• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kayseri : 21 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İstanbul : 28 °C

Burhan’ın Kazakistan dönüşü Davutoğlu’yla gerçekleştirdiği o röportaj

Burhan’ın Kazakistan dönüşü Davutoğlu’yla gerçekleştirdiği o röportaj
Kazakistan dönüşü gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Ahmet Davutoğlu.

rusyanin-hain-plani-h1454904428-b2ac46.jpeg

Kazakistan dönüşü gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Suriye için Türkiye elinden geleni yapıyor.

Ellerinde düzenli ordusu olmayan muhalifler 5 yıldır, elinde her türlü imkanı olan rejime karşı direniyor.

O rejim yetmedi. İran, Devrim Muhafızları ile geldi. Suriye’de 24 İranlı general öldü.

Bunu İranlılar söylüyor. Rusya geldi, o da yetmedi hepsi birden geliyorlar. Buna rağmen Halep direniyor” dedi.

SİNAN BURHAN / ASTANA - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kazakistan dönüşü, Suriye’deki savaştan, 10 maddelik eylem planına, Kazakistan ile yürütülen ekonomik ilişkilere kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. İşte Sinan Burhan’ın Kazakistan dönüşü Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla gerçekleştirdiği o röportaj.

Halep yolu kapanırsa, muhaliflerle Türkiye’nin bağlantısı kesilirse yeni bir eylem planı olacak mı?

Türkiye’nin 4 yıldır söylediği her şeyin vaktinde ne kadar önem taşıdığı şimdi ortaya çıkıyor. Rusya son dönemde geliştirdiği politikalarla rejime yardımın ötesinde kendi iç problemlerini unutturmak istiyor. Birincisi, Rusya’nın içeride enflasyonun, devalüasyonun, ekonomik durumun kötülüğünü unutturmak için, milliyetçi kof bir söylemi ispat etmek için, ikincisi de Ukrayna’dan dikkatleri Suriye’ye çekmek için şu anda yüzbinlerce Suriyeli ya ölüyor ya da ölüm ve açlık tehdidi altında. Dünya bunu çözemiyor. Uluslararası toplumu sarsmak lazım. Ayrıca Suriye sınırları içinde tutarak, Rusya’nın emeline fırsat vermemek için elimizden geleni yapıyoruz. Nedir Rusya’nın emeli? Etnik temizlik yapıyor. Bu çok açık. Türkmenler, Araplar, Kürtler, Sünniler sürülüyor. Ki orada PYD’ye ve rejime alan açmak için. PYD yanlısı olmayan Kürt de sürülüyor. Nusayri olmayan Araplar da sürülüyor. Türkmenler de sürülüyor. Türkiye hiçbirini aç ve açık bırakmayacaktır. Bütün yükü Türkiye omuzlamış, elinden geleni yapıyor. Rusya DAEŞ’e alan açmak için operasyon yapıyor. DAEŞ’e neden alan açmaya çalışıyor? Çünkü ortada sadece DAEŞ kalırsa, Cenevre’de masaya oturacak ılımlı muhalefet kalmayacak. Londra’da liderlere de söyledim. Rusya iki opsiyon bırakmak istiyor. Rejim ya da DAEŞ. Hiçbirimiz DAEŞ’i seçmeyeceğimiz için rejime razı kılacağını zannediyor bizi. Öyle bir ortamda Türkiye elinden geleni yapıyor. 5 yıldır ordusu olmayan bir güç, düzenli ordusu, uçağı, kimyasal silahı, varil bombaları olan rejime direndi. O rejim yetmedi. İran, devrim muhafızları ile geldi. 24 İranlı general öldü Suriye’de. Bunu İranlılar söylüyor. Rusya geldi, o da yetmedi. Hepsi birden geliyorlar; buna rağmen Halep direniyor. Halep’in bu direnişi Kahramanmaraş’ın direnişi gibidir bizim için. Stalingrad direnişi gibidir. Halep direniyor. Ve bütün dünyanın gözü önünde kahramanlık destanı yazıyor.

Mart ayında, Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı da dahil olmak üzere, seçim beyannamesinde de yer alan, daha geniş çerçevede yeni bir demokratikleşme paketi açacağınız konuşuluyor. Yeni bir demokratikleşme paketi mi açacaksınız?

Bizim iktidarımızda demokratikleşme paketleri, demokratikleşme süreci hiç bitmedi. Önümüzdeki aylarda demokratikleşmeden de öte demokrasinin derinleşmesi anlamında reform paketleri açıklayacağız. Mesela şimdi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu. AB müktesebatında çok önem verilen ve hepimizin özel hayatını ilgilendiren, kişisel verilerimizin korunması esasına dayanan bir düzenleme. Yerel yönetimler konusuna gelince. Bizim dönemde, biz iki önemli hamle yaptık. Bu konuda da çalışmalarımız sürüyor.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ BÖLGE İÇİN BÜYÜK DEĞER

Türkiye ile Kazakistan arasında stratejik ortaklık var. Rusya krizinden sonra bu, ne noktaya evrildi?

Dışarıda çok ciddi gelişmelerin yaşandığı bir konjonktürdeyiz. Başbakan olduktan sonra çok arzu etmeme rağmen Azerbaycan dışındaki Türk Cumhuriyetlerine gidememiştim. 1.5 yıl geçti. 1 Kasım’dan sonra bir plan dahilinde hepsine gitmek için çalışma yaptık. Kazakistan’a kısa ama verimli bir ziyaret oldu. Son gelişmeler de bundan etkili oldu. Sayın Nazarbayev’le 2 saati baş başa olmak üzere Türkiye-Kazakistan ilişkilerini, Rusya ile son gelinen noktayı da ele aldık. Sayın Nazarbayev sadece Avrasya’nın değil, dünyanın en tecrübeli liderlerinden biri. Sovyet dönemini görüp ayakta kalmış, ayakta kalmanın ötesinde ülkesini dönüştürmüş, ileriye taşımış lider çok az. Mesela Astana şehri küçük bir kasaba idi. Nasıl bir şehir haline geldiğini gördünüz. Dolayısıyla onun kanaatleri bizim için önem taşır. Türkiye-Rusya ilişkilerindeki gelişmenin üçüncü bir ülkeyi olumsuz etkilemesi bugünkü dünya gerçekliği ile de ülkelerin egemen, bağımsız karar almaları ilkesine uygun düşmez. Kaldı ki Kazakistan özgüveni yüksek, dünyada başarılarla anılan bir yönetime sahip. Dolayısıyla bunları konuştuk. Bu konuda kaygımız yok.

Sayın Nazarbayev’in Türkiye-Rusya ilişkileri bazında oynayabileceği arabuluculuk rolü olabilir mi?

İnşallah Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev Türkiye’ye gelecek. Hem Cumhurbaşkanımızla birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi yapacağız hem de İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne daha sonra da BM İnsani Zirvesi’ne davet ettik. Arabuluculuk demeyelim ama Sayın Cumhurbaşkanımızı da bizleri de, Sayın Putin’i de en iyi tanıyan liderlerden biri. Türkiye- Rusya ilişkilerinin olumlu veya olumsuz yönlerini görebilecek birisi. Yapacağı her türlü katkıyı olumlu görürüz. Türkiye ile Rusya’yı biz Balkanlar’da, Orta Asya’da, Kafkaslarda rakip gibi görmüyoruz. Ümit ederim ki Rusya rasyonel bir zeminde düşünür. Türkiye-Rusya ilişkilerinin sadece iki ülke için değil, bütün çevre bölgeler için büyük bir değer olduğunu fark eder ve ilişkileri normal bir seyre oturturuz.

PKK'YA TAM SAHA PRES UYGULAYACAĞIZ

Kapsamlı valiler ve emniyet müdürleri kararnamesi mi hazırlanıyor?

Şu anda arkadaşların çoğu çok iyi yönetiyor. Valiler İstişare Meclislerini yapacaklar. Nasıl başarılı yaptıklarını gittiğimde göreceğim. İki hafta sonra Van’dayım. Van Valisi’nin performansını topladığı Meclis’te ben göreceğim. Her hafta bir ile gideceğim. Tabiri caizse tam saha pres uygulayacağım. PKK’ya dönük de tam saha pres, kamu yönetiminde de tam saha pres olacak.

Açıkladığınız Terörle Mücadele ve Eylem Planı’na kamuoyundan gelen ilk tepkiler size göre nasıl?

Paketin unsurları, somut başlıklar hakkında gelen tepkiler de gayet olumlu. Benim hedefim halkta ve bu işi takip edenlerde yani sizlerde, medyada, muhalefette ve herkeste bu algıyı oluşturmaktı. Gelen ilk tepkilerden bu noktada da algının olumlu olduğu kanaatindeyim. Esas itibariyle bu 10 madde, 303 maddelik bir eylem planının süzülerek gelmiş olan halidir. Önce 61 maddeye indirdik. 61 maddelik o metinden, bunu 10 kategoriye tasnif ettim. Bu plan uzun sürede pişti. Yaklaşık 3 aydır gündemimizde olup, her Bakanlar Kurulu’nda konuştuğumuz ve bu hale gelen bir plan bu.

Terör bağlantılı belediye başkanlarına dönük bir yasal düzenleme mi yapacaksınız?

Zaten şu anda yasal düzenlemeler var. Ama şunu yapacağız. Yeşilli Belediyesi problemine çok kızdım. Geçen gelişimde de söylemişti belediye başkanı. Büyükşehir belediyesine ayrılan kaynaktan alıp biz yapıyoruz. Bir ilçe belediyesi “Büyükşehir belediyesi şu şu görevlerini yapmıyor” diye bildirdiğinde. Bu memleketin evladı değil mi? Suçları, HDP dışında bir partiye oy vermiş olmak mı? O zaman biz ne yapacağız? Merkezden gönderdiğimiz kaynaklardan alıp, yapacağız.

10 maddede topladığınız eylem planının bir başlığı da illerde İstişare Meclisleri kurulması. Bu, örgüte silah bıraktırır mı sizce?

Şimdi şöyle bir şey. Çözüm Süreci’nin iki büyük zaafı oldu. Birisi, bürokrasinin ve devletin algısıyla ilgili. Başbakan olduktan sonra söyledim. Daha önce Cumhurbaşkanımız da vurguladı. Bizim bürokrasi çözüm süreci ile kamu düzeni arasındaki tamamlayıcılık ilişkisini göremedi. Valilere, “Çözüm süreci, kamu düzeninin alternatifi değil. Eğer bir yerden bir yere silah aktarıldığını görüyorsanız, müdahale edin. Efendim, çözüm süreci zaafa uğrar diye ortaya çıkan algı sebebiyle kamu düzeni yavaş yavaş tırtıklandı tabiri caizse. İyi niyetli bir algı ama biz çözüm sürecini başlatırken kamu düzenini gözardı edeceğiz diye başlatmadık. Nitekim bu sefer kamu düzenini inşa için çok daha büyük güç göstermek, fiili olarak bütün alanlarda bulunmak zorunda kaldık. İkinci algı halk nezdindeki algı idi. Bu da çok büyük büyük zaafa yol açtı. Tek muhatap HDP-PKK gibi algılanması toplumun diğer kesimlerinin çözüm sürecine şüpheyle bakmasına veya PKK’ya karşı kendisini zayıf hissetmesine yol açtı. “Devlet bizi terk mi ediyor? PKK’ya mı bırakacak? Onlar mı gelecek?” algısı oluşturuluyor. Şimdi biz birinci algıyı çökerttik. Yani ne olursa olsun “Önce kamu düzeni, sonra çözüm süreci.” Kamu düzeninin olmadığı yerde özgürlükler de yaşanmaz, herhangi bir süreç de olmaz. Şimdi ikinciyi algıyı düzeltmeye çalışıyorum.

Kayserinews.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim