• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • Kayseri : -5 °C
  • Ankara : -3 °C
  • İstanbul : 7 °C

Halaçoğlu Aksaray'ın Masrafını açıkladı Yazık Günah...

Halaçoğlu Aksaray'ın Masrafını açıkladı Yazık Günah...
KAYSERİ MİLLETVEKİLİ MHP GRUP BAŞKANVEKİLİPROF.DR. YUSUF HALAÇOĞLU’NUNTBMM GENEL KURULUNDA“DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ ÜZERİNE” YAPTIĞI KONUŞMA

Değerli milletvekilleri, konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu arada Danışma Kurulunda kabul ettiğimiz, sunduğumuz 

önergelerimizden bir tanesi olarak kadına yönelik şiddetin artmasının nedenlerinin araştırılarak 

alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması önergesi vermiştik. 

Bu önergemizi, gerek iktidar partisi gerekse diğer muhalefet partileri tarafından da uygun 

görüldüğünden, onlar da aynı mealde önergeler hazırlamış olduklarından, ortak bir önerge hâline 

getirmek suretiyle önümüzdeki salı günü Meclis araştırması komisyonu oluşturulması söz konusu 

edildiğinden geri çekmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla, Salı günü bu konu gündeme gelecektir.

Değerli milletvekilleri, bu arada bir iki konuya değinmek istiyorum.

Bunlardan birincisi, gündem, Türkiye'de sürekli olarak farklı şekillerde farklı yönlere 

çekilmektedir. Hepiniz biliyorsunuz ki Atatürk Orman Çiftliğinin bulunduğu bölgede, Beştepe'de bir 

saray yapıldı "Aksaray" ismi verilen bir saray yapıldı ve bin odalı bu sarayın şu anki harcamalarının 

1 milyar 370 milyon TL'ye mal olduğu belirtiliyor ve bundan sonra da bütçe görüşmelerine bakacak 

olursak yeni harcamalar yapılacağı da öngörülüyor.

Değerli milletvekilleri, bu sarayın aylık elektrik gideri 700 bin TL. Bütçeye bununla ilgili ayrıca 

bu sarayın masrafları olarak 300 milyon TL kondu, 300 trilyon kondu. Dolayısıyla, beş sene sonra 

harcanan paradan daha fazlaya mal olan bir gidere sahip olan bir sarayla karşılaşacağız. "Selçuklu 

mimari tarzında" denmesine rağmen, Gotik mimari tarzında yapılmış bir saray. Selçukluyla hiçbir 

alakası yok maalesef, maalesef yok. Ankara'nın girişinde kapılar yapıldı, buralara da "Selçuklu 

mimarisi" dendi, maalesef onlar da Selçuklu değil. Dolayısıyla 2 tane şekil çizmekle Selçuklu olunmaz, 

bunların çok iyi bilinmesi gerekir.

Şimdi, asıl mesele, işte, bu sarayların halk nazarında sürekli olarak konuşulması ve 

gündemi işgal etmesidir. Bu sebeple de Kerbela ile Dersim'in eşdeğer tutan bir söylemle ortaya 

çıkıldı. Dersim'le Kerbela'nın aynı kategoride tutulması söz konusu bile olmaz. Çünkü Kerbela'da, 

Peygamberimizin Torunu Hazreti Hüseyin Efendimiz, yanındaki ailesiyle birlikte, 70 kişi, katledildi 

maalesef ve bunlar savaşmaya giden insanlar değildi. Kûfe'ye gitmekte olan bu kafile, Muaviye'nin 

oğlu Yezid tarafından büyük bir orduyla yapılan saldırı sonrasında katledildi. Ve o muharrem günü, 

tesadüf, 10 Ekime geliyor o da, 680'e gelir. Yapılan bu saldırıyı, eline silah almış, devlete karşı çıkmış 

ve 6 aşiretten meydana gelen bir saldırı ekibiyle eşdeğer tutamazsınız. Her ne kadar "Seyit Rıza" 

dense de, seyitlikle Rıza'nın hiç alakası yoktur, çünkü Rıza'nın Arap olması gerekir seyit olması 

için, hâlbuki Seyit Rıza, Türkmen'dir. Dolayısıyla, Alevi olduğu için de bu saldırı... Dersim harekâtı 

söz konusu edilmemiştir, çünkü Alevilere saldırı olacak olsaydı... Orada daha başka Alevi aşiretler 

varken onlara o saldırı yapılmamış, sadece 6 aşirete yapılmıştır. Dolayısıyla bunların da silah gücü ve 

ayaklanma durumları söz konusudur.

Her ne kadar İhsan Sabri Çağlayangil, Singeç Köprüsü yakınındaki karakola yapılan saldırıda 

33 erin şehit edilmesiyle bağlantı kurmuşsa da ondan çok daha önceye bağlı olan bir süreçtir bu. 

Nitekim, daha 1935'te Suriye'de 2 Teşrinisanide, Halep'te, 3 Teşrinisanide Kamışlı'da İtalyanlar 

Kürtlerle Ermenileri bir araya getirmiştir. Bu toplantılara Türkiye'den katılan kişiler bellidir, 

Ermenilerden katılanlar bellidir ve Basmacıyan'ın evinde yapılan saat 19.00'dan 22.00'ye kadarki 

toplantının tutanakları da bellidir ve nasıl bir tavır takınılacağı... Ve daha sonra Hoybun Cemiyeti'nin 

-ki Hoybun Cemiyeti de Ermeni ve Kürtlerden teşekkül etmiştir- bunlara nasıl silah gönderecekleri, 

Suriye'den askerî birlikler göndererek nasıl destek verecekleri belirlenmiştir. Çünkü o sıralarda 

Hatay meselesi vardır. Hatay meselesi dolayısıyla... Bunların hepsi cumhuriyet arşivinde var, gidip 

görebilirsiniz, yani zor bir şey değil. Dolayısıyla, bunlar ortada dururken, orada bir bilmem nelerin 

yapıldığını söylemek yani isyan etmeyen masum halkın üzerine sanki saldırı yapılmış gibi bir biçimde 

ortaya çıkılması son derece yanlıştır.

Ben buradan sesleniyorum: Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi gerçekten Dersim meselesini 

gün yüzüne çıkarmak istiyorsa -işte, hemen burada destek veriyoruz- bir komisyon kuralım, bu 

komisyon İtalyan, Fransız, İngiliz ve Rus arşivlerini incelemek suretiyle, bütün arşivleri incelemek 

suretiyle bir sonuç elde etsin. Bakın, hodri meydan. O zaman o devletlerin aldığı kararlar, kimlerle 

hangi ajanların Dersim bölgesine geldiği, onlara kimlerin silah getirdiği, hangi subayların bu olay 

içerisinde yer aldığı, bunları ortaya çıkaralım; çok basit bir şey söylüyorum. Ama bakın arkadaşlar, 

1921'de Koçgiri İsyanı vardır, 1921'de Şeyh Said İsyanı vardır, 1927 ila 1930 tarihleri arasında 3 kere 

Ağrı isyanı vardır; bunların içerisinde Seyit Rıza da vardır. Dolayısıyla, bakın, bunları görmezden 

gelemezsiniz. Orada meydana gelen olayların içerisinde hoşa gitmeyecek olaylar olmuş olabilir, 

bunları da kabul ediyorum ama bunu tümüyle gayrimeşru saymak PKK'yı yarın meşru saymakla 

eş değer hâle gelecektir. Hem gündemi değiştirmek hem de bunlarla ilgili yeni bir zihniyet ortaya 

çıkarmak düşüncesiyle bunlar ortaya atılıyor. Lütfen bunları aslında siyasete alet etmeyelim.

Değerli milletvekilleri, diğer taraftan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Taksim'deki 

Halil Paşa Topçu Kışlası'nın yeniden inşa edilmesiyle ilgili bir karar alınmış olduğunu görüyoruz. Ancak, 

şurasını söyleyeyim: Biliyorsunuz, daha önce, bu Gezi olayları sırasında veya sonrasında, İstanbul 1. 

İdare Mahkemesi tarafından, şehircilik prensiplerine, koruma kurtarma kararı ilkeleri ile planlanma 

esaslarına uygun bulunmadığı için bu iptal edilmişti.

Şimdi tekrar ediyorum: Bakın, gerçekten, sanat tarihçileri, tarihçiler veya mimarlar bunu çok 

iyi bilirler, bir binayı orijinal şekliyle inşa etmek istiyorsanız muhakkak o binanın rölövesine ihtiyaç 

vardır. Rölövesi olmadan o binayı yapamazsınız ancak benzerini yapabilirsiniz ve tarihî hiçbir özelliği 

olmaz. Dolayısıyla, bunda neden ısrar edildiğini bir türlü anlamıyorum.

Bakın, ben bir teklifte bulunuyorum. Eğer gerçekten buna hizmet etmek istiyorsanız, tarihî 

eserlere hizmet etmek istiyorsanız hemen onun yanı başında, biraz ilerisinde İTÜ'nün kullandığı 

bir taş kışla var, taş kışlayı adam yapın, onu onarın, onu kullanın. Neden Taksim'in şu anki siluetini 

bozmaya çalışıyorsunuz? Zaten, yeni meydanlar kazandıracağız diye Taksim eski hâlini tamamen 

kaybetmiştir. Bizdeki bu hastalıktan vazgeçmemiz lazım.

Bakın, bugünkü Dolmabahçe Stadyumu'nun yerinde, İnönü Stadyumu'nun yerinde "has 

ahurlar" vardır, bunların rölövesi de vardır. Eğer illaki yapacaksanız, tarihî dokuyu ortaya çıkarmak 

istiyorsanız bunları yapın. Dolayısıyla, bunu yapmazsanız...

Bakın, her canlı ölümü tadacaktır demiştik ya...

...şair şöyle söylüyor:

"Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında."

Hepimiz o musalla taşına belki de uğramadan geçebiliriz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim