• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 11 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 17 °C

Birinin İzinde misin, Yoksa Kimsin?... SOKAĞIN HAFIZASI

Birinin İzinde misin, Yoksa Kimsin?... SOKAĞIN HAFIZASI
Teales, Sokrates, Empodekles, Platon, Aristotales, Nietzche, Marks, Engels, Eflatun, Farabi, Şems, Mevlana, Atatürk, Hegel, Kant, Voltaire, Camus, Dostoyevski, Gorki, London, Heraklitos, Pisagor, Zenon, İbn-i Sina, Spinoza, Demokritos, Hikmet, Çamlıbel, A
Bu saydığım isimler teorileri ve pratikleriyle dünyamızın Diyalektik ve Materyalist açıdan yönünü belirleyen, sorgulayan Filozoflardır. Bu filozoflar hayatta olmamalarına rağmen, ortaya koydukları hemen her yönleri 21. Yüzyıl günümüze dahi ışık tutmaktadır. Bu filozofların her hangi birinin izinde misin, yoksa sen kimsin? Kim olmak için ille de birinin izini mi takip etmek gerekiyor? Tabii ki hayır, ancak bu kişilerin de yaptıklarının pencerelerine anlam yüklemek, yürümek istediğimiz yoldan daha önce geçmiş kişiler olarak görmezden gelmemiz mümkün değildir.
Filozof sözcüğü sevgi ve bilgelik sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Bilgeliği seven kişi anlamındadır. Kullanım açısından ise anlamı; felsefe ile uğraşan, felsefe yapan kişidir. İlk Çağ Felsefesi tarihine bakılacak olunursa, öne çıkan filozof tipi, hayatın en yüksek gayesine bilgide bulunan, bilmek için yaşayan ve edindiği bilgileri davranışlarının temeli yapmaya çalışan bir kişiliktir. Tabii ki düşünen herkes filozof değildir ve filozofların popülerlikleriyle ya da şöhretleriyle ilgisi yoktur. Eski kültürlerde bulunan şamanlık, kâhinlik gibi tanrı ile kul arasında aracılık yaptığına inanılan kişilikler Thales, Empodekles gibi filozofların temsil ettiği felsefi sistemde yerini araştırma ve düşünceye bırakır.
Hayatımızın bir yön aracı olacaksa eğer ve biz 21. Yüzyıl insanları bir yön aracına binmeden yolumuzu bulmaya gayret edeceksek eğer; düşüncemizin ne kadar sağlıklı, ne kadar insani ve doğaya yararlı bir yanı olup olmadığını anlamak için bile olsa bizden önceki düşünürlere bakmak durumundayız. Çünkü bizden öncekiler taaa yüzyıllar öncesinden dünyayı karış karış gezerek, her şeyi yerinde görerek ve Hümanist yanlarını da hiçbir tarafa bırakmadan oturdukları yerden ahkam kesmeden anlattılar biz insanlara doğru ile yanlışı. Seçimi ise hiçbir dayatma doğurmadan yine bizlere bıraktılar, yanlışı da, doğruyu da göre göre seçen biz olduk, olmaya da devam ediyoruz.
Her şeyin kendisi olduğu kadar karşılığının da olduğundan bir haber yaşamamalıyız. Savaş varsa karşısında barış var, doğru varsa yanlış, gerçek varsa yalan, haram varsa helal, tutukluluk varsa özgürlük, mutluluk varsa mutsuzluk, oligarşi varsa demokrasi vs. vs. biz insanlar özümüzde ikiye ayrılırız, okuyup araştıranlar ile okumayıp araştırmayanlar. Hiç okuyup, araştıranla okumayıp, araştırmayan bir olur mu? Olmaz. Ama şu hep olur, okuyan her zaman okumayanı kullanır. Okumayanda kendinin kullanıldığının farkında bile olmaz. Bu durum bireysellikten çıkar ve okumayan, araştırmayan toplumsal bir zemin yaratılana kadar devam eder. Serzenişim başta kendime; “Okuyup, araştırıp, düşünce sahibi olup da ne olacak” diyenler çok oldu etrafımda, o bakımdan ben kimsenin benimle ilgili düşündüklerine sırtımı dönmedim, onları da anlamaya gayret ettim. Dolayısıyla anladım ki, yukarı da ismini saydığım ve sayamadığım daha niceleri pratiklerinden ziyade teorilerinde ki özlü sözleriyle aslında bizim kim olduğumuzu, kim olmamız gerektiğini ve kim olacağımızı da taaa yüzyıllar öncesinden görmüşler. Yukarıdaki filozoflardan birinin izini takip etmiyorsan bile izini takip ettiren biri ol. Dünyayı iyi yapmayan insan, insan değildir.
Tolga Yılmaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim