölgede aktif olmasını, aktif liderler çıkarmalarını görmek isteriz. Silahlı adamla sonuna kadar mücadele edilir. Devletin bir hukuk yüzü vardır. Terörle mücadele etmek en haklı görevdir. Halkı Türkiye’de hiçbir şekilde uzaklaştırmamalıyız. Bütün vatandaşlarımızın devlete bağlılığını güçlendirmeliyiz. O zaman terörü izole ederiz.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Bugünkü bu gerginlik bu stres halinin devam etmesinin Türkiye'ye maaliyeti çok ağır olur. Bu kutuplaşma sadece siyasi partiler arasında değil herkese dağılıyor. Gazeteler gazetelikten çıkıyor. Bir an önce bu ortamdan çıkılması gerekiyor. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. 

SURİYE MESELESİ

Suriye’deki rejimden hepimiz nefret etmişizdir. Ne zaman silahlı mücadeleler başladı, o zaman ilişkiler çok değişti. O süre içerisinde maalesef dış dünya bizim diyalogla konuşarak etki etmemizede fırsat vermedi. Ben burada uluslararası camiayı suçlarım. Suriye meselesinde siyasi çözümden başka bir yol yok.

AKTİF SİYASETE GİRECEK Mİ?

 

 

 

Abdullah Gül, ''Benim bütün hayatım siyasetle geçti. Ben açıkcası siyaset tarzı olarak ihtiraslı bir siyasetçi olmadım hiç. İhtiras benim motivasyonum olmadı. Ben burada oturmuyorum ben dışlarda ve içeride fikirlerimi açıkca söylüyorum. Belki de daha açık bir şekilde fikirlerimi söyleyeceğim. Ben siyaseti bir hırs büyük bir makam mevki içerisinde yapmadım. Benim konumumdaki bir insan doymamış bir şey içerisinde olamaz. Gerçekten bir ihitiyaç söz konusu olursa bu farklı bir şey.''

“DÜNYADA BAŞARILI BİR MÜSLÜMAN ÜLKEYE İHTİYAÇ VAR, BU TÜRKİYE OLMUŞTU”

“Bu noktaya içerideki sorunlardan mı, AK Parti'deki yönetim tarzından mı geldik?” sorusu üzerine Gül, “İçeride muhakkak buna gerekçeler olabilir, söylenebilir, vardır. 3. dünya ülkesi gibi görmem Türkiye'yi. Türkiye büyük bir ülke. Türkiye, İslam, Müslüman, Türk düşmanı çevreler vardır. Bunları biliriz ama siz fırsat verirseniz onlar harekete geçer. Türkiye'yi yönetenlerin bunun farkında olarak buradan çıkartmaları lazım. Nasıl bu 10 sene yapıldı, içeride köklü reformlar yapıldı, ekonomik reformlar yapıldı. Dünyanın her tarafında büyük itibar kazandı Türkiye. Mısır'a, Afrika'ya kadar çok açık kimliğimizle gittik ve takiye yapmadık. Herkes şunu çok istedi; dünyada başarılı bir Müslüman ülkeye ihtiyaç var. Bu Türkiye olmuştu, herkes takdir etmişti. Bunu hep beraber yaptık. Tekrar bu politikalarla süratle dönülebilir” dedi.

“Türkiye’nin dış politikasını gözden mi geçirmeli diyorsunuz? Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘sıfır sorun’ anlayışı” sorusu üzerine 11. Cumhurbaşkanı Gül, “Ahmet Bey'i ben siyasete soktum. Benimle beraber 5 sene yanımda oldu. Türkiye tüm bu ülkerde soft-power'ıyla, hard-power'ıyla çok etkili olur. Hepsi Türkiye'yi överler ve Türkiye'nin propagandasını bizden daha iyi yaparlar. Biz onların iç siyasetine girmeye çalışırsak kötü hatıralar öne çıkar, kötü hatıralardan bahsederler. Bu ikili ilişkilerde buna dikkat etmeliyiz. En çok zaman harcadığım iş dış politikaydı. Bugünkü anayasaya göre nihai kararı hükümetler verir ve uygular. Sorumluluk onların üzerinedir” diye konuştu.

“SURİYE’DEKİ OLAYLAR BAŞLADIĞINDA ULUSLARARASI CAMİA HAMASET YAPTI”

Gül, dış politika ve Suriye’ye ilişkin sorular üzerine, “Suriye'deki rejimden hepimiz nefret etmişizdir. Suriye'nin Akdeniz kıyısında tek parti iktidarının devam etmesi mümkün değildi. Ne zaman olaylar, silahlı mücadeleler başladı, o zaman ilişkilerimiz çok değişti. O süre içerisinde maalesef dış dünya diyalogla etki etmemize fırsat vermedi ve ilişkiler koptu. Uluslararası camiayı suçlarım. Olaylar başladığında uluslararası camia hamaset yaptı. Uluslararası camianın oluşturduğu bu iklimde ortaya çıkanlar sürpriz değil. Irak aynı şekilde olmadı mı? O zaman ben başbakandım. Suriye meselesinde siyasi bir çözümden başka bir yol yok. Yoksa 2 milyon insan Türkiye'ye gelir, 1 milyon insan da başka yerde. Ne Ürdün, ne Suudi Arabistan ne de başka ülkeler bir araya gelip de bu ateş bize de sıçrıyor deyip bir şey yapmıyor, buna hayret ediyorum” dedi.  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim