• BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • Kayseri : 8 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İstanbul : 15 °C

Eğitim-Bir-Sen Kayseri Şubesi 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Basın Açıklaması

Eğitim-Bir-Sen Kayseri Şubesi 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü   Basın Açıklaması
Birleşmiş Milletler, tavrını insan hayatının mehabetine göre değil, 5daimi üyesinin menfaatine göre belirlemektedir.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Paris’te yaptığı 10 Aralık 1948 tarihli 

oturumda kabul edilmesini vesile addederek kutlanmaya başlanan bir gündür. 

Bugün de faaliyetlerini her gün televizyon ekranlarından kahırla takip ettiğimiz 

Batı medeniyetinin 2. Dünya Savaşı’nda 75 milyon insanın ölümünün ardından 

ortaya koyduğu timsah gözyaşlarının bir yansımasıdır. İnsanı manevi yönden 

tatminden aciz olan Batı medeniyetinin büyük problemler karşısında attığı, 

tutarlılığını teminde de güçlük çektiği cılız adımlardan biri de 10 Aralık Dünya 

İnsan Hakları Günü’dür ve insanın değersizleştiği, milyonlarcasının ateşe, ölüme 

sürüldüğü bir atmosferin ardından insana, insan haklarına vurgu yapan bir 

yönelimi ifade etmektedir.

 

Bugün dünya, bilhassa İslam dünyası bir yangın yeri gibidir. İnsan hak ve 

hürriyetleri bir yana, insan hayatının bile değeri bulunmamaktadır. İnsan Hakları 

Evrensel Bildirgesi’ni yayınlayan Birleşmiş Milletler’in kanı, gözyaşını durdurmaya 

ilişkin en ufak bir etkisi bulunmamaktadır. Çünkü Birleşmiş Milletler’in karar alma 

mekanizmaları demokratik değildir. Birleşmiş Milletler’in, Birleşmiş Milletler 

Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi beş devletten her birini Birleşmiş Milletler üyesi 

tüm diğer devletlerden üstün tutan ve mezkûr devletlerin mazlumlara tatbik 

olunan zulmü durdurmaya yönelik her türlü girişimi veto ettiği, zalime göre 

dizayn edilmiş bir yapısı bulunmaktadır. Beş ülkenin dünyanın tamamına nizam 

vermeye çalıştığı bir dönemde, dünyanın beşten büyük olduğu gerçeğini 

haykırmanın ve bunun gereğini yapmanın zamanı gelmiştir. Birleşmiş Milletler’in 

barışa, insan hayatına, insan hak ve hürriyetlerine yönelik söylediği her sözün 

beylik laflardan ibaret olduğu pek çok somut örnekle anlaşılmıştır. Müslümanlar 

söz konusu olunca kılını kıpırdatmayan Birleşmiş Milletler, tavrını insan hayatının 

mehabetine göre değil, ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’den oluşan daimi 

üyelerinin menfaatine göre belirlemektedir. Irak, Suriye, Filistin, Myanmar, Doğu 

Türkistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında, özellikle Müslümanların 

yaşadığı coğrafyada yüz binlerce insan katledilirken, Birleşmiş Milletler’in 

takındığı tavır bunun en belirgin göstergesidir.

 

Dünya adaletsizliklerin, zulmün ve zorbalığın mekânı olmaya doğru hızla yol 

almaktadır. Emperyalizmin kıskacında insanlar evlerinden yurtlarından olmakta, 

savaşlar, entrikalar rutin hale gelmektedir. Yersiz yurtsuz 10 milyon mültecinin; 

organ mafyalarının, fuhuş sektörünün, dilenci şebekelerinin, savaş baronlarının, 

misyonerlerin kıskacında 400 milyona yaklaşan yetimin bulunduğu dünya, 

adaletin hüküm sürmediği dünyadır. Kadın, yaşlı ve çocukların birinci derecede 

mağduru olduğu savaşların eksilmediği günümüzde sadece insan hakkı değil, 

insan hayatı bile risk altındadır.

 

Ait olduğumuz medeniyet, ilk insanla birlikte insanı merkeze alan, diğer varlıkları 

insana göre konumlandıran bir medeniyettir. Medeniyetimizde insan, âlemin 

özüdür, yaratılmışların gözbebeğidir. İnsan merkezli medeniyetimiz, kan, gözyaşı 

medeniyeti değil, sevgi ve barış medeniyetidir. Böylesine güçlü referansları olan 

bir medeniyetin mensupları olarak medeniyet değerlerimizle barışık olduğumuz 

zamanlarda insanın mutlu ve müreffeh yaşadığı, maddi ihtiyaçlarının temini 

yanında manevi dünyasının da imar edildiği büyük devletlerimiz olmuştur. 

1

Medeniyet birikimimizin pejoratif adlandırmaya tabi tutulduğu ve insanımızın 

kendi öz değerlerinden uzaklaşarak, dayatılan Batılı değerlere sahip olmaya 

başladığı zamanlarla birlikte bizim için de buhranlı dönemler başlamıştır.

 

Kendi özümüze dönmek, medeniyet değerlerimizi yeniden kucaklamak, 

mazlumların gözyaşının dindirileceği, insan hayatının layık olduğu değerle 

değerleneceği ve “Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” anlayışının 

hâkim olacağı bir nizamı inşa etmek zorundayız. Eski dünya düzeni iflas etmiştir. 

Yenidünya düzeninin kuruluşuna öncülük etme görevi bu milletin üzerindedir.

 

Eğitim-Bir-Sen olarak, bu bilinçle hareket ediyor, tarihi sorumluluğumuzu yerine 

getirirken, önce milletimizin kendine gelmesi için ve medeniyetimizin önce 

ülkemizde ayağa kalkması için çaba gösteriyoruz.

 

Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yetim, yoksul, mağdur ve mazlumun 

hakkının gözetildiği adil bir dünya diliyoruz.

   Aydın KALKAN

  Memur-Sen İl Temsilcisi

Eğitim-Bir-Sen Kayseri Şube Başkanı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim