• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Kayseri : 27 °C
  • Ankara : 28 °C
  • İstanbul : 32 °C

HAYAT BOŞLUK KABUL ETMEZ

HAYAT BOŞLUK KABUL ETMEZ
Hayat boşluk kabul etmez. Bu kural tüm zamanlara ait evrensel bir gerçekliktir.

Buna karşın insan bazen boşluklara düşer. Bu hal yaşamın anlamını erozyona uğratır.

Bunalım etkisi oluşturup bedeni ve ruhi problemlere neden olur. Hayat, sadece boşluk 

tuşundan ibaret bir klavye gibi kalıverir insanın elinde. Bir şeyler yazmaya çalıştığı her 

sefer o boşluk biraz daha büyür. Ta ki orası başka bir şeyle dolana kadar.

 İnsan bazen rüyalarında dipsiz ve derin bir boşluğa düşer. İşte boşluklar gerçek 

hayatta da buna benzer bir hali yaşatır. Ayaklarından göz kapaklarına kadar yükselen 

bir ıssızlık sarar bedeni. Bir yere ait olamadığını düşünüp çaresiz hisseder kendini. 

Kuytu köşelerde ve bilinmezlerde kendinize bir yer bulmaya çalışır . Bulamadığında 

dilindeki tek kelime , yine boşluktur.

 Fizik dersinde öğretmen derste çantasından çıkardığı su bardağını masanın üzerine 

koyar. Ardından boş bardağı gösterip sorar; ‘’ Çocuklar bu gördüğünüz bardak dolu 

mu, boş mu? Çocuklar hep bir ağızdan ‘’ Boş öğretmenim ‘’ der. Öğretmen ise basit 

gibi gözükse de hafızalarda iz bırakacak cümleyi söyler ‘’ Bilemediniz çocuklar, hiçbir 

şey boş kalmaz. Şu anda bardak hava ile dolu. Su koyduğunuz zaman da hava çıkar su 

ile dolar’’ der. Bu fizik kuralı sadece madde için değil; insanın tüm hayat alanları için 

geçerlidir.

Boş bırakılan hayatın küçük yada büyük her alanı mutlaka başka kişi ve nesneler 

tarafından doldurulur Bu evrim, kişisel yaşamdan aile yaşantısına, ülke yönetiminden 

uluslararası ilişkilere kadar tüm alanlarında hakimdir. Nasıl ki bir tarla bir süre 

işlenmediğinde, yabani otlar hemen orayı dolduruyorsa hayattaki boş kalan alanlarda 

böyledir. 

 Bir ara fareler verimli bir ovayı istila edip ürünlere büyük tahribat vermeye başlar. 

Çiftçiler ve yetkililer hemen durumu araştırmaya koyulur. Sonunda farelerin ovayı 

istila etmesini iki nedene bağlanır. Birincisi anız yangınları nedeniyle, tarlalarda 

yaşayan yılanlar öldürülüp meydanın farelere kalması. İkincisi de derileri para eden 

tilkilerin öldürülüp, meydanın bir kez daha farelere kalması. Bilinen bir gerçektir ki, 

tarlalardaki farelerin en büyük düşmanı yılanlar ve tilkilerdir. Bu iki canlıyı yok eden 

o yöredeki insanlar, “hayat boşluk kabul etmez” kuralını dikkate almadıkları için, 

farelerin tarlaları istila etmesi gerçeğiyle karşı karşıya kalmışlardır.

 Hayat gedik bırakmalara asla gelmez. Bir toprak parçası, hem huzur veren bir bahçeye 

hem de etrafa kötü kokular yayan bir bataklığa dönüşebiliyorsa, topraktan yaratılan 

insanın hayatındaki boşluklarda aynı sonla karşılaşır. Bir yer nasıl ki bakarsan bağ, 

bakmazsan dağ oluyorsa , hayatında boşluğa yer veren insanın bu alanları mutlaka 

yabani otlarca hemen doldurulur. Öyle ki, boş kalan tarlalara zehirli otlarını ekmek 

için fırsat kollayan art niyetliler her köşe başında sinsice beklemektedir

 Boşluklar kadar dolulukta hakimdir hayata. Ne kadar derin boşluklar varsa o kadar 

da tıka basa doluluklar vardır. Gün gelir insan bu dolulukları boşaltır doldurmak için. 

Adına da temizlik der kendince. Zihinler dolar boşalır, kalpler boşalır dolar. Evlerde 

eşyalar eskiyip yeri boşalır ve gelir yenisi. Dolaplarda elbiseler modaya (!) direnemez, 

Boşaldığı an yeniden dolar dolaplar. Cüzdanlar ve mideler de boşalıp dolar hayatın 

devamı için. Çünkü hayat boşluk kabul etmez.

 Boşluk kabul etmeyen hayat elbet, boş vermişliğe de izin vermez. . Hayatı boş vermiş 

insanlar başkalarının hakimiyeti altına girip, hayatını onların planladığı doğrultuda 

yaşamak durumunda kalır. Sorumsuz, gamsız , gününü gün etme ve günü kurtarma, 

mantalitesi ile yaşayan bu kişiler çelişkiler yumağı içinde kıvranır durur. Sonunda da 

bir çılgınlık arenasına dönen hayatı ona pahalı bir fatura ödetir. İnsanoğlunun bugün 

başına gelen belalarda, bu boş vermişliğinin payı büyüktür. Çöken iradelerin ve geri 

çekilip sönen ideallerin arkasında hep bu boşluklar vardır. Bocalayan yürekler ve 

bunalan zihinler, durup dururken bu hale gelmemiştir.

Var olan eksiklik tanımlanabildiğinde çare bulmak daha da kolaydır. Bu yüzden 

boşluğun nereden kaynaklandığı bulmak, yaşanan sorunun çözümüne yardımcı 

olacaktır. Gerisi havanda su döğmektir biline !

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim