• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C

Erdoğan Muhalefete Meydan Okudu - VİDEO

Erdoğan Muhalefete Meydan Okudu - VİDEO
Başbakan Erdoğan AK Parti Ankara İl Başkanlığı'nın iftarında konuştu.
Mısır'da dertlerinin Mursi değil Mısır halkının iradesi olduğunu söyleyen Erdoğan, "azınlığın çoğunluğa dayatma yapmasını engelleyen sandık meydanıdır" dedi. Muhalefetin yeni anayasanın önünü kestiğini savundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır'da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi'yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52'yi Mursi aldı" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığınca Altınpark'ta düzenlenen iftar programında yaptığı, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının Ankaralılar, Türkiye, İslam dünyası ve tüm insanlık hayırlara vesile olmasını Allah'tan niyaz etti.
Ankara Sincan'da 15 Haziran'da gerçekleştirilen "Milli İradeye Saygı Mitingi"nden dolayı partisinin Ankara il teşkilatına, belediye başkanlarına, milletvekillerine teşekkür eden Erdoğan, "O gün Sincan'ı dolduran yüz binlerce Ankaralı hemşehrime, bu mübarek ayda, bu güzel akşamda şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
Erdoğan, 15 Haziran'da Ankara'da tarihi bir gün yaşandığını, Mersin'den Ankara'ya gelişinde de havalimanından şehir merkezine kadar 4 ayrı noktada gerçekleştirdiği konuşmalarının hayatında yaşadığı müstesna zamanlardan biri olduğunu söyledi.
Sincan'ı hıncahınç dolduran kadın erkek, çocuk yaşlı, farklı partilerden yüz binlerin demokrasiye, sandığa, milli iradeye sahip çıktıklarını tüm dünyaya net bir şekilde ilan ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ankara'daki muhteşem buluşmanın ardından, İstanbul'da 1,5 milyonu bulan kardeşimizle bir araya geldik. Ardından Kayseri, Samsun, Erzurum'da yüz binlerle kuçaklaştık. Meydanları büyük coşkuyla büyük bir muhabbetle dolduran kardeşlerimizin Türkiye'de oynanan oyunlardan ne kadar rahatsız olduklarını, bu oyunlar karşısında asla susmayacaklarını, sessiz ve tepkisiz kalmayacaklarını gördük ve bundan dolayı çok duygulandık çok da umutlandık.
Dünya nasıl eski dünya değilse, Türkiye'de artık eski Türkiye değildir. Geçmişte insanlar bir zülme, haksızlığa uğradıklarında sabrediyor, bunun hesabını günü geldiğinde meşru zeminde soruyorlardı. Dünyanın her yerinde ve Türkiye'de bugün de halklar sabrediyorlar. Bugün de meşruiyetler dairesi içinde kalıyorlar ancak bugün artık insanlar susmuyorlar, tepkisiz kalmıyor, boyun eğmiyorlar. Hesaplarını ileri bir tarihe ertelemiyor, meşruiyet içinde anında hesap sormak ve sorgulamak için seslerini yükseltiyorlar. Bunun en yakın, anlamlı örneğini şu anda kardeş ülke Mısır'da yaşıyoruz. Çok klasik, bayat senaryoyu Mısır'da uygulamak istediler. İnsanları yönlendirmek suretiyle cesaretlendirmek, galeyana getirmek suretiyle bir meydanı doldurdular. O meydanı ülkenin bütün bir fotoğrafı gibi tüm dünyaya servis ederek, bir darbeyi meşrulaştırabileceklerini zannettiler. Mısır'da kimsenin sesi çıkmayacak zannediyorlardı. Dünya bunu görmeyecek, duymayacak, hiç kimse tepki vermeyecek zannediyorlardı. Bir oldubittiyle sandık sonuçlarını çiğneyeceklerini, milletin hakkını ve hukukunu kolayca gasbedebileceklerini zannediyorlardı ama yanıldılar, hem kendileri yanıldılar hem de arkalarındaki güçler yanıldı."
"Mısır'dakinin aynını burada yapmak istediler"
Başbakan Erdoğan, Mısır'daki darbeye Mısır halkının sessiz ve tepkisiz kalmadığını, meydanlara çıkarak "peki benim oyum ne olacak" sorusunu sormaya başladığını ifade ederek, "Mısır'dakinin aynını burada yapmadılar mı? Gezi Parkı'na gidenler zannettiler ki Türkiye sadece burası ama Ankara var, İstanbul Kazılçeşme var, Kayseri var, Erzurum var. Oradakileri ne yapacaksın? Onlar da ne dedi 'benim oyum ne olacak. Benim oyumla 4 yıllığına iktidara getirdiğimi yok farz edemezsin' dediler. Halkın iradesine saygı bu değil mi Bu? Eğer bunu kabul etmiyorsan bu ahlaki olmaz" ifadesini kullandı.
Mısır halkının dayatmaya, oldu bittiye boyun eğmediğini, tek yürek halinde darbeye karşı onurlu ve meşru bir mücadeleye başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Mısır halkının meşruiyet zemininden ayrılmadan mücadelelerini sürdürdüklerini vurguladı.
Erdoğan, Mısır'da darbeyle yönetime gelenlerin, konuşmalarından, açıklamalarından rahatsız olduklarını dile getirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'yi aslında çok takdir ediyorlarmış, 'takdir ettiğimiz bir başbakanları var ama şimdi bazı gerçekleri bilmedikleri için yanlış açıklamaları, beyanları oluyor' diyorlarmış. Hatta 'gerekirse telefonla da konuşabiliriz' diyorlarmış. Şimdi güler misin, ağlar mısın? Bir defa ben, seninle nasıl konuşacağım. Sen seçilmiş değilsin. sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin. Hale bakın, daha da enterasan şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin ağlar mısın? Ben, tüm dünyaya, Batı'ya sesleniyorum: Askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi, milli savunma bakanı olmuş, ve milli savunma bakanı kendi getirdiği cumhurbaşkanının karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi? Hangi demokraside böyle bir şey var? Atayacaksın, kaşısına gelip, el pençe divan durup yemin edeceksin. Buna Batı niçin sessiz kalıyor, neden hale seslerini çıkarmıyorlar? Omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar? Eğer demokrasi diyorsanız, dünyada darbelere hayır diyorsanız..."
Başbakan Erdoğan, kendisiyle telefonda görüşme arzusunda bulunan Mısırlı yetkilinin birkaç hafta önce darbeye karşı olduğunu söylediğini ancak şimdi başbakanlık, cumhurbaşkanlığı hevesiyle hareket edip, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına gelince de kendisiyle görüşme talebinde bulunduğunu anlatarak, "O işi geç, sen seçimlerde yüzde 1,5 oy aldın ama Mursi yüzde 52 oy aldı. Yüzde 52, yüzde 1,5'tan herhalde büyüktür, önce ona saygı göstermesini bileceksin" diye konuştu.
Erdoğan, "Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır'da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi'yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52'yi Mursi aldı" şeklinde konuştu.
AK Parti'nin ilk seçim zaferinden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün o dönem ilk AK Parti hükümetini kurması sırasında kendisinin de AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Avrupa Birliği ülkelerini ziyaret ettiğini ve bu esnada Lüksemburg'a gittiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, dönemin Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker ile görüşmesinin ardından, ortak basın toplantısı düzenlediklerini anlattı.
Ortak basın toplantısında bir Türk gazetecinin Lüksemburg Başbakanı Juncker'e "siz başbakansınız, Erdoğan ise bir partinin genel başkanı, başbakan değil. Bu ilgi, alaka neden?" sorusunu yöneltmesi üzerine Juncker'in "bizim için önemli olan seçilmiş bir siyasi partinin lideri olmaktır. Şu anda onun partisi iktidardır, onun partisinin gösterdiği isim de kabine kuruyor" yanıtını verdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, "İşte demokrasi anlaşıyı budur. Halkın iradesine saygı anlayışı budur" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Gerek Mısır'da gerek bu coğrafyada bir şey çok net ortaya çıktı: Bu coğrafyada eline silah alan, ardına güç alan, ardına medyayı alan, ardına sermayeyi alan öyle keyfi dayatmalarda bulunamaz" dedi.
AK Parti Ankara İl Başkanlığının düzenlediği iftar programında konuşan Başbakan Erdoğan, Mısır'da ordunun yönetime el koymasının ardından yaşanan gelişmeleri, çözüm süreci ve Türkiye'de ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Mısır'da darbecilerin ve onların destekçilerinin Tahrir Meydanı'nı gösterip bu darbeyi meşrulaştırmaya ve bu meselenin üzerini örtmeye çalıştıklarını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Adeviye Meydanı bu hesabı bozdu. Kahire'deki birçok meydan, İskenderiye'nin meydanları, Mısır'ın tüm şehirlerindeki meydanlar işte bu tuzağı alt üst etti. Kardeş ülke Mısır için, kardeş Mısır halkı için en kısa sürede barış, huzur, istikrar temenni ediyoruz. Gerek Mısır'da gerek bu coğrafyada bir şey çok net ortaya çıktı.
Bu coğrafyada eline silah alan, ardına güç alan, ardına medyayı alan, ardına sermayeyi alan öyle keyfi dayatmalarda bulunamaz. Eskiden olduğu gibi 'darbe yaptım' diyerek milleti, millet iradesini, demokrasiyi susturamaz. O dönemler artık geride kalmıştır. Kimin ne rahatsızılğı varsa o rahatsızlığını yasalar çerçevesinde dile getirir. Unutmayın, en büyük meydan sandık meydanıdır. O rahatsızılğını sandıkta dile getirir.

Sandık belli bir süre zarfında milletin önüne geliyorsa herkes o sandıktan çıkan sonuca uymak, ona saygı göstermek zorundadır. Seçim sandığı en başta azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmasının önüne geçer. Bakınız, altını çizerek söylüyorum: Seçim sandığı çoğunluğun azınlığı yönetmesi için değil azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmaması için vardır. Sandık demokrasi dışı arayışların panzehiridir. Sandık azınılğın zulmetmesinin engelidir."
"Sandıktan Hitler çıkabilir' diyerek sandığı ortadan mı kaldıralım"
"Şimdi diyorlar ki Hitler de sandıktan çıkmıştı. Peki ne yapalım? 'Sandıktan Hitler çıkabilir' diyerek sandığı ortadan mı kaldıralım" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türkiye'de 1946 yılına kadar sandık yoktu ama ülke, adı Führer değil de Milli Şef olan birisi tarafından yönetiliyordu. 1950'deki temiz seçimlerden bugüne kadar Türkiye hiçbir zaman sandıktan Hitlervari bir yönetim çıkarma riskini yaşamamıştır. Asla da yaşamaz. 'Sandıktan Hitler çıkabilir' diyerek sandığa sorgulamak, bunu gündeme taşımak, gündemde tutmak, demokrasiye yönelik hasmane tutumdan, art niyetten başka bir şey değildir.
Bugünler de yavaştan yavaşa sandık sonuçlarına ilişkin tartışmalar başladı. Eskiden seçim sandıkları açılınca yenilenler 'hile var' diyerek ortalığı velveleye verirlerdi. Şu anda seçime 8 ay varken yenileceğini anlayanlar, çok erken şekilde yaygara koparmaya başladılar. Daha ortada sandık yok, sonuç yok. Ne diyorlar? Şimdi seçimde hile var. Ortaya dökülmeye başladılar."



Başbakan Erdoğan, son günlerde ortalarda dolaşan bir espiriye atıfta bulunarak, şunları kaydetti:
"Bir genç, 'oruç tutmadığım için bana saldırdılar' diyerek karakola şikayete gidiyor. Polis de 'kardeş, ramazan yarın başlıyor. Buyur bir çayımızı iç' deyip şikayetçiyi gönderiyor. Biz de şimdi seçime 8 ay kala 'sandıkta hile var' diye dereyi görmeden paçalarını sıvayanlar oldu. Bizim onlara da söyleceğimiz şu: 8 ay kala bahane üreteceğinize şimdiden yenilginize gerekçe üreteceğinize, gidip ve çalışın. Onlar için her şey normaldir.
Bunların Milli Şefi'ne bir gün demişler ki "Paşa, hiç Allah demiyorsun. Bu millet ise Allah'ı sever. Bir Allah deyiver.' Cevabı hazır: 'Az once dedim ya' diyor. 'Ne dediniz' diyor. 'Allaha ısmarladık dedim' diyor. Tablo bu…"
AK Parti teşkilatı olarak sadece çalışarak bugünlere ulaştıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biz halkımızı seviyoruz. Halkımızı kucaklıyoruz. Ayrım yapmaksızın kucaklıyoruz. Biz de ne dedik, etnik ayrımcılık yok. Türk'üyle Kürt'üyle Laz'ıyla, Çerkez'iyle Gürcü'süyle Abhaz'ıyla Roman'ıyla, Boşnak'ıyla 36 ayrı etnik unsur, 76 milyonuyla bizim kardeşimizdir, canımızdır, ciğerimizdir. Bizde, batı, doğu, kuzey, güney yok, 780 bin kilometrekareyle vatan toprağı var" diye konuştu.
"Biz bugüne kadar hizmet ürettik"
Erdoğan, geçen cuma, yılda 500 bin yolcu kapasiteli Bingöl Havaalanı'nın açılışını yaptıklarına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"10 yıl, 15 yıl once Bingöl'e havalimanı yapılacak dense acaba inanır mıydınız? Şimdi kardeşlerim, bu cuma, Kastamonu Havalimanı'nı açıyoruz. Yıllar yılı, 10 yıllar, Kastamonulu buraya havalimanı yapılacak diye inanmadı. Öbür cuma, ayın 26'sında Şırnak'ta Şerafettin Elçi Havalimanı'nı açıyoruz.
Yine soruyorum: Acaba 10 yıl, 15 yıl once bu sorulsaydı inanır mıydınız? Başka şimdi, Şırnak uçak görecek ya… Bingöl uçak gördü, Ağrı, Kars, Iğdır uçak gördü. Arkasından Hakkari, şu anda bitmek üzere. Hakkari Havalimanı'nı açacağız.
Biz bugüne kadar hizmet ürettik. Hizmetlerimizle ayakta kaldık. Milletten hizmetlerimiz karşılığında teveccüh gördük. Bugüne kadar 3 genel seçim, 2 yerel zeçim ve 2 halk oylaması yaşadık. Her birinde sandık sonuçları en doğru şekilde okumanın gayreti içinde olduk. Millet bize vazife yükledi. Biz vazifemizi yaptık. Millet bize uyarı verdiğinde kendimizi muhasebeye çektik. Hatalarımızı telafi ettik.
Bundan sonra da bizim yegane siyasetimiz hizmet siyaseti olacaktır. Biz milletimize verdiğimiz sözlerin arkasından koşacağız. Biz millet gösterdiğimiz hedefleri tutturmak için gece gündüz çalışanlardan olacağız. Asla rehavet içinde olmayacağız. Moralimizi asla bozmayacağız."
Terör örgütleriyle illegal örgütlerle işbirliği yapan, Türkiye'de bir kaos oluşturmaya çalışan, hatta bir mezhep kavgası çıkarıp buradan nemalanmayı hesaplayanların seviyesine düşmeyeceklerini, milletin istikametinden bir nebze olsun ayrılmayacaklarını dile getiren Erdoğan, şunları belirtti:
"Eğer bu işi bizden daha iyi yapan varsa buyursun millet kendisini takdim etsin, projelerini takdim etsin. Milletten yetkiyi alsın ve bu vazifeyi yüklensin. Şimdi 3. köprüyü yapıyoruz. İstanbul'a 3. köprü. 2015'te açacağız inşallah. Şimdi 3. köprünün yapılmaması için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Tabii, bizim onları dinleyecek halimiz yok. Biz 3. köprüyü de yapacağız. Yapacağız.
Yani Macaristan'da, Budapeşte'te, çok güzel bir şehirdir, şehrin ortasından geçen Tuna Nehri'nin üzerinde 8 tane köprü var. Bunlar, dünyadan bihaberler. Biz şu anda üçüncü köprüyle birlikte iki tane de boğazın altından geçen, biliyorsunuz bir raylı system yapıyoruz. Onu da 29 Ekim'de açacağız. 2015'te de çift tüp, yine denizin altından otomobillerin gidip geldiği, onu yapıyoruz. 2015'te de onu açacağız.
Bizim yaptıklarımıza, ulaştıklarımıza bunların hayalleri bile ulaşamaz. Bizim farkımız bu. Ben Kanal İstanbul diyorum. Adamın hafsalası almıyor. İlk söyledikleri şey nasıl yapacaksınız? Yapacağız merak etme. Yaptığımızda da bunu göreceksiniz. Yeter ki sabırlı ol. İnşallah tememnimiz, görsünler. Tabii bazılarının gözü vardır, görmez, dili vardır hakkı söylemez. Kulağı vardır duymaz ama duyuracağız. Bunlar birinci köprüye de hayır dediler. Ama sonra birinci köprü üzerinden gidip geldiler. İkinci köprüye de hayır dediler. İkinci köprünün üzerinden de gidip gelmiyorlar mı? Hadi kullanmayın o köprüleri. Sandalla gidip gelin. Siz köprüleri istemiyordunuz. Yok. Hem hayır diyecekler hem istifade edecekler."
"Eğer dürüstseniz Romen tankerinin 7 ay, 8 ay Selimiye'nin önlerinde yandığını unutmayın"
"Ama milletten yetki alamayanlar farklı oyunlarla farklı tuzaklarla Türkiye'nin istikbaliyle Türkiye'nin istikrarıyla oynamaya yeltenmesinler" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Kanal İstanbul da olacak. Çünkü biz boğazımızı, eğer çevreciyseniz haysiyetliyseniz onurluysanız biz boğazımızı bir çevre katliamından kurtarmak için Kanal İstanbul yapıyoruz. Eğer dürüstseniz Romen tankerinin 7 ay, 8 ay Selimiye'nin önlerinde yandığını unutmayın. O bir çevre tehdidi değil miydi? O dev gemilerin meydana getirdiği olaylar birer çevre katliamı değil mi? İşte bunlardan boğazımızı kurtaralım istilyoruz. Onun için Kanal İstanbul'u yapıyoruz ki artık bu tür gemiler oralardan geçsin."
Erdoğan, bugüne kadar milli iradeye uzanan her elin millet tarafından paramparça edildiğine işaret ederek, şöyle dedi:
"Darbecileri, darbe sevenleri, darbelerden umut bekleyenleri milletimiz hiç affetmemiş, onlara hiç bir zaman fırsat vermemiştir. Demokrasi sesi çok çıkanın, sokakları terörize edenin, siyaseti sokakların yedeği haline getirenlerin değil sandığın, yani millet iradesinin egemen olduğu bir rejimdir. Millet iradesi dışında her yol gayrimeşrudur. Millet gayrimeşruluğa fırsat tanımaz, tanımayacaktır."
"Güçlü bir Türkiye istemiyorlar"
Dünya küresel finas krizi karşısında çok zor bir dönemden geçerken, Türkiye'nin ise ekonomisinin başarılarına yeni başarılar eklediğini dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"İşte Maliye Bakanım basın toplantısını yaptı ve gördüğünüz gibi bütçemiz hamdolsun artıverdi. Yaklaşık 4 millyar TL artıverdi. Ekonomide katettiğimiz başarının yanında demokratikleşme adımlarımız hız kesmeden devam ediyor. Hemen yaygarayı koparıyorlar. Turizm çöktü. Ya ne çöktü? Şu anda 5. ay sonu itibarıyla turizmde gelirimiz bir önceki yıla göre, yüzde 18.5 artmıştır. Fakat Türkiye'de ekonomik havayı bulandırmak için işte bu yollara tevessül ediyorlar. Buna dünya da destek veriyor. Batı buna destek veriyor. Çünkü güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Ekonomik yönden kalkınmış bir Türkiye istemiyorlar. Ama el ele vereceğiz, milletimle birlikte el ele vereceğiz ve Türkiye'mizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracağız. "
Çözüm süreci
Başbakan Erdoğan, çözüm süreciyle ilgili olarak da "Çözüm süreci bütün tahriklere rağmen kararlılıkla ilerliyor. Umutla yol alıyor. Böyle bir süreçte Türkiye'nin adeta zincirlerini kırdığı, prangalarından kurutulduğu süreçte, içeriden ya da dışarıdan Türkiye'yi hedef alan girişimlere karşı hep birlikte tek yürek olacağız" dedi.
"Şunu sizlerin de aziz milletimin de çok iyi bilmesini rica ediyorum. Bu bölgede bu coğrafyada güçlü istikrarlı, geleceğe emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye'yi istemeyenlere karşı, 8 ay sandığa var, 8 ay çok çalışacağız. Tamam? Kapı kapı dolaşarak anlatacağız" ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:
"Maalesef içeride bu şer odaklarıyla aynı vizyonu paylaşan, aynı paralelde hareket edenler var. Tarihimizin en başarılı mayıs ayını yaşarken, ekonomide, demokratikleşmede, dış politikada çözüm sürecinde sevindirici neticeler alırken Türkiye'de oynanmaya başlanan oyun asla ve asla bir tesadüf değlidir. Her zaman söylüyorum, unutmayın, onların bir tuzağı varsa Allah'ın da bir tuzağı var, milletin de bir tuzağı var."
Konuşması, "Dik dur Eğilme Ankara Seninle" sloganlarıyla kesilen Erdoğan, "Hiç endişeniz olmasın. Biz dik duracağız. Biz eğilmeyeceğiz. Biz onların, bizi çekmek istedikleri tuzaklara asla düşmeyeceğiz. Onların oyununa gelmeyeceğiz. Sosyal medyalarıyla arkalarına aldıkları başka güçlerle onlar bize saldıracak ama tüm bu saldırılara karşı mertçe dayanacağız. Bu tuzakları ilk defa kurmuyorlar. 3 Kasım'dan bugüne kadar çeşitli şekillerde bu tuzakları kurdular. Bizi bu tuzaklara karşı çekmek istediler. Ne aldanan olduk ne de aldatan olduk. Bu tuzakları da aynı şekilde, gençliğimizle, kadın teşkilatımızla evellalah aştık" dedi.

Kaynak: Haber7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim