• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kayseri : 25 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İstanbul : 22 °C

Bu hırs nereye kadar, ÖLÜM VAR HACI!

Bu hırs nereye kadar, ÖLÜM VAR HACI!
Ömer bin Hattab, kendisine ölümü hatırlatsın diye parayla adam tutmuş ya! Ha o ölüm hepimiz için var dostlar…

Bu hırs nereye kadar,ÖLÜM VAR HACI !

Ömer bin Hattab, kendisine ölümü hatırlatsın diye parayla adam tutmuş ya! Ha o ölüm hepimiz için 

var dostlar… Saçımıza sakalımıza düşen o aklar bunun en güzel ve bedava habercisi değil mi sizce de? 

Bu bize soğuk gelen ölüm mevzusu, genç, yaşlı aslında hiç birimiz için uzak değil biliyor musunuz… Siz 

bu dünyaya hiç kazık çakanı gördünüz mü? Ne güzel demiş üstat Necip Fazıl ‘’Veren de o alanda, 

nedir senden gidecek? Telaşını gören de can senin zannedecek’’. Pekala, ayeti kerimede belirtilen ve 

‘’Her canın tadacağı’’(Ali İmran 185) bu ölüm nedir hiç düşündünüz mü? Acaba ne zaman, nasıl, 

nerede gelip bizi bulacak?

Ölüm, insanın ömür süresinin dolması, dünya hayatından ahiret hayatına geçmesidir. Yani ölüm bir 

son değil, aslında bir geçiş kapısıdır. Sonsuza kadar sürecek asıl hayat ‘’Ahiret Hayatıdır’’. Ölüm 

herkes için vardır ve ölümden kaçış da, kurtuluş da yoktur. Herkes yaptığı iyi veya kötü şeylerin 

karşılığını Ahirette mutlaka alacaktır. Yaratılan her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi mutlaka bir sonu 

vardır. Bu dünyadaki yaşantımız Allah’a kulluk ekseni etrafında geçtiyse; Azrail incitmeden ruhumuzu 

teslim alacak, sıkıntılı bir kabir hayatımız olmayacak, sıratı kolay geçecek ve amel defterimiz sağ 

tarafımızdan verilecektir. Hesabımız kolay görülecek ve Allah’ın razı olduğu bir kul olarak inşallah 

Cennete gireceğiz. Ve nihayet sonu olmayan çok güzel bir hayatı yaşayacağız. Allah’ın istediği gibi bir 

kul olamadıysak o zaman vay halimize, Allah korusun kor ateşle fokurdayan kocaman bir Cehennem 

bekliyor bizi orada…

Sende bu toprağın altına gireceksin!

Konumuza ticaretin merkezi(!) Kayseri’yi alarak; Allaha olan kulluk eksenimizi sadece birbirimizle 

aramızda yaptığımız ticaret boyutu ile bir sorgulayalım mı? Ne dersiniz dostlar.. Yapmış olduğumuz 

alışverişlerimizde acaba ölümü hatırlıyor ve şu soruları kendimize soruyor muyuz? Ticaretimizi 

dosdoğru yapıyor muyuz? Hak hukuk konusunda ne kadar hassasız? Ticaretimizde İslami 

hassasiyetlere ne kadar dikkat ediyoruz? Para için bir doygunluk, frene basma ya da kanaat etme 

noktamız var mı? Yoksa para kazanmak için her yolu kendimize mubah mı sayıyoruz? İş yaptığımız 

herkes için yeterince adil olabiliyor muyuz? Yoksa adaleti sadece adliye koridorlarında mı arıyoruz? 

Fitne ve hasetlik yapmadan, gerçekten samimiyetle yan dükkan komşum, henüz bugün daha siftah 

etmedi diye bir hassasiyetimiz kaygımız bugüne kadar hiç oldu mu? Yoksa müşteri ona gitmesin diye 

yalan dolanla dokuz takla mı atıyoruz? Birbirimizin açığını arayıp ticari rakibimizin sistemden 

çıkmasını timsah gözyaşları akıtarak mı bekliyoruz? Kul hakkına, yanımızda çalışanların hakkına ne 

kadar riayet ediyoruz? Para gelsin de helalmiş harammış çok da sorun değil mi diyoruz? Son 

dönemlerde bankalar ve bankacılar en büyük kankaları(mız) mı oldu?  Size göre gerçekten paranın 

rengi olmuyor mu? Yoksa az olsun öz olsun temiz olsun diyenlerden olabiliyor muyuz? Aramızdaki 

dostluk, kardeşlik, dürüstlük eskisi gibi artık para etmiyor mu? Yoksa şimdi çalıp çırpan, ütenler mi 

revaçta? Oysa Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde:

“Birbirinize haset etmeyin. Müşteri kızıştırmayın. Birbirinize buğz etmeyin. Birbirinize arka 

çevirmeyin. Birbirinizin pazarlığı üzerine pazarlık etmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. 

Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız ve yardımsız bırakmaz, onu küçük 

görmez. Kişiye Müslüman kardeşini küçük görmesi günah olarak yeter. Müslümanın müslümana 

malı, kanı ve namusu haramdır.”(Müslim, Birr ve Sıla, 9) diye buyurmuştur. Değil mi ne çabuk 

unuttuk Cenab-ı Allah’ın emirlerini ve bizi biz yapan değerleri…

Kazancımıza çocuklarımızın boğazından geçen lokmanın helal ve temiz olmasına yeterince dikkat 

ediyor muyuz? Peki haram ve kul hakkı karışmış, faiz bulaşmış mevcut ticaretimizi nereye koyacağız? 

Bu devirde faize, bankaya bulaşmayan mı var? Dediğinizi hemen duyar gibi oluyorum… Evet var hem 

de çok var elhamdülillah!

Allah Teala’nın “Faiz yiyen, kabirden şeytan çarpmış gibi kalkar”(Bakara,275) ayetinin bilincinde ve 

hassasiyetinde olup, temiz yaşayan milyonlarca Müslüman kardeşimiz var hala çok şükür…

Bitmeyen  yalan rüzgarı..

Faiz konusunda neden bu kadar rahat davranıyoruz hiç düşündünüz mü? Artık herkes alıyor, veriyor 

da ondan mı? Üzgünüm ama dostlar bu sefer El ile gelen düğün bayram olmayacak! Bir yalan 

rüzgârında sürüklenen Hak ve hakikat yolcusu olduğumuzu zanneden bizler kendimizi hiç boşuna 

kandırmayalım! Eğri oturup doğru konuşalım, Yedi büyük günahtan biri olana faizi, bilinçli ya da 

bilinçsiz, az ya da çok ekmek gibi su gibi hiç sıkılmadan çatır çatır yiyoruz. Kısa vadede kazanıyor gibi 

görünüyoruz, Peki ya sonra? Ne kazancımızın bereketi oluyor ne de huzurumuz! Ben bu yaşıma kadar 

onanı da henüz görmedim. Üzülerek  şahit de oluyoruz ki günahkarların cezasını Rabbim henüz bu 

dünyada iken, öbür dünyaya bırakmadan da verebiliyor..

Bu kafayla sadece ticari ölümünüzü öteliyorsunuz..

Bu melet o kadar iliklerimize kadar bulaşmış ki hepimiz aynı gafletin içindeyiz.. Oysa hakiki samimi 

Müslüman asla menfaatine göre hareket etmez haramı helal saymak için kılıf aramaz. Sizce Darül  

İslam böylemi olmalı? Kolaya kaçıp ve konjonktürü bahane edip işçisi, köylüsü, memuru, tüccarı 

hepimiz aynı sarmalın içinde hep birlikte batıyoruz. Bilmiyorum beyhude bir çaba mı benimkisi… 

İslam’dan uzaklaşmış ve zihinsel kodlarımızın yıllar öncesinden ayarları bozulmuş değil mi? Oysa çok 

iyi biliyoruz ki faize dayalı ekonomik yapı, huzursuzluğa, sömürüye yol açar; mal, can, nesil ve din 

emniyetini ortadan kaldırır; toplumu sınıflara ayırır ve böler, çökertir. Ne olur kimse topu taca 

atmasın ya da üç maymunu oynamasın, şöyle biraz geriye çekilip biraz düşünelim, yine Peygamber 

Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde; 

"Bilerek faizi yiyen, yediren, ona katiplik eden, bilerek ona şahitlikte bulunan kimse, dövme yapan 

ve   güzellik için dövme yaptıranlar kıyamet günü Muhammed'in dili ile lanete uğramışlardır."  Ve 

"Onların hepsinin günahta eşit olduğu" buyurmuştur. (Müslim, Müsakat 105)

Evet dostlar Allah hepimizi bu imtihan dünyasında hidayete erdirsin, haramlardan korusun. Bu 

haftada sizlerle ölüm ve faiz üzerine kısa bir sohbet ettik. Allah hepimizi, bütün Müslümanları hiçbir 

zaman doğru yoldan ve helalden ayırmasın. Nefsimizle bir an bile baş başa koymasın. Yine bu vesile 

ile bildiğiniz üzere bugün 18 Mart 2015 Çanakkale Zaferi'nin 100.Yıl dönümü. Şehitlerimizi ve 

Gazilerimizi saygıyla anıyor, Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Allah ömür verirse haftaya 

bugün görüşmek dileğiyle…

Allah’a emanet olun kalın sağlıcakla.

Twitter: @MK19038 /  Facebook: muzaffer.kahraman19038

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim