• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • Kayseri : 21 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İstanbul : 20 °C

Kayseri Eğitim-Bir-Sen Eğitim Öğretim Yılı Sonu Açıklaması

Kayseri Eğitim-Bir-Sen Eğitim Öğretim Yılı Sonu Açıklaması
Eğitim-Bir-Sen Kayseri Şube Başkanı Aydın Kalkan, sendika binasında 2011–2012 eğitim-öğretim yılının sona ermesi sebebiyle bir basın açıklaması yaptı. “2011–2012 yılı eğitim camiası adına kötü bir anı olarak geride kalmıştır” diyen Aydın KALKAN basın açık
“2011–2012 eğitim-öğretim yılı, eğitim camiası açısından sıkıntılı geçmiş, siyasilerin öğretmenleri yaralayan sözlerinin gölgesinde kalmış ve eğitimcilerin dimağında kalıcı bir yara izi bırakarak, geride kalmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimde dönüşüm, yeni değerler dizisi arayışları, vesayeti deşifre etme, sivilleşme, Milli Güvenlik Dersi’ni kaldırma, 4+4+4 kesintili eğitim gibi, 28 Şubat döneminin dayattığı jakoben, devletçi, bürokratik oligarşinin emrinden milleti kurtarıp Milli Eğitim Şura kararlarını hayata geçirmesi, önem verdiğimiz ve desteklediğimiz çalışmalar olmuştur. Ancak, gerek Bakan Ömer Dinçer’in gerekse Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde öğretmenlerle ilgili söylem ve tavırları, şimdiye kadar yapılan bütün güzel çalışmaları gölgelemiş ve eğitim camiasını derinden üzmüştür.
Yapılan açıklamalar, eğitim camiasının itibarsızlaştırılmasına, daha verimli olabilmesi için sorunlarından arındırılmış bir şekilde işinin başına gitmesi gereken öğretmenlerin moral ve motivasyonunu bozmaktan başka bir işe yaramamıştır.
Toplu sözleşme sürecine de gölgesini düşüren bu yaklaşım karşısında eğitim camiası, Sayın Başbakan’dan öncelikle öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin hakkını teslim edecek bir açıklama beklemektedir. Üzülerek ifade edilmelidir ki, Sayın Başbakan’ın bu söyleminin arkasında Milli Eğitim Bakanı’nın, öğretmenleri çalışmadan maaş alan bankamatik memurları olarak gören zihniyetinin izleri sezilmektedir. Bakan’ın öğretmenler hakkındaki olumsuz kanaat ve söyleminin Başbakan’da yansıma bulması, diğer süreçlerde olduğu gibi toplu sözleşme sürecinde de öğretmenlerin kendi bakanı ve bakanlığı tarafından desteksiz ve sahipsiz bırakılmasına neden olmuştur. Atama ve yer değiştirme işlemleri, ek ödeme vb. pek çok konuda olduğu gibi, toplu sözleşme süresinde de öğretmenler bakanlarını yanlarında görememişlerdir.
“Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” ‘Ya öğrenen ol ya öğreten ol ya da bunları seven ol; dördüncüsü olma, helak olursun” düsturları önümüzde dururken, bu ülkenin en önemli sorunu eğitim olmasına rağmen, sorunun çözümünde lokomotifin öğretmen olduğu ve öğretmenine sahip çıkmayan bir toplumun asla ayakta duramayacağı gerçeğinin görülememesi, akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
Eğitim yönetiminin görevi ve eğitime yapılan yatırımların amacı; öğretmenin önündeki engelleri ve ortaya çıkan problemleri kaldırmak, işi kolaylaştırmak ve verilen eğitiminin niteliğini artıracak adımları ortaya koymaktır. Eğitimin kalitesi, öğretmenin moral ve değeri kadardır. Ömrünü, kötülüklerin anası olan cehaletle mücadeleye adayan, işi ‘insan’ olan eğitimin temel unsuru öğretmenlerimize yapılan haksızlıklara sessiz kalmamız mümkün değildir.
‘Öğretmenlik kutsal meslektir, fedakârlık işidir’ söyleminin ötesine geçmeyen bakış değişmeli; Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında gelen eğitimin temel unsuru geleceğimizin mimarı öğretmenlere hak ettikleri ücretin verilmesi gerektiği gerçeğinin farkına artık herkes varmalıdır”.


666 sayılı THK’nin öğretmen ve öğretim elamanlarına ücret adaletsizliği getirdiğini belirten Kalkan, açıklamasını şöyle sürdürdü.
“Öğretmenlik mesleğinin tatmin edici ücret seviyelerinde bulunmaması nedeniyle artık tercih edilmediği, mesleğin gereği gibi bir hayat tarzı sağlamaktan uzak düşük ücretler nedeniyle öğretmenlerin toplumsal statülerinin düşük olduğu, öğretmenlerin var olan ekonomik sıkıntılardan dolayı kendilerini mesleki gelişimlerine veremedikleri aşikârdır.
4+4+4 Eğitim Sistemi Değişikliği
6287 sayılı Kanun’la getirilen 4+4+4 eğitim sistemi, kanunda, 6-14 olan zorunlu ilköğretim çağı, 6-13 yaş olarak değiştirilmiştir. İlköğretime başlangıç yaşıyla ilgili bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte Bakanlık tarafından yayınlanan genelgeden hareketle 60-66 ay arası çocukların velilerinin talepleri üzerine 66 ayını tamamlamış çocukların ise zorunlu olarak ilkokulların birinci sınıflarına kaydının yapılacağı anlaşılmıştır.
Yine ilköğretim okullarının ilkokul ve ortaokul olarak ayrılması öngörülmekle birlikte bu konuda herhangi bir hazırlık/planlama yapılmış olsa bile, sendikaların görüş ve önerileri alınmadığı gibi, okulların ayrılıp ayrılmayacağı, ayrılacaksa hangi esaslara göre nasıl bir ayrıştırma yapılacağı da hala meçhuldür. Bu durum, özellikle kayıt zamanına denk gelmesi nedeniyle, okula kayıtları olumsuz etkilemiş, çocukları okula kayıt çağına erişmiş veliler hangi okullara kayıt yaptıracaklarını bilemez hale gelmiştir.
Yeni sistemle birlikte bağımsız ilkokul veya ortaokula dönüştürülecek olan ilköğretim kurumlarında halen yöneticilik yapanların kazanılmış hakları korunmalıdır. Bu sistem kapsamında, ilkokul ve ortaokulların birlikte olduğu okullarda ilkokul ve ortaokul, ortaokul ve lisenin birlikte olduğu okullarda ortaokul ve lise için ayrı eğitim kurumu yöneticileri atanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticilerinin 6 saat derse girme zorunluluğu kaldırılmalı, ‘6 saate kadar derse girme’ yükümlülüğü öngörülmelidir.
Eğitim kurumu yöneticilerinin, okul çevresi ve özellikle de öğrenci velileriyle karşı karşıya kalmasına neden olan bağış ve aidat gibi uygulamaları sona erdirecek şekilde, bütün eğitim kurumlarına, giderleriyle ilgili ödenek aktarılmalı; kayıt dönemlerinde bağış alınmasını yasaklayan Bakanlık genelgesinin eğitim denetçileri ve denetmenlerince amaç dışı kullanılması engellenmelidir”.
Aydın Kalkan, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme hakları ile ilgili şunları söyledi.
“Özür grubuna bağlı yer değiştirmeleri düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri Danıştay tarafından verilen kararlar doğrultusunda şekillenmiş olup, gerek anayasa gerekse yargı kararları ile nihai halini almış ve genel yarar ilkesinden hareketle gerek eğitim-öğretim hizmeti sunucularının gerekse bu hizmeti alanların ortak yarar ve haklarını dengelemek suretiyle 652 sayılı KHK’ya kadar uygulanmıştır. 652 sayılı KHK sonrası öğretmenlerin aile ve özel hayatına ilişkin birçok belirsizlik ortaya çıkmıştır.
Ekim 2010 tarihli Kurum İdari Kurulu’nda alınan, “Öğretmenlerin, özür durumuna bağlı atama ve yer değiştirmelerinde il emri uygulamasının yapılabilmesi için Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde gerekli değişiklik çalışmalarının başlatılması” kararı hayata geçirilmelidir.
Öğretmenlerin İl İçi ve İl Dışı Yer Değişikliği Sıkıntıları
2012 yılı isteğe bağlı il içi ve iller arası yer değiştirme duyurularının yönetmelik hükümlerine göre en geç 15-25 Mayıs 2012 tarihine kadar Bakanlığın internet sayfasında yayınlanması, il içinde yer değiştirme isteğinde bulunacak öğretmenlerin başvurularının da Mayıs ayı içinde alınması gerekirken, şu ana kadar il içi ve iller arası yer değiştirmelerle ilgili herhangi bir açıklama, duyuru veya atama takvimi yayınlanmamıştır.
Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine rağmen yaşanan bu belirsizlik, il içi ve il dışı yer değiştirmek isteyen öğretmenleri tedirgin etmiştir. Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlerin özür durumuna bağlı yer değişikliği hususundaki duyarsızlığı ve yaşattığı mağduriyetler ortadayken, yeni mağduriyetlere sebebiyet vermemek için il içi ve il dışı yer değiştirme işlemlerinin bir an evvel tamamlanması gerekmektedir.
Memur ve Hizmetlilerin Atama ve Yer Değişikliği İşlemleri İçin Düzenleme
Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Taslağı konusunda çalışmalar tamamlanmış olmasına rağmen söz konusu hukuki düzenleme bugüne kadar yürürlüğe konulamamıştır. Bu durum, öğretmen dışındaki Bakanlık personelinin atama ve yer değiştirme işlemlerinin objektif ölçülerden uzak, suiistimallere, adaletsizliklere ve hak kayıplarına neden olacak şekilde gerçekleştirilmesine yol açmaktadır. Söz konusu düzenleme ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Unvan Değişikliği Sınavı
‘Unvan Değişikliği Sınavı’nın, bir an önce yapılarak bu konudaki mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir”.
Aydın Kalkan, Öğretmen ihtiyacı, ücretli öğretmenlik ve yaz tatili ile ilgili olarak şunları söyledi
Bakanlık, öğretmen atama konusunu nihai çözüme kavuşturacak kısa, orta ve uzun vadeli bir planlama silsilesi yaparak, kamuoyuna deklare etmeli; bu suretle hem atama bekleyen yaklaşık 300 bin öğretmeni hem de üniversite tercihinde bulunacak ve halen eğitim ve fen-edebiyat fakültelerinde okuyan öğretmen adaylarının gelecek endişelerini gidermelidir.
Yaklaşık 150 bin öğretmen açığı mevcutken, bu açığı kapacak kadro tahsisi yapılmamakta, öğretmen açığı ücretli/vekil öğretmenlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanma taleplerine duyarsız kalınmamalı ve yeni öğretmen alımı için bir an önce takvim ilan edilmeli ve derslikler, ücretli öğretmenler yerine ataması yapılmayan öğretmenlerle buluşturulmalıdır.
Yaz Tatilini Verimli Değerlendirmek İçin
Veliler, öğrenci başarısını sadece karne notları ile ölçme hatasına düşmemelidir. Öğrencilerin yaz tatillerini verimli geçirmeleri, tüm vakitlerini bilgisayar oyunları ve internet başında geçirmekten kaçınmaları, Kur’an kursları ve yaz spor okulları gibi ruhsal ve fiziksel olgunluğa erişmelerini saplayıcı eğlenceli etkinliklerle vakitlerini geçirmeleri konusunda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim