• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İstanbul : 9 °C

ÇEK O PİS ELİNİ EVİMDEN..!

ÇEK O PİS ELİNİ EVİMDEN..!
Dünya koşuşturmaları içerisinde ömrümüz hızla tükenip gidiyor.

Her şey büyük bir hızla değişirken,

her ne kadar bizler istemesek te kendi kültürümüze ait fabrika ayarlarımız ve aile yaşantımız benzer 

şekilde hızla bozuluyor. Şöyle biraz geriye çekilip salim kafayla olan bitene bakınca; sanki kahir 

ekseriyetimizin ahvali, çölün ortasında menzilini kaybetmiş sağa sola savrulan bedevilere çok 

benziyor. Hal böyle olunca maalesef kültürümüzün çimentosunu oluşturan örf adet ve geleneklerimizi

Bulunduğumuz teknoloji çağında değişim-gelişim diyerek aslında hep kendimizi kandırıyoruz. Hâlbuki 

değiştirerek vazgeçtiklerimizle sürekli maneviyatımızdan ve ilkelerimizden harcıyoruz. Öyle ya öte 

taraftan yine değişim değişim diyerek binlerce yıllık aile kavramımızın içini de hoyratça boşaltmadık 

mı? Öyle ki önünü alamadığımız ve insanın doğumuyla başlayan bu değişim, küreselleşen yaşlı 

dünyamızda artık baş döndürücü bir hal almıştır. Kadının ailede ve toplumdaki rolü değişmiş, evlilik 

kurumu sessiz bir evrim geçirmiştir. Kendi öz evlatlarımızı tanıyamaz hale gelir iken; Yükselen gelir 

artışı, harcamaları körüklemiş, daha çok kazanmak, daha çok tüketmek, daha gösterişli yaşamak, 

daha fazla lüks artık hepimiz için asla vazgeçemeyeceğimiz bir tutku haline gelmiştir.

Evet, tabii ki biz dünyalılar anamızı, babamızı ve dahi memleketimizi kendimiz seçmedik, lakin yeni 

kuşak ailemizi rabbimizin izni ile bizler oluşturduk değil mi? Aslında Aile, el ele vererek birlikte 

şekillendirebileceğimiz, karakterin belirlendiği ilişkilerin olgunlaştırıldığı rahmani bir okuldur. Çocuğun 

kendisini emniyette hissettiği yegâne kaledir. Aile, hayata sıkıntılara ve zor günlere karşı kocaman bir 

sığınaktır. Tıpkı ana kucağı gibi sevginin, merhametin, şefkatin ve güvenin yuvasıdır. Erdemli ve 

mükemmel bir toplum yapısı gerçekleştirmenin yolu aileden geçer. 

Ama ne yazık ki günümüzde aile içerisinde, aile bireylerinin rollerin iyice karışınca, aile düzgün bir 

yönetimin sergilendiği müessese olma özelliğini hızla kaybetti.  Frenimiz patladı! Toplum içerisinde 

özgüvenimiz o kadar tavan yapmış durumda ki adeta artık önünü arkasını hiç düşünmeden fütursuzca 

yaşıyoruz. Mamafih değil mi ki  herkes zaten kendi hayatının başrol oyuncusu..! Eyvah eyvah… 

Geleneksel anlayıştan modern hayat tarzına doğru hızlı bir ışınlama yaşadığımız bu çağda, artık aile 

içindeki roller konusunda bir uzlaşma falan da kalmamıştır. Çoğu zaman geleneksel olarak ailenin reisi 

diye kabul edilen babalar zamanının çoğunu ev dışında geçirmekte, eşine ve çocuklarına zaman 

ayıramamakta, evin idaresini eşine bırakmaktadırlar. Hal böyle olunca zaman içinde babayla 

çocukların ilişkileri azalmakta, anne de sadece ailenin istek ve ihtiyaçlarını sipariş vermek için babayla 

metazori olarak muhatap olmaktadır.

Lakin bu süreçte asıl fatura en çok sevilen, ama en çokta ihmal edip ıskaladığımız çocuklarımıza 

çıkmaktadır. Çocukların en az anne sütüne ihtiyaç duyduğu kadar şefkate ve ilgiye de ihtiyaçları 

vardır. Şefkatten yoksun büyüyen çocukların ileride etrafına karşı merhametsiz davranmaları kuvvetle 

muhtemeldir. İhmal ve istismar edilen, sokaklarda yaşayan, zoraki çalıştırılan, madde bağımlısı olan 

bütün çocuklar aynı zamanda bizimde çocuklarımızdır, onların hiç biri uzaydan falan gelmedi ki! 

Onların tamamı mahallemizin, köyümüzün ya da şehrimizin çocukları, yani bizim çocuklarımız… 

Bizler çocuklarımıza vakit ayırıp ilgilenmediğimizde onların ailelerinden ayrılmasını aç kurt gibi 

bekleyen ve onlarla ilgilenecek o kadar çok karanlık adamlar var ki..! Bizler pusuda bekleyen bu kan 

emici teröristlerin zehirlerini saçmak için her daim tetikte bulunduklarını ve doğru zamanı 

kolladıklarını asla ve asla aklımızın bir köşesinden çıkarmamalıyız.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de terör örgütlerinin ilk hedefinde parçalanmış aile 

kurumları vardır. Hal böyle iken bu durumda bize düşen görev öncelikle ailemizle olan bağlarımızı 

sıkılaştırmak, onlara daha fazla vakit ayırarak hemhal olup hepsine sahip çıkmaktır. Daha sonra ise 

çevremizdeki sıkıntılı insanlara kayıtsız kalmadan elimizden geldiği kadar yardımcı olmaktır. 

Bugün geldiğimiz noktada dağda kaybederek şehirlerde konuşlanmak isteyen eli kanlı terör örgütü 

PKK, şehirlerimizin ve ailelerimizin içine bodoslama dalmıştır. Yürüttüğü orta çağdan kalma Hendek 

Savaşları ile güneydoğuda askerlerimizi ve polislerimizi şehit ederek ülkemizi yönetilemez hale 

getirmek istemektedirler. Kürt kardeşlerimizin yuvaları tarumar edilerek göçe zorlanmakta, aileleri 

dağıtılıp çocukları perişan edilmektedir. Öte taraftan bugün yine dünyanın gözü önünde Gazze’de, 

Filistin’de, Irakta, Suriye de, Türkmen dağında velhasıl Müslüman coğrafyasının olduğu birçok yerde 

Müslüman aileler dağıtılırken pervasızca kadınlar ve çocuklar öldürülmektedir. Sadece son birkaç 

yılda zalim Esed yönetimi tarafından Suriye’de öldürülen çocukların sayısı yirmi binin üzerindedir. 

Bizler sıcacık yatağımızda yatar iken, İslam coğrafyasının birçok yerinde yuvaları lime lime edilmiş, 

anasız babasız çocuklar orada burada oldukça zor şartlarda hayata tutunmaya çalışmakta, her gün 

bomba sesleri ile yeni bir güne uyanmaktadırlar.

Demem o ki artık sözün bittiği yerdeyiz. Yuvamızın içine kadar göz diken bu alçaklara asla fırsat 

vermemeliyiz. Akıl sahibi herkes artık çok iyi biliyor ki bugünlerde yine ülkemizin ayağa kalkmasını 

istemeyen bütün şer odakları ve savaş baronları sırasıyla üzerimize abanıyor. Orta doğuda kartlar 

yeniden karılıp, dengeler yeniden oluşturulmaktadır. Rusya eteklerinde taşları birer birer dökerek 

arıza çıkarır iken, ABD ise çıkarlarına hizmet eden ılımlı İran’ı parlatmaktadır. Siyasi kumpaslarla 

hükümetimize diz çöktüremeyen emperyalist güçler iyice zıvanadan çıkarak şimdi açıktan savaş ilan 

etmişlerdir.  Tasmasının ipi dışarıda, bitme aşamasına gelmiş başka hesabın figüranı hain PKK’lılar da 

içeride özyönetim zırvası ile sinir uçlarımızı hırpalamaktadırlar. Yine her zaman olduğu gibi aydın 

görünen medyadaki ar damarı çatlamış bazı marjinal kılıklı, Candaş gazeteci müsveddeleri de medya 

üzerinden üç beş ilçedeki olayları abartarak ülkemizin tamamında bir kaos ortamı varmış gibi algı 

operasyonları ile moralimizi bozup irademizi boğmaya çalışmaktadırlar.  Evet, şehitlerimiz içimizi 

kanatıyor lakin ilanihaye bu iş böyle devam etmeyecek devletimiz artık onların anladığı dilden 

konuşuyor, konuşacaktır. Allah’ın izni ile kısa vadede ülkemize ihanet eden bu yaban otlarının alayı 

mıntıka temizliği yapılarak şehirlerimizden, mahalle mahalle, köy köy sökülerek tarihin çöplüğüne 

atılacaklardır.

Ben bu yazıyı yazar iken yine üç emniyet görevlimizin şehit edildiğinin haberini aldım. İçim yine çok 

derinlerden kanadı. Rabbim hepsine gani gani rahmet eylesin. Vatan, ezan, namus, din ve bayrak için 

toprağa düşen bütün şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. 

Mekânları cennet olsun.

Allaha emanet olun, kalın sağlıcakla…

muzaffer kahraman köşe yazısı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim