• BIST 104.918
  • Altın 146,889
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1825
  • Kayseri : 30 °C
  • Ankara : 33 °C
  • İstanbul : 27 °C

Erdoğan'ın sözlerine tevil Bozdağ'dan!

Erdoğan'ın sözlerine tevil Bozdağ'dan!
Erdoğan'ın 'Dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerinin tevili Yardımcısı Bekir Bozdağ'dan geldi. Bozdağ 'Mele' sınavı ile ilgili bilgi verdi gündeme dair soruları cevapladı.
Başbakan Erdoğan'ın ‘Dindar nesil yetiştireceğiz' sözlerini yardımcısı Bozdağ şöyle açıkladı: “Toplumu mengeneye sokup böyle yapacağız anlamında bir söz değil. Başbakanımızın söylediği alkışlanacak şeydir. Onun bunun hakkına el uzatan, meşru gören bir gençlik mi daha iyi, yoksa başkasının hakkına el uzatmanın hem hukuk hem de inanç anlamında haram olduğunu bilen gençlik mi daha iyi?”

Ankara-Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, güncel konulara ilişkin soruları yanıtladı:

- Sayın Başbakan, “Dindar nesil” dedi ama bu ülkede gayrimüslimler de yaşıyor. Tam olarak ne anlamak gerekiyor bu sözlerden?

Her partinin bir programı, kendini niteleme tarzı var. AK Parti kendisini muhafazakar, demokrat bir parti olarak nitelendiriyor. Her partinin de bir nesil projesi var. Biz muhafazakar demokrat bir parti olarak bu ülkenin gençlerinin muhafazakar bir anlayışa sahip olmasını isteriz ve ‘Demokrat, muhafazakar olsun' deriz.

Partiler programlarını hayata geçirmek için mücadele ederler. AK Parti olarak 10'ncu yılına giren iktidarımızda eğitimle, üniversitelerle ilgili ortaya koyduğumuz anlayış ortada. Bizim bugüne kadar tek tip bir nesil yetişmesi ve tek bir yapı oluşması yaklaşımımız olmadı, olması da mümkün değil.

Ama Türkiye'de yetişen neslin nasıl olması gerektiği konusuna fikrimizi söyleriz. Sayın Başbakanımız da partimizin bu noktadaki anlayışını paylaşmıştır. Toplumun hepsini mengeneye sokup, böyle yapacağız anlamında bir söz değil.

O sözler Kılıçdaroğlu'na bir cevaptır. Yoksa AK Parti döneminde Türkiye'deki gayrimüslimler rahat etmiştir.

- Endişelenmiş olamazlar mı?

Bence olamazlar. Çünkü onlar için yaptıklarımız ortada. Örneğin ilk defa vakıflarla ilgili düzenlemeleri biz yaptık. Gayrimüslim vatandaşlarımızın imkanları, hakları başka dönemlerle kıyaslanmayacak kadar genişletilmiştir. O sözler bir dayatma anlayışının ifadesi değil, düzenek kuracağız değil.

Nesiller yetişiyor ve biz ‘tercihimiz muhafazakar olsun, kültürüne sahip olsun, o kültürel kimliği ile modern dünyayla buluşup yoluna devam etsin' diyoruz. Alman Başbakanı Almanya'daki nesillerin Türk kültürü ile yetişmesine rıza gösterir mi? Başbakanımızın söylediği alkışlanacak şeydir.

Türkiye Başbakanın'ın söylemesi gereken bir şeydir. Elbette kendi insanlarının kendi kültürü, tarihi, toplumun ahlak değerleriyle yetişmesine özen gösterecek, hassasiyetini ifade edecek.

Bu eleştirilecek bir hassasiyet değil. Bunu yaparken Hıristiyan, Yahudi vatandaşlarımıza ‘Siz böyle olun' demek de değildir. Gayrimüslim vatandaşlarımız Hıristiyan, Yahudi değerlerine göre yetişiyorlar. Türkiye'nin herhangi bir müdahalesi yok. Bu, dayatma, tek tip insan yetiştirme politikası anlamında değildir.

- Can Bonomo Eurovision'a seçildi, herkes dinini sorguluyor. Böylesine bir tutuculuk sürerken o sözlerden farklı anlamlar çıkartanlar olmaz mı?

AK Parti bilinen bir parti. Yola çıkarken Başbakanımız üç esas koydu: “Irk, din ve bölge milliyetçiliği yapmayacağız” dedi. Çünkü Türkiye'de geçmişte bölgecilik yapıldığı için bölgeler arasında büyük uçurumlar oluşmuş. Irkçılık yaparsanız, bu ülkede pek çok farklı etnik kökene mensup insanlarımız arasındaki birliğe, kardeşlik hukukuna zarar verirsiniz. Dincilik, yani din milliyetçiliği de yapmayacağız.

Çünkü bu ülkede Hiristiyan, Yahudi, Müslüman olduğu gibi onlar içinde de pek çok ayrı mezhebe, tarikata, yorumlara mensup pek çok insan var. Biz toplumun her kesimini kuşatan bir yaklaşımı ortaya koyduk.

İktidarımız bunun somut örnekleriyle doludur. AK Parti, Musevi, Hıristiyan, Müslüman vatandaşımız veya onların içinde farklı anlayışlara sahip, farklı yorumları benimseyen vatandaşlarımızın hepsinin büyük teveccühünü kazanmıştır. Toplumun yarısının oyunu alan bir parti ırkçılık, dincilik, bölgecilik yapmamıştır. Biz de ırkçılık, bölgecilik, dincilik yapmadık. Bizim geçmişimiz, bundan sonra da bunları yapmayacağımızın en büyük teminatıdır.

- “Dindar nesil”den ne anlamamız gerekiyor?

Anayasa gençlerin sağlıklı yetişmesi, zararlı alışkanlıklara karşı korunması konusunda hükümetlere, Meclislere görev yükler. Onun bunun hakkına el uzatan, meşru gören bir gençlik mi daha iyi, yoksa başkasının hakkına el uzatmanın hem hukuk hem de inanç anlamında haram olduğunu bilen gençlik mi daha iyi? Ya da uyuşturucu müptelası gençlik mi, kullanmayan bir gençlik mi daha iyi?

Hükümet olarak gençleri uyuşturucudan nasıl koruruz ona bakmayacak mıyız? Bırakın yapsınlar duruşunda mı olacağız, yoksa sağlıklı bir değişim, dönüşümün geleceğe yürüyüşün olması için üzerimize düşünleri mi yapacağız? Biz üzerimize düşenleri yaparak, gelecekte Türkiye'nin güçlü olması, geleceği yönetecek nesillerin bu toplumun değerleriyle donanmış olmasını elzem görüyoruz.

- Bir insan hem dindar hem muhafazakar ve aynı anda demokrat olabilir mi?

Olabilir. İnsanların bunu sorma devrinin de bittiğini düşünüyorum. Bugün Arap baharında, Tunus'ta, Suriye'de yürüyenler ‘Türkiye gibi olmak istiyoruz' diyorlar. Türkiye'de AK Parti iktidarı var ve demokrasi bizimle güçlendi.

- “Dindar, muhafazakar, demokratın örneği iktidar partisidir” mi diyorsunuz?

Artık çetelerin mafyaların, örgütlerin, derinin derini yapıların olduğu bir Türkiye yok. Bunlardan hesap soran bir Türkiye var. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Bu Türk tarihinin en büyük devrimlerinden biridir.

Çünkü Türk milleti bugüne kadar kendi cumhurbaşkanını kendisi doğrudan seçmemiştir. Hanlar, hakanlar, padişahlar var. Cumhuriyet döneminde Meclis'in seçtikleri var. Onların nasıl seçildiğini Türkiye biliyor. Demokratik bir yönetim anlayışı ortaya koymamış olsaydık, oyumuz yüzde 50'ye çıkamazdı.

AK Parti'nin anlayışını toplumun benimsediğinin, ‘İrtica gelecek, laiklik gidecek' korkularının para etmediğinin, iftira olduğunun somut göstergesidir. Onun için Arap Baharı Türkiye gibi olmak istiyor. Muhafazakar demokrat bir anlayışı temsil ediyoruz. Müslüman olan ve dini konularda farklı yorumları veya farklı duruşu olan kişilerin, laik bir ülkeyi yönetebileceklerini, demokrat olabileceğini AK Parti tüm dünyaya göstermiştir. Türkiye demokratikleştikçe korkularını da yenecektir. AK Parti o korku duvarlarını aşa aşa yüzde 50'ye gelmiştir.

Mele sınavı yolda

- Diyanet işleri Başkanlığı'na 9 bin personel müjdesi verdiniz, hazırlıklar bitti mi?

Maliye Bakanlığı'nda. İmzadan çıktıktan sonra sözleşmeli imam hatip ve müezzin alımı yapacağız. Kadrolu görevli alma imkanı var, o süreç devam ediyor. Şubat ayı içinde ilanını yaparak, Ramazan'dan önce tüm din görevlilerin görev yapacakları yere gitmelerini temin edeceğiz. Muhtemelen bir iki ay içerisinde atamalar bitmiş olacak.

- Melelerin alınacağını açıklamıştınız. Orada bir adım atıldı mı?

3 Kasım 2011'de KHK çıktı biliyorsunuz. Bin azami sınır oldu. Onunla ilgili sınav ilanı muhtemelen bu ay yayınlanacak ve yapılacak sınavda başarılı olanlar kısa süre içerisinde göreve başlayacaklar.

- İlgi bekliyor musunuz? Caferiler'den ‘Asimile edecekler' tepkisi gelmişti...

Terör örgütünün bölgedeki din konusunda uzman, din alimi olan kişilerin bu görevi kabul etmemesi için baskı kurduğu yönünde birtakım duyumlar var. Caferi kardeşlerimizden bazı kesimlerde de ‘Türkiye asimile ediyor, kendisine benzetmeye çalışıyor‘ diye bir çabanın içine girenler var. Kimse kimseyi asimile etmiyor, kendisine benzetmeye de çalışmıyor. Biz bu insanların ilminden istifade etmek istiyoruz. ‘Şöyle yapacaksın böyle anlatacaksın' dememiz söz konusu değil. Bu insanlar bulundukları yerlerde, oradaki insanların anlayışları neyse ona göre hizmet verecekler. İslamı orada anlatacaklar, Diyanet'e bağlı çalışmış olacaklar.

- Yani bir mezhebi baskı söz konusu değil...

Hayır. Biz onların ilmini değiştirmesini, başka tür bir ilim üzerinden yürümesini söylemeyeceğiz. Bu mümkün değil, doğru da değil. Caferi kardeşlerimizden eğer girenler olursa hizmet ettiği cemaat zaten öyle olacağı için ona göre hizmet edecek. Bizim derdimiz islamın doğru anlatılması ve anlaşılmasıdır. Dini bilen insanlar olduğu için de doğru anlatacaklar. Yönlendirmek veya bir yere sıkıştırmak gibi bir niyetimiz yok.

- Terör örgütü bölgede bunu zorlaştıracak mı sizce?

PKK terör örgütü insanların dini duygusunun güçlü olması halinde kandırılmasının zorluğunun farkında. Çünkü dini bilen kişilerin terör örgütüne katılması, dağa çıkarılması, ölmeye ve öldürmeye yönlendirilmesi o kadar kolay iş değil. Din terörü men eder. Bu nedenle vatandaşın bu konuda bilgi sahibi olmaması onların tercih ettiği bir yöntem ve dini bilen insanlar olmasın, bilen insan varsa etrafını daha fazla etkilemesin diye çok büyük gayret var. Umarım oradaki alimler bu imkandan istifade ederler, ilimlerinden insanlarımızın daha geniş manada yararlanmasına yol açarlar.

- Alevi dedelerinin sınava girip kendi köylerinde, bölgelerinde Diyanet adına inançlarını anlatmaları mümkün mü?

Diyanet İşleri Başkanlığı mezhebe, meşrebe, aşirete göre bir hizmet sunmuyor. Anayasamıza göre herkes kanun önünde eşittir. Ne felsefi ne dini ne başka saikte ayrımcılık yapılır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda şu anda yüz binden fazla insan çalışıyor. Hangisi Şafi, Caferi, Hanefi veya Alevi, bunların hiçbirinin kaydı olmaz. Biz vatandaşlık esasına göre bakıyoruz. İnsanların inanışlarına göre notlanması, bir fişlemedir. İnsan hakları ihlalidir. Bunu bireyler yaparsa yanlış, devlet yaparsa daha büyük yanlış olur. O yüzden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hiçbir yerinde yaşadıkları coğrafyaya, inanışa göre bir değerlendirme kayıt tutma yoktur. Caferi köydür, Alevi, Sünni köyüdür diye kayıt tutulmaz, bu mümkün değildir. O nedenle bu sınava Başkanlığın ilan ettiği şartları taşıyan herkes müracaat edebilir. Yapılan sınavda başarılı olması halinde de herkes görev alabilir.

- Bir dede sınavı kazanırsa ne olacak?

İlan edilen şartlara uyduğu ve sınavı kazandığı takdirde biz dede veya başka bir ayrım yapılmasını doğru görmüyoruz. Sınavdan sonra imam hatiplik yapacaklar. Başarılı olanlar sözleşmeli olarak çalışacak. Yani dede olarak veya başka bir vasıfla değil, imam hatip olarak alınacaklar.

Gurbetçi 2014'te sandıkta

- Gurbetçilerin gümrük kapıları dışında oy kullanması için hazırlıklar ne aşamada?

TBMM'ye sevk ettiğimiz kanun tasarıyla bundan sonra yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, bağlı olduğu konsolosluk çevresinde veya YSK'nın uygun göreceği yere konulan sandıklarda oy kullanabilecek. Gümrük kapılarına gelip oy kullanma zorunluluğu ortadan kalıyor. Yasa Temmuz'a kadar Meclis'ten çıkacaktır. İlk seçim olan 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçiminde de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bulundukları yerlerde oy kullanacaklar.

- Kaç milyon gurbetçiden söz ediyoruz?

Oy kullanma hakkına sahip 2.5 milyonun üzerinde vatandaşımız var. Çoğunluğu Almanya ve Fransa'da ikamet ediyor. Ben yeni uygulama ile oy kullanma oranının çok artacağını düşünüyorum. Çünkü 155 ülkede 6.5 milyon vatandaşımız yaşıyor.

- Tüm ülkeler için geçerli olacak mı uygulama?

YSK karar verecek. Oy kullanmada Türkiye uygulamasına baktığımızda seçmen nüfusunun yüzde 50'sine tekabül ediyor. Biraz altı veya üstü çıkıyor. Orada büyük ihtimalle 6.5 milyonun yarısının -biraz azı veya fazlası- gibi seçmen ortaya çıkabilir.

- Başbakan'ın aday olacağına kesin gözüyle bakıldığına göre, ilk oyu Tayyip Bey için mi kullanacaklar?

İnşallah. O zaman geldiğinde göreceğiz. Sayın Başbakanımız arzu ederse, millet çok yakıştırıyor. İnşallah onların oyları Sayın Başbakana nasip olur. 2014 önemli bir kavşak. Muhalefet partileri cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine hala karşı çıkıyorlar. Onun için 2014'e kadar ellerine bir fırsat geçerse, Anayasayı hemen değiştirip, seçim yapılmadan eski düzene geçmek isteyeceklerdir. Halbuki o düzen cumhurbaşkanı seçimlerinin hep kriz olduğu düzendir. Ama artık cumhurbaşkanlığı seçimi kavga konusu olmaktan çıkmıştır. Artık kimse dayatma yapamayacaktır.

- Yeni anayasa çalışmalarında bir ısrar olursa?

Yeni Anayasada bu konuda geri adım olmaz. Bu konu artık millete mal olmuş bir konudur. Niye karşı çıkıyorlar? Meclis'e dayatma yaptılar, Meclis de dediklerini yaptı. Örnekleri çok. Artık bu millete dayatma yapamazlar.

Okullarda şu anda din dersi yok

- Milli Güvenlik dersi kaldırıldı, gözler din dersine çevrildi. Bir açıklama yaptınız ama Alevi bir ailenin AİHM kararı hala gündemde. İstemeyen velinin çocuğuna dersi aldırmaması mümkün mü?

Anayasa'nın 24. maddesi yanlış uygulanıyor. O maddede din ve ahlak kültürü dersinin zorunlu, din eğitiminin ise velilerin istediğine bağlı olduğu ifade ediliyor. Bugüne kadar Türkiye'de birinci kısım uygulandı, ikinci kısım uygulanmadı. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi, bir bilgi ve kültür dersidir, din dersi değildir, İslam dersi değildir. İçinde tüm dinleri kapsayan bir anlayış var. Eğer İslam dersi olsaydı, sadece İslam olurdu. Din dersi dediğiniz, esasında din eğitimidir ve bu kısım anayasa yürürlüğe girdiği günden beri hiç uygulanmamıştır. Bazı kesimler din kültürü ve ahlak Bilgisi dersini, ‘Din dersi' olarak alıyor. Bu nedenle de ‘çocuğuma aldırmıyorum' diyebiliyor. Halbuki bizim okullarımızda okutulan din dersi değildir. Yapılan din eğitimi de değil. Eğer din eğitimi veya din dersi velilerin ihtiyacına göre yapılmış olsa o anayasaya göre istemeyen veli göndermez. Şu an olan ders; bilgi ve kültür veriyor. Tüm dünyada da bu var. Bu bilgiye, kültüre sahip olması bizim vatandaşımızı daha güçlü kılar. Bunu da çok önemsiyoruz.

- Milli Güvenlik dersiyle kıyaslanmamalı mı?

O çok farklı. Rütbeleri, tabur veya alay askere gittiğinde kişilerin öğrenebileceği şeylerdir. Herkesin bunu bilmeye ihtiyacı da yoktur. Demokratik bir ülkede, okulda asker kişilerin üniformasıyla öğretmenlik yapması, Türkiye'nin görüntüsünü de katkı sunmuyor, aksine zarar veriyordu. Geçmişte DGM'lerde asker hakimler vardı, Türkiye bunun çok kavgasını verdi. Milli Güvenlik dersindeki bilinmesi gereken konular, sosyal bilgiler veya vatandaşlık derslerin içine konulacak. Bu Türkiye'nin demokratik görüntüsüne katkı verecek bir adım. Din eğitimi dediğimizde ise uygulama gerekiyor. ‘Ben bu uygulamaya katılmıyorum' diyen öğrenciyi zorlamak doğru olmaz. Ama Türkiye'de din dersi diye bir ders yok, din eğitimi diye bir uygulama yok. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi var. İkisi aynı şeyler değil.

- Andımız tartışması sürüyor. Sizce de kalkmalı mı?

Onunla ilgili tartışma bizde yok, başkaları tartışıyor. Bizim de tartışmamızı istiyorlar herhalde ama şu anda bizim öyle bir tartışmamız yok.

Kürtçe Kuran çalışması

- Diyanet'in Kürtçe Kuran-ı Kerim çalışması olduğu söyleniyor...

Şu anda öyle bir çalışma yok. Birileri yayın yaptığında buna mani de yok. Biz Kürtçenin öğrenilmesi, öğretilmesi konusundaki engelleri ortadan kaldırdık. Birisi çeviri yaptığında, buna mani bir hal yok. Meal yazdığında engel yok. TRT Ramazan'da dini yayınlar yapıyor. Bir ayetin Türkçesini verdiği gibi Kürtçesi'ni de veriyor. Ama şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı'nda böyle bir çalışma yok.

Vatan
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim