• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Kayseri : 1 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İstanbul : 8 °C

ERDOĞAN'IN FİYAKASINI BOZMAK İSTEYEN DIŞ GÜÇLER

ERDOĞAN'IN FİYAKASINI BOZMAK İSTEYEN DIŞ GÜÇLER
Dün, Başbakan Erdoğan'ın etkili danışmanlarından biriyle konuşuyoruz.
"Bugünlerde herkes bizim üzerimize geliyor. Başbakan etrafındaki kimseyi dinlemiyor. Etrafındakiler de O'na bir şey demekten korkuyor diyorlar" diye söze giriyor.

"Halbuki, kamuoyunda bilinenlerin en az on katı diyebileceğiniz kadar, düşüncelerimizi uyarılarımızı en açık haliyle kendisine iletiyoruz" diye devam ediyor.

Sonra herkesin aklına düşen soruyu yine kendisi sorup, cevabını da kendi veriyor.

"Peki başbakan etrafını dinlemiyor mu? Evet dinliyor ve dinlediklerini hayata geçiriyor. Dinlemiyor olsaydı Ak Parti'nin ömrü bu kadar uzun olmazdı. Örneğin halk, Ak Parti'ye 2009 yerel seçimlerinde önemli bir uyarıda bulundu. Oylarımız yüzde 39 lara kadar düştü. Bu bir başarısızlık idi. Ama Başbakan bütün ekibiyle birlikte bunun muhasebesini yaptı ve sonraki seçimde oyunu yüzde 50 lere taşıdı."

Başbakan'ın sanılanın aksine çok iyi bir dinleyici olduğunu, yaptığı kapalı toplantılarda ekibini saatlerce dinleyip hiç tepki vermeden notlar aldığını biliyoruz.

Başbakanın danışmanlarına, bakanlarına rağmen hareket ettiği olmuyor mu?

Oluyor elbette.

Ama O'nu farklı kılan da bu ‘unpredictable-öngörülemez' tutumu.

Ki bu tutumun, yer yer endişelere yol açsa da, (aramızdaki sazanların görmediği) Türkiye'nin kazanımlarına önemli bir katkısı olduğu da bir gerçek.

Zaten mesele, Erdoğan'ın başına buyruk hareket etmesi meselesi değil.

İçeride, dışarıda, içimizde, dışımızda ne kadar muarızı varsa, onların yapmak istedikleri şey ‘başbakanın fiyakasını bozup, bileğini bükmek.'

Bir haftayı aşan eylemlerin toplamına baktığınızda, şiddete başvurmayanların da, memleketin dört bir köşesinde terör estirenlerin de, görünen kışkırtıcıların da, görünmeyen organizatörlerin de ortak buluştukları nokta bu.

"Başbakanın fiyakasını bozup, bileğini bükmek."

-Beyoğlu akşamlarının müdavimi tuzu kuru sanatçıların, dizi oyuncularının da,

-Fırsat bu fırsat memleketi bir darbe ortamına sürükleyebilir miyiz? Diyen Ergenekon tayfasının da,

-İçindeki darbecilik heyecanını canlı tutan ve ilk günlerde gerçekten darbe olacakmış gibi sazan gibi ‘alem-i twitter' a atlayan gazeteciler de,

-Sadece bizim desteğimizle Erdoğan bugünlere geldi diyen kibirli liberaller de,

-Askeri diktatörlük özlemlerini Erdoğan'a diktatör diyerek kamufle eden, ulusalcılar ve Kemalistler de,

-Bir çakal sinsiliğiyle "artık sindiğimiz köşelerimizden çıkabiliriz, galiba Erdoğan gidici" diye düşünüp erken dalış yapan medya baronları da,

Aynı hedefte buluştu.

Başbakanın fiyakasını bozup, bileğini bükmek.

ERDOĞAN'IN FİYAKASINI BOZMAK İSTEYEN DIŞ GÜÇLER

Onların hesabı daha sofistike ve daha kuşatıcı.

İçeridekilerin yaptıkları tahribat onların zaten işine yarıyor.

Ama dahası var.

Erdoğan'ın 300 milyonluk Arap coğrafyası ve 1,5 milyarlık İslam coğrafyasındaki fiyakasını da bozmak istiyorlar.

Çünkü, Erdoğan'ın Türkiye adına kullandığı ‘yumuşak güç' ve ‘vicdanın sesi olma' gücü, özellikle son beş yıldır Uluslararası kurulu sistemin fiyakasını bozuyordu.

Arap baharı, Erdoğan ve Ak Parti rüzgarından ilham alarak büyüdü.

Halkın, sokakların talebinin görünür hale gelmesi, kukla diktatörler aracılığıyla bu coğrafyaya hükmedenlerin fiyakasını bozmuştu.

Zaten bir süredir, bugünlerde Türkiye'de kullandıkları enstrümanları Arap sokağı üzerinde kullanmaya başlamışlardı.

Bir tür küresel 28 Şubat filmi sürüme girmişti.

Değerlerine bağlı kitleleri türlü türlü manipülasyonlarla ezmeye bastırmaya çalışan güç odakları şimdi bunu Erdoğan üzerinden yapmak istiyor.

Merkez kaleyi kuşatıp etkisiz hale getirirsek, öbür taraflardaki hedefimize daha kolay ulaşabiliriz diye düşünüyorlar.

Daha ilk gün eylemlere destek vermiyorsunuz diye tuhaf ötesi bir gerekçeyle reklam ambargosu uygulamaya başlayan uluslar arası büyük şirketler, bazen bizimkilerden daha kışkırtıcı bir tavırla uzaktan olayları büyütmeye çalışan CNN'i, BBC'si aynı motivasyonla topa girdiler.

Yalçın Akdoğan boşuna demedi.

"Başbakanı yedirmeyiz" diye.

O'nun baktığı yerden bizim söylediklerimiz daha net görünüyor olmalı.

Mehmet Acet
mehmet.acet@kanal7.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim