• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kayseri : 2 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İstanbul : 16 °C

Davutoğlu’nu Lahey’de yargılamak!

Sinan Burhan

Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül ile verdiği karar, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek bir karardır. Bu karar hem usul açısından hem de esas bakımından sakattır. Mahkeme bu kararı ile iki gazeteciyi özgürlüğüne kavuşturdu denilemez. Keşke mesele bu kadar basit olsaydı. Bu iki meslektaşımızın hapis yatması kimseyi sevindirmez.

Erdem Gül’ün iyi bir gazeteci olduğunu söylemeliyim. Ancak Can Dündar’ın ve gazetesinin amacının sadece gazetecilik yapmak olmadığını pekâlâ biliyoruz. “Peki uzatma da ne demek istiyorsun, onu yaz” diyenlere “olur” diyelim...

Suriye krizi ya da iç savaşı çıktığından beri Türkiye’de bir kısım çevreler, bazı gazeteler, siyasiler, paralel yapı bu işin sorumlusu olarak ülkemizi gösteriyorlar. Özellikle dış politikamızın mimarı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu suçluyorlar.

Sanki Suriye’deki bu katliamları Eset değil de Türkiye yapıyormuş havasını yayıyorlar. Suriye’de milyonlarca insan göçe maruz kaldı. Bir gecede insanlar fakirleştiler, yuvalarını terk ettiler. Bu vahşetten kaçmak için Ege Denizi’nde boğulmayı bile göze aldılar. Yüzbinlerce insanımız öldü. Kimse bu işin arkasındaki güçleri aramıyor. ABD’nin Rusya’nın petrol sömürüsünü ele almıyor. İsrail’in güvenliği için Ortadoğu’yu parçalamak istediklerini söylemiyor.

Türkiye milyonlarca Suriyeli kardeşimizi barındırıyor. Onlara ensarlık yapıyor. Buna rağmen suçlanıyor. Batılılar ve işbirlikçileri Türkiye’yi suçluyorlar. Eğer Ahmet Davutoğlu Osmanlıcılık yapmasaydı, Suriye’de Cuma Namazı kılacağız demeseydi bu işler olmayacaktı diyorlar.

Korkunç bir psikolojik harp uyguluyorlar. Hem Suriye’yi yerle bir ediyorlar hem de ülkemizi suçluyorlar. Peki, bu iki gazetecinin suçu ne denilebilir. Anayasa Mahkemesi’nin hatası ya da kastı ne denilebilir.

Bu iki gazeteci Türkiye’nin milli çıkarlarını, milli hedeflerini yapmış oldukları yayınlar nedeniyle tahrip etmişlerdir. MİT TIR’larının durdurulması haberini çarşaf çarşaf yayınladılar. Türkiye’nin Bayır Bucak Türkmenlerine gönderdiği yardımları El Kaide’ye gönderiyor, DEAŞ’a gönderiyor diyerek ülkemizi savaş suçlusu ilan etmeye çalıştılar. Suriye’de Türkiye katliam yaptı ya da katliama yardımcı oldu şeklinde algı oluşturdular. Batılı gazetelere servis ettiler. Bunlar zaten irticacı o nedenle radikallere destek veriyor diyorlar.

Bu yayınların maksadı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda savaş suçlusu olarak yargılamaktır. Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanı görünür hedef olsa da asıl hedef Başbakan Davutoğlu’dur. Çünkü o dönemde Dış İşleri Bakanı olduğu için ve dış politikanın mimarı olduğu için asıl hedeftir. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla Lahey Adalet Divanı’na bir koz vermiştir. Can Dündar ve gazetesini aklamıştır. Yetkisi olmadığı halde esasa girmiştir. Mahkeme süreci tamamlanmadığı halde yerel mahkemeye müdahale etmiştir. Barış ve kardeşlik diyen hükümeti suçlu ilan etmiştir.

Peki buradan soruyorum: MİT TIR’larını durduran asker, polis ve yargıçlar biz suçlu değiliz derse ne yapacaksınız. Türkiye’nin milli çıkarlarına ihanet eden bu isimler yarın bizi de serbest bırakın derlerse ne olacak. Rusya ve ABD Suriye’ye komşu olmamalarına rağmen binlerce kilometre uzaktan geliyorlar. Suriye’de katliam yapıyorlar. Ülkemiz bu katliamı durdurmak için çaba sarf ediyor. Suriyeli kardeşlerimize sahip çıkıyor. Tek bir kurşun atmıyor gene de suçlu oluyor. ABD ve Rusya her gün bomba yağdırıyor. Türkiye ise sadece yardım ediyor.

Erdoğan’ın çıkışını basın özgürlüğü çerçevesinde hatalı bulmak yanlıştır. Yargıya müdahale olarak değerlendirmek yanlıştır. Erdoğan asıl hedefi göstermiştir. Erdoğan bu çıkışıyla Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorum dememiştir. Erdoğan bu kararın arkasındaki kirli planı, kumpası tanımıyorum demiştir.

Bu kararla hem dış politika hem de iç siyaset dizayn edilmeye çalışılıyor. Bundan sonrasını hep birlikte göreceğiz.

Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını alkışlayan başta Bülent Arınç olmuştur. 

Arınç, “Erdoğan’ı yıpratırsak, Suriye politikası nedeniyle Davutoğlu’nu zaten yıpratırız” diye düşünmektedir. Bülent Arınç’a Başbakanlık verilseydi bu kadar Erdoğan düşmanı olur muydu? 

Ah şu makam ve mevki işleri... 

Yazık yazık...

Bu yazı toplam 264 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim