• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kayseri : 22 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İstanbul : 20 °C

Başkanımız Eke'nin gayretli çalışmalarını da takip ediyoruz

Başkanımız Eke'nin gayretli çalışmalarını da takip ediyoruz
100 liramızın 7 lirası borçtu, bugün 57 lirası borç oldu

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, ekonomist gözüyle Türkiye ekonomisini değerlendirdi. “Bazen diyorlar ki “Siz bu kadar eleştiri yapıyorsunuz ama işte bakın refah arttı” diyorlar. Refah artar, bu değil önemli olan, önemli olan refahın sağlam kaynaklarla artması, öz gelirimizle artması. Öz gelirde bir artış da oldu ama borçlar daha fazla arttı” dedi.

RÖPORTAJ ALİ BURHAN

Mevlüt Karakaya ile yaptığımız röportajımızın ikinci bölümünde, Türkiye Ekonomisi, gündeme damgasını vuran önemli konulardan Bedelli askerlik, Çözüm süreci ile MHP'nin 2015 Genel seçimlerinden beklentisi üzerine yaptığımız sohbeti yayınlıyoruz. 

İşte sorularımız ve aldığımız cevaplar; 

-Ekonomist olduğunuzu biliyoruz. Türkiye'nin ekonomisi hükümet kanadına göre gayet düzgün ve başarılı bir çizgide ilerliyor. Siz aynı zamanda muhalefet partisinin genel başkan yardımcısısınız ama öncelikle ekonomist kimliğinizle cevap vermenizi istersek Türkiye ekonomisini nasıl yorumlarsınız?

HÜKÜMET CEPHESİNDEN BAKANLARDA PARLAK GÖRMÜYOR
Aslında artık hükümet cephesinden bakanlar için de ekonominin durumu öyle pek parlak görünmüyor. Hükümet cephesinde şu an iki kesim var, birincisi ekonominin iyi gittiği yönünde algı oluşturmak isteyenler var bir de gerçekleri görüp düzeltilebilmesi için çaba içinde olanlar var. AKP hükümetleri 12 yıldır iktidarda. 2002 yılından bu yana sürdürülen ekonomi politikalarına baktığımızda birincisi şunu görüyoruz; AKP'ye özgü bir iktisat politikasının olduğundan bahsetmek mümkün değil. 2002 yılında devam etmekte olan güçlü ekonomiye geçiş programını aldılar ve bunu devam ettirmeye çalıştılar. Ancak bu program hazırlandığı dönemde bir krizden çıkış programıydı. Ve doğal olarak devamında bu programda çok önemli tadilatların, değişikliklerin yapılması gerekiyordu fakat bunlar yapılmadı. Yapılmadığı gibi de üretimi arka plana atan, finans ekonomisiyle sıcak paraya dayalı, dışardan satın alma üzerine kurgulanmış ve hane halkı özel boyutta da borçlandırmayı teşvik eden bir yapı ortaya kondu. Bu yapının getirdiği sonucu hem genel dengelerde, makro göstergelerde gözlemlemek mümkün hem de sektörler bazında analiz edip incelemek mümkün. 

İŞSİZLİK ORANI İKİ HANEYE ÇIKTI
Genel dengeler açısından bakıldığında bugün gelinen noktada yüzde 10'un üzerinde bir işsizlik görüyoruz. Oysa iktidara geldiklerinde işsizlik oranı yüzde 8'di. Hatta beğenmedikleri 57'nci hükümet döneminde işsizlik oranı yüzde 7,8'di. Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranları yine bu hükümet döneminde yüzde 14-15'lere çıktı. Ve bu bahsettiklerimiz resmi rakamlar. Gerçek rakamlara bakıldığında çok daha yüksek oranlar görürüz. 

GENÇLER EVLENEMİYOR ÇÜNKÜ İŞ BULAMIYOR
Yani sonuç olarak ekonomi politikalarından milletin beklediği nedir; iştir, aştır. Bunları sağlayamadılar. Gençler açısından baktığımızda durum daha da vahim. Gençler arasındaki işsizlik bu hükümetler döneminde 2 katına çıktı. Gençlere 3 çocuk yapın 5 çocuk yapın diyerek durumu götürmeye çalışıyorlar ama gençler okulunu bitirmiş evlenemiyor. Niye çünkü iş bulamıyor. Yani sonuç olarak bu memlekette işsizlik çok büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. 

-Kriz tellallığı yapmak istemiyorum ama önümüzdeki dönemde Türkiye'de bir kriz bekleniyor mu sizce? 

İŞSİZLİK DAHADA ARTACAK
Bugüne kadar sürdürülen politikaları biz hep eleştirdik. Doğru yere götürmüyor dedik. Yani iş üretmiyor, aş üretmiyor doğru yolda değil dedik. Şimdi geldiğimiz noktada işsizlik öyle gözüküyor ki daha da artacak. İkinci önemli şey, bu memlekette herkes borçlandı, borç batağına girdi. Bakın ekonominin üç temel aktörü vardır; hane halkı, kamu ve özel sektör. 

REFAHIN KAYNAĞININ ÖNEMLİ BİR KISMI BORÇLANMA
Şimdi bugün hane halkının borçluluk oranına bakın, bu hükümetler döneminde yüzde 7'lerden yüzde 57'lere yükseldi. Yani bu hükümet gelmeden önce vatandaşın cebindeki 100 liranın 7 lirası borçtu, ama bugün 57 lirası borç. Bazen diyorlar ki "Siz bu kadar eleştiri yapıyorsunuz ama işte bakın refah arttı" diyorlar. Refah artar, bu değil önemli olan, önemli olan refahın sağlam kaynaklarla artması, öz gelirimizle artması. Öz gelirde bir artış da oldu ama borçlar daha fazla arttı. Dolayısıyla refahın kaynağının önemli bir kısmı borçlanma. Bu memlekette şu an borçlanmayan kimse yok. 

HERKES BORÇLANDI
Bakın sadece bir rakam vereceğim, bankaların kredi portföyü 40 milyardı, bugün 1 trilyon 2 yüz milyara yaklaştı. Yani 30 kat arttı. Bu şu anlama geliyor, herkes borçlandı. Bunun adına da borca, finansmana kolay ulaşım dendi. Evet millet paraya kolay ulaştı ama bu kolay borçlandığı anlamına geliyor. Yani insanlar gelirinin üzerinde borçlanmaya başladı. Ve geri dönüş sıkıntıları başladı. Bu bugün başlamadı, 5 sene önce başladı. Sonra bankalara talimatlar verildi, o ödenemeyen borçlar yeniden yapılandırıldı, vadeler uzatıldı. Yani bu şekilde milletin geleceği ipotek altına alınmış oldu. 
Özel sektöre geldiğimizde yine borç batağı görüyoruz. Özel sektörün dış borcu 43 milyardan 240 milyarlara çıktı. Bugün Türkiye'deki şirketlerin 180 milyar dolar kur riski var. Toplam dış borç 130 milyarlardan 400 küsur milyarlara çıktı. Dolayısıyla buradan baktığımızda herkes borçlu. 
Yani birilerinin keyfi yerinde olabilir, saraylar yaptırabilir, paraları koyacak yer bulamayıp ayakkabı kutularına dolduruyor olabilir, saymaya parmakları yorulduğundan para sayma makinaları alabilir ama bu başka bir şey. Vatandaş boyutundan baktığımızda durum az önce özetlediğim gibi. 

PROGRAMLARLA DALGA GEÇİYORLAR
Kamudaki duruma gelecek olursak. Kamu dengeleri açısından iyi bir dönem oldu deniyor. Evet göstergeler öyle gösterdi bir ara. Bütçe açıklarını kapattık denk bütçe yaptık dendi. Ama nasıl yaptınız bunu? Bu milletin dişinden tırnağından artırılarak yapılan o kadar kamu varlığını sattınız özelleştirme adı altında. TÜPRAŞ'ı, PETKİM'i, Telekom'u, SEKA'yı sattınız, limanları sattınız, arsaları sattınız, arazileri sattınız… yani aklınıza gelebilecek her şeyi sattınız. Sonra buradan elde ettiğiniz parayı götürdünüz bütçeye yazdınız "Ben bütçe açıklarını kapattım!" dediniz. Şimdi ne oldu, bu satışlardan gelen gelirler azalınca bütçe açıkları da yeniden başladı. Cari açığa baktığınızda dünyada en riskli ülke konumuna getiriyor cari açık sizi. Onu kapatmaya çalışınca bu sefer büyüme düşüyor, büyüyemiyoruz. Peki bu tablo karşısında ne yapıyor hükümet, programlar açıklıyor. En son yine bir program açıkladılar. Ne getiriyor bu program diye baktığımızda hiçbir şey göremiyoruz. Dalga getirdi program, dalga geçiyorlar. 

2023 MHP PROJESİYDİ
2023 hedeflerinden bahsediyorlardı. Bu hedefler MHP'nin iktidarda olduğu dönemlerde 8'inci 5 Yıllık Kalkınma Planına konan hedeflerdi. Orada 2023 uzun vadeli kalkınma hedefleri diye bir madde vardı. Bu maddeyi Sayın Devlet Bahçeli koydurdu. Sonra bu projeyi MHP'nin birçok projesinde olduğu gibi aşırdılar. Aşırsınlar problem değil biz bunu devlet projesi haline getirip koymuşuz oraya. En sonunda bize bu konuda "telifini veririz" dediler. Bizim için önemli olan telifini vermek değildi, hakkını vermekti. Yani "Parasını neyse veririz, çok konuşmayın" dedi. Tamam parasal gücünde sınır olmayanlar her şeyi parasıyla almak isteyebilir ama dedik ya bizim için önemli olan telifini vermek değil hakkını vermek. Peki hakkını verebildiler mi? Hayır veremediler! O hedeflerin hepsini hiç ettiniz, yarısına bile gelecek durumda değilsiniz. 

TÜRKİYE'DE ZATEN KRİZ VAR
Kriz meselesine gelecek olursak. Krizleri geçmişteki gibi, ansızın bir gece gelmesini beklemek çok doğru değil. Ama şöyle değerlendirmek lazım: Krizin sonuçları neler oluyor? İşsiz kalıyor vatandaş, borcu artıyor, sanayicinin üretimi düşüyor, esnafın satış düşüyor… Bunlar bugün Türkiye'de yaşanıyor zaten. Yani krizi zaten yaşıyor Türkiye. Ama bir yere gelecek orada sürdürülebilir olmaktan da çıkacak. Kim ürettiğinden fazlasını tüketerek zengin olmuş? Kim sattığından fazlasını alarak öne geçmiş? Bunu söylediğimiz zaman, dışardan borç para bulup cari açığı kapatabiliyorsan sorun yok diyorlar. Ama nereye kadar? Sonuç olarak bir kriz çığırtkanlığı yapmak istemiyoruz ama Nasreddin Hoca'ya sormuşlar, "Hocam kıyamet ne zaman kopacak?" diye, Hoca cevap olarak, "Hanım öldüğünde benim için küçük kıyamet, ben öldüğümde büyük kıyamet." demiş. Yani kriz beklemeye gerek yok, adam işini kaybediyor, evine ekmek götüremiyorsa al sana kriz. 
-Gündemde olan önemli konulardan biri de bedelli askerlik. MHP olarak bedelliye bakış açınız nedir?

İNSANLARI ASKERLİKTEN SOĞUTTULAR
Daha önce defalarca parti olarak bedelli askerlik konusunda görüşümüzü açıkça belirtti. Görüşümüzde bir değişiklik yok bu konuda. Ama günceli değerlendirmek gerekirse birincisi ihtiyaçların tespiti konusunda Genele Kurmay'ın bir görüş ortaya koyması gerekiyor. Sonuç olarak siz yurt savunmasını Genel Kurmay'a bırakmışsınız, bu bakımdan bu konudaki eleman ihtiyacı konusunda Genel Kurmay'ın söyleyecekleri son derece önemli. İkincisi bu yapılacaksa böyle "parası olanların kurtulduğu bir vatan görevi" gibi algılanmasını önlemek lazım. Parası olandan olmayana da aktarma olabileceğini belirtmiştik, ama tabi belirli bir süre temel askerlik eğitimi alınması koşuluyla. Bugünkü noktada bu bedelli askerlik işinin iki de bir temcit pilavı gibi, gündem değiştirmek için ortaya çıkarılması ya da "E hadi size bir kıyak geçelim" biçiminde ciddiyetsizlikle değil ciddi olarak teknik çalışma ile sistem dâhilinde yapılmasının şart olduğunu söylüyoruz. Yıllardır bu bedelli askerlik gündeme getirile getirile insanları askerlikten de soğuttular. 

-MHP olarak çözüm sürecini ciddi bir biçimde eleştiriyorsunuz. Bu konuda gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAMUOYUNDAN GİZLENENLER BUGÜN ORTAYA ÇIKIYOR
Partimizin bu konudaki görüşleri açık ve nettir. Açılım vb. farklı isimlerle başlayıp bugünlerde 'çözüm süreci' denilen süreci biz bir 'ihanet süreci' olarak değerlendiriyoruz. Bu süreç ilk başlatıldığında kamuoyundan gizlenen pek çok şey bugün gelinen noktada ortaya çıktı ve biz bunları o dönemden açıkça ortaya koyduk. MHP'nin Sayın Genel Başkanı ve partinin tüm temsilcileri, bugün gelinen noktada hala birçok şey gizleniyor olsa da, olacakları dünden söylemişti. Bugün de gelecekte olacakları söylüyoruz ama inşallah haklı çıkmayız. Bakın bir 'barış projesi' dediler ülkenin yarısı bölünür noktaya geldi. Bugün ülkenin İçişleri Bakanı 11 tane ile hâkim olunamadığını söylüyor. Silahsız bir biçimde pazara ailesiyle alışverişe çıkmış askerlerimiz, kimsesizmiş gibi sokak ortasında enselerinden kurşunlanarak öldürülüyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun heykelleri yakılıyor. Bunlar tüm Türk vatandaşlarının zoruna gidiyor. İnsanlar gözlerine inanamıyor yaşananlar karşısında, bu kadar da olamaz diyorlar ama uyuşturulmuş durumda insanlar. Ama "Hele duralım sonucu görelim." diyorlar uyuşturulmuş bir biçimden. Bu iktidarın demokratik yollarla devletin başından uzaklaştırılması gerekiyor. Zaten o sürece de girdik 2015 yılında yapılacak genel seçimlerle bu gerçekleştirilecek. 

-Seçimlerden söz etmişken, 2015 seçimlerinde MHP'nin hedefi nedir, tek başına iktidar diyebiliyor musunuz? 

Bu seçimlerde hedefimiz çok net: Bağımsız Türkiye idealini gerçekleştirmek için tek başına iktidar!


17 Şubat'a kadar il ve ilçe kongreleri tamamlanacak

-MHP kongre sürecine girdi. Seçimlerden önce Genel Merkez kongreside yapılır mı?

Kongrelerimiz yeni başladı. Bu hafta birkaç yerde yapıldı. Aralık ayında yoğunlaşacak ve 17 Şubata kadar il ve ilçe kongrelerimiz bitmiş olacak. Seçim süreci hazırlıklarıyla aynı süreçte oluyor. Genel Merkez kongresi için henüz bir tarih belirlemiş değiliz. Seçimden sonrada, öncede olabilir. Seçim tarihi Haziran'ın ilk haftası olarak görülüyor. Kongre süreci tamamlandığında uygun olursa seçimden öncede olabilir. Ama burada önemli olan seçimlerden önce il ve ilçe teşkilatlarının kongrelerinin tamamlanıp MHP'yi iktidara taşıyacak kadroların seçimlere hazır olmasıdır.


KAYSERİ VURGUSU 
2015 Genel seçimlerinde önemsediğimiz illerimizden birtanesi de Kayseri'dir. İktidara Kutlu yürüyüşümüzü Kayseri'den yapmak için il teşkilatımızında azimli çalışmalarını görmekteyiz. İl Başkanımız Mete Eke'nin gayretli çalışmalarını da takip ediyoruz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim