• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • Kayseri : 21 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C

Başbakan Erdoğan'ın Son Grup Toplantısı Konuşması Son Dakika

Başbakan Erdoğan'ın Son Grup Toplantısı Konuşması Son Dakika
Taksim Gezi Parkı olayları gündemdeki yerini koruyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mecliste yaptığı son grup toplantısı konuşması. Cumhuriyet Mitingleri'nden de bahseden Başbakan Erdoğan son grup toplantısı konuşmasında "biz yüzde 100'ün hükümetiyiz, Her türkü ayrımcılığı ve ayrıştırıcılığı ortadan kaldırdıklarını" söyledi. Başbakan Recep Ta

Devlet Bahçeli'nin grup toplantısı konuşmasının ardından kürsüye çıkan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "biz hep helalleşmeden yana olduk. Komşuların dayanışmasınıa savunduk. Biz son 2 haftadır yaşanan olayların detaylarını, sebeplerini araştırıyor, tartışıyoruz" sözkeri ile sıcak mesajlar verdi.





Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:

Gösteriler amaç değiştirerek farklı bir noktaya ulaştı. AK Parti olarak hadiseleri okumak, analiz etmek konusunda her zaman hassasiyet içinde olduk. Sandıktan çıkan sonuçlar tartışmasız zaferi işaret ettiğinde yerimizi kaybetmişlerin yerine koyduk. 2009 yerel seçimlerinde netice istediğimiz gibi olmadığında nerede yanlış yaptığımızı tüm boyutlarıyla değerlendirdik. Sandık sonuçları ile değil toplumsal meselelere hassasiyetle yaklaştık. Mal güvenliğini, can güvenliğini, akıl güvenliğini inanç güvenliğini sağlamak zorundayız. Cumhuriyet mitinglerini dahi bildiğimiz halde acaba göremediğimiz bir boyut var mı diye farklı bir gözle izledik. Kendimizi yüzde 100'ün partisi olarak gördük. Etnik, bölgesel dinsel milliyetçiliği ayaklar altına aldığımızı söyledik. Batı ne gördüyse doğu aynısını görecek dedik. 10 yıl önce Hakkari'ye havaalanı yapılacak dense acaba kim inanırdı? 76 milyonu bir ve beraber gördüğümüz millet kavramını en çok biz kullandık. Ötekileştiren çizgiyi hiç bir zaman kabul etmedik. Hep helalleşmeden yana olduk. Her ölçekte insan değerleri güçlü şekilde savunan hareket olduk.







SAPLA SAPANIN KARIŞMASINA İZİN VERMEYİZ
Son iki haftadır devam eden olayları her boyutu ile analiz ediyoruz. İnsanımızı bu gösterilere sevk eden sebeplerin neler olduğunu, bazı gençlerin neden bu tepkiyi verdiğini detaylarıyla araştırıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiç kimse ve hiçbir kesimle, onların hassasiyetlerini bir kenara bırakmayacağız. Bugüne kadar demokratik taleplere nasıl dikkatle kulak verdiysek, bundan sonra da öyle olacak. Ancak ben tüm bu olaylara baktığım zaman düşünüyorum. Acaba ne istedikleri belli mi? Ne talep ettikleri belli mi? Bu noktada tüm bunları yaparken, sapla sapanın birbirine karışmasına, meselenin bağlamından koparılmasına izin veremeyiz.

10 yıldır farklı provokasyonlarla nasıl baş ettiysek, bundan sonra da milletin emanetini aynı hassasiyetle korumaya devam edeceğiz. Ne kimseye dayatma yaparız, ne de kimsenin dayatmasına eyvallah deriz.

PROJEYE CHP DE ONAY VERDİ
Son iki haftadaki olayları homojen, tek odaklı olaylar olarak tabi ki görmüyoruz. Bir kere Taksim'in yayalaştırılması kapsamında, Gezi'deki ağaçların taşınmasına yönelik çalışmaya gelen itirazlar, kısa sürede başka yönlere kaymıştır. Şunu tekrar hatırlatıyorum. Taksim'de yapılan, Taksim'in yayalaştırılması kapsamında, bazı ağaçların bir başka yere taşınmasından ibarettir. Bu proje belediye meclisinde CHP'nin de onayıyla oluşan bir projedir. Şimdi onlar bunu da inkar eder, çünkü onlar sabah başka akşam başka konuşuyor.

GÖSTERİCİLER ÇEVRE KATLİAM YAPTI
Bazı siyasilerin projeye onay verip sonra eylemlere destek vermeleri, yani çark etmeleri görülmüştür. Orada olanlar çevre katliamını bizzat yapmışlardır. Çiçek saksılarının paramparça edilmesi, ağaçların yine bu kişiler tarafından yakılması bütün kamu binalarının ve araçlarının ateşe verilmesi, hatta sivil araçların ateşe verilmesi... Bunlar birer çevre katliamı değil mi.

ÇEVRECİYSENİZ NİYE YAKIP YIKTINIZ?
Olayın ilk safhasında ortaya çıkan itirazlar, yine ilk andan itibaren örgüt ve partilerin olaya girmesiyle farklı yönlere kaymıştır. İki haftadır olan biteni çevre hassasiyetiyle izah etmek mümkün değildir. Arkasında bugün itibari ile malesef 4 can bırakmıştır. 600'den fazlası polis olmak üzere çok sayıda vatandaşımız yaralanmıştır. Büyükşehirlerde bazı sokak ve caddeler ağır şekilde tahrip edilmiştir. Ankara'daki otobüs duraklarının halini görüyorsunuz. Alt geçitlerdeki o seramiklerin nasıl kırıldığını görüyorsunuz. Bunları çevre adına mı yaptılar? Çevreye saygını söyle mi?

Ve bunlara hiçbir şey yapmayacaksınız, öyle mi? Duvarlara son derece ahlaksız yazılar yazdılar, belediye otobüslerini ve esnafın dükkanını tahrip etmişler. Araç kornaları ile tencere tava sesleri ile, evlerinde insanlar rahatsız edilmiş, gürültü kirliliği oluşturulmuştur. Bize çevrecilik dersi vermeye kalkanlar, görüntü, hava ve gürültü kirliliğinin de çevreye karşı bir tavır olduğunu bilmeleri gerekmektedir.

Faizlerin yükselmesi, borsanın düşmesi, yatırım ortamının kötüleşmesi, yatırımcının ürkütülmesi ve imajımızın zedelenmesi amaçlanan proje devreye sokulmuştur. Türkiye'nin yükselen imajı hedef alınmıştır. Uluslararası çevreler sistematik olarak yanlış bilgilendirilmiştir. Art niyetli medya kuruluşlarının da devreye girmesiyle Türkiye'ye karşı bir işbirliği başlamıştır.

Bakın özellikle dikkat çekmek istiyorum. Şu an Taksim'deki eylemle, diğer gösteriler arasına bir çizgi çekme havası olduğunu giriyorum. Taksim'deki eylemler, masum demokratik eylemler olarak yansıtılırken, şiddet içeren eylemlerin Gezi Parkı ile ilgisi olmadığı çizgisi çizilmeye çalışılıyor. Kusura bakmasınlar, öyle değil. O şiddet içerikli eylemler, burada fitili ateşlenen eylemler yüzünden olmuştur. Şiddet içerikli eylemler, Taksim'in arkasına sığınmıştır.

YÜZDE 95'İ GEZİ PARKI'NI BİLE BİLMEZDİ
Buraya gelenlerin yüzde 95'i, şu olaylardan önce Gezi Parkı'nın adresini bile bilmez. Buralar benim doğup büyüdüğüm yerler, çok iyi bilirim. Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde de, buralara geleceğe yönelik hayallerimiz vardı. Yaptığımız budur. Yoksa olay buradaki ağaçların sökülmesiyle ilgili değil.

SANDIĞA ALTERNATİF YOL ARIYORLAR
Sandıkta galip gelemeyenlerin, sandığa alternatif bir yol arama biçimidir bu olaylar. Çevre hassasiyeti, daha farklı eylemlere paravan olmuştur. Demokratik bir yönetime karşı illegal bir başkaldırıyı ateşleme görevi yapmıştır. Beşiktaş'ta Başbakanlık ofisine şiddet kullanarak saldıran kitleler, Gezi Parkı eylemlerine sığınmıştır. Ofisin olduğu caddede bir tane sağlam kaldırım taşı kalmamıştır. Güçleri yetse oradaki dev çınarları da yıkarlardı.

"KUSURA BAKMAYIN TAYYİP ERDOĞAN DEĞİŞMEZ"
Türk bayrağını yakarak, Taksim Meydanı'na illegal örgütlerin bayraklarını asacak kadar ileri gittiler. Efendim diyorlar ki, Başbakan sert, Başbakan geriyor. Ne olacaktı? Şu AKM'den şu paçavraları indirin mi diyecektik? Şu terör örgütünün mensuplarının posterlerini indirin mi diyecektik? Güvenlik güçlerimizin başta bu işe müsade etmemesi gerekiyordu. Çatıya bunlar nasıl çıkarılır? Bu paçavralar devlet kurumunun üzerine nasıl astırılır? Bunların karşısında biz konuşunca, Başbakan sert konuşuyor diyorlar. Eğer buna sertlik diyorsanız kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez.

Ben, bu sabahki operasyonu yapan polisimize, Valimize ve İçişleri Bakanımıza teşekkür ediyorum.

GEZİ PARKI İŞGAL ALANI DEĞİLDİR
Kusura bakmasınlar, Gezi Parkı işgal alanı değildir. Adı üzerinde Gezi Parkı'dır. Gezi Parkı gösterileri, arkasında ölü bırakan şiddet eylemlerini meşru gösteren bir ambalajdan başka bir şey değildir. Asıl hedefi örtmek için kullanılmaktadır. Eylem yaptığını düşünen vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. Taksim Gezi parkı kılıfıyla Türkiye'de büyük bir oyun oynanmak isteniyor.

TAYYİP ERDOĞAN MI ÇEVRECİ BUNLAR MI?
Taksim'de şu an eylem yapanlar, Türkiye'nin yatırım ortamına darbe vurmak isteyenler tarafından kullanılıyor. Onlar eğer samimi iseler bu ağaçlar, bir başka yere dikilecek. Biz İstanbul'a 180 km'den suyu getirdiğimiz zaman. Tünellerden suyu getirirken bazı yerlerde de ağaçları söktük. Ama biz o zaman 70 bin ağaç söktüysek, 780 bin fidan diktik. Şimdi bunu görmeyecek misiniz? İnsanlar susuz. Bidonla sudan evlere su taşınıyor onlarla yıkanılıyordu. 180 km'den dağları delerek İstanbul'a suyu getirdik. Şimdi soruyorum bunlar mı çevreci, Tayyip Erdoğan ve ekibi mi?


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim