• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kayseri : 14 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İstanbul : 18 °C

Çelik'e göre Erbakan mezardan kalksa

Çelik'e göre Erbakan mezardan kalksa
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, muhalefetin merhum Necmetin Erbakan'a öldükten sonra övgüler düzmesine Erbakan'ın kendi üslubu ile cevap verdi.
Çelik, ”Erbakan hoca mezarından kalksa bu muhalefete ne der biliyor musunuz? Erbakan Hoca o malum üslubuyla bunlara her halde şunu der: ’Sizi gidi ölü seviciler, sizi gidi ölü seviciler”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu, eğer dersen ki 'CHP'nin tek parti dikdatöryası o dönemdeki Hitler ve Musollini diktatörlüğüyle mukayese edildiği zaman daha iyi, daha az baskıcıydı' derseniz, bu kabul edilebilir ama bugün AK Parti'nin getirdiği demokratik hayatla siz tek partili döneminizi mukayase ederseniz, bu mukayesenin altında kalırsınız'' dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, bugün İstanbul'da yaşanan bombalı saldırıda yaralanan polislere ve vatandaşa geçmiş olsun dileğinde bulunarak, olayda can kaybı ve ağır yaralının olmamasının en büyük tesellileri olduğunu söyledi.

Hüseyin Çelik, ''Terörle, şiddetle masum insanlara zarar vererek sonuç almayı düşünen bu zihniyeti AK Parti olarak lanetlediğimizi, kınadığımızı ifade etmek isterim'' diye konuştu.

Fransa Anayasa Konseyi'nin de Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasayı reddettiğini anımsatan Çelik, bu gelişmenin de sevindirici ve önemli olduğunu ifade etti. Bu gelişmenin Türkiye dış politikası açısından büyük bir başarı olduğunu da belirten Çelik, ''Fransa'da bir kez daha aklıselimin, sağduyunun, ilmin var olduğu ortaya kondu. Fransa'nın 'Sarkozistan' olmadığı tescil edilmiş oldu'' dedi.

-''CHP, olağanüstü kurultaylarla anılan bir partidir''-

CHP'nin olağanüstü kurultaylar gerçekleştiğini de hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

''CHP, olağanüstü kurultaylarla anılan bir partidir. Bir kurultay yetmedi, iki kurultay yaptı yani çifte kurultay yaptı. Bunun hayırlı olmasını diliyorum, Türk demokrasisi ve çok partili hayatı açısından bunun önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Çünkü partiler, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Anamuhalefet partisi her ülkede değerlidir. Çifte dikiş olmadan da CHP nedense bu işleri yapamıyor.

Sayın Önder Sav ve onunla birlikte hareket eden muhaliflerin 'CHP'de ideolojik sapma ve kayma' tezini ortaya atınca, Sayın Kılıçdaroğlu, bir sapma olmadığını, özellikle ideolojik kayma olmadığını göstermek için CHP'nin özgeçmişine sahip çıkma, tek partili dikdatörya dönemindeki bütün icraatlarını savunma gibi bir refleks sergiledi. Sayın Kılıçdaroğlu bunun defalarca ifade etti, hem kurultay hem de salı günü grup toplantısında bunları söyledi. 'CHP, demokrasinin ehliyet sahibi biziz', 'şanla şerefle dolu tarihimiz var' diyor. Bir benzetme yapıyor, bir şahıs özgeçmişe sahip olur, bunu götürüp işverene verir. O da özgeçmişe bakar, mülakata çağırır, mülakat sonrası işe alır ya da almaz' diyor. Ben Kılıçdaroğlu'nun bu metaforu üzerinden CHP'nin özgeçmişini irdelemek istiyorum. CHP'nin bir özgeçmişi vardır, CHP bu özgeçmişini işveren konumunda olan halka 62 senedir sunuyor ve arz ediyor. Halk 62 senedir CHP'yi mülakata alıyor, her seferinde 'sen işe alınacak yetenekte ve nitelikte değilsin' diye CHP'yi reddediyor.''

-''İşveren CHP'nin özgeçmişini yeterli bulmamıştır''-

Siyasi partilerin işvereninin, oy veren, tercihte bulunan halk olduğunu belirten Çelik, CHP'nin Türkiye'de yapılan hür ve bağımsız seçimlerin hepsini kaybettiğini, CHP'nin çok partili hayatta sadece 1946'daki baskın, erken seçimi kazandığını anımsattı. 1946 seçimlerinin açık oy, gizli tasnifle yapıldığını ve bu seçimin sonucunda da ''CHP, seçimi kazandı'' denilemeyeceğine işaret eden Çelik, ''Uluslararası gözlemcilerin gözetiminde, hukuk denetimi altında yapılan hiçbir seçimde halk CHP'ye iktidarı vermemiştir. Yani işveren CHP'nin özgeçmişini tatmin edici, yeterli bulmamıştır'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarında bir taraftan ''yeni CHP'' söylemini kullanmasının, bir taraftan da CHP'nin bütün günahlarını savunmasının büyük bir çelişki olduğunu anlatan Çelik, şunları kaydetti:

''Bir devlet, bir siyasi parti kendi özgeçmişiyle elbette hesaplaşır, 'biz şurada, şurada yanlış yaptık' diyebilir. Sayın Kılıçdaroğlu kendisi de söyledi. Sabahattin Ali'yi öldürten kimdir. Nazım Hikmet'i hapishanelerde süründüren de CHP'ydi. Bir taraftan bunu söyleyeceksiniz, bir taraftan da 'şanla şerefle dolu maziye sahibiz' diyeceksiniz; bir taraftan da 'yeni CHP' diyeceksiniz, yeni olan ne? Şahısların değişmesiyle partiler yenileşmez. Fikirlerin değişmesiyle, prensiplerin değişmesiyle, üslubun, tarzın, tavrın değişmesiyle siyasi partiler değişir. Siyasi partiler zaten değişmezlerse çürürler. Değişmeyenler ölüler ve delilerdir. Hayatın dinamizminin dışında kalırsınız, hayatın dinamizmi sizi dışlar. CHP'nin de değişmesi gerekiyor ama sıkı sıkıya CHP'nin geçmişine sarılması bizim de CHP'nin geçmişini sorgulama hakkını önümüze getiriyor.''

-''CHP'nin 'benim özgeçmişimi biraz kurcalayın' dedi''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, tek partili dönemdeki büyük günahları ortaya çıkardığında birçok yazarın ve kesimin ''neden eski defterleri kurcalıyorsun, bugüne gelelim, şimdi yeni bir CHP var'' eleştirisinde bulunduklarını ifade eden Çelik, şimdi CHP'nin ''benim öz geçmişimi biraz kurcalayın'' dediğini, buradan hareketle CHP'nin özgeçmişini irdeleyeceğini söyledi.

Çelik, CHP'lilerin en çok ''hükümetin yargıyı vesayet altına aldığından, yargı bağımsızlığı kalmadığından, düşünce özgürlüğünün ortadan kalktığından'' şikayet ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

''Yargı bağımsızlığı ve düşünce özgürlüğü bakımından CHP'nin karnesini, öz geçmişini, amel defterini irdelemek istiyorum. Bugün Türkiye'de güçler ayrılığı prensibi vardır. Bu erklerin biri diğerinden emir, talimat almaz. CHP'nin tek parti diktatöryası döneminde güçler birliği prensibi vardır. Yürütme, yargı, yasama tamamen CHP'nin emri altındadır, hegemonyası altındadır. 'Devlet' demek, 'CHP' demektir. Bunu ben söylemiyorum. İsmet Paşa, Atatürk'ün mal varlığını devlete devrettiğine ilişkin bir metin okur. Arkasından soru sorulmadığı halde kendisi bunu sorar ve cevaplandırır. TBMM zabıtlarında vardır, açıp bakabilirsiniz. 'Şimdi diyeceksiniz ki Atatürk niçin mal varlığını CHP'ye değil de devlete bırakıyor. Değeri milletvekilleri zaten CHP demek devlet demektir. Aynı şeydir' diyor. Dolayısıyla CHP demek her şey demekti, bütün valiler il başkanı, memurlar da CHP'nin tabii üyesidir. Böyle bir CHP'den söz ediyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, bunu şanlı şerefli bir mazi olarak nitelendiriyor, özgeçmişleriyle iftihar ettiğini söylüyor.''

-''İstiklal Mahkemeleri turne düzenliyordu''-

Hüseyin Çelik, İstiklal Mahkemelerinin 3 Mart 1925'te kurulduğunu, iki türlü İstiklal Mahkemesinin kurulduğunu, Ankara'da ve isyanlara yönelik İstiklal Mahkemelerinin kurulduğunu anlatarak, Ankara'daki İstiklal Mahkemesinin seyyar bir mahkeme olduğunu, değişik illere giderek oralarda yargılama yaptığını söyledi.

''İstiklal Mahkemeleri adeta tiyatro kumpanyalarının turne düzenlemesi gibi turne düzenliyordu'' diyen Çelik, kamuoyunda ''Kel Ali'' olarak bilinen İstiklal Mahkemesi reisi Ali Çetinkaya'nın 22 Aralık 1925 tarihinde bir gazeteye verdiği beyanatta, ''1 aydır Kırşehir, Kayseri, Sivas, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Rize, Giresun havalisini devir ettik'' ifadelerini kullandığını anımsattı.

İstiklal Mahkemelerinin kararlarının temyizi olmadığını, kararların kesin olduğunu ve yargılamaların ''giyotin'' gibi yapıldığını dile getiren Çelik, bu mahkemelerin görev yaptığı 2 yıl 3 ay içerisinde 5 bin 500'den fazla kişinin yargılandığını, bunlardan 660'ının idama mahkum edildiğini söyledi.

Çelik, ''Kel Ali'nin saydığı bu vilayetlerde Sayın Kılıçdaroğlu'na soruyorum: Bugünün gelişen iletişim ve ulaşım araçlarına rağmen Sayın Kılıçdaroğlu, bir ayda sen buralarda belki miting yapabilirsin. Buralarda yargılama yapılıyor, bunu dikkatlerinize sunuyorum. CHP'nin hukuk anlayışı budur. Sayın Kılıçdaroğlu, özgeçmişiyle iftihar etmeye devam ederse, bu daha varan-1, bunun arkasından varan-2, varan-3 gelecek. CHP'nin özgeçmişini sorgulamaya devam edeceğim'' diye konuştu.

-CHP'nin Matbuat Kanunu-

Hüseyin Çelik, CHP'nin çıkardığı 1881 sayılı Matbuat Kanunu'nun 50. maddesinde ''Memleketin umumi siyasetine dokunacak neşriyattan dolayı icra vekilleri heyeti kararıyla gazete ve mecmualar kapatılabilir. Bu suretle kapatılan bir gazetenin sorumluları tadil mühtedince başka bir isimle de gazete çıkartamaz'' ifadelerinin yer aldığını anımsatarak, ''Bu CHP'nin matbuat kanunu, isterse kapatır. Memleketin umumi siyasetini de o dönemde CHP belirliyordu'' diye konuştu.

CHP'nin basına yönelik yasaklarından örnekler veren Çelik, ''Biraz eğlenin, gülün diye. 'Birisi dalga mı' geçiyor diyebileceğiniz yasaklar var'' diyerek, CHP'nin basına yönelik yasaklarından bazılarını okudu.

Çelik, Türkiye'ye ziyaret eden İngiliz heyetinin temaslarının gazetelerde yer almamasına yönelik yasak kararını, meteorolojik tahminlerin basında yer almamasına yönelik yasak yazısını, Kazım Karabekir'in beyanlarının itibara alınmaması ve haberlerde bahsedilmemesine yönelik yazıları okudu.

CHP'nin gazetelere hangi haberi kaç punto yazacaklarını, yazıların hangi sütunlarda yer alacağını tavsiye eden yazıları gazetelere gönderdiğini anlatan Çelik, bazı bulmacalarda kapalı alanların gamalı haca benzediği yönünde uyarı yazısının da ilgili gazeteye gönderildiğini ve daha dikkatli davranılmasını dikte ettiğine ilişkin yazılar bulunduğunu söyledi.

Hüseyin Çelik, ''Tepeden tırnağa CHP'nin basın özgürlüğü, basına bakışı, halkın haber alma hakkını kullandırmaya bakışı budur. Bu CHP gelmiş bize 'hukuk ve demokrasi bizim işimiz, bizim çok parlak öz geçmişimiz var' diyor. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer dersen ki CHP'nin tek parti dikdatöryası o dönemdeki Hitler ve Musollini diktatörlüğüyle mukayese edildiği zaman daha iyi, daha az baskıcıydı derseniz, bu kabul edilebilir ama bugün AK Parti'nin getirdiği demokratik hayatla siz tek partili döneminizi mukayese ederseniz, bu mukayesenin altında kalırsınız'' diye konuştu.

''Sağlığında Erbakan Hoca'ya hayatı zindan eden, sağlığında her yaptığıyla ve söyledikleriyle alay etmek gibi bir basitlik içine düşen bu zihniyet, ölümünden sonra yani kendileri için bir rakip olmaktan çıktıktan sonra övgüler düzüyorlar''

''Erbakan hoca mezarından kalksa bu muhalefete ne der"

Hüseyin Çelik, muhalefet partilerinin merhum Başbakan Necmettin Erbakan'a ilişkin açıklamalarını eleştirerek, ''Sağlığında Erbakan Hoca'ya hayatı zindan eden, sağlığında her yaptığıyla ve söyledikleriyle alay etmek gibi bir basitlik içine düşen bu zihniyet, ölümünden sonra yani kendileri için bir rakip olmaktan çıktıktan sonra övgüler düzüyorlar'' dedi.

Muhalefet liderlerinin ve muhalefet partilerinin AK Parti'ye yönelik eleştirilerine cevap veren Hüseyin Çelik, şunları söyledi:

''Salı günü grup toplantıları 28 Şubat'ın yıldönümüne denk geldi. Bütün muhalif siyasi partiler, CHP, MHP ve BDP bir ağızdan merhum Başbakan Erbakan hocaya övgüler düzdüler. Sağlığında Erbakan Hoca'ya hayatı zindan eden, sağlığında her yaptığıyla ve söyledikleriyle alay etmek gibi bir basitlik içine düşen bu zihniyet, ölümünden sonra, yani kendileri için bir rakip olmaktan çıktıktan sonra övgüler düzüyorlar. Menderes'i idam ettireceksiniz sonra oğlunu ziyaret edip, Menderes ailesine yönelik güzel şeyler söyleyeceksiniz. Buna timsah gözyaşı denir. Erbakan hoca mezarından kalksa bu muhalefete ne der biliyor musunuz? Erbakan Hoca o malum üslubuyla bunlara her halde şunu der: 'Sizi gidi ölü seviciler, sizi gidi ölü seviciler.''

-''Bunlara kimsenin itibar ettiği yok''-

Çelik, ''Sayın Erdoğan, sayın Erbakan'ı sırtından hançerledi'' sözlerine Türkiye'de hiç kimsenin itibar etmediğine dikkati çekerek, ''Yaşadığımız dönemde birbirimize hayatı zindan edeceğiz. Ondan sonra da çıkıp 'Esas Erbakan Hoca milliciydi siz Türkiye'yi pazarlıyorsunuz. Sayın Erdoğan, sayın Erbakan'ı sırtından hançerledi' gibi laflar edeceksiniz. Tabi bunlara kimsenin itibar ettiği yok ama Türkiye'de biz iktidar partisiyiz bir de anamuhalefet var. Herhalde sebze komisyoncularını muhatap alarak siyaset yapmayacağız'' dedi.

Çelik, ''Biz Kılıçdaroğlu'nu önemsediğimiz için değil halkımızı, CHP'ye oy veren halkımızı önemsediğimiz bu abuk sabuk lafların düzeltilmesi gerektiği için bunlara cevap veriyoruz. Erbakan Hoca aşkı aslında başka amaca yöneliktir. Muhalefet ve bazı yazarların Özel yetkili mahkemelere demedikleri kalmadı. Fakat şu MİT meselesinde ne olduysa o hakim ve savcıları göklere çıkaracak yazılar yazdılar. Kim AK Parti'ye vurursa o onların sevgilisi haline geliyor'' ifadesini kullandı.

-Şizofrenik hayaller-

Bugün Türkiye'de genel irade diye bir iradenin olduğunu ve bunun AK Parti'de tecelli ettiğini ifade eden Çelik, geçmişte DP'de ANAP'ta tecelli eden irade bugün AK Parti'de tecelli etmektedir'' diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu da eleştirdi. Çelik, şunları söyledi:

''28 Şubat AK Parti'yi iktidara getirmek için yapılmış hatta AK Parti bunun ürünüymüş hatta sayın Kılıçdaroğlu o kadar ileri gitti ki Sayın Başbakanın hapse girmesi de bunun için tasarlanmış... buna şizofrenik hayaller denir. Şunu diyebilirsiniz. Her darbeden sonra halk toplum mühendislerine, darbecilere ki burada darbeyi yapan zihniyet CHP'nin fikri kardeşidir, tepkisini darbecilere, kendisini reşit kabul etmeyenlere karşı gereken dersi veriyor. 2002'de AK Parti'nin iktidara gelmesinde, 28 Şubatçılara karşı, elbette bu toplum mühendislerine halkın ders verme arzusu vardır. Ama sanki birileri biz iktidara gelelim diye söyleminde bulunmak eğer safdillik değilse artniyettir.''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, geçtiğimiz günlerde Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt'la Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Dolmabahçe'de biraraya gelip anlaştıkları ve ondan sonra Genelkurmay'ın 27 Nisan bildirisini yayınladığını; bunun karşılığında da AK Parti oylarının yüzde 47'ye çıktığına ilişkin iddiada bulunduğunu anımsatan AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Sayın Kılıçdaroğlu, böyle söyleyince orada bulunan gazeteci, 'ama 27 Nisan bildirisi, Dolmabahçe'deki görüşmeden önce verilmişti' diye hatırlatması üzerine 'Ama olsun ben yine de öyle inanıyorum' karşılığını verdi. Bunun yenir yutulur tarafı yok'' diye konuştu.

-''Halkımız darbeseverleri sevmez''-

AK Parti Sözcüsü Çelik, ''Halkımız darbe yapanları, darbe severleri sevmez. Darbesavarları sever. CHP bu yönüyle de kendini sorgulamalıdır. CHP, 27 Nisan bildirisinden sonraki tavrını da sorgulamalıdır. Eğer yeni bir CHP sunuyorlarsa halka, ülke meselelerine bakışının da değişmesi gerekir. Yoksa araba aynı şoförü değiştirseniz ne değişir. Onun için sayın Kılıçdaroğlu genel başkan olduğunda, '1974 model Murat 124'ün direksiyonuna Schumacher'i de getirseniz ondan başarı elde edemezsiniz. Temenni ederim ki bir daha Sayın Kılıçdaroğlu bu özgeçmişiyle övünmeyi ağzına almaz. Aksi halde CHP'nin özgeçmişini irdelemeye devam edeceğiz'' görüşünü dile getirdi.

AA
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim