• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kayseri : 25 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İstanbul : 26 °C

ANADOLU YAYIN PLATFORMU’NDAN DEV BULUŞMA

ANADOLU YAYIN PLATFORMU’NDAN DEV BULUŞMA
Türkiye’nin yerel medya temsilcileri JW Marriott Oteldeki yemekte bir araya

Anadolu Yayın Platformu’nun düzenlediği Yeni Türkiye ve Medya isimli

organizasyona Başbakan Ahmet Davutoğlu’da katıldı.

 

unnamed-007.jpg

Anadolu Yayın Platformu 

Başkanı Sinan Burhan, Başbakan’a yerel medyanın sıkıntılarını anlattı. Burhan, 

“BUGÜNE KADAR YEREL GAZETELERE KAYNAK AKTARILDI.... BUGÜN YEREL 

GAZETELER BASIN İLAN KURUMU DESTEKLERİ İLE AYAKTADIRLAR. BU 

DESTEKLER ÖNEMLİDİR VE DAHADA ARTIRILMALIDIR. ANCAK BURADA 

YEREL TELEVİZYONLAR İHMAL EDİLMEKTEDİR.RESMİ İLANLARDAN VE KAMU 

REKLAMLARINDAN BUNDAN SONRA YEREL TELEVİZYONLARDA İSTİFADE 

ETMELİDİR. YEREL TELEVİZYONLARIN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİSİDE 

UYDU MALİYETLERİDİR. DÖRDÜNCÜ UYDUMUZU UZAYA GÖNDERDİK. BU 

UYDU İLE BİRLİKTE TÜRKSATIN UYDU ÜCRETLERİ DÜŞMESİ GEREKİR. YEREL 

TELEVİZYONLARIN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİSİDE RADYO TELEVİZYON 

ÜST KURULUNUN VERMİŞ OLDUĞU YÜKLÜ PARA CEZALARIDIR. BU CEZALAR 

DOĞRUDAN SATIŞLA İLGİLİDİR. BU CEZALARIN KALDIRILMASI YADA 

DÜŞÜRÜLMESİ YEREL TELEVİZYONLARIN EN BÜYÜK SORUNUDUR. BU 

SORUNA MUTLAKA EL ATILMALIDIR. RTÜK PAYLARI KALDIRILMALIDIR. 

RAİTİNG ÖLÇÜM SİSTEMİ ÜLKE GENELİNE YAYILMALIDIR. TÜİK KURUMU BU 

İŞİ YAPABİLİR. REKLAM AJANSLARI VE RAİTİNG KURUMU ARASINDAKİ ÇIKAR 

ÇARKINI YADA TEKELİNİ KIRMAK İÇİN RAİTİNG ÖLÇÜMLERİNİ DEVLETİN TÜİK 

KURUMU YAPMALIDIR. RTÜKTEN LİSANS ALAN BİR KURULUŞ HEM 

TÜRKSATA HEM KABLOYA HEM TELE DÜNYAYA AYRI AYRI LİSANS ÖDEMESİ 

YAPIYOR. HALBUKİ BÜTÜN PLATFORMLARDA TEK LİSANSLA YAYIN 

YAPILABİLİR. BÖYLE DEVAM EDECEKSE BİLE BU BAKIMDAN ÜCRETLER 

MAKUL SEVİYEYE ÇEKİLMELİDİR. ŞU AN RTÜK LİSANSINA SAHİP OLMADAN 

TÜRKSAT ÜZERİNDEN YAYIN YAPAN YÜZÜ AŞKIN KORSAN YAYIN VAR. BU 

YAYINLAR DURDURULMALIDIR.” Dedi.

unnamed-(1)-009.jpg

Başbakan Davutoğlu’da, ulusal medya olmanın milli olmak anlamına her zaman 

gelmeyeceğini belirterek, ölçek olarak ulusal olup da mantık olarak milli olmayan 

çok medya bulunduğunu söyledi. Mantık olarak da milli ve yerli olabilmenin önemli 

olduğunu vurgulayan Davutoğlu, yerel medyayla buluşmaktan büyük bir onur 

duyduğunu dile getirdi. Başbakan Davutoğlu, "24 ulusal, 17 bölgesel televizyon 

yanında 204 yerel televizyon, toplamda 245 yerel televizyon olduğu bir ülkede 

yerelin gücü inkar edilemez. Biz size güveniyoruz. Sizin yerelden kaynaklanan o 

büyük enerjinize saygı duyuyor, sizlerle birlikte yeni Türkiye'nin inşasında gerçek 

anlamda bilinçlenmenin olabileceğine inanıyoruz" diye konuştu. Hiçbir fikrin, hiçbir 

siyasi hareketin, sadece başkentte veya büyük şehirlerde oturarak veya oralardan 

bütün ülkeyle ilgili ahkam keserek başarıya ulaşamayacağını belirten Davutoğlu, 

şöyle devam etti: "Bunun çarpıcı örnekleri var. Hatırlarsanız, Sayın 

Cumhurbaşkanımızın yasaklı olduğu dönemlerde, 'muhtar bile olamaz' diye manşet 

atanlar, sonra çok mahcup oldular. Şimdi muhtarlar Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 

ağırlanıyor. Fakat hiçbir milli ve yerel medya böyle bir başlık atmamıştı, buna 

inanmamıştı. Çünkü onlar halka bir aradaydılar. Siyasete, demokrasiye, milli 

iradeye ne zaman darbe vurulmak istense dışarıdaki bir takım odaklar ile içerideki 

işbirlikçileri  çok geniş bir alanda değişik kamuoyu manipülasyonları yapma gücünü 

kendilerinde buldular ama maniple edemedikleri tek güç, milletin iradesi ve millet 

iradesini yansıtmakta hiç tereddüt göstermeyen yerel medya oldu. Onları maniple 

edemediler. Sizler manipülasyona gelmediniz." Yerel medya temsilcilerine, kadına 

ve çocuğa yönelik şiddete karşı seferberlik çağrısı yapan Başbakan Davutoğlu’nun 

gündeminde yine Çözüm Süreci de vardı.

"YERELE ATIF YAPMAYAN HİÇBİR POLİTİKA BAŞARILI OLAMAYACAKTIR"

Ulusal medyada da manipülasyona gelmeyen, milli iradeye saygı gösteren değerli 

yayın kuruluşları bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu yeni dönemde, yerele ve yerliliğe atıf yapmayan hiçbir politika başarılı 

olamayacaktır. Andıçlarla, brifinglerle ülkeleri yönetme dönemi bitti. 28 Şubat'ta 

medya mensupları çağrılıp, Ankara'da 'şunlar şunlar yazılacak, şunlar şunlar 

kesinlikle yazılmayacak' diye talimat verildiği dönemler oldu. 27 Mayıs darbesinden 

sonra, 12 Eylül darbesinden sonra özgür düşünen herkes hapishanelere giderken, 

talimatla yayın yapan medya o günlerde bir şartlanmanın aracı olarak kullanıldı. 

Şimdi ise bizim için yerel medya, yerel kanaat önderleriyle birlikte aslında 

toplumdaki bilinçlenmenin doğrudan adresidir."

"EN ERDEMLİ SÖZ KİMDEN ÇIKTI?"

Özgecan Aslan'ın öldürülmesinin ardından yapılan yayınlara değinen da 

Davutoğlu, şunları söyledi: "Özgecan Aslan'ın katledilmesi, hatta masum bir genç 

kız olduğu için şehit edilmesi üzerinden uyanan kamuoyuna dikkatinizi çekmek 

isterim. Yerel medya, ülkede bilinçli şekilde kadına yönelik şiddete karşı duran 

herkes bu anlamda ortak bir tavır içine girdi. Ancak, en erdemli söz kimden çıktı? 

Düşünürlerden, köşe yazarlarından, ulusal alanda bu acı olayı istismar etmek 

isteyen muhalefet partilerinden ya da belli büyükşehirlerde, sokaklarda 

yürüyenlerden değil, bu kızımızın babasından geldi en erdemli ses. Hiçbir intikam 

duygusu taşımadan, hiçbir olumsuz düşünce taşımadan, öylesine güçlü mesajlar 

verdi ki. İşte Mersin'in yerelindeki o belki de bu acı olay hiç yaşanmasa ismini hiç 

bilmeyeceğimiz Mehmet Aslan bence yakın dönem Türk kültürünün, irfanının en 

önemli sözcüsü oldu. Bunun için çok kitap okumak gerekmez, her gün bir köşe 

yazmak da gerekmez, her gün televizyonlarda ahkam kesmek de gerekmez. Fakat 

işte bir irfan sesi, bir anda bütün ülkede yankı buldu. O acıyı yaşayan baba, o 

irfanla konuşurken, annesiyle bizzat konuştum, vakur bir şekilde benimle 

konuşurken, anamuhalefet partisi genel başkanı ve birçok siyasi kesim, buradan 

yine AK Parti iktidarına fatura çıkarmaya kalktı."

"İLK ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLK İMZAYI BİZ ATTIK"

Başbakan Davutoğlu, Özgecan'ın acısını yüreklerinde derinden hissettiklerini, 

anında aileyle irtibata geçtiklerini, hala "ne yapılabilir" diye Bakanlar Kurulunda ve 

ilgili bütün kurumlarda çalışma yaptıklarını anlattı. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet 

konusunda ilk uluslararası sözleşmenin, Türkiye'nin öncülüğünde, Türkiye'yi 

temsilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığı yaptığı sırada, 2011'de 

çıkarıldığını anımsatan Davutoğlu, "Adını da İstanbul Sözleşmesi koyduk, ilk 

imzayı bizzat biz attık, ilk kanuni çalışmayı da Nisan 2012'de biz yaptık" dedi.

Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusunda hem hukuki hem de kurumsal alanda 

en önemli adımları kendilerinin attığını dile getiren Davutoğlu, bunu da bir siyasi 

prim aracı olarak görmediklerini ifade etti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Kadınlarını koruyamayan bir toplumun, çocuğun koruyamayan bir toplumun 

geleceğini inşa etmesi mümkün değil. Samimiyetle buna inandık ama bir anda 

dikkat edin, medyada da toplumda da iki tavır ortaya çıktı. Bir, acıyı derinden 

hissedip bunu aileyle, toplumla paylaşarak bunun üzerine bir bilinçlendirme 

yapmaya çalışanlar, diğerleri ise yeni bir fırsat ortaya çıktı, bunu istismar ederek, 

hükümeti, AK Parti'yi yıpratmaya çalışanlar veya belli anlayışlara dayalı olarak, 

geleneksel kültürümüze dönük yorumlar yapmaya kalkışanlar." 

SEFERBERLİK ÇAĞRISI

Davutoğlu, yerel medyanın ise bu konuda her zaman olduğu gibi vakur bir tavır 

koyduğunu dile getirerek, yerel medyaya şu çağrıyı yaptı: 

"Şimdi sizden ricam şu; lütfen bütün yayınlarınızda şiddete karşı seferberlik ilan 

edin. Bunu nasıl en iyi şekilde yapacağınızı siz iyi bilirsiniz. Özellikle kadına ve 

çocuğa yönelik şiddet konusunda yerel medyayı bir seferberliğe çağırıyorum. Her 

yerde, Van'dan İzmir'e, Batman'dan Edirne'ye burada bu salonda olan bütün yerel 

medya temsilcilerimize bir anlamda çağrıda bulunuyorum. Gelin, hükümet olarak 

ilan ettiğimiz bu seferberliğe sizler katılın. Bunun en güzel siyaset dilini birlikte 

geliştirelim. Anadolu'nun ve Trakya'nın her köşesinde şu anda bizleri izleyen 

vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Her şey aslında ailede başlıyor. 

Vatandaşlarımıza ailenin reisi olarak görülen baba veya eşe sesleniyorum, 

hanımlarınıza muhabbetle bakınız. Hanımlar beylere muhabbetle baksın ve birlikte 

çocuklarını muhabbetle yetiştirsinler. Ailede şiddet ve nefret görmemiş bir çocuğun 

daha sonra bunu geliştirmesi imkansızdır."

"NEFRET DİLİNE ORTAK TAVIR SERGİLEYELİM"

Öfkeyi, şiddeti yerle bir edecek olanın tebessüm ve tebessümün arkasındaki zihin 

ve gönül olduğunu belirten Davutoğlu, "Tebessümü, selamı yaygınlaştıralım ve kim 

şiddet dili, kim nefret dili kullanırsa ona karşı ortak tavır sergileyelim" dedi.

Annesinin sık sık, Konya ağzıyla "Erkeğin keli (kötüsü) kadın döver, kadının keli, 

(kötüsü) çocuk döver" dediğini anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Biz evimizde geleneksel, yerel bir kültürden geldik. Anadolu kültürünün içinden 

yetiştik, şiddet görmedik. Kadınlara el kaldıran, bu anlamda namertlerin en 

namerdidir. Dışarıda yapamadığı, gösteremediği yiğitliği evinde kaba güçle 

göstermeye çalışan ya da başka yerde gösteremediği yiğitliği, işte Özgecan 

kızımızda olduğu gibi arabasına binen bir genç kıza göstermeye çalışan mert 

olamaz, namerdin ta kendisidir. Mertlik öfkeyi bastırabilmektedir. Aynen 

Özgecan'ın babasının yaptığı gibi. Mertlik gönül genişliğindedir, aynen Özgecan'ın 

annesinin yaptığı gibi. Ama buradan hareketle ülkede karşıtlık çıkarmak isteyen ve 

bir anlamda aynen Gezi Olaylarında olduğu gibi ağaç, halbuki ağaç hepimiz için 

büyük değerdir, hepimiz ağaca saygı gösteririz, 14 kadar ağacın yer değiştirmesi 

dolayısıyla ağaç üzerinden bir şiddet ortamı çıkarmaya çalışanlar gibi, Özgecan'ın 

acısı üzerinden bir karşıtlık ortaya çıkartmaya çalışanlara en güzel cevabı 

Özgecan'ın annesi ve babası vermiştir. Sizler bu sese sahip çıkın ve bu kültürü her 

yerde yaygınlaştıralım."

"ÇÖZÜM SÜRECİ BİR GÖNÜL SEFERBERLİĞİDİR"

Çözüm Süreci için de seferberlik beklediğini dile getiren Davutoğlu, sürein 

bazılarının iddia ettiği gibi "mekanik bir müzakere süreci" olmadığını söyledi.

Çözüm Süreci'nin kendileri için "asırlarca bir arada yaşamış kardeşler arasındaki 

kardeşliği ezeli ve ebedi kılacak olan bir gönül seferberliği" anlamına geldiğini 

kaydeden Davutoğlu, "Biz iktidar olmadan önce Kürtçe konuştuğu için tahkir edilen, 

hapishaneye gittiğinde kendi ana lehçesiyle, diliyle, oğluyla konuşamayan 

annelerin acısı üzerinden yaşanan o trajedileri yok etmek için benimsenmiş ve 

mutlaka başarıya ulaşacak olan bir gönül seferberliğidir" şeklinde konuştu.

Bunu, bazı kesimleri memnun etmek ya da bir şekilde tatmin etmek için ortaya 

koymadıklarını ifade eden Davutoğlu, 2005'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 

Diyarbakır konuşmasından bu yana adım adım inşa ederek, tekrar Türkiye'yi 

bütünleştiren bir siyaset ahlakının, bir yeni kültür anlayışının yaygınlaşmasına 

önem verdiklerini vurguladı.

"HANGİ DİL NEFRET ÜRETİYORSA, O BİZİM DİLİMİZ DEĞİLDİR"

Dillerin hepsinin güzel olduğuna işaret eden Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam 

etti:

 ''Feqiye Teyran'ın güzel Kürtçesi ile Yunus Emre'nin güzel Türkçesi arasında bir 

fark yoktur. Eğer bir dil muhabbet üretiyorsa, eğer bir dil sevgi dili haline 

dönüşebiliyorsa, o dil her yerde güzeldir, kim konuşursa konuşsun güzeldir. Ancak 

bir dil, hangi dil olursa olsun, nefret üretiyorsa, şiddet üretiyorsa, o dil her yerde ve 

kim tarafından kullanılırsa kullanılsın çirkindir ve bizim dilimiz değildir. Hazreti 

Peygamber de Arapça konuşuyordu, Ebu Cehil de Arapça konuşuyordu. Hangi dili 

konuştukları değil neyi tebliğ ettikleri önemliydi. 12 Eylül'ün bildirileri de Türkçe 

yayınlanıyordu, Yunus Emre'nin şiirleri de ya da 2002'de Türkiye'de demokrasinin 

önünü açan AK Parti'nin bildirisi de Türkçe yayınlandı. Burada önemli olan, 

hepimizin sahip çıkması gereken şey muhtevadır ve güzel dillerimizi muhafaza 

etmektir."

"ÇÖZÜM SÜRECİ KONUSUNDAKİ TUTUMUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ"

Çözüm Süreci'nde ne zaman önemli bir aşamaya gelinse bunun engellenmeye 

çalışıldığını anlatan Davutoğlu, Oslo süreciyle ilgili bir çok komplolar tertip 

edildiğini, son olarak tam yasal düzenleme yapıp, Çözüm Süreci'nde ivme 

kazanılacakken, 6-7 Ekim olaylarının başlatıldığını söyledi.

"Israrla ve kararlılıkla çözüm süreci konusundaki tutumumuzu sürdürüyoruz" diyen 

Davutoğlu, yerel medyaya seslenerek, şu ifadeleri kullandı:  

"Sizden talebimiz, beklentimiz, hangi şehirde olursanız olun, ister Türkiye'nin 

doğusunda, ister batısında, ister kuzeyinde, ister güneyinde Çözüm Süreci'ne, Milli 

Birlik Projesi'ne sahip çıkın. Bunu baltalamak isteyenlere, Türkiye'de Türk, Kürt, 

Alevi, Sünni ayrımı yapmak isteyenlere karşı en yüksek gür sada yerel ve yerli 

medyadan çıkmalıdır ve çıkacağına da ben inanıyorum. Sizler eğer bu davaya 

sahip çıkarsanız, Türkiye'yi parçalamak, sadece ben parçalamaktan kastım 

kimsenin haddi değildir Türkiye'nin bölünmesi coğrafyasında onu kastetmiyorum 

sadece. Aynı apartmanda yaşayan bir Türk, bir Kürt, bir Alevi, bir Sünniyi birbirine 

neredeyse hasmane bakan komşular haline getirmek de bu ülkeyi parçalamaktır. 

İstanbul'da Ankara'da aynı apartmanda bakarsınız, Balkan muhaciri, Kafkas 

muhaciri, Diyarbakırlı, İzmirli birarada yaşar. Bu bilincin yaygınlaşması için sizlere 

güveniyoruz.''

Anadolu Medya Platformu'na da Türkiye'nin her yerine yayılmış olan medya 

mensuplarının öncülüğünde yürüyen faaliyetlere de bu anlamda büyük ihtiyaç 

hissettiklerini belirten Davutoğlu, "Bu seferberliğe siz de katılın, her yerde 

kardeşliği, demokrasiyi, demokratik istikrar üzerinden gelen milli irade bilincinin 

yaygınlaşması konusunda bize yardımcı olunuz. Birilerini nefreti körüklerken, siz 

inadına kardeşlik demeye devam edin" ifadelerini kullandı.

Evlerinde kendilerini izleyen vatandaşlara da seslenen Davutoğlu, "Lütfen yarın 

sabah karşılaştığınız herkese selam verirken, nasıl acaba bu selam verdiğim ve 

selam aldığım Türk müdür, Kürt müdür, Alevi midir, Sünni midir diye 

düşünmüyorsanız, bundan sonra da hiçbir zaman bu tür ayrımlar üzerinden, 

Türkiye'yi bölmeye çalışanlara prim vermeyin. Komşunuz farklı bir dildense 

özellikle ona selamla mukabelede bulunun, farklı bir bölgedense selamla 

mukabelede bulunun ve her yeri bir kardeşlik mekanı haline birlikte dönüştürelim"

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim