• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 13 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 9 °C

Kültür soykırımına uğramış bir halkız!

Abdurrahman DİLİPAK
Dün kaldığımız yerden devam edelim. Durali Hocanın dikkat çektiği bir başka nokta daha var: “Düpedüz bir kültür soykırımı var. Biz soykırım yapmadık ama uğradık, kültür soykırımına uğradık. Bizi belirleyen ne varsa, hangi özellik varsa bunlar yasaklanmıştır. Dilimiz, yazımız, mimarimiz, kılığımız, kıyafetimiz, müziğimiz…1920’lerin ortalarından 1950’lere kadar Türk müziği yasaklandı.

Cascavlak kaldık, ne İsa’danız ne Musa’dan. Eskimizi unuttuk. Yeniyi alamazsınız. Avrupalı değiliz, Avrupalı olamayız, olmayacağız da.” “Türk kendi yaşadığı ülkeye bile ad vermiş bir kavim değildir. Türkiye, Türkçe değil, Arapça’dan almışız, Arapça da geç Latince’den almış. Türk, hiçbir zaman ülkesine, devletine Türk dememiş. Tarihte Türk adıyla geçen bir tek Göktürk Devleti var. Onun dışında Türkler sayısız devlet kurmuşlar ama hiçbirinde Türk adını kullanmamış.

İsmini Türk diye koyduğunuzda başkalarını yönetemezsiniz. Hindistan da, Mısır da devlet kurmuş, İran bin yıl Türk hanedanlarının idaresinde kalmış, devrilen şahın babasına varıncaya kadar hep Türk asıllı hanedanlar idare etmişler, hiç birisi Türk adını koymamış. Selçuklu, Karahanlılar… Unutmayın ki Türkçülüğün babası bir Yahudidir, Moiz Kohen’dir, soyadını Tekinalp diye değiştirir. Ziya Gökalp onun talebesidir. Türk’ün Türkçülük yaptığına tarihte tanıklık yoktur.” Ziya Gökalp aslen Kürt’tür. Aslında Kürt milliyetçiliğinin/ulusçuluğu üzerine kafa yormuş birisidir.

Bunu da Emil Durkhaim sosyolojisine göre inşa etmek ister, ama Rıza Nur onu çağırır ve Türk Milliyetçiliğinin Esasları üzerine çalışmaya ikna eder. Daha doğrusu tehditle bu işe mecbur bırakır! Osmanlı Türkçülük yapmamış, yönettiği ülkelerde yerli halk yanında, dünyanın gelişmiş akıl, fikir ve sanat adamlarını da oraya getirerek üstün bir medeniyet kurmuştur.. Haremde akraba tüm kavimler yanında komşu kavimlere de yer vermiştir. Bu arada 1914’deki soysürümü yapanlar da İttihat Terakkici, batının kuyruğuna tutunan, onların yönlendirdiği, batıdaki fikir akımlarından etkilenen militarist, darbeci küçük bir topluluktur.. Bu coğrafyadaki halklar ve Müslümanlar bu işin sorumluları değildir. Nasıl 12 Eylül, 28 Şubat ya da 27 Mayıs cuntalarının cinayetlerinin hesabı bu ülke halkından ve dindarlarından sorulamaz ise..

“Ulus devlet olayında göz önünde bulundurulan bir sanal toplum var, öyle bir toplum yok aslında. Gerçek olmadığı şuradan belli, bizim bir tip bütünlüğümüz yok. Sokağa çıktığımızda binlerce çeşit tip bulunur Türk adı altında. (…) Türk kavmi var mı var. Türkiye’de Türk vardır, istemediğin kadar da çoktur. (Bana göre batılıların Türk diye tanımladığı halk toplulukları var. Çerkezler, Gürcüler, Arnavutlar, Özbekler, Kazakların toplamı olan Arabı, Kürdü ile karmançorman olmuş akraba bir halkdan söz ediyoruz.. AD) Bütün Türkler Türk değildir ama Türk vardır. Türkmenler var. Yüzdesini kimse bilemez ama bayağı bir yekûn tuttuğu muhakkak. Bunlar saf mıdır? Değildir, hep anne tarafı başka yerden, saf olamaz.

O halde neye dayanarak kuruyorsun ulus devleti? Bir Türk kültürü diyeceksen, onu kaybetmişsin, o da yok, kalmamış. (…) Hatta, en yerlimiz sayılan Alevilik, onu bile adı Ali’den geliyor. Dolayısıyla Alevilik de çok önemli ölçüde İslam’a gömülüdür. İslam’ı attığınız vakit bir şey kalmayınca da bağlanamıyoruz birbirimize.” Durali Hocanın Kürt meselesine bakışı da ilginç: “Cumhuriyet kurulurken dibimize dinamit koymuşlar. Birisi Kürt meselesi, madem belirli bir kavme dayanıp bir ulus devlet kuruluyor, Osmanlı’yı oluşturan öteki bütün toplumlar dışlanıyor, sınırlar dışında bırakılıyor. Niye bir tek Kürtler kalmış? O gün Milli Misak hudutlarının dışında bırakılabilirdi. Musul, Kerkük, Halep, Cizre’den, Şırnak’tan, Hakkari’den daha mı az Türk’tü? Selanik’i 1912’de kaybettiğimizde Selanik’in % 80’i Müslüman. Bunlar hep dışarıda bırakılmış. Peki mesela Yunanistan ile nüfus mübadelesine gidilmiş, o gün Irak İngiliz idaresindeydi, oradaki Kürtler ile Türkler mesela mübadele edilmemiş. Niye yapılmadı? Bu her zaman için infilak ettirilebilecek bir bomba olarak bırakılmış. Bu bombanın bugün patlatılması felakete yol açar, korkunç bir şey olur. Bugün artık Kürtlerin yaşadığı tek bir bir coğrafya yok. İstanbul’da en az Güneydoğu’da olduğu kadar Kürt nüfus var. Kimi nereden, nasıl ayıracaksın? Bazıları, 5 milyon karışık evlilikten söz ediyor. Öcalan, tipik bir örnek, annesi Türk, babası Kürt. (…) Türk milliyetçiliği çok yanlış bir yola sapmıştır, Türk milliyetçiliği, Türk milliyetine sırtını dönmüştür. Çünkü Türk milliyetinde İslam vardır. İslam medeniyetinin belirgin özellikleri tanınmadan Türklük anlaşılmaz. Türk irfanı, adeti ile örfü baştan aşağı İslam medeniyeti ile içeriklendirilmiştir. Bundan kısmen dahi olsa, yoksun bırakıldığı takdirde Türk kültürü varlığını sürdüremez. Müslüman olurum olmam o benim bileceğim iş, kimse kimsenin Müslümanlığına karışmaz ama mensup olduğu millet böyledir. Bu millet onunla can bulmuştur. O cansuyudur.

Dedem ağır ceza reisiydi, Halep’te başsavcıydı, 60 yaşında yazısını kaybetti. Birtakım esrarengiz eller, 1930’lardan sonraki Türk nesilleri ile geçmişlerinin tamamı arasında geçit vermez duvar örüp, onları tekmil tarihi müktesebâtından yoksun kılmışlardır. İslam medeniyeti çerçevesinde kimliğini kazanmış olan Türk kültürü, bu medeniyetle etle tırnak durumundadır. Mezkûr medeniyetin çerçevesinden bir daha dönmemek üzere ayrılıp koparılmış bulunan Türk kültürünün bundan böyle kimliğini yeni baştan inşâa etmesi, Türklüğün yaşamaya devamı için elzemdir. Başka bir biçimde söylersek, tekrar kalkış noktasındayız. (…)

Ümmet ülkü toplumu demektir. Anne kucağında büyüyen demek. Bir ülkü birliğidir, başka bir şey değildir. Belli bir inanç düzenine bağlanmaktır. Millet, nasyon anlamıyla kavmi bir kökeni vardır. Oraya geçtik denildi, ama onun altyapısı yoktu bizde. Kafatası ölçümüne götürdü bizi, Almanya’da bile kafatasları ölçülmedi, “dolikosefal olan kafalar Germen kafasıdır” denildi ama kimse eline pergel, gönye alıp da kafataslarını ölçmedi. Orada o kadarına gidemediler ama burada gidildi, burada bunlar yapıldı. Bu çeşit zırvalara götürüyor, ondan sonra da bölünme başlıyor.” Neyse bu konuda söylenecek daha çok söz var, ama artık bir nokta koyalım. Selâm ve dua ile..
Bu yazı toplam 244 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim