• BIST 89.695
  • Altın 145,769
  • Dolar 3,6139
  • Euro 3,9332
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C

Esaretin bedeli… SOKAĞIN HAFIZASI

Esaretin bedeli… SOKAĞIN HAFIZASI
Hangi yanlışı hangi doğru ile kapatacağız? Hangi doğrunun yanlışlardan doğduğuna emin olacağız? Biz neyiz? Biz kimiz? Ne için varız, yaşıyoruz? Mantalitemiz ne? Varoluşumuzda ki temel nedenin altında yatan gerçek ne? Bir görevimiz var mı dünyada yaşamak i
Dünyaya ne için geldiğimizi sorguladık mı hiç. Mantalitemizin nasıl olmasını düşüncelerimizle ve niyetimizle harmanlayabiliyor muyuz? Doğru ne, yanlış neyin neresinde, bunlara ışık tutabildik mi? Yaşamak için gerekli olan insani görevlerimizin hangisini ne şekilde, hangi düşünce ve niyetle ortaya koyabildik mi? Biz kimiz ki, sorgulamamız mı gerekiyor, zaten dünyanın genel bir çizelgesi yazılmamış mı, O zaman ayak uydurup gidelim, neden düşünelim ki? Sorular sorular, yine sorular…
Neden sorularla başladım bu günkü yazıma? Evet, bu da bir soru. Sorgulamak biz insanları diğer canlılardan ayrı kılan en temel özellik, bu özellik insanlardan başka hiçbir canlıda bulunmaz, duygusal durum dışında. Kolaycılık biz insanların doğasına aykırı, diyalektik gerçeğimiz. O zaman görev niteliğinde olan bu durumu hayatımıza yansıtmalı ve yansıttıktan sonra hayatımızın parçası haline getirip, mantığın götürdüğü yolun, duygusallığın götürdüğü yoldan daha elverişli bi hal aldığını da bilmeli, ona göre yaşamımızı idame ettirmeliyiz.
Hiçbir şeye bağlı kalmamalıyız örneğin. Çünkü bir şeye bağlı kalmak, kişiyi gideceği yoldan alı koyar. Bu bağlılıktan kastım tıpkı, biri ya da birilerinin sizi prangaya vurması gibi bir şey. Düşünün prangaya vurulmuşsunuz, ne yaparsınız, ne kadar hareket edersiniz, ne kadar yol kat edebilirsiniz. İşte o bakımdan kimseye minnet etmemelisiniz, zafiyetleriniz olmamalı, taviz kar hayat tarzı yaşamınız olmamalı, esarete kendinizi teslim etmemelisiniz. Karmaşık bir durum yaşıyorsanız bile, önünüze bakmalı, yürüyeceğiniz yolun neresi olduğuna karar vermelisiniz. Duygusallık içeren kimi toplumsal zeminlere kendinizi teslim etmemeli, o şucu, bu bucu gibi mantık dışı cümlelerle sizin gibi yaratanı olan insanları, kendinizden ayrı tutmamalısınız. Bilgiye dayalı fikirlerinizle hayatı yaşamalı ve insanlar için yaşanılabilir bir hayat tarzı sunmalısınız. Bitkilerin gerekli, hayvanların olmazsa olmaz olduğunu unutmamalısınız. Tüm bu yazdıklarıma Atatürk gerçekten çok iyi bir örnek olur diye düşünüyorum. Kendini hiç sevmedi Atatürk. Kendini sevseydi, egoizmin esaretine kendini kaptırsaydı, kendi kurtardığı, küllerinden yeniden doğurduğu ve tek başına halkın gönlünde iktidar kurduğu halde erken yaşta ölümü tercih etmezdi, sağlığına bakardı.
Okuma alışkanlığımızın, kulaktan duyma sözlerle dayatıldığı ve bu duymaları okumuş gibi etrafımızdakilere aksettirmemizin de ne kadar esaret altında olduğumuzun en somut örneğidir. “İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda dünyaya yenilir”. Ya elimizde kılıçla bizden olanların kanına vampirmişiz gibi göz dikeceğiz, ya da düşüncelerimizle kan emicilere göz açtırmadan dünyayı kırmızı rengin esaretine teslim etmeyeceğiz...
Araştırmacı-Gazeteci Tolga Yılmaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim