• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Kayseri : 2 °C
  • Ankara : -1 °C
  • İstanbul : 7 °C

Abdullah Gül'ü, MGK'da Cemaati bitirme planının altına imza atan kişi

Abdullah Gül'ü, MGK'da Cemaati bitirme planının altına imza atan kişi
Cemaat vesayeti gücünü nereden alıyor

Temel atma törenlerinin yapıldığı, açılışlarda kurdelelerin kesildiği günlerde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı'nın birlikte yer aldığı fotoğraf kareleri, rutini yansıtıyordu.

Ancak 17 Aralık'tan beri Türkiye'nin içine girdiği, 'Türbülans' nedeniyle bu fotoğrafın her karesi ayrı bir anlam taşıyor.

Paralel yapının, dershaneler tartışması adı altında başlatıp, 17 Aralık'la sürdürdüğü operasyonun hedefi Recep Tayyip Erdoğan'dı.

25 Aralık'ta Bilal Erdoğan'ın alınmak istenmesiyle hedefin Erdoğan olduğu konusunda en ufak bir tereddüt kalmadı.

Paralel yapı aynı zamanda Erdoğan'a karşı bir de siyaseten yalnızlaştırma operasyonu yürüttü.

Özellikle de Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı arasında bir çatlak meydana getirir miyim diye gayret gösterdi. Gazete manşetleri ve sulhnamelerle Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasında bir ikilik meydana getirmeye çalıştılar.

AK Parti'nin kuruluşu öncesinde birlikte siyasi mücadeleye soyunan Gül ve Erdoğan, ferasetleri ve siyasi birikimleri ile bu tehlikeyi fark etmekte en ufak bir tereddüt göstermediler.

Cumhurbaşkanı Gül, İtalya gezisini takip eden gazetecilerin soruları üzerine verdiği 'Devlet organları arasında farklılıklar yok, Cumhurbaşkanlığı, hükümet, yüksek mahkemelerin başkanları ve diğer önemli kurumlara baktığımızda ...' cevabıyla uyumu net bir şekilde ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Gül'e 22 Aralık'ta sulhname gönderip, 25 Aralık'ta Başbakan'ın oğlunu almaya kalkışan yapının iyi niyetli olmadığı belliydi.

Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, yurtdışındaki Türk okullarıyla ilgili genelge yayınlayıp, kapatma davasında aleyhinde delil olarak kullanılan Abdullah Gül'ü, MGK'da Cemaati bitirme planının altına imza atan kişi olarak sunmaya kalkıştılar.

Ama daha da önemlisi Fethullah Gülen'in sulhname yazıp, çözüm bulmasını istediği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le ilgili olarak sarf ettiği sözlerdi.

Mektubunda olduğu gibi,

'Sayın Cumhurbaşkanım,

Aziz dost, kıymetli insan,

Saygıdeğer Abdullah Gül Beyefendi

En içten hürmetlerimi arz eder, gönülden selamlarımla sağlık ve afiyet üzere bulunmanızı dilerim' demiyordu Gülen.

Peki ne diyordu?

Hocaefendi ne dediğini bilir...

Çünkü muhatapları biliyor.

Cumhurbaşkanı Gül'ün sürecin başından itibaren verdiği mesajlar çok net.

'Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var' diyerek paralel yapıyı ortaya koydu.

Gül, dün Batıkent-Sincan metrosunun açılış töreninde önemli bir uyarıda bulundu.

'Ülkemizde istikrarı koruduğumuz, lüzumsuz dedikodular, kavgalar içine girmediğimiz süre içerisinde, bu 10 yılda ne kadar büyük hizmetler yapıldıysa bunlara yenilerinin de ekleneceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın'

17 Aralık operasyonu demek, Türkiye'nin geleceğine yönelik açılmış bir savaş demek. O nedenle Cumhurbaşkanı Gül'ün uyarısı bugün olduğu kadar gelecek açısından büyük anlamlar ifade ediyor.

Burada sevinilecek bir nokta Türkiye'nin tepesindeki uyum.

İkinci nokta ise Başbakan Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, krizlerin altında kalmıyor tam tersine krizler üzerinden çözümler üretiyor.

Erdoğan'ı kendisinden önceki liderlerden farklı kılan da bu nokta.

Önceden muhtıralar olduğunda Başbakanlar şapkayı alır giderdi. Erdoğan ise karşı muhtıra veren lider oldu.

Ben burada HSYK krizlerine gelmek istiyorum.

1.HSYK krizinde yüksek yargıda sistem kilitlenmişti.

AK parti bunu kendisi mini ama içeriği oldukça değerli olan bir Anayasa paketi ile aştı. Referandumda çıkan yüzde 58 siyasete balans ayarı oldu.

Şimdi 2.HSYK krizi ile karşı karşıyayız.

Birincisinde askeri vesayetin dayanak noktası olan yargı vesayeti vardı.

İkincisinin arkasında ise cemaat vesayeti yatıyor.

Hükümete muhtıra veren, bildiri yayınlayan, sistemi kilitleyen bir HSYK yapısı var.

Başbakan bu kez krizi yasa değişikliği ile aşmayı planladı. Ancak Cumhurbaşkanı Gül'ün çabalarıyla partiler arasında uzlaşma sağlanarak sorunun Anayasa değişikliği ile çözülmesi amacıyla teklif iki kez askıya alındı.

Aklını cemaatin cebine koyan Kılıçdaroğlu'nun zikzakları nedeniyle Anayasa değişikliği sağlanamadı ve bu iş paralel yapıya zaman kazandırmaktan öte bir işe yaramadı.

Çağlayan Adliyesi, Yargıtay, Danıştay'ın bazı birimleri, bazı bölge idare mahkemeleri paralel yapı açısından çok büyük anlam ifade ediyor. Bu trafiğin başında ise HSYK yer alıyor.

Cumhurbaşkanı, yüksek yargı ve AB'den gelen uyarılar dikkate alınmak suretiyle HSYK yasanının çıkarılması gerekiyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da bu yönde mesajlar verdi.

Cemaat vesayetinin sırtını dayadığı en önemli güç olan HSYK ile ilgili düzenleme yapılmadan, paralel yapıya karşı verilen mücadele geçici olmaya mahkum.

abdülkadir selvi köşe yazısı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim