• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 15 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İstanbul : 19 °C

Bedelli askerlik çıkıyor mu?

Bedelli askerlik çıkıyor mu?
Bedelli askerlik çıkacak mı? Binlerce kişinin merak ettiği bedelli askerlik konusunda son açıklama Ak Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'tan geldi. Numan Kurtulmuş bir defaya mahsus bedelli askerliğin çıkabileceğini söyledi.

Bedelli askerlik konusunda Milli Savunma Bakanlığı’nın çalışma yaptığını belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Son defaya ait olmak üzere birikenlerin bedelli askerlik yapması düşünülebilir” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Önümüzde 8 Mart, 21 Mart gibi bir takım potansiyel toplumsal hareketliliklerin gündeme geleceği tarihler var. Bunlar olmaz, başka şeyler de yapılabilir ama sonuçta Türk devletinin yönetilemez hale getirilmesini arzu ediyorlar, Türkiye'nin Ukrayna benzeri bir sürece girmesini planlıyorlar. Çok şükür Hükümetimiz ferasetle bu süreçlere hakim oldu. Şu anda bütün mesele Hükümetin kontrolü altında" dedi.

Numan Kurtulmuş, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gençlik Kurulu (Genç MÜSİAD) tarafından düzenlenen "Milli İrade Küresel Sermaye" konulu programdaki konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. 

Bedelli askerlikle ilgili bir soru üzerine Kurtulmuş, "Ben bedelli askerlik meselesinin sözcüsü gibi oldum" diyerek espri yaptı.

Aslolanın Türkiye'de askerlik sisteminin değişmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, artık piyadeye dayalı orduların değil yüksek teknolojileri kullanabilen, savunma kabiliyeti güçlü ve uzman orduların daha önemli olduğunu söyledi.

Ordudaki asker sayısının azaltılmasının sadece maliyetlerin düşürülmesi bakımından değil ülkenin savunma kabiliyetini artırmak açısından da daha doğru bir yol olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'de askerlik gençler için maalesef milattan önce ve milatta sonra gibi hayatlarında önemli bir yer tutuyor. Hükümetimiz bu süreyi kısalttı. Askerlik bir prensip olarak daha kısa hale de getirilebilir. Bütün memleket evlatlarının katılacağı zorunlu askerlik kısmı kısa bir hale getirilebilir. Bir seferlik son defaya ait olmak üzere de birikenlerin bedelli askerlik yapması düşünülebilir" diye konuştu.

"Mili Savunma Bakanlığımızda bildiğim kadarıyla bu konuyla ilgili bir takım çalışmalar var" diyen Kurtulmuş, "Sonuçta ben bir siyasetçi olarak toplumda varolan bu talebi dile getiriyorum. Karar alma noktasında, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç tespiti, Milli Savunma Bakanlığı'nın bu konuda hazırlayacağı raporlar ve sonunda Hükümet'in alacağı karar önemlidir. Sadece bu konuyla ilgili çalışmaların olduğunu ifade etmek isterim. Ama bunu da bir söz olarak, 'Hükümet bedelli çıkarıyor' şeklinde sakın algılamayın" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN UKRAYNA BENZERİ BİR SÜRECE GİRMESİNİ PLANLIYORLAR"

Numan Kurtulmuş, Kıbrıs görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine, bu süreçte Türkiye'nin başından itibaren tavrını çok net ortaya koyduğunu ve çözümden yana olduğunu söyledi. 

Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk halkını geleceğinin garantörü olduğunu unutmadığını ve unutturmadığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti: 

"Kıbrıs Türk halkının geleceğinin aleyhine olacak hiçbir adımın atılması mümkün değil. Görüşmeler bu çerçevede sürüyor. Türkiye, Kuzey Kıbrıs'taki Türk halkının kimliğini ve siyasal varlığını da garanti altına alacak bir şekilde siyasi garantörlüğünü devam ettiriyor. İnşallah hayırlı bir sonuç ortaya çıkar. Şundan gönlümüz rahat olsun; Türkiye, 'Çözüm olsun da ne olursa olsun' kabilinden bir düşüncenin içerisinde asla olmayacaktır. Türkiye baştan beri ortaya koyduğu iki toplumlu bir Kıbrıs tezinden hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Dolayısıyla orada Türk toplumunu yok sayan, Türk toplumunu önemsizleştiren hiçbir çözüm Türkiye tarafından çözüm olarak kabul edilmeyecektir."

8 MART, 21 MART

Kurtulmuş, bir soru üzerine, bir takım karanlık odakların hangi tertipleri yaptıklarını bütünüyle bilmenin mümkün olmadığını belirterek, "Bazen Pandora'nın Kutusu gibi işin içinden başka oyunlar çıkabiliyor. Ama sonuçta Türk devletinin istihbarat birimleri gerekli istihbaratı almaya gayret ediyorlar. Önümüzde 8 Mart, 21 Mart gibi bir takım potansiyel toplumsal hareketliliklerin gündeme geleceği tarihler var. Bunlar olmaz, başka şeyler de yapılabilir ama sonuçta Türk devletinin yönetilemez hale getirilmesini arzu ediyorlar ve Türkiye'nin Ukrayna benzeri bir sürece girmesini planlıyorlar. Çok şükür Hükümetimiz ferasetle bu süreçlere hakim oldu. Şu anda bütün mesele Hükümetin kontrolü altında" diye konuştu. 

Gezi olaylarında sırasında siyasal sorumluluk sahibi yaklaşımlar görüldüğünü de anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti: 

"Gezi olayları sırasında BDP ve MHP seçmeninin de sokaklara çıkarak sokakların bir harp alanına dönmesine istekli olanlar vardı ama her iki partinin siyasal tabanları da bu oyunlara gelmedi. Yine aynı şekilde Gezi olaylarından sonra Alevi kardeşlerimiz üzerinden senaryo geliştirmek isteyenler oldu. Büyük bir sevinçle söyleyebiliriz ki Türkiye'deki Aleviler'in büyük çoğunluğu böyle bir oyunu içerisine gelmedi. Dolayısıyla kitlesel olarak Türkiye'de bir büyük maşeri vicdanda sorumluluk duygusunun yüksek olduğunu görüyoruz. Bunun için bütün sorumluluk duygusuna sahip çevrelere teşekkür ediyorum.

Hükümeti değiştirmek isteyebilirsiniz. Hatta bir saniye bile bu hükümetin iş başında durmasını istemeyebilirsiniz. Bunun yolu, eski Türkiye'nin kirli işlerini ortaya koyarak birtakım suikastler, toplumsal olaylar, kargaşalar ortaya çıkara Türkiye'yi yıkmak olmamalı. Sabredin 2015'te sandık gelcek. Kim muhalifse, kim bu hükümeti istemiyorsa, bu partileri beğenmiyorsa yeni partiler kurabilir, partiler arası koalisyonlar olabilir."

Demokratik kurallarla hükümeti değiştirmenin bütün hazırlıklarını takdirle karşıladıklarını belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu: 

"Bu herkesin hakkıdır. Ama 100-500 kişiyi ortaya çıkararak illegal bir takım desteklerle bu ülkenin huzurunu bozmaya hükümete zarar vereceğiz diye millete ve devlete zarar vermeye kimsenin hakkı yok. Demokratik meşruiyet sahibi bir hükümet olarak buna müsade edemeyiz. Bir takım oyunlar olacağını, belki aklımıza hayalimize gelmeyecek başka şeylerin de yapılabileceği mümkündür; Hükümet bunların hepsine hazırlıklı olarak tedbir almaya devam edecektir.

Bütün muhalefet partilerine de şu çağrıyı tekrarlıyorum; Hükümeti değiştirmek isteyebilirsiniz, hükümetin yerine sizler iktidara gelmek isteyebilirsiniz. Kim milletin helal oyu ile iktidara geliyorsa bir saniye bile tereddüt etmeden onların iktidarını saygıyla selamlarız. Ama hiçkimsenin illegal ve gayri meşru yollarla hükümete ve ülkeye zarar verme hakkı yoktur. Muhalefetin de bu bilinç içerisinde olması lazım. Muhalefete, eleştiriye sonuna kadar eyvallah ama hükümete zarar vereceğiz diye millete zarar verilmesine asla rıza gösteremeyiz." 

"DEVLETİN BİR SAHİBİ OLUR O DA MİLLETİN KENDİSİDİR"

Yargı, emniyet ve diğer devlet kurumlarının içerisinde kendilerine verilen yetkiyi yanlış kullanan, bunun üzerinden bir sonuç elde etmeye çalışanlar olabileceğini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"En son dinleme skandalında olduğu gibi, binlerce insan dinlenmiş. Hangi gerekçeyle, emri kim vermiş, niçin böyle bir dinleme olmuş, hangi soruşturma kapsamında olmuş belli değil. Yeni gelen savcının söylediğinden anlaşılıyor ki bunların kayıtları da yok edilmiş. Böyle bir görev ciddiyeti olabilir mi? Eğer ciddi bir soruşturma varsa bunların kayıtlarını nasıl yok edesiniz? Burada esas karşı çıktığımız şey şu; herkes Türkiye'de yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrı ve bağımsız olmasın herkes söylüyor. Bunu söylemek marifet değil. Bu yetmez. Yasama, yürütme ve yargı birbirinden ayrı bağımsız olacak ve hepsi milletin denetiminde ve kontrolünde olacak. Yasamayı millet kontrol ediyor, parlamentoyu değiştiriyor. Parlamentonun içinde yürütmeyi değiştiriyor; o partiyi değil diğerini iktidara getiriyor; beğenmezse hesap soruyor. Peki yargı yönetiminin böyle bir millet denetimine açık olması mevzu bahis mi? Değil.

Bizim yıllardır söylediğimiz şu; yasama, yürütme ve yargı milletin denetiminde olacak ve böylece herkes bu süreçlerin içinde millete hesap verecek. Bunun çeşitli yöntemleri var. Millet tarafında seçilmiş bir denetim meclisi kurarsınız, bunlar HSYK, Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Yargı üyelerini seçer. Bu bir yoldur. Bunun yöntemi bulunur ama önce samimi olmak lazım. Kararı millet adına veren yargıçlara milletin hiçbir şekilde dokunamadığı bir sistem olabilir mi? Bunu değiştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye buraya doğru gidecek. Bu siyasetin yargıya müdahalesi değil."

Numan Kurtulmuş, "Siyaset olarak buraya müdahale ediyorsunuz" diyenlerin aslında hakimler cumhuriyeti istediklerini savunarak, "Milyonlarca insan oy verecek, sonra yargıçlar o partinin kaderini belirleyecek. HSYK seçilecek, bunlar demokratik hale getirildi ama hiçbir şekilde milletin denetleme fonksiyonu olmayacak. Bunların değişeceğini ümit ediyoruz" dedi.

Türkiye'de askeri vesayetin büyük oranda sonlandırılmasının yetmeyeceğini belirten Kurtulmuş, sözlerini "Türkiye nasıl asker devleti olmayacaksa, yargı devleti de polis devleti de olmayacak. Devletin bir sahibi olur o da milletin kendisidir. Kurumlar üzerindeki hakimiyet üzerinden bir güç kavgası var. Hiç kimse milletin efendisi değildir. Seçilmiş ya da atanmış insanların milletin efendisi olmasını önlemenin yolu bütün sisteme milletin nüfuzunu sağlamaktır. Samimi olunursa oturulur konuşulur ve Türkiye yargıçlar devleti olma riskinden uzaklaşır" diye tamamladı.
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim