• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 18 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İstanbul : 9 °C

Eğitim Bir Sen'den Eğitim-öğretim yılı açılışı açıklaması

Eğitim Bir Sen'den Eğitim-öğretim yılı açılışı açıklaması
Yeni eğitim-öğretim yılında “Yeni Türkiye” İdealine yakışan adımlar atılmalıdır.

2014-2015 eğitim-öğretim yılı, yaklaşık 16 milyon 500 bin öğrencinin ve 874

bin öğretmenin sınıflarla buluşmasıyla başlıyor. İlk defa halkın cumhurbaşkanını 

seçmesiyle birlikte eski Türkiye defteri kapanmış, vesayet eksenli eski sorunlar 

değil, yeni sorumluluklar konuşulmaya başlanmış ve yeni hükümetle birlikte yeni 

dönem, ‘Yeni Türkiye’ ideali ile sloganlaştırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda da 

geçmişten kalan sorunların değil, geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulmasını 

arzuluyor ve Eğitim-Bir-Sen olarak, sorunlardan arındırılmış bir eğitim öğretim yılı 

arzumuzu öncelikle dile getiriyoruz.

 Eğitimde adaletsiz katsayı uygulaması, kesintisiz eğitim dayatması, kız 

öğrencilerin üniversite önlerinde yaşadıkları dram, Milli Güvenlik dersi aracılığıyla 

eğitimin vesayet altında tutularak izlenmesi ve eğitim çalışanlarının fişlenmesi, 

Andımız uygulaması gibi birçok kronikleşmiş sorunun eski Türkiye’de kalmış 

olması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından alınmış önemli mesafelerdir. 

Eğitime bütçenin artırılması, ücretsiz ders kitabı uygulaması, yeni derslik 

üretiminde alınan mesafe, mevcut öğretmen sayısının yarıya yakınının geçmiş 

on yıllık süreçte eğitime kazandırılmış olması, her sınıfa akıllı tahta ve her 

öğrenciye ücretsiz tablet gibi sıralanacak yenilikler ise gelecek açısından şüphesiz 

önemli yatırımlardır. Fakat eğitimde yapılanlarla yetinme diye bir şey söz konusu 

olamaz. Dinamik bir süreç olan eğitimde yapılacaklar, yapılanlardan her zaman 

fazladır.

 Ders başı yapılmasıyla bu yıl en fazla müfredat eksenli tartışmaların 

yaşanacağını öncelikle belirtmek isteriz. Kılık kıyafet yönetmeliğindeki “başı 

açık” ibaresi yüzünden öğrencilerin yaşadıkları mağduriyetler, çerçeve 

yönetmelikteki bazı antidemokratik yaptırımlar yüzünden kamu çalışanlarının 

yaşadıkları mahrumiyetler, öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin 

yaşadıkları belirsizlik, ek ders esaslarındaki adaletsizlikler, nöbet görevlerinin 

ücretlendirilmemesi, öğretmen açığı, eğitim çalışanlarının atama ve yer 

değiştirme süreçlerinde yaşadıkları problemler, akademik personelin mali 

durumlarının hâlâ iyileştirilmemiş olması, yükseköğrenim öğrencilerinin barınma 

ihtiyaçlarının karşılanmasında imkanlar açısından karşılaşılan yetersizlikler 

gibi çözüme kavuşturulması gereken hususların 2014-2015 eğitim öğretim yılı 

içerisinde aşılmasını ümit ediyor ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bazı önemli başlıklar 

için çağrıda bulunuyoruz.

Müfredatta Temel Değişikliklere İhtiyaç Var

 4+4+4 eğitim sistemiyle arzulanan sonuçların elde edilebilmesi, insanımızın 

sahip olduğu ahlaki ve toplumsal değerlerin, müfredatın yeniden belirlenmesi 

noktasında öncelikle göz önüne alınması elzemdir. Zira değerler; düşünmede 

ve zihni muhakemede birer araç olarak kullanılmak, kişilerin dikkatini istenen, 

yararlı ve önemli görülen kültür nesneleri üzerinde odaklaştırmak, ideal düşünme 

ve davranma yollarını göstermek gibi fonksiyonları icra eder. İnsan davranışlarını 

belirleme ve insan karakterini şekillendirme noktasında oynadıkları bu çok önemli 

rol nedeniyle toplumun sahip olduğu bu değerlerin yeni nesle aktarılması, belirli 

bir düzen, iç tutarlılık ve bir sistem dâhilinde verilmesi gerekmektedir.

Konu, gerçekte basit bir müfredat değişikliğinin oldukça ötesinde bir ehemmiyeti 

haizdir. Her şeyden önce, ideolojik endoktrinasyon aracılığıyla tek tip vatandaş 

yetiştirmeyi hedefleyen bir toplumsal mühendislik projesinin eğitim sistemine 

biçtiği işlevin, demokratik ve çoğulcu bir toplum tarafından kabul edilebilmesi 

mümkün değildir. Bunun yanı sıra ‘tarih’, ‘devrim’, ‘Kemalizm’ ve ‘milliyetçilik’ 

benzeri kavramların kişiselleştirilmesi ve şahıs kültünün pekiştirilmesi amacıyla 

kullanılması da demokratikleşme çabalarına karşın, otoriterliğin kendisini yeniden 

üretmesine yol açmaktadır.

 Bu itibarla, sadece temel eğitimde değil, yükseköğretim de dahil, eğitim 

ve öğretimin her kademesinde demokrasilerde ve çoğulcu bir yapıda 

olmaması gereken ve gerçekte herhangi bir etki de oluşturmayan ideolojik 

endoktrinasyonun sona erdirilmesini amaçlayan çoğulcu düşünmeyi ve 

farklılıklara saygıyı, empatiyi hedefleyen bir müfredat değişikliği zorunludur.

Öğrencilerimizin, özgüvene sahip, dürüst ve güvenilir, sorgulayıcı ve eleştirel 

düşünce yetenekleri gelişmiş, inisiyatif alabilen, rekabetçi, girişken ve iş birliğine 

açık, toplum sorunlarına duyarlı, başkalarının görüş ve düşüncelerine değer 

veren, toplumsal değerlerinin farkına varan ve buna sahip çıkan, doğal varlıklara 

ve çevreye karşı duyarlı, toplumsal ve kültürel çeşitliliğe saygılı, en az iki dil 

yeterliliğine sahip insanlar olarak yetiştirilmesi yeni müfredatın temel felsefesi 

olmalıdır.

Kılık Kıyafet Yönetmeliğindeki Antidemokratik Unsurlar Temizlenmelidir

 Ülkemizde yıllardır kamusal alan yalanıyla kadınlara ve kız öğrencilere 

yönelik uygulanan kılık ve kıyafet dayatmaları, sendikamızın çeşitli eylem ve 

etkinliklerinden sonra başlattığı, kamuoyu desteğini ortaya koyması bakımından 

bir ilk olan 12 milyon 300 bin imza ve sonrasında ortaya koyduğumuz sivil 

itaatsizlik neticesinde kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ dayatması 

ortadan kalmış ve kadının kamu hizmetlerine katılımında önemli bir eşik 

aşılmıştır. Ama ne yazık ki aynı ibare, imam hatip okulları dışındaki örgün eğitim 

kurumlarında geçerliliğini korumakta, öğrencilerin kılık ve kıyafet yönetmeliğinde 

yerini korumaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, darbe dönemlerinin dayatması olan 

bu ibareyi yönetmelikte kökten temizlemeli, öğrencilerin özgür iradelerine ve 

dini hayatlarına müdahale niteliği taşıyan bu dayatmaya son vermelidir. Kamu 

personelini ilgilendiren çerçeve yönetmelikte de acilen değişiklikler yapılarak, sivil 

itaatsizlik gerekçelerimizden olan çalışanlara kılık ve kıyafet dayatmalarından 

vazgeçilmelidir.

Kariyer Basamaklarındaki Çözümsüzlük Çözüm Olmamalıdır

 2004 yılında kariyer basamaklarında yapılan yasal düzenleme, hedeflenen 

sonucu vermemiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının 

gereğinin yapılmaması, kariyer basamakları uygulamasındaki belirsizliği devam 

ettirmektedir. Tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on binlerce dava yerel 

mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra ise Danıştay 

kararıyla öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddedilmiştir. Yüz binlerce 

öğretmen mağdur durumdadır. Bu sorun, daha fazla zaman kaybedilmeden 

çözülmelidir.

Ek Ders Esaslarındaki Eşitsizlik Giderilmeli, Ders Ücretleri Artırılmalıdır

 Uzun süre öğretmenlerin ek ders ücretlerinde iyileştirme yapılmamıştır. 

Bakanlık, iki yıl önce sendikalardan da görüş alarak ek ders esaslarında yapmayı 

planladığı değişikliği bir türlü yapamadı. Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine 

ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen 

hâlâ değiştirilmemiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders 

esasları, sekiz yıla yakın bir süredir uygulanmakta ve değiştiği günden beri 

bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa 

sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gerekli mevzuat değişiklikleri bir an önce 

yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, 

okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti 

farklılıkları çözüme kavuşturulmalıdır. Hâlâ 10 TL’nin altında olan ek ders birim 

ücreti, en az 15 TL’ye yükseltilmeli, öğretmenlerin girebilecekleri ek ders saati 

üst limiti yeniden gözden geçirilerek, ihtiyaçlar doğrultusunda artırılmalıdır.

Öğretmen Nöbet Görevleri Ücretlendirilmelidir

 Kamu kurumlarında yapılan her nöbet görevinin bir karşılığı varken, Milli 

Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında nöbet görevinin bir karşılığının 

olmamasının izah edilecek bir tarafı yoktur. 2012-2013 yılı toplu sözleşme 

masasına da taşıdığımız, ‘Eğitim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerce 

fiilen yerine getirilen nöbet görevi karşılığında, nöbet tutulan her gün için 4 saat 

ek ders ücreti ödenir’ şeklindeki haklı talebimizin karşılanmalıdır.

Yeni Öğretmen Atamasında 40 Bin Rakamının Üzerine Çıkılmalıdır

 35 bin öğretmen ataması yapılmıştır. Yeni öğretmen atamasında 35 bin sayısı 

azımsanacak bir rakam değildir, fakat öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında 

bunun yeterli olmayacağı açıktır. Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak 

olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin 

olmasıdır. Y

eni öğretmen atamasında 100 bin rakamına ulaşmak için imkânlar zorlanarak, 

öğretmen açığı nedeniyle yaşanan problemlerin önüne geçilmelidir.

Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Yayınlanmalı ve Atama 

Süreçlerine İlişkin Belirsizlikler Yeni Eğitim-Öğretim Yılında Kökten 

Çözülmelidir

 Öğretmen atama ve yer değiştirme işlemlerinde yaşanan belirsizliklerin nedeni, 

yönetmeliğin yayınlanmamış olması ve neyin ne zaman yapılacağının belirli 

bir takvime bağlanmamış olmasıdır. Bakanlık, bir an önce yönetmelik ile ilgili 

hazırlıklarını tamamlamalı, yetkili sendikanın katkısını alacak şekilde paylaşıma 

sunmalı ve 2013-2014 eğitim-öğretim yılında yaşanan belirsizliklerin 2014-2015 

eğitim-öğretim yılında da yaşanmaması için yönetmeliği yayınlamalıdır. Milli 

Eğitim Bakanlığı, bu yıl il içi atama, il dışı atama, resen atama ve özür grubu 

atamalarında çözüm endeksli yaklaşımlar sergilemiş fakat zamanında norm 

güncellemelerini yapıp, bir adım sonrasında yaşanabilecek muhtemel durumları 

kestiremediğinden bazı sıkıntılar yaşanmıştır. 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bu 

anlamda sorunsuz geçmelidir.

Okullara Yönetici Görevlendirmenin Yaz Döneminde Bitirilememesinin 

Eğitimi Daha Fazla Olumsuz Etkilememesi İçin Takvim Sıkıştırılmalıdır

Milli Eğitim Bakanlığı, görevde 4 yılını dolduran müdürlerle ilgili 

değerlendirmelerini tamamlamıştır. Devamına karar verilmeyen müdürlerin 

boşalttıkları kadrolara görevlendirme yapılması süreci devam etmektedir. 

Yaz döneminde yapılması gereken bu iş ve işlemlerin eğitim-öğretimin 

içerisine sarkması kısa süreliğine de olsa eğitimi olumsuz etkileyecektir. İnsan 

Kaynakları Genel Müdürlüğü, yönetici görevlendirme takviminin ivedi bir şekilde 

sonuçlandırılması için gerekli önlemleri almalıdır.

Okulların Bütçe Sorununa Çözüm Getirilmelidir

Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle yaşanan problemlere köklü çözüm 

getirilmelidir. Okulların zaruri harcamaları için okul aile birliklerince üretilmeye 

çalışılan çözümlerin yetersiz kaldığı görülmelidir. Okul yöneticilerinin eğitim 

liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunu; 

öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan en fazla zararı 

yine okul yönetimleri görmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek 

uygulamasına geçilmeli, okullarda tahsildarlık dönemi artık tarih olmalıdır.

Öğretim Elemanlarının Mali Durumları İyileştirilmeli ve Bazı 

Üniversitelerde Geliştirme Ödeneği Uygulaması Kapsamı Genişletilerek 

Devam Ettirilmelidir

 Toplu sözleşme masasında üzerinde çalışma yapılması noktasında karar alınan 

öğretim elemanlarının mali durumlarının iyileştirilmesi konusunda sendika 

olarak hazırladığımız ve YÖK ile birlikte kamuoyuna deklare ettiğimiz ‘Öğretim 

Elemanlarının Mali Hakları’ başlıklı rapordaki tespit ve teklifler bir an önce hayata 

geçirilmelidir. Bu itibarla, söz konusu raporda da dile getirildiği üzere, üniversite 

ödeneği oranlarına, müteakip iki yıl için 100’er puan artış sağlanmalıdır.

 657 sayılı Kanun dışında kendi özel personel rejimi ve mevzuatı bulunan 

hâkim ve savcılar için maaşlarında seyyanen bin 155 TL artış yapılmasına 

ilişkin teklif Meclis’e gönderilmiştir. Benzer bir maaş artışı akademisyenler için 

de yapılmalıdır. Diğer taraftan, öğretim elemanlarının maaşlarında önemli bir 

kalem olan ‘geliştirme ödeneği’, birçok üniversitede 15.12.2014 tarihi itibarıyla 

sona erecektir. Yine eğitim-öğretime başladıktan sonra 15 yılını dolduran 

üniversitelerde de 15. yılın sonunda ödeme sona erecektir. Bilindiği üzere, 

geliştirme ödeneği, diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik 

açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim 

elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde 

görevli öğretim elemanlarına, söz konusu kurumlarda görev yapmalarını teşvik 

amacıyla yapılan bir ödemedir. Bu amaçla, söz konusu geliştirme ödeneğinin, 

15 yıllık sınırlama da kaldırılmak suretiyle, idari personeli de kapsayacak şekilde 

15.12.2014 tarihinden sonra da ödenmesine devam edilmesi yönünde ilgili 

Bakanlar Kurulu kararında gerekli düzenleme yapılmalıdır.

Yükseköğrenim Öğrencilerinin Barınma İhtiyaçlarının Karşılanması İçin 

Hükümet Acilen Kapasite Artırımına Gitmelidir

 Son yıllarda üniversite sayısındaki artışla orantılı olarak öğrenci sayısındaki 

artışın ortaya çıkardığı barınma hizmetlerinde kapasite artırımı aynı oranda 

yürümediğinden sorunlar yaşanmakta, aileler eğitim-öğretim yılı başında büyük 

bir telaşın içerisine sürüklenmektedir. 17 Aralık Küresel Operasyonu’nda rol 

üstlenen bir kesime ait özel yurtların millet nezdinde itibar kaybetmesi nedeniyle, 

devlet yurduna geçmeye çalışan öğrencilerin talepleri karşılanmalı, aileler ve 

gençler telaştan kurtarılmalıdır. Devlet yurtları ise, sadece otel hizmeti sunmanın 

ötesinde sosyal ve kültürel faaliyetlerin de yer aldığı kültür mekânlarına 

dönüştürülmelidir.

 Eğitim-Bir-Sen olarak, başta öğretmenler ve öğrenciler olmak üzere, yeni 

eğitim-öğretim yılının tüm eğitim çalışanlarına ve milletimize hayırlı olmasını 

temenni ediyor, sorunları bir yıla yayılmış değil, sorunlardan bir dönemde 

arındırılmış bir yıl diliyor, 62. Hükümet’ten ‘Yeni Türkiye’ idealine uygun adımlar 

bekliyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim