• BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • Kayseri : -1 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İstanbul : 5 °C

Gül; dün nasılsa bugün de öyle…

Gül; dün nasılsa bugün de öyle…
Daha önce bu köşede yazmış olduğum “Abdullah Gül Ne Yapmalı?”

başlıklı yazımda aynen şöyle demiştim: “Şüphesiz, Abdullah Gül, bu ülkenin birikim ve tecrübelerinden birisidir. Öğrencilik yılarından itibaren siyasetin içinde... Milli Türk Talebe Birliği, İslam Kalkınma Bankası ve Milli Görüş hareketi, Gül portresini oluşturan sacayakları… Başarılı bir devlet adamı olmanın yanı sıra, Türk siyasetinin parlak şövalyelerinden… Türkiye'yi 2003'ten itibaren başarı ile yöneten üçlü Triumvira’dan biri… Böylesi bir politik aktörün siyaset yelpazesinin dışında kalması tabii ki beklenemez, beklenmemeli de.”

Türkiye’nin on birinci cumhurbaşkanı olan Gül, Tayyip Erdoğan ile beraber AK Parti’nin de kurucularından ve bu ülkenin on iki yılına damga vuran hareketin mimarlarındandır. Her ne kadar, şu an Gül, aktif siyasetin içinde olmasa da, tamamen, siyasetin dışında kalması hiç olası değildir. Bir kısım medyanın Erdoğan ve Gül arasında kriz veya fitne çıkartmaya çalışması, millet nezdinde bitirilemeyen AK Parti’yi içerden parçalama ve itibarsızlaştırma hamlesidir. AK Parti, bu tuzağa düşmemelidir. Gül’ün sükûnet ve basiretinin de takdire şayan olduğu belirtilmelidir. Erdoğan’ın liderliğini yapmış olduğu AK Parti hareketinin eğer bir özü, merkezi veya ana damarı varsa -ki vardır- bu merkez odakta Erdoğan ve Gül gibi isimler bulunmaktadır. Erdoğan ve Gül, AK Parti gerçekliğinin Janus’u gibidir. Gül, tıpkı Erdoğan gibi vesayet odaklarına karşı demokrasi mücadelesi vermiş ve demokrasinin bu topraklarda derinleşmesine katkı da bulunmuşlardır.

On iki yıldan beri vesayet odaklarına karşı mücadele eden AK Parti, son dönemde de Paralel Yapı ile mücadele etmektedir. Hukuktan Emniyet’e kadar devletin farklı kurumlarına sızan bu örgüt, temelde, siyaseti ve toplumun önemli aktörlerini itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Burası kesin… Ancak Abdullah Gül gibi değerli siyasetçileri, paralel ile yaftalayarak tasfiye etme ve itibarsızlaştırma tuzağına da düşülmemelidir.  

Uzun yıllardan beri siyaseti takip eden birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Gül’ün çizgisi, AK Parti’nin demokratik çizgisi ile örtüşmektedir. Farklılık olsa olsa ancak ton, derece farkı olabilir. Türkiye, böylesi toplumsal ve siyasal sermayesi ağır aktörlerini tüketmemelidir. Fitneye de izin verilmemelidir. Gül’ün daha önce Paralel Devlet hakkında yapmış olduğu açıklama oldukça yerindedir; “Devlet sistemi içerisinde Anayasa, kanunlar bağlayıcıdır. Devlet sistemi içerisinde ayrı devletler, ayrı oluşumlar, referanslarını başka yerlerden alan dayanışmalar kesinlikle söz konusu olamaz.”

Netice itibariyle, sürecin “sözde paralel avcıları” daha düne kadar Cemaatle koyun koyuna iken Abdullah Gül’ün duruşunun dün de bugün de aynı olduğunu görüyoruz. Şartlara ve duruma göre pozisyon alanların aksine, Gül’ün ne dava anlayışından ne de Cemaate bakış açısından hiç bir şey kaybetmediğini düşünüyorum. Dün nasılsa bugün de öyle…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim