• BIST 108.153
  • Altın 153,551
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Kayseri : 2 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İstanbul : 13 °C

Cam Vazo Kırılmamalı

Cam Vazo Kırılmamalı
Ankara güne uyanıyordu biz yola çıkınca. Karlı, buzlu bir Ankara sabahında düştük yola.
Enerji Bakanı Taner Yıldız ile birlikte Ukrayna'dayız.

Gezideki tek gazeteciyim.

Bu fırsatı iyi değerlendirmek istiyorum elbette ki.

Bakan bey, yoğun tempo arasında üşütmüş. Soğuk bir iklimden daha soğuk bir iklime, gece yarısı hava sıcaklığının eksi 32'ye düştüğü Ukrayna'ya gidiyoruz.

Mesleğin cilvesi olsa gerek. 15 gün önce Cumhurbaşkanı ile birlikte Birleşik Arap Emirlikleri'ndeydik. Artı 30'da, denize giriyorlar, kumsalda güneşleniyorlardı. Ukrayna'da ise hava sıcaklığı en iyi eksi 15.

Uçağımız Esenboğa Havaalanından hareket ettikten sonra, karlı tepelerin üzerinden Karadeniz'e doğru yöneliyoruz. Hava soğuk ama gündem sıcak. Benim aklım Ankara'daki tartışmalarda.

"Az siyaset, çok enerji" diye baştan şartı koyuyor Taner bey.

"Tamam" diyorum ama siyasette biriken enerji de az değil. Neredeyse nükleer santrali patlatacak seviyede.

O nedenle, "son bir soru" diye diye birkaç soruyu birbiri ardına sıralıyorum. Taner bey ihtiyatlı. Ama sadece enerji işlerini takip ediyor sanmayın. İç politikadaki tüm gelişmeleri yakından takip ediyor.

Müsaadeniz olursa bugün yazı üslubumda bir değişiklik yapacağım. Pek tarzım değildi ama yararlı bulduğum için Enerji Bakanı Taner Yıldız'la yaptığımız sohbeti, soru cevap olarak doğrudan aktarmak istiyorum. Tabi zaman zaman da araya girerek. Son günlerin MİT tartışmasıyla başlıyoruz sohbete. Altımızda uzanıp giden Karadeniz gibi dalgalı bir konu. "Buna yalnızca AK Parti'nin değil, ülkenin bir meselesi olarak bakmak lazım" diye söze başlıyor Taner Yıldız.

"Bu ülkenin idaresine irade koyan AK Parti hükümeti tabi ki pek çok tehditlerle ve fırsatlarla karşı karşıyadır. Ülkeyi yönetmenin bu tür bedelleri olur" diyor.

Kısa bir girişten sonra Taner bey'in yakından da tanıdığı MİT müsteşarı Hakan Fidan'la ilgili konuya giriyoruz.

MİT'İN GİZLİLİĞİ FAŞ EDİLMEMELİ

İşte bu konudaki değerlendirmeleri:

"Gerek MİT, gerek arkadaşımız olan Hakan bey, gerekse kurum olarak bir çoğumuzun gündemimizde olmayan konuyu farklı üslupla çözme yeridir. İçişleri Bakanlığının görevleri arasında iç güvenliği sağlamak varken, MİT, devletin aslında en gizemli ama en bilinmezleriyle dolaşan kurumdur. Onun gücü bu işleri, istihbari konuları gizli yapmasından kaynaklanıyor. Gizlilik onun gücünü oluşturuyor. Bir takım gizliliklerin faş edilmesi konusuna girdiğiniz zaman o gücünden kaybedecek ve zarar görecektir. Biz kurumların içindeki bir kısım hataların kurumun genel yapısını zedelememesi gerektiği kanaatindeyiz. En büyük argüman olan gizlilik ibareli işlerin aynı şekilde muhafaza edilmesi esastır. Bunun doğru eller tarafından, vatanını milletini seven doğru eller tarafından yönetilmesi ülkemiz adına doğru sonuçlar doğuracaktır."

HAKAN FİDAN HUKUK İÇİNDE DAVRANMIŞTIR

Hakan Fidan'ın AK parti kadroları arasındaki yeri farklı. Cumhurbaşkanı Gül'den, Başbakan Erdoğan'a kadar üzerinde ne kadar titrediklerini hepimiz biliyoruz.

Taner bey'in değerlendirmesi ise, kişisel bir kefaletten öte, onun yönetici kimliğine duyduğu güvenden kaynaklanıyor. "En Fazla tartışılan gizlilik konusunda tabi ki hiçbir kurum la-yüsel değildir, her kurum hukuk içinde kalmak ve hukuki davranmak zorundadır. Meselinin iç yüzünü ve detaylarını bilmemekle beraber tanıdığım ve bildiğim Hakan beyin bu sınırlar içinde davrandığını düşünüyorum. Hakan bey bilgisiyle, birikimiyle beraber, devlet ciddiyetiyle işini yapan devlet görevlilerinden biridir. Hakan beyin mütevazı olması ve az konuşması bizi yanıltmamalıdır.

Her kurumda hatalar yapanlar vardır. Ben savcıları anlama açısından söylüyorum, her kurumda hata yapanlar, gücünü farklı kullanmak isteyenler olabilir. Bu kuruma bakış açımızı değiştirmez. Sistem her tarafta böyledir. Siyasette, yargıda, hukukta, askerde her kurum kendi içindeki olumsuzlukları gidermek durumundadır.

Aynı şey Enerji Bakanlığı içinde geçerlidir. Enerji Bakanlığı ülke adına çok önemli işler yapar ama bunu istismar eden çıkabilir ama bu bizim kurumun hedeflerini mi değiştirecek, bakanlığa bakış açısını mı değiştirecek, yatırım planlarımızı mı değiştirecek. Onun için bunların ayrı ayrı yerde değerlendirilmesi gerekir. Kavramlarla, kurumlarla, insanların yaptığı hataları örtüştürmemek lazım."

MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılması hükümete yönelik bir operasyon mu? İlk günden bu yana ortada asılı olarak duran bu soruyu Enerji Bakanı'na yöneltiyorum.

"Ben o tür bir risk o tür bir tehlike görmüyorum" diyor ama ekliyor: "Ama direk başbakanlığa bağlı olan bir yapıya yönelik bir işte daha itinalı davranılması lazım. Bu Başbakanımızın şahsına düzenlenmiş bir şey değildir ama Başbakanlığa bağılıdır. Hakan bey işlerini Bayındırlık Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı ile konuşmaz direk Başbakanımıza bağlıdır. Ona ait bir nezaket olması lazım."

CEMAAT- AK PARTİ İLİŞKİLERİ

En can alıcı soruya sonlara doğru sıra gelebiliyor. Cemaat- AK parti ilişkileri.

"Birçok tanıdığım ve çok sevdiğim insan var. Cemaat diye isimlendiriliyor. Ben onların vatanını milletini ne çok sevdiğini biliyorum. Hakan beyi de tanıyorum. Vatanını milletini çok sevdiğinden eminim. AK Parti ile cemaat karşılaştırmasının doğru bir eksen olmadığı düşüncesindeyim" diyor.

Ama devam ediyor tahlile.

" AK Parti birçok sivil toplum örgütünü bir şemsiye şeklinde, ülkenin iyileştirilmesi adına o şemsiyenin altında toplamıştır. Kulvar farklıdır bir defa. AK Partinin ülkeyi yönetim yekli ile sivil toplum kuruluşlarının çalışma şekli ayrıdır. Hedefleri de... Temiz insanlar yetiştiren cemaatlerin hedefleri de farklıdır."

İSTİKRARI KORUMAK HEPİMİZİN GÖREVİ

Sohbet istikrarın korunması noktasına geliyor. Daha doğrusu Taner bey, olayın önemli bir boyutuna dikkat çekiyor.

"Bu ülkenin istikrarı AK Partiye oy veren, vermeyen herkesi için geçerlidir. AK Parti'nin gayri safi milli hasılanın artması herkese caridir. İstikrara herkesin ihtiyacı var. İstikrarın korunmasından sorumlu olan sadece AK Parti değildir. Bütün sivil toplum kuruluşlarının istikrarın korunması noktasında borçlu olduğunu düşünüyorum.

Benim çok sevdiğim birçok arkadaşım var ülkenin istikrarına yönelik bir düşüncelerinin olmadığı kanaatindeyim. Burada da öyle olacaktır. Sağduyuyla hareket edilecektir. Hiç kimse gücünü ülkenin istikrarından öteye kullanamaz. Birçok arkadaşı tanıyorum, onların gönlünde ülkenin istikrarı yatmaktadır. Bir yandan koşmaya çalışan bir yandan çekmeye çalışan bir yapı görmedim. Onun bu meselede de zarara uğrayamayacağına inanıyorum."

AYRIMIZ GAYRIMIZ YOK

Taner bey, samimi bir insan. Değerlendirmeleri de hep onu yansıtıyor. Türkiye'yi sanki bir ailesi gibi kabul edip, ona göre değerlendirmeler yapıyor. Cemaat-AK parti ilişkisine bakışı da o yönde. "Ayrımız-gayrımız yok" diyor.

İşte o sözleri: "10 yılda sivil toplum kuruluşları dahil, ülkenin kalkınmasına çok büyük değer kattılar. Bizim ayrımız gayrımız yok. Şu anda yüzde 53 -54 oranında istikrara, AK Parti sayesinde bu seviyelere ulaştık diyen halkımızın desteği sayesinde oldu. AK Parti ayrıştırıcı değil, bütünleştirici role sahiptir. O şemsiye gibidir. Güçlü olmamızı sağlayan istikrarı bırakmamalıdır. Ülkenin istikrarı zor elde edildi. Kolay kaybedilmemelidir."

HALKIN OYLARIYLA BURADAYIZ

Sohbetin bu bölümünde vazonun korunması noktasına geliyoruz. Taner Yıldız, "Cam vazo kırılmamalı" diyor. Aslında bu sözleri herkesi sorumluluğa bir davet aslında.

Açıklamalarını Bakan Bey'in ağzından takip edelim: "Bizim elde ettiğimiz istikrar sadece bizim koruyacağımız bir şey değildir. Bir cam vazo gibidir, kırılmaya gelmez. Hepimiz o narin cam vazoyu korumak zorundayız. Türkiye normalleşmesini henüz tamamlamış değildir. Normalleşmesini tamamlayana kadar ülke büyüyecektir. Biz Allah'ın yardımıyla halkımızın verdiği oylarla buradayız. Halkın iradesine ne çıkıyorsa ona saygı gösteriyoruz. İstikrar kaybedilirse böyle olmaz."

AK PARTİ ŞEMSİYESİ

Peki bu aşılabilecek bir sorun olarak mı gözüküyor? Yoksa ilişkilerde hasar bırakacak mı? "Ben sorun olacağı kanaatinde değilim" diyor Taner bey. "Siyaset kendi mecrasında devam edecektir. AK Parti o şemsiye, çatı vazifesini sürdürüyor" diye tamamlıyor sözlerini. Bu sıcak konuşmadan sonra karlı, buzlu bir havada Kiev'e iniyoruz. Büyükelçimiz, "Çok iyi bir havada geldiniz eksi 15" diyor. İyisi buymuş. Çünkü kötüsü gece eksi 20'lerden 32'lere kadar kemikleri donduran bir soğuk hissediliyor.

Abdülkadir Selvi
abdulkadirselvi@gmail.yenişafak
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim