• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kayseri : -8 °C
  • Ankara : -3 °C
  • İstanbul : 5 °C

İnkar yasasıyla nasıl bir tuzağa çekiliyoruz?

İnkar yasasıyla nasıl bir tuzağa çekiliyoruz?
İsrail, Suriye ve Ermenistan'ın ardından Fransa'dan da büyükelçisini çekmeye zorlanan Türkiye'ye ‘sorunlu devlet' imajı biçiliyor.
Paris'te sokak röportajlarıyla Fransızların nabzını ölçen muhabir, karşıdan gelen kır saçlı kadına yönelip soruyor: “Soykırımların inkarını suç sayan yasa tasarısını nasıl buluyorsunuz?” Yaşlı kadın duraksamadan veriyor cevabını: “Biz önce kendimize bakalım. Fransa'nın geçmişi çok mu temiz? Cezayir'de yaptıklarımızı ne çabuk unuttuk? Madem geçmişi yargılayacağız, önce kendimizden başlayalım…”

Kısa ama manidar bu röportaj, Türk televizyonlarında dönmeye başladığında, 1789 Fransız İhtilali sırasında hapishane olarak kullanılan 400 yıllık Fransa Senatosu'nda toplanan 68 senatör 22 Aralık'ta meclisten geçip kendilerine ulaşan yasa tasarısını henüz oylamamıştı. Gece geç saatlere kadar süren oturumda, sokaktaki yaşlı kadın gibi “Tarihi, Türkiye'yi yargılamak bizim işimiz olmamalı.” diyen senatörler de oldu. 7 saatlik oturumun sonunda gülen, yasa tasarısını meclise taşıyan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin iktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) ile ana muhalefetteki Sosyalist Parti oldu. Türkiye'nin karşı duruşuna rağmen, UMP Marsilya Milletvekili Valerie Boyer'in meclise taşıdığı tasarı 86'ya karşı 127 oyla yasalaştı. Eğer Sarkozy 15 gün içinde (9 Şubat'a kadar) son imzayı atarsa, Fransa sınırları içerisinde ‘Yahudi ve Ermeni soykırımlarını' inkar edenler 1 yıla kadar hapis ve 45 bin avro tutarında para cezasına çarptırılacak.

Yasa ‘Yahudi soykırımı'nı kapsasa da özünde sözde Ermeni ‘soykırımını' savunuyor. Türkiye'yi Avrupa nezdinde küçük düşürmeyi hedefleyen yasa karşısında Ankara da Fransa'ya dönük birtakım yaptırımlara hazırlanıyor. Hükümetin bu yöndeki tutumunu bizzat Başbakan Erdoğan açıkladı: “Şu an sabrediyoruz. Sürecin nasıl şekilleneceğini izliyoruz. Gelişmelerin seyrine göre tepkimizi ortaya koyacağız ve eylem planını kamuoyuyla paylaşacağız. Etap etap yaptırımları uygulamaya sokacağız, hiçbir geri adım atmadan bunları kararlılıkla uygulayacağız.”

Ankara'yı beklemeye iten, söz konusu yasanın iptaline dönük yeni bir sürecin başlama ihtimali. Zira yasaya aleyhte oy veren bir grup milletvekili ve senatör yasayı anayasa mahkemesine götürmeye hazırlanıyor. Fransız Anayasası'na göre, 60 vekil veya senatör kabul edilen yasayı bir ay içinde anayasa mahkemesine götürme hakkına sahip. Söz konusu yasanın mahkemede iptal edilme ihtimali de oldukça yüksek. Çünkü yasa, Fransız Anayasası'nın yanında Avrupa Birliği (AB) müktesebatına da ters düşüyor. Yasa anayasa mahkemesine taşınmasa dahi bu maddeden dolayı yargılananlar mahkemenin alacağı kararın Fransa Anayasası'na aykırı olduğunu savunabilecek.

Peki, Sarkozy'nin nisandaki cumhurbaşkanlığı seçimine yetiştirmek için alelacele Senato'dan geçirdiği yasa ne ölçüde uygulanabilecek? Fransa ve AB hukukunu çalışan akademisyenlere göre yasanın uygulanabilirliği mümkün değil. Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Altınbaş, inkar yasasının işlevsiz olacağını söylüyor: “AB hukuku, üye ülkelerin hukukundan üstündür. Yasa Fransa'da kabul edilse dahi işletilebilmesi için AB müktesebatına da uygun olmalı. Aksi takdirde yasa üzerinden açılan her dava, davalı şahıs veya devlet tarafınca İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınabilir. O zaman AİHM Fransa'yı haksız bulup tazminata mahkûm etmekle kalmayıp söz konusu yasayı düzeltmekle de yükümlü tutacak. Ayrıca 1915 olaylarının ‘soykırım' olduğuna dair bir uluslararası ceza mahkemesinin kararının bulunmaması da yasanın uygulanabilirliğini zorlaştırıyor.”

Sarkozy, birkaç ‘kuş' peşinde

Bu noktada cevaplanması gereken soru şu: Sarkozy, uygulamayacağını bildiği halde neden 12 milyar avroluk ticaret hacimli Türkiye'yi kaybetme pahasına yasada ısrar ediyor? Aksiyon'a konuşan uzmanlar, Sarkozy'nin birkaç ‘kuşu' birden avlamaya çalıştığı noktasında birleşiyor. Yasa ilk bakışta, Sarkozy'nin, yaklaşan seçimler öncesi Fransa'da yaşayan 500 bin Ermeni seçmenin oyuna ulaşma çabası şeklinde okunuyor. Ancak perde arkasında yasa üzerinden bir dizi iç ve dış siyasete dönük ‘hayati' hamlelerde bulunduğu görülüyor. 2006'da kendi eliyle engellediği yasa tasarısını 5 yıl sonra yine kendi eliyle apar topar yasalaştırması bundan. Fransa'nın sözde soykırım mağdurlarına dönük herhangi bir destek planının olmayışı, sözde soykırım noktasındaki samimiyetsizliğin en büyük göstergesi.

Sarkozy'nin inkar yasası üzerinden iç siyasete dönük kurduğu oyunu İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Kavas ile konuştuk. Doktorasını Paris'te yapan, doktora sonrası Fransa ve Fransa'nın Afrika ilişkileri üzerine çalışan Kavas, Sarkozy'nin söz konusu yasa üzerinden oluşturduğu yapay gündemle başarısız liderliğini örtmeye çalıştığını vurguluyor. Fransa'da sözde soykırım iddialarının siyasilerce kullanıldığını, kamuoyunda böyle bir gündemin bulunmadığını aktarıyor: “Fransa halkı sözde soykırımı değil, ekonomiyi ve geleceğini düşünüyor. Başta Sarkozy olmak üzere iktidardaki siyasiler de ülkedeki kötü gidişatı bu tür yapay gündemlerle örtmeye çalışıyor. Fransa bugün Avrupa'da en fazla borç yükü olan ülkelerin başında geliyor. Ülkede siyasetçilere güven iyice azalmış vaziyette. Bütçe açığı yıllık 90 milyar avroyu aşmış durumda. İşsizlik devamlı artıyor. 2012 için beklenen büyüme hızı yüzde 0,2 oranında. Yani yeni yılda herhangi bir büyüme beklenmiyor. Yakın gelecekte Fransa'nın Yunanistan'a benzemesi işten bile değil. Sarkozy, bu kötü gidişatı bildiği için Fransa kamuoyunu yapay gündemlerle meşgul edip Elysee Sarayı'nda bir 5 yıl daha oturmayı planlıyor.”

Deniz Altınbaş da Sarkozy'nin inkar yasası üzerinden daha önce Fransız Sosyalist Partisi'ni destekleyen Ermeni seçmeni kendi lehine çevirmeye çalıştığını belirtiyor. Altınbaş, kamuoyu yoklamalarında halk desteği yüzde 50'nin altına düşen Sarkozy'nin yasa üzerinden ülkedeki yabancı ve Müslüman karşıtlarından da destek almaya çalıştığını aktarıyor: “Fransa'daki seçmenler arasında Ermeniler kadar Türk ve Müslüman karşıtları da önemli. Karar ile ‘Türkiye'nin AB üyelik süreci olumsuz etkilenecek' atmosferi oluşturup Türkiye ve Müslüman karşıtlarından oy almayı hedefliyor.”

Peki, Sarkozy'nin yasa üzerinden hedeflediği dış politika hedefleri neler? Sarkozy, bir dizi dış politika adımlarını hayata geçirmek için Ermeni iddiaları ile diasporasını kullanmaya çalışıyor. İnkar yasasıyla Avrupa, Ortadoğu ve Afrika üzerinde birkaç hamleyi birden oynadığı görülüyor. Zira yasa ile Türkiye'yi Avrupa nezdinde suçlu gösterip başından beri karşı olduğu Ankara'nın AB üyelik sürecini frenlemeye çalışıyor. Dahası söylemleriyle sözde Ermeni ‘soykırımını' AB ve Avrupa nazarında Türkiye'nin önüne devamlı surette konacak bir meseleye dönüştürmeye çabalıyor. Bu bağlamda Türkiye ile Ortadoğu ve Afrika'da yürüttüğü rekabeti lehine değiştirmeyi hesaplıyor. Bir bakıma ‘arka bahçesine' giren Türkiye'den hesap sormaya çalışıyor. Gazete arşivleri geriye doğru tarandığında Sarkozy'deki Türkiye ‘düşmanlığının' Ankara'nın Ortadoğu ve Afrika açılımlarına paralel olarak arttığı görülüyor. NATO ve Türkiye'yi hiçe sayarcasına Libya'ya hava harekatı başlatmasının, Tel Aviv ve Erivan'la safları sıklaştırmasının ardında da hinterlandını Ankara'ya kaptırmama hissiyatı yatıyor. Sarkozy'nin İsrail tarafından desteklenmesinde Musevi oluşu büyük rol oynuyor.

Türk-Ermeni İş Geliştirme Konseyi'nin (TABDC) eşbaşkanı Kaan Soyak da bölgesinde güçlenen Türkiye'nin Fransa'yı rahatsız ettiğine katılıyor: “Türkiye'nin son 2-3 yılda Fransa'nın etkin olduğu bölgelerde nüfuzunu büyük hızla artırması Fransız devletinde rahatsızlık oluşturdu. İnkar yasasının bir tarafı bu rahatsızlığa dayanıyor. Bu bize Türkiye'nin doğru yolda ilerlediğini gösteriyor. Ankara bundan sonra da aynı hızla, hatta daha da aktifleşerek Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki varlığını artırmalı. Gerekirse ABD'yi de arkasına alarak bölgedeki ekonomik gücünü derinleştirmeli.”

Domino etkisi yapar mı?

Ankara, Sarkozy'nin Türkiye'ye dönük hamlelerinden birini diğerlerine göre daha tehlikeli buluyor. Fransa'nın Almanya gibi diğer AB üyelerine sözde ‘soykırım' inkarını suç saymaları telkini Türkiye'yi korkutuyor. Ankara bu bağlamda Avrupa'da bir domino etkisinin yaşanmasından çekiniyor. Fransa'daki yasanın AB hukukuna örnek teşkil etmesi durumunda Türkiye birçok platformda zor durumda kalabilir. Nitekim Alman Parlamentosu İnsan Hakları Parlamento Grubu Sözcüsü, soykırımı inkar yasasının Almanya'da da gündeme gelebileceğini söyledi. Ülkelerin bireysel kararlarındansa AB içinde benzer bir kararın kabul edilmesi, AB kapılarının Türkiye'ye kapanması anlamına gelebilir. Yrd. Doç. Dr. Deniz Altınbaş da Avrupa içinde bu yönde bir hareketlenmenin yaşandığını doğruluyor: “AB içinde uzun zamandır sözde soykırım meselesi ile ilgili tartışmalar yapılıyor. Parlamentoda bu yönde kararlar alınıyor. Türkiye, önüne engel olarak getirilen idam cezası, demokrasi, azınlık hakları, insan hakları, ekonominin güçlendirilmesi gibi birçok konuda, bazı mevcut AB üyelerini geride bırakacak kadar büyük adımlar attı. Ancak bu noktada ciddi bir sorun ile karşılaşacak. Halihazırda, inkar yasası çıkmasa dahi, Avrupa Parlamentosu'nun soykırımı kabul eden 1987 tarihli kararı dolayısıyla bir sıkıntı da mevcut.”

Bu noktada Ankara'nın dünyaya, Fransa'nın kendi çıkarları doğrultusunda Ermeni meselesini kullandığını yansıtması gerekiyor. Zira kabul edilen yasa Ermeni meselesinin çözümünden çok çözümsüzlüğüne hizmet ediyor. Buna paralel olarak Ermeni meselesiyle ilgili lobicilik faaliyetlerine hız verip farklı ülke arşivlerinden kendi tezini destekleyen yeni belgeleri dolaşıma koyması gerekiyor. Son aşamada da Erivan ile donan barış protokollerini yeniden işletip sorunu iki taraf arasında çözmesi gerekiyor. Zira sorunun sürmesi Türkiye karşıtı üçüncü ülkelerin işine yarıyor.

Peki, yasa iptal edilmezse ne olur? Diplomatik çevreler, yasanın iptal edilmemesi halinde Türkiye'nin ilişkilerin dozunu düşüreceğini ancak durumun İsrail'e benzemeyeceğini belirtiyor. Fransa'nın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların farkında olan Ankara, Türkiye'de yerleşik Fransız yatırımcıları da kullanarak Paris'e dönük ticari-ekonomik yaptırımlar düşünüyor. Fransa'nın askerî ve sivil ihalelere girmesi engellenecek. Sivil ve askerî ziyaretler iptal edilecek. Fransa'nın önem verdiği Euronews'teki ortaklıktan çekilme de üzerinde düşünülen yaptırımlardan. İleriye dönük, Fransa'nın Bosna, Cezayir ve Ruanda'daki katliamlarının küresel platforma taşınması planlanıyor. Ermeni meselesi üzerine daha aktif bir lobicilik yürütülmesi de var masada. Ankara, bütün bunları yaparken ‘agresif, kavgacı devlet' imajı oluşturmamaya özen gösterecek. Kısacası Türkiye, kendine biçilen ‘sorunlu ülke' kılıfına girmeyecek.
aksiyon
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim