• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kayseri : 6 °C
  • Ankara : 8 °C
  • İstanbul : 17 °C

Hüseyin Çelik'ten Başkanlık Sistemi Açıklaması

Hüseyin Çelik'ten Başkanlık Sistemi Açıklaması
Hüseyin Çelik başkanlık sistemi ile ilgili yaptığı açıklamada "Başkanlık sistemini yok sayarız" dedi. Hüseyin Çelik'in yok sayma için şartı da açıkladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 'Diğer bütün siyasi partiler uzlaşılması gereken bütün konularda uzlaşsınlar, biz başkanlık sistemini yok sayarız' dedi...


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, "PKK'lıların, BDP'lilerin ne söylediğine, ne söylemeyeceğine biz karar veremeyiz. Onların ne söylediğinden ziyade hangi söylediklerinin, devlet ve Hükümet tarafından makul ve makbul kabul edileceği önemlidir" dedi.

Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, sözlerine Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'ya rahmet ailesine, Bursaspor camiasına başsağlığı dileyerek başladı.

Galatasaray'ın şampiyonluğunu da kutlayan Çelik, Teknik Direktör Fatih Terim, kulüp yöneticileri ve futbolcuları tebrik etti.

Hüseyin Çelik, bu haftanın Yunus Emre Haftası olduğunu da hatırlatarak, "Onun sevgisi, insan sıcaklığı ve engin dünyasında biraz daha bulunmamız, haşır neşir olmamız gerekiyor. Yunus Emre'ye her döndüğümüzde orada kendimizi, sevgi, hak aşıklığı, Türkçe'nin güzelliğini bulacağız. Bu haftanın dolu dolu geçmesini diliyorum" dedi.

Çelik, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun temmuz başına kadar çalışmasına karar verildiğini ama muhalefetin zamana oynayarak, bu işin olmaması yönünde büyük bir çaba sarf ettiğini belirterek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile muhalefet sözcülerinin dile getirdiği "AK Parti başkanlık sistemini önümüze koydu, bundan dolayı yeni anayasa yapılamıyor" mazeretinin doğru olmadığını kaydetti.

"Diğer bütün siyasi partiler uzlaşılması gereken bütün konularda uzlaşsınlar, biz başkanlık sistemini yok sayarız" diyen Çelik, şöyle devam etti:

"Şu anda 134 madde olması düşünülüyor, bunun 96 maddesi başkanlık sistemiyle ilgili değil. Siz bu 96 maddeyi şekillendirdiniz de geriye başkanlık sistemi mi kaldı? Biz, Türkiye'nin bir daha koalisyonlara dönmemesi için, biz parlamentonun icra organı üzerinde gerçek anlamda bir denetim mekanizması olması için, biz özellikle Türkiye'de uzun vadede istikrarın devamı adına başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olacağını düşünüyoruz. BM üyesi olan 193 ülkenin 96'sında başkanlık sistemi uygulanmaktadır, dünyanın gidişi bu tarafa doğrudur, biz bunun doğru olduğuna inanıyoruz.

Niye şimdi gündeme getirildi sorusuna gelince. Herhalde Trafik Kanunu, Orman Kanunu, Borçlar Kanunu görüşülürken başkanlık sistemi tartışılmaz. Bir ülkede yeni bir Anayasa yapıyorsunuz. Devletle milletin ilişkilerini düzenleyen bir anayasa yapılırken başkanlık sistemi gündeme gelmeyecek de ne zaman gündeme gelecek? Muhalefet bunu istemediği zaman bunu zorla yapmak gibi bir niyetimiz yok. Demokrasilerde halkın iradesi ve milletin iradesiyle yapılır."

YENİ ANAYASA

Çelik, AK Parti'nin başkanlık sistemini tek başına getirecek sayısal çoğunluğunun bulunmadığına işaret ederek, "Diğer partilerle uzlaşma sağlanması gerekiyor ama Uzlaşma Komisyonu dağılsa bile biz B, C, D planı bütün alfabenin harflerini sayın, bütün bu alternatifleri deneyeceğiz. Mutlak suretle Türkiye'de yeni bir anayasa yapılması konusunda gayretlerimiz olacak" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni anayasaya ilişkin açıklamalarından yola çıkılarak, "Yeni anayasa yapılamayacak ama bazı maddelerin değiştirilmesi yönüne çalışma başlatıldı" şeklinde gazetelerde yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını dile getiren Çelik, "AK Parti, eskinin bütün arızalarını bir tarafa bırakan, onların buna bulaşmasına müsaade etmeyen bir anayasa yapma niyetindedir, kararlığındadır, çaba da bu yöndedir" dedi.

Çelik, AK Parti'nin, masadan kalkan, uzlaşmadan kaçan taraf olmayacağını belirterek, "Sonuna kadar gideceğiz. Olmadı mı? Diğer 2 partiyle uzlaşı. Olmadı mı? Biriyle uzlaşma. Olmadı kendi taslağımızı getirerek, ama TBMM'de böyle bir iklim varsa, onun geçebileceği gibi ihtimal üzerinde durursak o zaman kendi taslağımızı getiririz. Temmenni ederim ki Türkiye hasret duyduğu anayasasını hazırlar ve bu anayasa milletle devlet arasında yeni bir sıcaklığa yol açar" değerlendirmesinde bulundu.

ÇÖZÜM SÜRECİNDE ENDİŞEYE MAHAL YOK

Hüseyin Çelik, çözüm sürecinin öngörüldüğü şekilde devlet ve hükümetin kontrolünde devam ettiğini, herkesin bu hassas süreçte konuşmalarında, beyanlarında dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

BDP'li milletvekilleriyle terör örgütü PKK yöneticilerinin açıklamalarının kamuoyunda endişeye, moral bozukluğuna yol açtığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

"PKK'lıların, BDP'lilerin ne söylediğine, ne söylemeyeceğine biz karar veremeyiz. Onların ne söylediğinden ziyade onların hangi söylediklerinin, devlet ve Hükümet tarafından makul ve makbul kabul edileceği önemlidir. Herkes her şeyi söyleyebilir, söylenenlerin hangisi devlet ve hükümet tarafından makul ve makbul kabul edilecek önemli olan budur. Süreç endişeye mahal olmayacak şekilde yürüyor.

Silahların susmuş olması, insanların ölmüyor olması, kanın akmıyor olması, annelerin gözyaşının şu anda dinmiş olması kendi başına çok önemlidir. Bunun üzerinde durmamız gerekiyor. CHP ve MHP sürecin karşısında olmaya devam ediyor. Bir CHP'li genel başkan yardımcısı, 'Ben Türkiye'yi taradım, sürece destek olan CHP'li görmedim' diyor. 2 gün önce bir grup aydın, 111 imzayla bildiri yayınladılar, bu bildiride 25 CHP'linin imzası var, bunu önemsiyoruz. Bunun 13'ü milletvekili, 12'si CHP yöneticisidir."

CHP'NİN DURUMUNDAN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ

CHP'nin tutarlı bir görüntü sergilemediğini, "Türkiye'nin anamuhalefet partisi CHP'nin içerisinde bulunduğu kakafonik durumdan son derece üzüntü duyduklarını" dile getiren Çelik, "Keşke karşımızda ne dediğini bilen, ne yaptığını bilen ve başı, ortası, sonu belli olan bir parti görünümü olsa bu, çok çok daha Türkiye'nin lehine olacaktır" dedi.

Çelik, 111 aydın imzasıyla yayınlanan bildirinin birkaç paragrafı ve bazı cümlelerinin istisna edilmesi halinde altına kendisinin de imza atabileceğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bugün Türkiye'de AK Parti'nin yaptığı bazı şeyleri eğer bir sol parti yapmış olsaydı, karşı duruş sergileyen birçok aydının bunları yere göğe sığdırmayacağını adım gibi biliyorum. Onun için kimin ne yaptığına da bakmayalım. Ne yapıldığına, ne söylendiğine bakmak gerekli.

Bu 111 aydının söyledikleri bütün sözlerin hepsinin bizimle örtüşmesi gerekmiyor ama silahların susmasını, bunun büyük bir fırsat oluşturduğunu, Türkiye'de daha demokratik ortamın tesisi için paylaşımcı, kardeşçe bir arada huzur içinde yaşamamızın önünde büyük bir fırsat ve imkan açtığını ifade etmiş olmalarını bile önemsiyoruz. Bir kısım CHP'lilerin cesaret göstererek buna imza atmasını önemsiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer arkadaşlarının buna imza atmasından şikayetçiyse dün grup toplantısında bundan söz etmeliydi ama etmedi. Bir rivayete göre, kendi bilgisi dahilinde imza atılmış, o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. O zaman gelin bu işin içinde olun. Eğer bu ülkede, bu ülkenin kazanacağı şekilde ortaya bir çözüm, bir şeref ortaya çıkacaksa bu şerefte sizlerin de payı olsun istiyoruz."

MİLLET, KILIÇDAROĞLU'NU BAŞBAKAN YAPMIYOR

Hüseyin Çelik, Kılıçdaroğlu'nun sık sık söylediği "yalancıdan başbakan olmaz" sözünde yüzde yüz hemfikir olduklarını anlatarak, "Bunun için bu millet Sayın Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor. Halk bu mesajı çok iyi anlamış. Ben de aynı şeyi söylüyorum, yalancıdan başbakan olmaz. Bundan dolayı ki çok değerli halkımız, yüce millet Sayın Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmıyor" diye konuştu.

CHP ve MHP'nin ittifakla, "10,5 yıldan beri AK Parti hükümetlerinin sergilediği başarıdan, Türkiye'de çok güzel şeyler olmasından ve 7 sefer sandıkta üst üste başarısızlık gösterdiğimizden dolayı kendimizi kaybettik, hükümsüzdür" şeklinde zayi ilanı vereceğinin konuşulduğunu dile getiren Çelik, Hükümet çevrelerinin de "10,5 yıldan beri yaptığımız büyük hizmetlerden, Türkiye adına elde ettiğimiz büyük kazanımlardan, 7 sefer üst üste sandıkta galip gelmemizden dolayı muhalefete verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz" şeklinde özür ilanı verebileceğini söyledi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ın "Evet bir pazarlık yaptık. 4T pazarlığı yaptık. Tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak pazarlığı yaptık" sözlerinin Kılıçdaroğlu tarafından çarpıtıldığını savunan Çelik, "Sayın Kılıçdaroğlu, mecaz nedir, kinaye nedir, ironi nedir bunu bilmediği için, o konuda bizim CHP'ye ders vermemiz gerekiyor, bunu ciddi ciddi diyor ki 'Başbakan pazarlık yok, kendi bakanı pazarlık var' diyor şeklinde çarpıtıyor" ifadelerini kullandı.

O HARİTALAR UYDURMADIR

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, terör unsurlarının sınır dışına çıkmasıyla ilgili, "Medyada, bazı haritalar yayınlandı. Haritalar, saat gün vesaire bunların hepsi uydurmadır. Kimse bunlara itibar etmesin. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tavrı, bu ülkenin genel tavrından farklı değil ve olamaz. TSK, bu milletin, bu devletin bir parçasıdır. Devlet, millet, milletin temsilcisi olan irade hangi tavırdaysa bu ülkenin ordusu ve güvenlik güçleri de o tavırdadır" dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dünkü Grup Toplantısı'ndaki açıklamalarını eleştirdi.

"Sayın Kılıçdaroğlu'na acıyorum. Gruplar topluyor. CHP Grup Toplantı Salonu'nda, kalabalıkların, oradaki atmosferin gazına geliyor" diyen Çelik, Kılıçdaroğlu'nun Şeker Piliç firmasının iflasına ilişkin açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Söz konusu firma sahiplerinin, namuslu ve ticareti düzgün yapan kişiler olduğunu ancak tesislerde 2011'de çıkan yangın dolayısıyla 8-10 ay üretim yapılamadığını belirten Çelik, borcu öz kaynaklarından daha fazla olan firmanın, şu anda KDV alacağıyla ilgili Gelir İdaresi Başkanlığına ibraz edilmiş bir belgesi bulunmadığını bildirdi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ve diğer yetkililerin, firma sahiplerini ısrarla arayıp, 'belgelerinizi ibraz edin ve size alacağınızı ödeyelim' dediklerini ancak firmanın belge sunmadığını vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"Kesinlikle Şeker Piliç böyle bir meseleden dolayı batmamıştır. Devlet bir ödeme yaparken, sözlü beyan üzerine ödeme yapamaz. Belgeleriyle beyan etmeniz lazım. Bu kadar açık bir gerçeği bile siz Hükümet'in aleyhinde kullanmak için, işçi kardeşlerimizin işsizliği ve çaresizliği üzerinden istismar yapacaksınız. Ayıp değil mi? Bu insanların çaresizliği üzerinden günlük polemik yapmak, rant çabası içerisine girmek ahlaki değildir. Siyasi şehvet adama yanlış yaptırır, siyasi şehvet, siyasi iffetle dengelenmezse adamın başını belaya sokar."

Kılıçdaroğlu'nun, Adalet Bakanlığına ve Danıştaya yapılan atamalarla göreve gelenleri, "militan" ilan ettiğini, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'ya ağır sözler sarf ettiğini belirten Çelik, "O insanlar, 'biz dava edeceğiz, kendi açtığımız dava önümüze gelecek' diyorlar. Bu konuda, insanların hassasiyetini eğer insanların zaafı olarak değerlendirirseniz sayın Kılıçdaroğlu, bu sizin ayıbınız olur" dedi.

İstanbul Valisi'nin yerinde olsa "Bir siyasi partinin genel başkanı olabilirsin ama bana hakaret edemezsin" diyerek, ya yargı yoluna gideceğini ya da misliyle bu sözleri iade edeceğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

"İstanbul Valisi, kendi başına bir insan değil ki. Hükümet'in aldığı bazı kararlar var. Onu icra ediyor. Ama Vali hata yaparsa yanlışın üstüne gidelim. Sen işçilikle şunla bunla hiç alakası olmayan bir sürü militanı sokağa salacaksın. Bütün derdi maraza çıkarmak olan nöbetçi örgütler devreye girecek. Ondan sonra polise demir bilyeler yağdıracak. Kaldırım taşları polisin üzerine yağdırılacak. Ondan sonra herkes eli kolu bağlı şekilde oturup seyredecek. Böyle bir şey olmaz. Bugün muhalefette olan, yarın iktidar olabilir.

Bir partinin genel başkanı, 'bir protestocu nerede protesto yapacağını da kendisi tayin eder' diyor. CHP Grup toplantısı yapılırken, bir kaç bin kişi, 'biz protestomuzu Meclis'te yapmak istiyoruz. Polis çekilin oradan, biz oraya dalmak istiyoruz' derse yeryüzünde böyle bir protesto anlayışı var mı? 1 Mayıs protesto için değil kutlama içindir. Buna rağmen yakıp yıktığınız zaman, kamu malına, şahıs malına, insanların malına, canına zarar verdiğiniz zaman siz protestocu olmaktan çıkar, başka şey olursunuz. O zaman siz de zarar gördüğünüz zaman şikayet etmeye hakkınız olmaz. Biz istiyoruz ki kimsenin burnu kanamasın, biber gazı da cop da olmasın ama 'canımın istediği yerde, istediğim şeyi söylerim kimse mani olamaz' diyebilir misiniz? CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP Grubu'nda kendisi kürsüdeyken, böyle bir protesto yapılmasına izin verir mi?"

Barışçıl amaçlarla, barışçıl yöntemle ortaya çıkan protestocuya, güvenlik güçlerince şiddet uygulanması halinde, en sert tepkiyi iktidar partisi olarak kendilerinin vereceğini belirten Çelik, "Ama görevini yapan kamu görevlilerine, Sayın Kılıçdaroğlu'nun bayramlık ağzını açarak hakaret etmesinin de yakışmadığını, ahlaki olmadığını, siyasetin bu olmadığını ifade etmek isterim" dedi.

SONRAKİ AŞAMA SİLAHLARIN BIRAKILMASI

Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Çelik, "Çözüm sürecinin başarıyla sonuçlanması hangi aşamada olacak? Silahlar bırakıldığında mı, Kandil boşaltıldığında mı süreç başarıya ulaşmış olacak" sorusu üzerine şu değerlendirmede bulundu:

"Esas hedef silahların susması değil silahların bırakılmasıdır. Bu ülkede artık terör, şiddet, kaba kuvvet, can almak, kan dökmek insanların kendini ifade etme biçimi olmamalıdır. İnsanların ne talebi varsa bunu demokratik yollarla dile getirmesinin önü Türkiye'de sonuna kadar açıktır. Terörü kutsamadan, teröre, teröriste meşruiyet kazandırmadan insanlar bunu yapabilir. 20 yıl, 10 yıl önceki Türkiye değiliz. Bugüne kadar 40 bin insan bu meseleden hayatını kaybetmiştir. 'Biz vurduk, can aldık, can verdik, taviz kopardık' derlerse bu hüsrandır. Eğer böyle bir şey olsaydı 90'lı yıllarda olurdu. 90'lı yıllarda yıllık ortalama 4 bin-5 bin PKK'lı etkisiz hale getiriliyor, 800-1100 civarında da güvenlik görevlimiz şehit oluyordu. Biz kimsenin öteki olmadığı ve ötekileştirilmediği bir Türkiye için gayret gösteriyoruz.Dolayısıyla parmakların tetikten çekilmiş olması, şu anda silahların susmuş olması, bombaların patlamıyor olması, bu birinci aşamasıdır ve bu önemlidir. Adım adım gidilecekse bundan sonraki aşama bu silahların bırakılmasıdır."

"Bu süreç, aklın duyguların önüne çıkması için bir fırsattır"

"Türkiye'de demokratikleşmenin artması, reformların yapılması gerekir" yorumlarına da değerlendiren Çelik, partilerinin 4'üncü Olağan Kongresi'nde "2023 Siyasi Vizyonu" başlığıyla dağıtılan kitapçıkta, 63 maddelik reform paketi açıkladıklarını hatırlatarak, "Birilerinin reform diye aklından geçirebileceği ne varsa o kitapçıkta var" dedi.

Kimsenin, "Masanın bir tarafına PKK-BDP diğer tarafına AK Parti ve devlet oturacak, pazarlık yapılacak" diye bir değerlendirme yapmamasını isteyen Çelik, "Bu ülkede yaşayan, nefes alan herkes bu işin tarafıdır. Türkiye'de demokratikleşme çabasının herkesi ilgilendiren tarafı var. Bu süreç, aklın duyguların önüne çıkması için bir fırsattır. Şehit cenazelerinin geldiği, bombaların patladığı bir ortamda reformdan bahsedemezsiniz. Söz ettiğiniz zaman da tepki toplarsınız. Bu açıdan bu huzur ortamı, özellikle silahların sustuğu bu ortam herkes için bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir" diye konuştu.

"Bu mesele, 'aldı verdi' meselesi değil"

Terör örgütü mensuplarının sınır dışına çıkışıyla ilgili kendisine gelen yeni bir bilgi olup olmadığı sorusunu Çelik, "Her şey devletin kontrolü altındadır. Devletin kontrolü altında cereyan etmektedir. Biraz önce çözüm süreci öngörüldüğü şekilde, arızasız devam ediyor derken kastettiğim buydu" şeklinde yanıtladı.

"Bir aksama olursa, çözüm süreci nasıl etkilenir" sorusu üzerine Çelik, "Yolda arızalar olursa giderir yola devam edersiniz. Sizin hedefe ulaşmak gibi kararlılığınız varsa bunu yapmak zorundasınız. Birileri maraza çıkarabilir, birileri bazı arızalar çıkarabilir. Farklı farklı konuşmalarla toplumun canı sıkılabilir ama eğer biz bu konuda sabır göstermezsek, arızaları bertaraf ederek yolumuza devam etmezsek Türkiye zarar eder. Bu meseleyi, 'ne aldılar ne verdiler' kim kaybetti kim kazandı' meselesi olarak görürsek biz millet olarak kaybederiz. Bu mesele, 'aldı verdi' meselesi değil. Biz Türkiye'nin demokratik atmosferini daha fazla oksijenle doldurmak istiyoruz. Daha fazla insan hakları, daha fazla düşünce özgürlüğü olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"TSK'nın tavrı, bu ülkenin genel tavrından farklı değil ve olamaz"

Çelik, "Çıkışlar devam ederken, TSK'nın tavrına ilişkin bir bilgi alabilir miyiz? Herhangi bir sıcak çatışma ya da sıcak temas yaşanmaması için alınan tedbirler varsa aldığınız bilgileri bize iletebilir misiniz" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Medyada bazı haritalar yayınlandı. Haritalar, saat gün vesaire bunların hepsi uydurmadır. Kimse bunlara itibar etmesin. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tavrı, bu ülkenin genel tavrından farklı değil ve olamaz. TSK, bu milletin, bu devletin bir parçasıdır. Devlet, millet, milletin temsilcisi olan irade hangi tavırdaysa bu ülkenin ordusu ve güvenlik güçleri de o tavırdadır."

TSK'nın tavrı ifadesinin, eskiyi çağrıştıran, vesayet döneminden kalma bir ifade olduğuna işaret eden Çelik, "Bu vücut bir bütündür, TSK da bu bütünün, mütemmim cüzlerinden birisidir yani tamamlayıcı unsurlarından, olmazsa olmazlarından birisidir ama bütün bu vücudu idare eden bir kafa, bir beyin vardır. O da milli iradeye dayalı olarak icra eden Hükümettir, siyasi iradededir. Bunu herkesin böyle bilmesi gerekiyor'' diye konuştu.

"Kara Kuvvetleri Komutanı acaba ne düşünüyor", "Jandarma Genel Komutanı'nın tavrı nedir" gibi sorularının doğru olmadığını vurgulayan Çelik, "Bir bütün olarak TSK'nın tavrı, bu milletin tavrıdır, bu devletin tavrıdır. Çünkü TSK, bu milletin bağrından çıkmış, bu milletin evlatlarından oluşan bir unsur. Geçmişte bu mekanizmayı idare edenler yanlış yapmış olabilir ama bu kıyamete kadar devam edecek anlamına gelmez" dedi.

AK Parti ile BDP arasında yeni anayasa konusunda bir uzlaşma olup olmayacağının sorulması üzerine Çelik, bu konuda tüm partilere eşit mesafede olduklarını söyledi. "Bizim A partisini tercih edip, B partisinden kaçmak, C partisini tercih edip, D partisine vurmak gibi bir tarzımız, tavrımız olmadı bugün de olmayacak" ifadesini kullandı.

Referanduma giden anayasa değişiklik paketi sürecini hatırlatan Çelik, "TBMM'de AK Parti'nin halk adına, millet adına inandığı ilkelere, prensiplere kim destek verirse öpüp başımıza koyarız. Onun için yani onu tercih etmek, ondan kaçma, buna yanaşmak biz bu işin peşinde değiliz" değerlendirmesinde bulundu.

ÇÖZÜM SÜRECİNE DESTEK

"Çözüm sürecine desteğin, son durumunu gösteren yeni bir araştırma var mı" sorunu Çelik, "Bu borsa yüz endeksi gibi falan değil. Yani her gün sabah şununla başladı, akşam şuraya kadar çıktı, hafif ok aşağıya doğru, biraz yukarı... Böyle bir şey yok arkadaşlar" yanıtını verdi.

Sürecin başından itibaren Türkiye'de 5-6 anket yapıldığını bildiren Çelik, "Bu aşamada anketi farklı farklı gruplar yapıyor. Yani birisine yaptırsanız dersiniz ki 'acaba taraflı olabilir mi, acaba işin içerisinde başka şeyler var mı' Ama hepsinin ortalaması olunca buna tesadüfi diyemezsiniz" diye konuştu.

Bakanlar, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları başta olmak üzere tüm Türkiye'yi gezdiklerini, teşkilatlarıyla, sivil toplum örgütleriyle, kanaat önderleriyle, basın mensuplarıyla toplantılar yaptıklarını anlatan Çelik, bunun çok önemli geri dönüşümleri olduğunu dile getirdi.

İŞÇİ PARTİSİ, MHP KOL KOLA GİRMİŞ

Çelik, bir soru üzerine Akil İnsanlar Heyetinin çalışmalarına ve heyete yönelik protestolara da değinerek, bunların kadrolu, nöbetçi protestocular olduğunu ifade etti. Çelik, "Biz bunların cemaziyel evvelini de ahirini de biliriz. Bir yerde, Kocaeli şimdi, 1 milyon 750 bin kişilik şehir. 30 kişi, İşçi Partisi artı MHP kol kola girmiş, bu ikizler her gittiği yerde bir bakıyorsunuz ortaya çıkıyor" dedi.

"Akil İnsanları bağrına bastı", "Akil İnsanlarla fotoğraf çektirmek için dakikalarca kuyruklar oluştu" gibi haberler çıkmadığını belirten Çelik, olumsuzluklar daha cezbedici olduğu için maalesef bunların ön plana çıkarıldığını kaydetti.

CHP'NİN LİDERLİK PROBLEMİ VAR

Hüseyin Çelik, yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Akil İnsanlar Heyeti ile bir araya gelerek, ara değerlendirme toplantısı yapacağını hatırlatarak, yeteri kadar şöhretli olan Akil İnsanlar Heyeti üyelerinin, bu işi gönüllü yaptığını, herhangi bir karşılık beklemediğini vurguladı.

Heyetin, Türkiye'nin örneklemle alınmış bir kesiti olduğunu ifade eden Çelik, muhalefet partisi liderlerinin heyet üyelerine yönelik hakaret içeren sözlerini eleştirdi. Çelik, "Bu tavrınızla hakaretin büyüğünü siz hak ediyorsunuz. Ama ben açık söyleyeyim, bu milletle büyük bir olgunluk var, bu insanlara hala tahammül ediyorlar" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, şunları kaydetti:

"Herkese hakaret etmeyi meslek haline getiren muhalefet liderlerine vatandaş, 'Sayın Başbakanımız lütfen bunlara cevap vermesin. Sayın Bakanım siz cevap verin yeter. Sayın Başbakanımız hiç bunlarla muhatap olmasın' diyor. Aslında Sayın Başbakan bu beyzadeleri çok önemsediği için değil onlara gönül vermiş, onlara oy veren kendi halkını çok önemsediği için onlara cevap veriyor. Yani biz CHP'ye oy veren kitleyi de önemseriz, MHP'ye oy veren kitleyi de önemseriz. Onların kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi adına, iktidar sorumluluğu adına, iktidarın getirdiği nezaket adına, hassasiyet adına bunlara cevap veriyor. Yoksa Kılıçdaroğlu'nun çok dar çerçevede bir ikna kabiliyetinin olduğunu hepimiz biliyoruz. CHP'ye oy veren 10 kişiden 3'ü Kılıçdaroğlu'nu başarılı buluyor. CHP'ye oy verenleri söylüyorum, AK Parti'ye, MHP'ye, BDP'ye oy verenlerden söz etmiyorum. CHP'nin bir liderlik problemi var."



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim