• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Kayseri : 6 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İstanbul : 18 °C

Bahçeli'den hükümete Suriye uyarısı

Bahçeli'den hükümete Suriye uyarısı
MHP Genel Başkanı Bahçeli: 'Türkiye kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin hemen yanı başında ve doğrudan tesir alanındadır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin hemen yanı başında ve doğrudan tesir alanında olduğunu belirterek, ''İflasla yüze yüze kalan Yunanistan'ı, ekonomik yıkımın darbesini ağır bir şekilde alan İtalya takip etti ve AB, kurumsal olarak tartışmalı bir eşiğe dayandı'' dedi.

Bahçeli, TBMM Genel Kurulunda, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde partisinin görüşlerini açıklarken, 10. yılına giren Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinin 10. bütçesinin müzakere edildiğini anımsattı. Bütçe sayısının bile iktidar partisi tarafından dillendirilen vaatlerin yerine getirilmesi ve verilen sözlerin tutulması için ne kadar geniş bir zaman aralığının var olduğunu ortaya koyacağını savunan Bahçeli, rahatsızlığı nedeniyle bütçe görüşmelerinde bulunamayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ''acil şifa'' dileğinde bulundu.

Parlamenter demokrasilerde bütçelerin çok önemli ve hayati bir özelliği bulunduğunu belirten Bahçeli, bütçeye bakarak, hükümetlerin hangi hedeflere odaklandığının anlaşılabileceğini söyledi.

''Ne var ki tıpkı öncekilerde olduğu gibi 2012 Bütçesi'nin de gerek muhteviyatı gerekse de amaçları yönünden umut verici olmaktan çok uzak olduğunu itiraf etmek lazımdır'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

''AKP'nin bütçeye bakışı, bütçe sürecini sıradanlaştırması, heyecanını ve iş yapma hevesini kaybetmesi karşı karşıya olduğumuz sorunların başlıcaları olmuştur. Bu haliyle çok gergin ve hassas bir dönemde hazırlanan 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, beklentileri karşılamasının ve beliren ihtiyaçları gidermesinin çok zor olduğunu söylemek isterim. 2012 Bütçe sürecinde, çok talihsiz ve elem verici hadiselerle karşılaştık ve milletçe birçok acıya muhatap kaldık. Özellikle bölücü terör saldırıları ve deprem felaketi nedeniyle canımız yanmış ve ciddi düzeyde kaybımız olmuştur. Kış aylarını, soğuk günleri yaşadığımız şu zaman diliminde; Van depreminin vahim sonuçlarını, içimizi sızlatan yıkımını ve yol açtığı feryatları duymak ve hissetmek hepimizin ve en başta da Hükümetin bir vazifesidir. Ancak bugüne kadar depremle mücadelede açığa çıkan zafiyetin, acziyetin ve karmaşanın hazırlayıcısı ve sorumluluğu da hiç şüphesiz AKP Hükümetindedir.''

2012 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının, hem Türkiye'de hem de komşu coğrafyalarda yaşanılan sorunların ve tehlikeli gidişatın üst üste çakıştığı bir dönemde görüşüldüğüne dikkati çeken Bahçeli, küresel ekonomideki yangının, AB üyesi bazı ülkelerdeki ekonomik gerilimin, bunların sosyal ve siyasal sistemlerindeki tıkanıkların da bu sürece paralel gittiğini anlattı.

''Neresinden bakarsak bakalım bölgesel ve küresel dinamiklerin kritik ve engebelerle dolu bir güzergahta ilerlediğini rahatlıkla söyleyebiliriz'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AKP Hükümeti bu ortamda siyasi, ekonomik ve dış politikalarına yön vermeye çalışmakta, girdiği sancılı ilişkiler ağında bir denge kurmaya çabalamaktadır. Niyeti ve sahip olduğu bulanık zihniyeti iktidara sürekli olarak ayak bağı olmakta fırsat olarak gördüğü ne varsa bir süre sonra kriz, açmaz ve tehlike halinde milletimize fatura edilmektedir.

Gerek ülkemizin gerekse de Dünya'nın deneyimlerinden çıkardığımız dersler, ekonomik problemlerin siyasal, sosyal ve ahlaki sorunlara kapı araladığı gerçeğidir. Bunu görmeden, bu tespiti yapmadan, bu doğru orantının altını çizmeden söyleyeceğimiz sözlerin bir hükmü ve inandırıcılığı doğal olarak olmayacaktır. Birçok ülkede belirli aralıklarla tekerrür eden önce ekonomik kriz, arkasından siyasal kaos ve en nihayetinde toplumsal bunalım kısır döngüsü her şeyden önce demokrasinin yayılmasında ve taban tutmasında en büyük engellerdendir. Bu itibarla dengeli, eşitlik temeline dayalı, adil, sosyal ve ekonomik gelişmenin, toplumsal istikrar için vazgeçilmez bir önem taşıdığı hepinizin hak vereceği bir husustur. Dış tesir ve tahriklere karşı psikolojik olarak hazırlıklı, milli ve manevi güvenlik duvarlarını pusuda bekleyen mihrakların muvaffak olamayacağı şekilde yükseltmiş milletler için elbette kaygı duyulacak bir durum yoktur ve tarih bunun sayısız misalleriyle doludur.''

-AB ülkelerindeki ekonomik kriz-

Türkiye'nin etrafının ''ateş çemberine'' alındığını ifade eden Bahçeli, ''Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz, yakın coğrafyalardaki halk hareketleri Türkiye;nin hiç olmadığı kadar tehditlerle burun buruna olduğunu göstermektedir'' dedi.

''En büyük ticaret ortağımız olan ve yabancı sermayenin en fazla geldiği AB, bugün ekonomik, sosyal ve siyasal problemlerle boğuşmaktadır'' ifadesini kullanan Bahçeli, ''seçilmiş siyasi yönetimlerin borç krizinin neden olduğu dalganın altında kaldığını ve uzaktan kumandalı hükümetlerin ardı ardına kurulduğunu'' ileri sürdü.

''İflasla yüze yüze kalan Yunanistan'ı, ekonomik yıkımın darbesini ağır bir şekilde alan İtalya'nın takip ettiğini ve AB'nin kurumsal olarak tartışmalı bir eşiğe dayandığını'' anlatan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Başlayan ekonomik kriz siyasal etkilerini gecikmeksizin göstermiş ve az önce vurguladığım döngü bir kez daha vasat bulmuştur. Açıktır ki AB'nin merkez yapılanması dışında tansiyon gittikçe artmakta, ekonomideki kara delikler sosyal kesimlerin hayat standartlarını cepheden vurmaktadır. Yunanistan'da olduğu gibi demokrasi dışı arayışlar bile başını kaldırmış ve kendisini hatırlatmıştır. Atina'dan Roma'ya kadar yaşanılan travmanın özü ve esası aslında bu şekildedir. Ekonomik krizler, gelir dağılımındaki facia düzeyindeki adaletsizlikler, jeopolitik fay hatlarının çatlamasına, güç kayıplarına ve toplumsal kaynamalara sebep olmaktadır. Sokaklar, küresel kapitalizmin tek taraflı ve insanı dışlayan mekanizmasına itirazlarla dolup taşmaktadır. Ahlaktan yoksun, sosyal kaygıları istenilen boyutta gözetmeyen ekonomik kurum ve kurallar bütünü, geniş halk kesimleri tarafından eleştirilmekte ve yeni arayışlar varlığını göstermektedir.

Tıpkı ülkemizde de olduğu gibi bir tarafta servet ve gelirin toplandığı mutlu azınlık, diğer tarafta sefaletin ve yoksulluğun kol gezdiği mahkum çoğunluk arasında ciddiye ve dikkate alınması gereken bir karşıtlık devamlı tahkim edilmektedir. Elbette ne inancımız ne de taşıdığımız insanlık idealleri gereğince böyle bir çelişkiye onay vermemiz ve sıradan kabul etmemiz söz konusu değildir.''

-''Riskler yüksek düzeyde seyretmeye...''-

İletişim ve ulaşım teknolojilerindeki gelişmenin farkındalık düzeyini arttırdığına, ilgi ve merak seviyesinin bir hayli fazlalaştırdığına dikkati çeken Bahçeli, bu nedenle, haksızlıklar, adaletsizlikler ve kuralsızlıkların dünyanın her köşesine anında yayıldığını söyledi.

Ekonomik sorunlara ve gelirin belirli ellerde toplanmasına yönelik bir dip dalgasının, mesafe aldığını ve Dünya'yı hızla bir karmaşanın içine sürüklediğini belirten Bahçeli, daha çok kar elde etme üzerine kurulan ekonomik düzenin tökezlemesi ve çıkmaza girmesinin sosyal kesimleri katlanılamaz maliyetlere ve trajedilere sevk ettiğini ifade etti. Bahçeli, şunları söyledi:

''Bundan kaynaklı travmalar siyasal sistemleri, yönetimleri ileri düzeyde tehdit etmektedir. Yunanistan'da başlayan çözülmeyi, sıçradığı yerleri ve Dünya'nın değişik ülkelerindeki protestoları bu haliyle iyi okumak ve gerekli sonuçları çıkarmak gerekmektedir. Elbette yaşanılanların kaynağı ekonomik kriz olmakla birlikte gelişme seyri ve ilerleyiş şekli sosyal ve siyasal niteliklidir.

Banka ve şirket kurtarmaları biçim ve kılık değiştirmiş, artık iş devletlerin kurtarılmasına kadar gelmiştir. Küresel ekonomik sistemin büyük oyuncularının düşüncesizliklerini, israflarını, utanmazlıklarını, sahtekarlıklarını ve kabalıklarını hiçbir suçu günahı olmayan insanlar bugün geldiğimiz bu aşamada sineye çekmemektedir. Toplumsal direnç ve tepki dalga dalga yayılmakta ve hiçbir ülkenin emniyette olmadığını ispatlamaktadır. Bugün ekonomik sorunlardan dolayı AB'nin geleceğine ve devamlılığına umutsuz ve olumsuz bakılıyorsa bunu en başta, ülke olarak biz dikkatle irdelemeli ve üzerinde durmalıyız. Borçların sürdürülebilirliği ve ekonomik yavaşlama ile ilgili kötümser gelişmeler küresel dengesizliklerin ve risklerin yüksek düzeyde seyretmeye devam ettiğini açıkça göstermektedir.

Dikkatlerinizi çekmek isterim ki Avrupa'daki çalkantıların, Türkiye ekonomisini başta sermaye hareketleri olmak üzere reel sektörün daralması yoluyla olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Geleneksel ihraç pazarımız olan AB'deki kriz, ihracat potansiyelimizi tehlikeye düşürecek bir risk taşımaktadır. Diğer ihracat pazarlarımız olan Ortadoğu ve komşularımızda yaşanan olaylar nedeniyle ihracatımızı bu bölgelere kaydırmak da tabiatıyla zor olacaktır.

Üzülerek söylemeliyim ki, Türkiye kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin hemen yanı başında ve doğrudan tesir alanındadır. AKP Hükümeti'nin vizyonsuzluğu ve meselelere kasti aşan yanlış yaklaşımı beka düzeyinde problemlere davetiye çıkaracak ve bunun vebali de elbette iktidarın omuzlarında olacaktır.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Müslüman toplumlarına kabul ettirilmesi ve toplumsal dönüşümün sağlanması için AK Parti Hükümeti'nin kullanılmak istendiğini ileri sürdü.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen 2012 Yılı Bütçesi üzerine söz alan Bahçeli, ''Arap baharı'' diye adlandırılan gelişmelerin, aslında istikrarsızlık ve isyan dalgalarıyla birlikte yürüdüğünü ve ''Büyük Ortadoğu Projesi''nin emir ve denetiminde yayıldığını söyledi. Kitlelerin memnuniyetsizliğinin tahrik ve provoke edildiğini belirten Bahçeli, Tunus'tan Şam'a kadar tüm rejimlerin, yönetimlerin baskı altına alındığını söyledi.

Genç bir işsizin kendini yakmasıyla tetiklenen olayların bugün çok farklı bir mecraya dayanmasının tesadüfi olmadığını anlatan Bahçeli, ''Bu, biriken ve bir karar aşamasına gelen sömürgeci hevesler için fırsat kapısı olmuştur'' dedi.

1916 yılından beri yabancı başkentlerde, karanlık odalarda, kirli mekanlarda paylaşıma, bölüşüme konu olan Ortadoğu'nun bir kez daha masaya yatırılması için uygun iklimin beklendiğini ve sonunda da elde edildiğini kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

''Demokrasi, barış ve özgürlük beyanatlarıyla, hazırladıkları zehri Türk-İslam alemine içirmeye çalışanlar, bugüne kadar ne yazık ki amaçlarına ulaşmışlardır. Haçlı zihniyeti demek olan bu kutsal ittifakın insafı, merhameti ve acıma duygusu yoktur. Bunların Müslüman alemi, Arap toplumu için iyi niyet taşıması da eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu çevrelere çanak tutan, Batının gölgesinde yaşamayı içlerine sindiren, işbirlikçilikte, tavizde gözleri kamaştıran emirleri, şeyhleri, sultanları, kralları şüphesiz ihmal etmemek lazımdır.''

-''AKP, Suriye çıkmazına itilmektedir''-

Tüm bahislerin halen Suriye üzerine oynandığını, bu ülkenin işgali ve yönetim değişikliği planlandığını belirten Bahçeli, AK Parti iktidarının göz göre göre buna alet olduğunu ileri sürdü.

AK Parti'nin ''Suriye çıkmazına'' itildiğini savunan Bahçeli, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Müslüman toplumlarına kabul ettirilmesi ve toplumsal dönüşümün sağlanması için AK Parti Hükümeti'nin kullanılmak istendiğini öne sürdü.

Bahçeli, ''AKP Hükümeti başından beridir; suflörü Batı, kılavuzu Büyük Ortadoğu Projesi olan kanlı bir oyunun dişlileri arasında kalmış ve olaylara yabancı başkentlerin gözüyle ve bakış açısıyla yaklaşmıştır'' diye konuştu.

-''Arap Birliği kimi kandırmaktadır?''-

Şam'ın düşmesinin telafisi çok zor olaylara kapı aralayacağını belirten Bahçeli, ''Biliniz ki Şam'dan sonra Büyük Ortadoğu Projesi depremi durmayacak, bu Haçlı fitnesi ve şiddeti görüş alanına Tahran ve Ankara'yı alarak ilerleyecektir'' dedi.

AK Parti'nin Suriye'de izlediği politikanın bu düşünce sahiplerinin değirmenine su taşıyacağını savunan Bahçeli, ''Kaygıyla izliyoruz ki Suriye ile Türkiye fiili savaş şartlarının sınırına gelmiş ve dayanmıştır. Karşılıklı yaptırım kararları, sınırlardaki gerginlikler hep bu sürecin bir neticesidir. Başbakan Erdoğan'ın kardeşi, dostu, birlikte tatile çıktığı Esad, şimdi düşman haline gelmiş ve iddialara göre halkını katleden bir vahşiye dönüşmüştür'' diye konuştu.

Arap Birliği'nin yaptırım kararlarının, insan hakları örgütlerinin bildirilerinin, Batı çevrelerinden yükselen seslerin bu duruma atıf yaptığını dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:

''Bu çerçevede bilhassa 22 üyeden oluşan Arap Birliği'nin demokrasi ve özgürlük konusundaki izahatları ve çağrıları komedidir. Sorarım sizlere bu ülkelerin hangisinde tam olarak demokrasi vardır? Bu ülkelerin hangisinde özgürlükler teminat altındadır ve muhalefete izin vardır? Bu ülkelerin hangisinde düşünce ve fikir belirtme serbestliği ve rahatlığı bulunmaktadır? Arap Birliği kimi kandırmaktadır? Kimleri ve hangi saldırıları meşrulaştırmaya çalışmakta ve neyi önünü almaktadır? Eğer varsa demokrasi ayıbı, hak ihlalleri, şiddet sahneleri, bir tek Suriye'de mi görülmektedir?''

-Hükümet, girdiği karanlık yoldan dönmeli''-

Şam'ı takip eden sürede Ankara'ya ve Tahran'a dayanma ihtimali bulunan Büyük Ortadoğu Projesi'nin gelişim seyrinin milleti de derinden etkileyeceğini ifade eden Bahçeli, ''Komşu ülkelerin içişlerine karışanlar, muhaliflerini besleyerek silahlandıranlar, aynısının başkaları tarafından ülkemize karşı uygulanması halinde hükümet ne yapacaktır ve hangi yolu izleyecektir?'' diye konuştu.

Hükümetin, girdiği bu karanlık yoldan dönmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bölgemizde Doğu sorunu kapsamında İran, Türkiye, Irak ve Suriye topraklarında dört parçalı Büyük Kürdistan planlanmaktadır ve bu adım adım ilerletilmektedir. Bağdat ve Şam'dan sonra, Ankara ve Tahran'ın dönüşmesi bunun için öncelikli hedeftir.''

-Yeni anayasa-

Bahçeli, TBMM 'nin yeni anayasa yapmak için bir komisyon marifetiyle çalışmalarına başladığını hatırlattı.

Bu anayasanın içeriğinin, uzlaşılan hususlar, Türk milletinin geleceği ve Türkiye'nin bütünlüğü bakımından önemli olacağını vurgulayan Bahçeli, ''Ortadoğu sokaklarında, meydanlarında değiştirilen yönetimlerin ve sallanan rejimlerin bir benzeri ümit ederim ki ülkemizde anayasa yoluyla olmaz ve böylesi bir düşüklüğün tarafı olmayı inşallah kimse tercih etmez'' diye konuştu.

Yeni Anayasa'nın, Türk milletinin milli ve manevi ilkelerini teminat altına alan bir görüş derinliğiyle, Cumhuriyeti koruyan ve gelişmesine destek veren fikir zenginliğiyle, bin yıllık kardeşlik bağlarını sarsmayan, milli kimliğimize sahip çıkan berrak bir iradeyle temellendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, bu çalışmaların ''millet olmayı sakatlayacak sosyolojik kırılmaya, ihanetle aynı anlama gelecek ayrımcılığın meşrulaştırılmasına'' yol açmaması konusunda uyanık olunmasını istedi.

''Bu coğrafyada gelecek Türk milletiyledir'' diyen Bahçeli, Türk vatanının teminatının büyük Türk milleti olduğunu ifade etti. Bunun dışında her yolun, düşünce ve yaklaşımın macera ve sonu olmayan hayalperestlik olduğunu savunan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Başta anayasa olmak üzere, Gazi Meclisimizin, karşımızdaki her meseleye odaklanırken ilham kaynağı, esasları 29 Ekim 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları tarafından belirlenmiş inanç ve kurallar bütünü olmalıdır. Başka da bir çıkış ve çare yoktur.

Her türlü anayasal çalışmanın, hazırlığın ve çerçevenin özü ve ilkesi, devletimizin Türkiye Cumhuriyeti, adımızın Türk milleti, başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu kararlılığına, sözüne ve değiştirilemeyecek iradesine bağlı olmalıdır. Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temellerin tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil ülküsü olduğu benimsenmelidir.

Bunun dışındaki her yol, yöntem, teklif ayrılıkta, bölünmede, çözülmede, dağılmada mutabakat arayışıdır ki bizim de buna sıcak bakmamız, rıza göstermemiz ve tahammül etmemiz söz konusu bile olmayacaktır. Bugün de karşımızdaki ayrılma ve bölünme tehlikelerine karşı yegane direnç ve dayanma noktası, yürekleri vatan ve millet sevgisi ile dolu olduğuna inanmak istediğim muhterem milletvekillerinin direnme gücü ile eşdeğerdir.''

-''Cari açık rekor kırdı''-

Bahçeli, ''Türkiye'yi 9 yıldır yönetme sorumluluğu taşıyan AK Parti'nin, milletten aldığı yetkiyi huzura, kardeşliğe, ekonomik ve sosyal refaha harcayacak yerde maalesef çatışmanın, kutuplaşmanın, krizlerin ve ele geçirme ihtiraslarının aracı yaptığını'' öne sürdü.

Türkiye'nin ekonomisinin, son 9 yıldır hiçbir yapısal önlem almadan göstermelik tedbirlerle, ''düşük kur-yüksek faize'' dayalı sıcak paraya bağımlı bir anlayışla idare edildiğini ileri süren Bahçeli, ''Gerekli ve yeterli tedbirleri zamanında almayarak, başta cari açık olmak üzere birçok sorunu kalıcı ve kronik hale getirmiştir. AKP bugüne kadar uyguladığı yanlış politikaların Türkiye ekonomisini sürüklediği açmazı kamuoyundan gizlemek için ise sürekli hesap ve rakam oyunlarına başvurmuştur'' şeklinde konuştu.

2002 yılında 224,8 milyar dolar olan toplam iç ve dış borç stokunun, 2010 sonu itibarıyla 510,3 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Cari açık ve dış ticaret açığında da Cumhuriyet tarihinin rekorları kırılmıştır. 2002 yılında cari işlemler açığı 1,5 milyar dolar, dış ticaret açığı da 15,5 milyar dolar iken; 2011 yılında dış ticaret açığı 102,1 milyar dolar, cari açık 2002 yılına göre yaklaşık 50 kat artarak 71,7 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye'de rekor düzeylerde seyreden cari açık en önemli sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. 2002 yılında GSYH'nın sadece yüzde 0.3'ü kadar cari açık veren ülkemiz 2011 yılında GSYH'nın yüzde 9.4'ü kadar cari açık verecektir.

AKP ile birlikte yapısal hale gelmiş bulunan cari açık sorununun bugün uygulanmakta olan üretim yapısı ve kur politikasıyla da çözülmesi mümkün görünmemektedir. Dış talepteki daralma da dikkate alındığında Türkiye ekonomisinin 2012 yılında ciddi sorunlar yaşaması kaçınılmaz olacaktır. ''

2012 yılı programı ve bütçesi birlikte değerlendirildiğinde; hedeflerin dünya ekonomisindeki gelişmeler ile Türk ekonomisindeki risklerin göz ardı edilerek hazırlandığı ve tahminlerin yılsonunda tutturulamayacağı anlaşıldığını savunan Bahçeli, ''Sonuç itibarıyla 2012 bütçesi bize güven vermemektedir'' dedi.
AA
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim