• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kayseri : 27 °C
  • Ankara : 29 °C
  • İstanbul : 32 °C

Akay'ın Köşe Yazısı,Kooperatifçilik Üçüncü Sektör mü?

Akay'ın Köşe Yazısı,Kooperatifçilik Üçüncü Sektör mü?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; Kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya,

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; Kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam oluşturulmasına ve sosyal bütünleşmeye katkılarından dolayı 2012 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” olarak ilan etmişti.
Kooperatifler hakkında farkındalığı artırmak ve kooperatifçilik ile ilgili ana mesajların etkili bir şekilde toplumların bilgisine sunulması için bu kutlama gerçekleştirildi. Verilmek istenen ana mesajların bazılarının başlıkları şu şekilde idi:
-Kooperatifler, ortakların sahipliğinde, ortaklarınca yönetilen ve ortaklarına hizmet eden kuruluşlardır.
-Kooperatifler, hayat şartlarını iyileştirir ve ekonomiyi güçlendirir.
-Kooperatifler, yoksulluktan çıkış yoludur.
-Kooperatifler, sürdürülebilir kalkınma sağlar.
-Kooperatifler, demokratik ilkeleri geliştirir.
Bu mesajların ışığında kooperatifler nedir? sorusunun karşılığı bir cümlede şöyle tarif edilebilir: Kooperatifler; ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve istekleri, müşterek sahip olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu özerk bir teşkilattır. Bu teşkilat, ortakların özellikle dar gelirli insanların, kendi başlarına elde  etmeleri zor olan ürünleri ve hizmetleri en uygun şartlarla ve en uygun zamanda temin çalışması yapmalıdır. Bu işi yaparken, ortaklarına ait kaynakları en verimli şekilde kullanmalıdır.
Ülkemizde kooperatifçilik 1863 yılında Mithat Paşa ile başlamıştır. 1863 yılında kurulan ilk Kooperatif Memleket Sandıkları, 1883 yılında Menafi Sandıkları adını almış, bundan beş yıl sonra da Ziraat Bankası kurulmuştur. Cumhuriyetle birlikte kooperatifçilikte yeni gelişmeler yaşanmış, pek çok kanun çıkarılmıştır. İtibari Zirai Birlikleri Kanunu, 1470 sayılı Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu. Bunlar yanında, tarımsal örgütlenme çerçevesinde yürürlükte olan 2762, 3476, 4572, 5200, 5253, 5996, 5997, 6172, 6964 sayılı kanunlar ve bunlarla ilgili yönetmelikler özellikle Tarımsal Amaçlı Kooperatifler mevzuatını oluşturmaktadır.
Şu anda Türkiye’de; Tarımsal Kalkınma, Sulama, Su Ürünleri, Pancar Ekicileri, Tarım Kredi, Tarım Satış olmak üzere 12.966 adet birim kooperatif, 147 adet Bölge Birlikleri, 8 adet Merkez Birliği, hayvansal üretim, meyve, sebze ve süs bitkisi, tarla bitkileri, su ürünleri, organik ürünler olmak üzere toplam 856 adet  üretici birlikleri ve bunlara ait merkez birlikleri, damızlık sığır, damızlık koyun-keçi, arı, damızlık manda, damızlık tavuk olmak üzere 266 adet ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri ve bunların merkez birlikleri, 747 adet Ziraat Odaları ve birliği, 368 adet Sulama Birlikleri, 526 adet Çiftçi Dernekleri, 14 adet Tarımsal Vakıflar tarımsal örgütlenme yapısını oluşturmaktadır. Bu kadar geniş bir mevzuat ve bu kadar dağınık bir örgütlenme yapısı içerisinde başarılı bir çalışma ortaya konuluyor mu?
Yukarıda belirttiğimiz gibi ülkemizde 150 yıllık geçmişi olan tarımsal amaçlı kooperatifçilik ve örgütlenmesinin geldiği noktayı doğru, yeterli ve başarılı görmemiz ve bu soruya olumlu cevap verebilmemiz maalesef mümkün değil.
Kooperatifçiliğe bizimle aynı tarihlerde başlayan Avrupa ülkelerinde kooperatifçilik özel sektör ve devlet sektörünün yanında üçüncü sektör olma özelliğini kazanmış. Ortaklarına yaptığı hizmetler, ihtiyaçların karşılanması, ortak ürünlerinin alınıp değerlendirilmesi, işlenerek katma değer oluşturulması, piyasada elde ettiği konum, etkinlik ve bu sayede ortaklarına sağladığı kazanç bizim fersah fersah ilerimizde. Türkiye’de kooperatifçilik üçüncü sektör olma özelliğini henüz kazanamamış durumda. Neden böyle olduğu da sanırım yeterince sorgulanmıyor. Halk arasında, “Herkes sakız çiğner, Türkmen kızı tadını çıkarır” derler. Bu sözdeki gibi kooperatif kuruluşlarının bir kısmının yönetiminde yer alanlar, görevlerinin gereğini yapmak yerine, ya yolsuzluklarla ya gününü gün ederek, ya da çevresine menfaat sağlayarak kendilerince bu işin tadını çıkarıyorlar. Bu durum; hem hizmeti, hem gelişmeyi, hem de ortakların genel menfaatini olumsuz etkiliyor.
Geçenlerde bir bağımsız denetçi bu konuda bir örneği paylaştı: Gazi Üniversitesinin Bağımsız Denetim ile ilgili seminerlerinde “Kayseri Şeker’in geçmiş dönemindeki yolsuzluklar, bağımsız denetçilerin dikkat etmesi gereken yolsuzluk konularına örnek olarak anlatılıyor” dedi. Örnek yolsuzlukların yaşandığı yerde, kaynakların doğru kullanılması, yeterli gelişme sağlanması ve ortaklara uzun vadeli doğru hizmet oluşturulması mümkün değil.
Kooperatifçilik sektörünü gelişmiş ülkeler seviyesine getirebilmek için öncelikle yönetim yapısını ve anlayışını değiştirmek gerekiyor:
1-Ortaklar arasından seçilen yöneticiler yanında yönetimde daha profesyonel insanların istihdamına imkan sağlanmalıdır.
2-Güçlü bir denetim yapısı oluşturularak yolsuzluklar ve yanlış adımlar önlenmelidir.
3-Bu kadar karışık bir örgütlenme yapısından, daha sade bir örgüt yapısına geçilmeli, tüm tarımsal amaçlı kooperatif mevzuatı yeniden ele alınmalıdır.
Dar gelirli, sermayesi oluşmamış, ancak borçlanarak üretim yapabilen Türk Çiftçisinin, doğru hizmet eden yöneticilere ve kooperatiflere ihtiyacı var.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim