• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C

Köşk’ün anahtar partisi

Köşk’ün anahtar partisi
“Bizim alacağımız kararın müzakere süreci ile bağlantılı olduğunu, hükümetin atacağı adımlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

“Bizim alacağımız kararın müzakere süreci ile bağlantılı olduğunu, hükümetin atacağı adımlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Öcalan’ın sürecin ilerleyip ilerlemediği konusundaki görüşleri belirleyici olacak ve yapacağı çağrı da Kürtler üstünde etkili olacaktır. Dolayısıyla hükümet buna dikkat etmeli.”

Bu sözler BDP’li Pervin Buldan’ın, Reuters’a yaptığı açıklamalardan.

Buldan çözüm sürecinde atılacak adımlara göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Başbakan Erdoğan’a destek verebileceklerini söylüyor.

Açıklamasının satır arasında da “özerkliği” en önemli koşul olarak öne sürüyor.

Zaten BDP&HDP&PKK&KCK 2014’ü “özerklik”, 2015’i de terörist başı Öcalan’a “özgürlük” yılı olarak ilan etmişti.

Şimdi bunları Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir pazarlık unsuru olarak kullanmak istiyorlar.

Sadece BDP değil tabii…

Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için siyaset mühendislerinin tümü hesap yapmaya başladı.

Seçimlerde AK Parti’nin hezimet yaşayacağını varsayan çevreler, seçim öncesi Erdoğan Köşk’e çıkabilir mi, çıkamaz mı tartışmasını yapıyorlardı.

Hatta Çankaya yolunun Erdoğan’a kapandığını iddia edenler çoğunluktaydı.

Ama 30 Mart yerel seçim sonuçlarından sonra artık kimse bunun tartışmasını yapamıyor.

Fakat şimdi de PKK PR’cıları, Erdoğan’ın ancak BDP ile ittifak yaparak Köşk’e çıkabileceği tezini ince ince işlemeye başladılar.

Seçimlerden sonra ana akım medyada, hemen her gün buna dönük yorumlar görmeye başladık.

Bu tezin uygulanabilirlik ve doğruluk derecesi sıfıra yakındır.

Nedenine gelince…

Önümüzde 12 Eylül 2010’da yapılan referandum sonuçları duruyor.

Burada “hayır” oyu yüzde 42’de kalmış, “evet” oyu ise yüzde 58’e çıkmıştır.

“Hayır” diyenleri biliyorsunuz.

“Evet” diyenleri hatırlatmakta yarar var: AK Parti, SP ve BBP…

Referandumda SP ile BBP, hiçbir ön koşul ileri sürmeden kayıtsız şartsız destek vermişlerdi Erdoğan’a…

Yetmez ama “evet” demişlerdi.

Peki PKK uzantısı BDP ne yapmıştı referandumda?

Demokrasinin olmazsa olmazlarından olan seçimleri boykot etmişlerdi. Öncesinde de grup olarak parti kapatmayı zorlaştıran Anayasa değişikliğine “hayır” demişlerdi…

İnsanların sandığa gitmemesi için PKK&KCK desteğini arkalarına alarak şiddet yoluyla halkın tercihine ipotek koymuşlardı.

BDP’nin yöntemini de taktiğini de artık bilmeyen yok.

Tehdit, şiddet ve baskıyla sonuç almak istiyorlar. Lakin terörist başına özgürlük, özerklik, üniter yapıdan ödün, toplumun geniş kesimlerinde hiçbir karşılığı olmayan absürt beklentiler...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün net olarak ifade ettiği gibi;

“Bazen bu konuda yanlış söylemler duyuyoruz. Özerklik söylemleri gibi. Bunların Türkiye gerçeği ile bağdaşmadığını söylüyorum. İki ayrı millet, iki ayrı yapı var gibi göstermek herkese zarar verir.”

Açıkçası Erdoğan’ın da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hiçbir şekilde BDP ile bu son derece kritik meselede pazarlık masasına oturacağına, müzakere edeceğine ihtimal vermiyorum.

Çünkü boş mukaveleye dahi imza atılsa, ipi Anglosakson-Yahudi ittifakının elinde olan BDP&PKK’nın tatmin olacağını zannetmiyorum.  

Zaten son seçimin resmi olmayan sonuçları baz alındığında AK Parti, SP ve BBP’nin oy oranları toplamının yüzde 50’nin üzerinde olduğu anlaşılıyor.

Yani BDP ile HDP’nin oylarına ihtiyaç yok.

Özetin özeti:

Cumhurbaşkanlığı seçiminin anahtar partileri BBP ve SP’dir, HDP ile BDP değil...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim