• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kayseri : -4 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İstanbul : 4 °C

Erdoğan'ın Menderes'i kim olacak?

Erdoğan'ın Menderes'i kim olacak?
Erdoğan'ın Menderes'i kim olacak?

Aydın Menderes'le geziye çıkacaktık.

Menderes'in Büyük Değişim Partisi'nin önünde buluştuk.

O sırada Cumhurbaşkanı Özal'ın hastaneye kaldırıldığı haberi geldi.

İlk başta önemini kavrayamamıştık. Gittikçe olumsuz haberler gelmeye başladı.

Bir değerlendirme yapıldı, kısa bir süre duraklandı, Aydın Bey'in, 'Yola çıkalım, gelişmelerin seyrine göre hareket ederiz' sözü üzerine yola çıkıldı. Esenboğa Havaalanı'na doğru giderken, çağrı cihazları uyarmaya başladı. Gazeteci lisaniyle çağrı cihazları ne zaman ötmeye başladıysa, mühim bir şey var demektir.

Birbirimizin yüzüne baktık.

Pursaklar'da durduk.

Biz Aydın Bey'e haber vermeye giderken Ümran Menderes araçtan ağlayarak çıktı.

Aydın Bey üzgündü. Döndük Hacettepe Hastanesi'ne geldik.

Sonrası malum.

O sıralarda Başbakan Demirel, Aydın'da bir programa yetişmeye çalışıyordu. Haberi İzmir-Aydın arasında bir yerde aldı.

Oradan geri döndü.

Tecrübeli politikacı Cumhurbaşkanı'nın vefatıyla doğacak boşluğun ve yaşanacak gelişmelerin farkındaydı.

Yanında kader arkadaşlarından İsmet Sezgin vardı.

İsmet Sezgin'e döndü.

'Cumhurbaşkanlığı meselesinde ne diyorsun' dedi.

İsmet Sezgin, 'Siz icradan geldiniz. Cumhurbaşkanlığı sembolik bir görev. Siz Başbakanlıkta kalmalısınız' dedi.

Demirel henüz, 'Çankaya hiçbir faninin elinin tersiyle itebileceği bir yer değildir' sözünü söylememişti.

1964'te AP Genel Başkanı seçildiği günden beri yanında olan eski Demokratlar'ın öncülük ettiği Demokratik Parti bölünmesi sırasında yanında yer alan, 'Yeminliler hareketi'nin öncülerinden olan İsmet Sezgin'e döndü.

'İsmet' dedi.

'İki kez Cumhurbaşkanlığı imkanı önümüze geldi, olmadık. Üçüncüsünde de olmazsak, millet der ki bunun bir eksiği mi var?'

Demirel'in yüzde 27 oy oranı ve 160 milletvekili vardı. Sayısı yetmiyordu ama kendisiyle çok uyumlu olan bir koalisyon ortağı Erdal İnönü vardı.

Cumhurbaşkanlığını gözüne kestirmişti.

Şartları hazırlamaya başladı.

DYP Grubunda da İsmet Sezgin gibi düşünenler vardı.

Demirel icranın başında kalsın diyorlardı.

Demirel kürsüye çıktı.

Onlara DP'yi ve Celal Bayar'ı anlattı.

O grup toplantısını izleyen parlamento muhabirlerinden biriydim.

Grup toplantısına girerken 'Baba başımızda kalsın, Köşk'e çıkmasın' görüşünü savunanlar, 'Demirel Çankaya'ya çıkmalı' diyerek çıkıyorlardı. Çünkü grup toplantısında Demirel şu ifadeleri kullanmıştı:

'14 Mayıs 1950 tarihinde Demokrat Parti seçimleri kazandı geldi. Önlerinde o günlerin deyimiyle Cumhurreisi seçimi vardı.

Meydanlarda hem CHP Genel Başkanı hem Cumhurbaşkanı olduğu için İsmet İnönü'yü tenkit etmişlerdi. Bu yüzden 'Celal Bayar icranın başında kalsın, biz millete hizmet sözü verdik. Cumhurbaşkanlığı makamına başka bir isim çıksın' diyenler vardı. Celal Bayar kürsüye çıktı. 'Seçimlerde tek parti zihniyetine karşı mücadele verdik. Yeter Söz Milletindir' dedik. 'Millet jandarma dipçiğine, vali baskısına rağmen bizi seçti, tek başına iktidar yaptı. Şimdi önümüzde mühim bir mesele var. Cumhurreisi kim olacak? Cumhurbaşkanlığı seçimini yaparak Demokrat Parti rüştünü ispat edecek. Çankaya bir simgedir. Demokrat Parti Genel Başkanlığı ise bir semboldür. Biz ne zaman ki sembolümüzü Çankaya'ya çıkarırız o bayrağı oraya taşırız o zaman rüştümüzü ispat etmiş oluruz.' DP Genel Başkanlığı bir semboldü. Bu mücadelenin başarılı olabilmesi için liderini yani sembolünü Çankaya'ya çıkarması lazımdı.'

Demirel sözlerini bitirdikten sonra, 'DP'nin lideri Çankaya'ya çıkmalı, Celal Bey Cumhurbaşkanı olmalıydı' demişti.

Çankaya seçimi aslında Demokrat Parti'nin rüştünü ispat edip edemeyeceğinin bir sınavıydı. Celal Bayar engin deneyimi ile bunun farkındaydı.

Ordu içinde İsmet Paşa ile devam edilmesi yanlıları vardı. DP'de ise Fuat Köprülü ya da Ali Fuat Başgil isimleri gündemdeydi.

AK Parti de benzer bir sınavla karşı karşıya.

Bir başka nokta daha var.

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiği taktirde ona bir Menderes lazım.

Celal Bayar kendisini tebrik ziyareti için Köşk'e çıkan Menderes'e,

'Başbakan kim olsun' diye sordu.

Menderes, Fuad Köprülü'yü önerdi. Menderes'in başkanlığında bir heyet kabine listesi hazırlamıştı. Menderes, Köprülü'yü Başbakan kendisini ise Bakan olarak yazmıştı.

Celal Bayar, 'Başbakan sensin' dedi.

Çünkü Menderes'in kitleleri etkileme gücünü görmüş, DP'ye seçim kazandıracak Başbakan olarak seçmişti.

İktidara geldiği günden bu yana kendini geliştiren ve dönüştüren bir parti, AK Parti.

Aynı şekilde Türkiye'yi geliştirerek dönüştürmeyi başardı.

Özal, 'Türkiye'ye çağ atlattık' derdi.

Türkiye'ye çok büyük hizmetleri olan Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık sürecini de başarıyla yönetirse, işte o zaman Türkiye çağ atlayacak.

Bunu başaracağından eminim.

abdülkadir selvi köşe yazısı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim