• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kayseri : 1 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İstanbul : 6 °C

İçimizdeki Esaret!... SOKAĞIN HAFIZASI

İçimizdeki Esaret!... SOKAĞIN HAFIZASI
İnsanın kendisiyle başbaşa kalıp, başını eki elinin arasına almış vaziyette duygularıyla düşüncelerini harmanlama, günlük yaşanmışlıklardan arınma durumları olmalıdır, insan ancak bu gibi anlarda kendine gelebilir.
İnsan kendi içinden yükselen haykırışa karşı kendini kapatmamalı, aksine sesin yükseldiğini yöne doğrulmalı, kendi içindeki esarete gereksinim duymalıdır ki içinde ki tutukluluğa son verebilsin. Çünkü insan kendi içinde hep karamsardır, hep karanlıktadır, hep tutukludur. Bu tutuklulugun üstüne gitmeyen insan, yaşamında da nereye gideceğine karar veremeyendir.

Eş, dost, arkadaş Eşrafından bana karşı yükselen bir sese kulak verdim! bana diyorlar ki, "Neden insanı temel alan yazılara başvuruyosun?" iyi de bu sorunun cevabını merak eden zaten tutuklu olduğunu kabul etmiş olmuyor mu? İnsanı nasıl temel almazsın ki? Etrafında gelişen, dünyada olup biten bütün siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel her şeyi başlatan, uygulayan ve sürdüren insan değil mi? Evet insan. Ee o zaman ben insanı temel almayım da kimi temel alayım? Günlük gelişen Uluslararası Siyasal gelişmeleri temel alayım desem, siyasetten muzdarip olan ve uzak durmak isteyen yığınla insanla karşılaşırım, ya da aynı şekilde ekonomik gelişmeler hakkında bir kaç kelam edeyim desem durum yine aynı olacak. Hal böyle olunca da insana, insanı insanca anlatabilmekten başka bir gerçek göremiyorum.

İnsan, Bukalemun gibi renk değiştiren, Kaplumbağa gibi kafasını içine çeken, Çekirge gibi zıplayan, Arı gibi sokan, Ceylan gibi koşan, Kartal gibi yırtıcı, Yılan gibi kendini gizleyen bir varlıktır. Bu kendini gizleyen varlığı temel alan, araştıran bilim dalları mevcuttur. Ancak insan kendini gizlediği için, kendisine kendini anlatan yani ona ayna tutan bilim dallarına karşı da Aslan gibi parçalayıcı saldırılarda bulunmaktadır. Tabii gerçekleri kabul etmek, bu gerçekleri yine kendisi gibi insan tarafından anlatılmasına karşı taarruza geçmek, insanın duygusal, doğal hallerindendir. Düşünsellikle hareket edemeyen tüm insanların genel özelliği dünyanın neresine giderseniz gidin aynıdır. Psikanalizin Kuramcısı Freud'a karşı yapılanlar hala akıllardadır, bugün bile tezleri genel gerçek olarak kabul görülse de, hala bir kesim insan tarafından yani duygusallıga teslim olmuş, düşünceden yoksun insanların düşmanıdır Freud.

Psikolojiden, Sosyolojiden, Felsefeden, Edebiyattan nasibini alamayan, tüm bu insani bilim ve sanat dallarına karşı kendisini kapatan, kendi içerisinde ki esarete teslim oluduğu gibi dış dünyasında da esaret içerisinde yaşam süren bir kimseden, bir başkasına karşı yararlı bir tutumda bulunması beklenemez. Çünkü o insanın kendisine faydası yok ki, kendisini düşünmüyor ki etrafındakileri neden dikkate alması beklensin. İnsan ne yaşarsa yaşasın, iyi ya da kötü hangi durumun parçası olursa olsun, yanlış ya da doğru hangi gerçeğin içerisinde yüzerse yüzsün ki bulduğu en minimum zamanı kendisine harcamalı, başını iki elinin arasına koyarak içindeki haykırışa kulak vermelidir. İnsanın kendi kendine düşünmesi siyasal bir durum olmadığından kanunlarda da yasak olması mümkün değildir. Ama şunu dra unutmamak gerekir ki insanın düşüneni siyasal yönetimlerce hoş karşılanmaz. Dşünce insana has bir gerçek, biz insanların hem kendi içimizde ki hem de dış dünyamızda ki esaretten kurtulmanın yegane yolu düşünmektir. Karanlığa karşı aydınlık, esarete karşı özgürlük ancak bizleri hak ettiğimiz yere ulaştırır, mutlu kılar.
Tolga Yılmaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim