• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kayseri : 7 °C
  • Ankara : 3 °C
  • İstanbul : 9 °C

Hükümet finansal krizi yönetmekten kaçınıyor

Hükümet finansal krizi yönetmekten kaçınıyor
MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, ''AKP hükümetlerinin yıllarca uyguladığı "düşük kur-yüksek reel faiz politikası" ile Türk ekonomisi adeta "sıcak para-kolik" haline getirilmiştir'' dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya,''Küresel likidite hiçbir zaman AKP hükümetleri döneminde olduğu kadar bol ve ucuz olmamıştı. AKP, döneme has küresel likiditenin avantajını kullanamadığı gibi yerli üretimi de ucuz dövize bağımlı hale getirmiştir'' dedi.

Karakaya , ''Türkiye ekonomisi son 9 yıldır AKP hükümetleri tarafından yönetilmektedir. Tek başına ve güçlü bir Meclis desteğine sahip olmasına rağmen AKP, ekonominin yapısal sorunlarının çözümü noktasında da kendisinden bekleneni yapamamıştır.AKP'nin ekonomi yönetimiyle ilgisi ağırlıklı olarak kamu varlıklarının özelleştirme adı altında yandaşlara ve yabancılara peşkeş çekilmesi yönünde olmuştur.

AKP ekonomiyi 57. Hükümet döneminde hazırlanan ve uygulamaya konan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" ile idare etmeye çalışmıştır. Bugün küresel dalgalanma karşısında Türk ekonomisinin güçlü tarafı olarak övündüğü bankacılık sistemi ve finans kesiminin sağlamlığı da, sürekli eleştirdiği 57. Hükümetten aldığı bir mirastır. Bununla birlikte süreç içerisinde program üzerinde yapılması gereken revizyonları da lâyık-ı veçhile yapamamıştır'' açıklaması yaptı.



TÜRK EKONOMİSİNİN KÜRESEL ŞOKLAR KARŞISINDAKİ YUMUŞAK KARNI OLMUŞTUR



Karakaya şunları söyledi, ''AKP hükümetlerinin yıllarca uyguladığı "düşük kur-yüksek reel faiz politikası" ile Türk ekonomisi adeta "sıcak para-kolik" haline getirilmiştir. Türkiye mevcut üretim seviyesini düşürmeden, ekonomik faaliyet ve yaşamını devam ettirebilmesi için her ay ilave asgari 6 milyar dolar döviz girişine ihtiyaç duymaktadır. Bu seviyede yüksek sıcak paraya bağımlı hale getirilen üretim yapısı Türk ekonomisinin küresel şoklar karşısındaki yumuşak karnı olmuştur.

Küresel likidite hiçbir zaman AKP hükümetleri döneminde olduğu kadar bol ve ucuz olmamıştı. AKP, döneme has küresel likiditenin avantajını kullanamadığı gibi yerli üretimi de ucuz dövize bağımlı hale getirmiştir. Başta tarımsal üretim ve hayvancılık olmak üzere birçok sektörde yerli üretim ucuz ithal girdiler karşısında yok olma noktasına gelirken, ihracatımız da %80'lere çıkan düzeylerde ithalata bağımlı hale dönmüştür. Uzun yıllar ortalaması %65'lerin altına düşmeyen ihracatın ithalatı karşılama oranı ise %54'lere kadar inmiştir. Ucuz döviz yerli üretim yapısını bozmuş, küresel çalkantıların olduğu bu günlerde üretim artışı döviz açığını artırdığı gerekçesiyle bir risk (!) olarak algılanmaya başlanmıştır.

Bugün gelinen noktada aşırı döviz talebinin olması doğal olarak kurların yukarı doğru çıkmasına neden olmaktadır. Bu da AKP hükümetleri tarafından yıllardır ciddiye alınmayan cari açığın finansmanında sorunların başlamış olduğunu göstermektedir.



HÜKÜMETE UYARILAR

Milliyetçi Hareket Partisi olarak sürekli uyarılarımıza rağmen, AKP hükümetleri yıllardır cari açığın kontrol altına alınmasına yönelik hiçbir tedbir veya önlem almamıştır. Sürecin sıkıntıya girmeye başladığını hissettiği anda da Merkez Bankası'nı ortalık yere salmış, kendisi adeta yer altına çekilmiştir. Bugüne kadar hükümet üyelerinin yaptığı tek açıklama da, 2009 yılında da olduğu gibi, " Bu kriz bizim kendi krizimiz değil; küresel kriz…" demekten ibaret olmuştur.

Buradan AKP ve onun ekonomi yönetimini uyarmayı Türk Milleti adına bir görev olarak görüyoruz: Yıllardır, "Finanse edildiği sürece bir sorun yoktur." diyerek, uyarıları ciddiye almadığınız cari açık, bugün gelinen noktada GSYİH'nın %10'larına kadar çıkmış ve finanse edilememe riski ile karşı karşıyadır. Sn. Başbakanın seçim meydanlarında, ağzına kadar doldurduğunu söylediği Merkez Bankası kasasındaki dövizlerin de bir şey olmadığı, sadece birkaç aylık ithalata denk geldiği ortadadır. "Bu kriz bizim krizimiz değil" diyerek, vebalden kurtulamazsınız. Kriz geldiği yerin değil; yaşandığı yerin krizidir. Unutmayın ki; "Kabahat çatıyı uçuran fırtınanın değil; çatıyı sağlam yapmayan ustanındır".

Merkez Bankası, para politikası değişiklikleri ve doğrudan müdahalelerle bugüne kadar, günahıyla sevabıyla bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Ancak, bu müdahaleler çok kısa süreli etkileri olabilecek geçici durumlar için geçerlidir.

Yani bu tür müdahaleler, hassasiyeti olmayan ya da düşük olan bir ekonomik yapı üzerinde dışsal faktörlerin neden olabileceği bir dalgalanma için etkili olabilir. Oysa Türk ekonomisinin önemli bir hassasiyeti var, o da; yüksek cari açıktır; yani yapısaldır. Bu nedenle, yeraltına inerek fırtınanın dinmesini bekleyen hükümetin, geç olmadan ortaya çıkıp gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.''
ortadoğu
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim