• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 15 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İstanbul : 19 °C

KURTULMUŞ TRT'DE SİNAN BURHAN'A KONUŞTU

KURTULMUŞ TRT'DE SİNAN BURHAN'A KONUŞTU
Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunda...

KAYSERİNEWS.COM KAYSERİ'NİN EN ÇOK TAKİP EDİLEN HABER SİTESİ GOOGLE'DAN-GÜNLÜK KAYSERİ'DE YAŞANANLARI KAYSERİNEWS.COM'DAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

 

Kurtulmuş, Uluslararası Kültür Turizmi ve Medya Kurultayı kapsamında geldiği Konya’daki Mevlana Müzesi’nde, TRT ve Kontv'den de canlı yayınlanan “Anadolu Soruyor'da sinan burhan'a konuştu  programında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Konya’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, manevi havayı bir kere daha teneffüs etmekten mutluluk duyduğunu söyledi.

Konya ve Karaman’ı içeren kurultayın, başarılı geçmesini temenni eden Kurtulmuş, buradaki fikirlerin de hem Türkiye medyasına hem de kurultaya katılanlara katkı sunmasını diledi.

Medyanın “taraflı, tarafsız” olması tartışmalarını anımsatan Kurtulmuş, hiçbir insanın tam manasıyla tarafsız olmasının mümkün olmayacağını ifade etti.

Kurtulmuş, insanlardan tam manasıyla tarafsız olmasını beklenmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Taraflı olmaktan bahsediyorsak, burada taraflı olmayı da ilkeli olarak görmek lazım. Medya için de siyaset dünyası için de böyle. İlkelerden yana olmak medyayı daha güzel, daha başarılı, daha insancıl kılar.” diye konuştu.

Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesi konusundaki çalışmalara ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, Beyşehir’de meydana gelen olayın genellenmemesini istedi.

İlçede adli bir olayın yaşandığına işaret eden Kurtulmuş, "Orada Türklerle Suriyeliler kavga ediyor değil. Sokakta gençler bir parkın içerisinde karşılaşıyorlar ve başlayan ağız dalaşı belki karşılıklı hakaretleşmeler sonucu maalesef bir Türk, bir de Suriyeli kardeşimiz vefat etti, Allah rahmet eylesin. Bunu genellememek lazım." ifadesini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye’de yaşayan halkın başardığı mültecilere kol kanat germe işinin, dünyada herkesin vermesi, övünmesi gereken bir insanlık sınavı olduğunu anlatarak Türkiye’nin bu sınavdan geçtiğinin altını çizdi.

Suriye’ye sınırı olmamasına rağmen Konya’da 74 bin Suriyelinin bulunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye’nin her şehrinde Suriyelilerin bulunduğunu, vatandaşların da Suriyelileri ensar anlayışıyla bağrına bastığını dile getirdi.

 Geçmişte de bu milletin bunu defaatle yaptığını belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Şu anda Türkiye Cumhuriyeti olan insanlarımızın bir kısmı Bulgaristan göçmenidir, bir kısmı Romanya, Makedonya, Arnavutluk, Balkanlar, Kafkaslardan göçmüştür. Konya’da da başka yerlerden gelen çok sayıda göçmen vardır. İzmir’de çok sayıda göçmen vatandaşımız vardır. Bulgaristan’dan kaçanları hatırlayın. Saddam’dan kaçan Kürtleri hatırlayın. Bütün bunların hepsine Türkiye avucunu açmıştır, kol kanat germiştir. Kim yardım eli uzattıysa ona yardım etmiştir. Bu bizim terbiyemizin, sosyal genetiğimizin bir sonucudur, Allah’a şükrederiz. Türkiye bu başarıyı Suriyeliler meselesinde de gösterdi.”

- "Tamamlanmış bir çalışma yok"

Mültecilerin yaralarının sarılması, onlara kol kanat gerilmesi aşamasının geçildiğini söyleyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yarın sabah Suriye’de barış ilan edilse bile bu insanların önemli bir kısmının, hemen ülkelerine dönmesi imkansız. Tabii ki bunlar geri dönmek isteyecekler ama bundan sonraki süreçte burada kalan Suriyelilerle ilgili biz, milli menfaatler çerçevesinde bakarız. Biz bu Suriyeli kardeşlerimizi misafirlerimiz olarak ağırlıyoruz ama onlardan kalıcı olarak nasıl istifade ederiz, onların Türkiye’ye katkıları nasıl olur, Türkiye’nin ekonomik, toplumsal gelişmesine ne tür katkıları olur... Bundan sonra biz nasıl yeni Türkiye diyorsak bir de yeni Suriye olacak. Bu savaştan sonra, yıkımdan sonra yeniden ayağa kalkan bir Suriye olacak. Bu yeni Suriye’nin içerisinde de Türkiye’nin  dostları olan bir büyük kitlenin çok faydalı olacağı kanaatindeyiz. Vatandaşlarımız rahat olsunlar. Henüz Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunda yapılmış, tamamlanmış bir çalışma yoktur. İçişleri Bakanlığımız bu konuda çalışıyor. Çok sayıda nitelikli insan var, Türkiye’ye katkı sunabilecek insanlar var. Bu anlamda bu çalışmalar, kriterler ortaya konulur. Ortada henüz hiçbir şey yokken ve maalesef bazı muhalefet çevreleri, sırf 'muhalefet olsun, Türkiye’de bir belirsizlik ortamı oluşsun' diye sanki bütün mesele belliymişçesine, hiç çerçevesi belli olmayan bir konuda çok teferruatlı, biraz da fısıltı gazetesini çalıştırarak birtakım konular gündeme getiriyor, bunlar doğru değildir."

Avrupa Parlamentosundaki (AP) terör örgütü PKK ve PYD fotoğraf sergisi açılmasına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, dünyada çok sayıda terör örgütü olduğunu söyledi.

Boko Haram'dan PKK'ya, PYD'den El Kaide'ye bu terör gruplarına bazı ülkelerce destek verildiğini belirten Kurtulmuş, bu ülkelerin kimisinin lojistik kimisinin de siyasi destekte bulunduğunu anlattı.

Bazı terör örgütlerine maddi destek bazılarına da silah temin edildiğine dikkati çekerek, "Birçok ülke bu terör örgütlerinin arkasındaki desteğini çeksin, dünyanın en sıkı terör örgütü bir haftada çözülür, yok olur gider. Kimse kimseyi kandırmasın. Dünyada terör bu kadar büyük bir canavar halini aldıysa bunlara verilen desteklerin çok büyük payı vardır. Türkiye olarak başından itibaren şunu söylüyoruz, terörün iyisi kötüsü olmaz. 'Benim işime yarayan terör örgütü, sizin işinize yarayan terör örgütü' olmaz. 'Falanca ülkeye, düşmanım veya rakibim olan ülkeye zarar veriyorsa, bana fayda veriyordur' diye hiçbir terör örgütü hakkında düşünülemez." diye konuştu.

"AP'deki bu sergi açık ve doğrudan siyasi bir destektir"  ifadesini kullanan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maalesef dost ve müttefik bildiğimiz bazı ülkelerin göz göre göre, açıkça, terör örgütlerine nasıl destek verdiklerini, nasıl bunların kendi ülkelerinde palazlanmasına ve bir takım legal görünümlü faaliyetler yapmalarına, para toplamalarına, örgütlenmelerine destek olduklarını, hatta onların kara propagandalarına ne denli yardımcı olduklarını biliyoruz. 64. Hükümet'in Başbakanı Sayın Davutoğlu'nun Brüksel'de toplantı yaptığı sırada AP binasının 50 metre ötesinde PKK'nın bayraklarının açılması buna en somut göstergelerden birisidir. AP'deki 3-5 milletvekili sıradan oraya gelmediler. Onların korumaları, kollamalarıyla bu sergi açılıyorsa bunun açık siyasi destek olduğu görülüyor. Bunu yapanlara fayda sağlamayacağı açıktır. Türkiye olarak asla kabul etmeyiz. Bunu kınadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Bu, teröre açık destek vermektir. Bu, teröre psikolojik olarak destek olmaktır. Bunlardan bütün ülkelerin vazgeçmesi lazım."

Numan Kurtulmuş, terörün bugün dünya başkentlerinde cereyan ettiğinin altını çizerek, teröre destek veren ülkelerin de terörün muhatabı haline geldiğini dile getirdi.

- "Herkes teröre karşı durmak durumunda"

"Bumerang gibi teröre şu veya bu şekilde destek verenler, terör örgütünün yaptığı eylemlerle muhatap oluyorlar." diyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Dünyanın en iyi korunan havaalanları teröre muhatap oluyor. Dünyanın en sıkı korunan başkentleri teröre muhatap oluyor. Herkesin aklını başına alması lazım. Herkes teröre karşı durmak durumunda. Terör bir insanlık suçu. Terör örgütlerinin topyekün hepsi insanlığa karşı savaşan örgütlerdir. Terörün, dini, mezhebi, meşrebi olmaz. Terörün sağladığı insani bir fayda olmaz. Bu serginin kabul edilmesi asla mümkün değildir. Türkiye'ye karşı doğrudan doğruya yapılmış bir kara propagandanın parçasıdır. Böyle görüyoruz."

- "Artık bu vekalet savaşları dediğimiz dönemin sonuna gelinmiştir"

Kurtulmuş, Türkiye'nin, İsrail, Mısır ve Rusya ile ilişkililerine yönelik soru üzerine, "Mısır ile ilgili fiilen ve resmen başlamış bir sürecin olmadığını ifade edeyim." dedi.

Bu ülkelerin her birisiyle ilgili tutumlarının farklı olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bölgenin yeni gelişen dış politika şartlarını iyi görmek gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, Ortadoğu'da Irak'ın işgaliyle bir sürecin başladığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Irak'ın ardından Suriye'deki gelişmelerle iki temel sonuç ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi bölgede yönetilemeyen çok sayıda ülkenin meydana gelmesi. Yani siyasi kaosların ortaya çıkması. Siyasi türbülansların ortaya çıkması. Yemen, Libya, Suriye, Irak... Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bu savaşların arkasında şu veya bu ülkelerin verdiği destek aşikardır. Suriye savaşının tarafları var. Rejimi bazı ülkeler, bazı grupları da bazı ülkeler destekliyor. Yemen ve Libya için aynı şeyleri söylemek mümkün. Artık bu vekalet savaşları dediğimiz dönemin sonuna gelinmiştir. Bunun bir adım ötesi Amerika ile Rusya'nın savaşmasıdır. Bunun bir adım ötesi dünyanın bütün büyük güçlerinin bölgesel büyük savaşın içine girmesi, bunun içerisinde mezhep savaşları ve etnik çatışmalar dahil olmak üzere, hatta küresel savaşın fitilinin ateşlenmesi... Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bu hiçbir ülkenin menfaatine değildir. Elinizi yakmasın diye bir maşa kullanırsınız ama eğer ortalık çok kızışırsa maşanın tutacak yeri kalmaz. Tutarsanız elinizi de yakar. Şimdi o noktaya gelinmiştir."

Komşularla sorunları mümkün olduğu kadar ortadan kaldıracaklarını dile getiren Kurtulmuş,"Düşmanlıkları azaltacağız, dostlukları artıracağız. Güvenliğimizi bu yolda garanti altına almaya çalışacağız" dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Hem de bölgenin güvenli bölge olmasının önünü açacağız. Bunların her bisiyle ilgili farklı durumlar söz konusudur. Suriye meselesi farklıdır, İsrail ve Rusya meselesi farklıdır. Mısır meselesi bambaşkadır. Sonuçta bunlarla ilgili bütün perspektifleri ortaya koyuyoruz. Niyetimizi ortaya koyuyoruz. Bölgede barışın sağlanmasından yanayız."

Ekonomiye ilişkin atılan adımların piyasayı rahatlatıp, rahatlatmayacağı sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin bugüne kadar makro dengelerin tesis edilmesi ve makro dengelerdeki başarıların sürdürülmesi için bir program yürüttüğünü söyledi.

Makro dengelerde başarılı olmanın önem taşıdığını dile getiren Kurtulmuş, mühim olanın mikro başarılarla bunun taçlandırılması olduğuna işaret etti.

Kurtulmuş, Hükümet'in beş ana sütunu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bunlardan biri, makroekonomik başarıları mikroekonomik başarılarla taçlandırmaktır. Yani daha çok üretmek, daha çok yüksek teknoloji ürünleri üretmektir, ihracatta bulunmaktır. Ekonomi alanında Türkiye'nin yatırım ortamının iyileştirilmesi, Hükümet'in önceliklerinden birisidir. Ayrıca Türkiye ekonomisinin hala istihdam olarak yüzde 80'ini oluşturan KOBİ'lerin rahatlatılması lazım. Onun için de açıklanan paketlerle, eylem planlarıyla esnaf ve sanatkarımızın rahatlatılması için çalışmalar yapıyoruz. Kara paranın değil, temiz paranın Türkiye'ye gelmesi, yatırıma gelmesi ya da Türkiye'de bir şekilde olması için Bakanlar Kurulu toplantılarından sonra açıkladık. Buraya gelip yatırım yapacak, parasını bir şekilde Türkiye'de değerlendirecek olan herkesin de işini kolaylaştırıyoruz."

Çek yasasıyla ilgili, iflas ertelemeleriyle ilgili düzenlemeler yaptıklarını ifade eden Kurtulmuş, şirketlerin kurulmasını kolaylaştırdıkları gibi kapatılmasını da kolaylaştıracak çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.

Türkiye'de ticaret yapmanın, kolay bir iş haline geleceğini anlatan Kurtulmuş, "Ayrıca Merkez Bankasının düzenli olarak faiz indirimlerini sürdürmesini ümit ediyoruz. Reel faizlerde düşmeye neden olacak böyle bir süreçte inşallah, yatırım maliyetleri ucuzlayacak diye ümit ediyoruz. Bütün bunların hepsi topyekun bir duyguyu gerektiriyor. O da bir seferberlik duygusudur. Türkiye bu dönemde üretim üretim üretim... Hem üretimin hem yatırımın önünü açacığız. İstihdamın önünü açacağız, istihdamın imkanlarını artıracağız. Bunlarla ilgili kim elini taşın altına koyacaksa onun da işlerini kolaylaştıracağız. Yatırım yapmak isteyenin önüne turkuaz halı sereceğiz, 'Hoş geldiniz, sefa geldiniz' diyeceğiz." ifadelerini kullandı.

- "Kuvvetle muhtemelen adı geçen terörist (Bahoz Erdal) öldü"

Kurtulmuş, “Bahoz Erdal” kod adlı terörist Fehman Hüseyin’in öldürüldüğüne ilişkin haberlerle ilgili soru üzerine şöyle konuştu:

"Biz halkın karşısına çıktığımız an doğruları, gerçekleri söylemek zorundayız. Benim kişisel olarak siyasetçi kimliğim var. Bunun ötesinde Hükümet sözcüsü olarak söylediğim her sözü, ilave tartmak mecburiyetindeyim. Vatandaşımıza yanlış bilgi vermek, yanıltmak bizim için büyük bir siyasi vebaldir. Böyle bir sorumluluk doğru değildir. Nereden bahsediyoruz? Herhangi bir kolay bilgi alınabilecek, rahat, demokratik, huzur, sükun içinde olan bir ülkeden bahsetmiyoruz. Her şehrinin, kasabasının neredeyse her köyünün farklı silahlı grupların elinde olduğu, kimin nerede ne yaptığının belli olmadığı bir coğrafyadan haber geliyor. İstihbarat kanallarıyla, oradaki birtakım yerel medya unsurlarından bilgiler geliyor. Bu bilgilere göre, kuvvetle muhtemelen adı geçen terörist öldü. Böyle bir bilgi var. Bunun böyle olduğunu, Türkiye kamuoyuna söylemek için devlet olarak resmen teyit edilmiş, hukuki bir bilgi olmasını isteriz. Hukuken şu ana kadar elimizde teyit edilmiş bir bilgi olmadığı için böyle konuşmaya da devam ederiz."

Söz konusu teröristin yaşadığına dair farklı kanallarda çeşitli kayıtların ortaya çıktığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "Birisi öyle bir kayıt ortaya çıkartır, birisi bakarsın fotoğraf ortaya çıkartır. 'Bu falancanın resmidir' der. Biz bunları teyit etmeden nasıl konuşabiliriz. Resmi olarak bir açıklama yapacaksak, bu temkin içinde konuşmak, halkımıza karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir." diye konuştu

- Rusya, İsrail ve Suriye ile ilişkiler

Numan Kurtulmuş, "Rusya ve İsrail ile ilişkiler bu kadar iyi giderken Esed ile bir çözüme Türkiye 'evet' der mi?" sorusu üzerine, "Başından itibaren şunu ifade ettik. Ne Rusya Türkiye'yi, ne de Türkiye Rusya'yı gözden çıkaramaz. Tarihten gelen bir ilişkimiz var. İki komşu ülkeyiz. Yakın ekonomik ilişkilerimiz var. Ticari olarak, turizm açısından çok ciddi karşılıklı münasebetlerimiz var" dedi.

Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkinin normalleşmesinin her iki tarafın da menfaatine olduğunu aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Türkiye Rusya yakınlaşmasının Suriye sorununun çözümünde de kolaylık sağlayacağını düşünüyorum. Çok kolay değil. Yarın sabahtan itibaren Türkiye ve Rusya aralarında çok önemli görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak, ortak bir noktaya gelecek değiller ama özellikle Suriye konusunda ciddi bir kolaylığın oluşacağını düşünüyorum. 'Esedli bir Suriye konusuna Türkiye razı olur mu?' Baştan beri derdimiz şu; bizim ya da Rusya'nın hangi çözüme razı olduğu hiç önemli değil. Ya da Amerika'nın, Fransa'nın hangi çözümü istediği hiç önemli değil. Bizim derdimiz Suriye halkı hangi çözümü istiyor? Bir geçiş dönemi olabilir. Yeni bir Suriye anayasası, siyasi partiler yasası, yeni partiler kurulur, mevcut Baas Partisi kapatılır. Çünkü artık eli kanlı bir partidir. Her tarafına kan sıçramız bir partidir. Bütün bu unsurlara halkın farklı kesimleri girer, uluslararası camia sürecin doğru işleyip işlemediğini kontrol eder. Böyle bir süreç içerisinde Suriye halkı neye karar veriyorsa o olur."

Suriye'de 8 milyon insanın ülke içinde göçmen duruma düşmesine, yaklaşık 6 milyon Suriyelinin mülteci haline dönmesine neden olan, 450 bin kişiyi öldüren, Suriye tarihini yok eden bir kişiyi de Suriye halkının istemeyeceğine işaret eden Kurtulmuş, "Burada ben şunu istiyorum, o ülke bunu istiyor. Adama sorarlar; 'Siz kimsiniz de Suriye adına karar veriyorsunuz?' İşte uluslararası camianın en önemli sıkıntısı da burasıdır. Herkes bir başka ülke halkı adına karar vermek istiyor. Ya çekseler şu bölgelerden elini bu güçler" diye konuştu.

- "Suriye halkı kimi istiyorsa onu iş başına getirsin"

Kurtulmuş, bölge halkının kendi aralarında dayanışma ve müzakereyle bir yol bulacağına inandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu bölge halkının ne kadar önemli bir siyasi tecrübesi olduğunu görmek lazım. Diyelim bir Fransız, bir İngiliz, Amerikalı, demokrasiyi içselleştirebiliyor, rahat bir şekilde uygulayabiliyor da niye bir Suriyeli, Iraklı uygulamasın? Önünü açın bu insanların. Bu insanlara gölge etmeyin. Bu terör örgütlerine verilen destekleri ortadan kaldırın, Suriye'yi bir terör örgütleri cenneti haline gelmekten kurtarın. Suriye halkına demokratik bir nefes alma fırsatı verin. Suriye halkı kimi istiyorsa onu iş başına getirsin."

Bir gazetecinin "Hükümetinize yönelik 'madem yurtta sulh cihanda sulha dönecektiniz, niye bu kadar maceraya girdiniz?' diye eleştiriler de var. Bu konuda ne diyorsunuz?" sorusu üzerine, Suriye, Irak, Yemen ve Libya'nın bu hale gelmesini kendilerinin istemediklerini söyledi.

Başından itibaren "Ey bölge halkları aman ha dikkat edelim. Bu bölge halklarını iki fay hattında bölmeye çalışıyorlar. Biri mezhep, bir diğeri de etnik farklılıklar" diye sürekli uyarılarda bulunduklarını anımsatan Kurtulmuş, "Biz hep Türkiye olarak bu bölge halklarının talepleri doğrultusunda, bu halkların yanında olmaya çalıştık. Çünkü şunu biliyoruz; rejimler, siyasi aktörler, figürler ve hatta bu bölgeye dışarıdan gelen güçler gelir geçer, fakat bu bölge halkları, bu bölgedeki Sünniler, Şiiler, Türkler, Araplar, Farisiler ve Kürtler, biz kıyamete kadar yaşamaya devam ederiz." diye konuştu.

Kurtulmuş, temel perspektiflerinin bölge halklarının hayrına olacak çözümlere destek olmak olduğuna işaret etti.

- "Eğer güvenli bölge olsaydı iş bu noktaya gelmeyebilirdi"

Şu anda belki 10'un üstünde ülkenin fiili olarak varlığı olan Suriye'yi bu hale Türkiye'nin getirmediğini anlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Kimse insafsızlık etmesin. Bu anlamda Türkiye'nin tek başına yapabileceği iş var. Güvenli bölge meselesi gibi. Defaatle söyledik, her platformda söyledik, maalesef kimse bunun yanında durmadı. Eğer güvenli bölge olsaydı iş bu noktaya gelmeyebilirdi. Uçuşa yasak bölge olsaydı, bu noktaya gelmeyebilirdi. Ayrıca bu uluslararası koalisyonun, yani Suriye'de Esed'in karşısında olan muhaliflere destek veren uluslararası koalisyonun da kime destek vereceğini, nasıl destek vereceğini uzun yıllar boyunca çok tespit edemediler. Şu gruba verdiler sonra vazgeçtiler, öteki gruba verdiler.

Hiçbir ülkenin bundan sonra Suriye krizini tek başına çözme yeteneği kalmamıştır. Ne ABD ne Rusya ne Avrupa, hiçbir güç tek başına Suriye meselesini çözemez. O zaman bir ortak barış perspektifinin oluşması, Suriye halkının önünün açılması, uluslararası camia eğer bir şey yapmak istiyorsa bir an evvel savaşı durduracak formülleri bulması ve bundan sonraki sürecin bir uluslararası gözetim altında sağlıklı işleyişini sağlayacak bir mekanizmanın oluşması gerekmektedir."

Kurtulmuş, Türkiye olarak Suriye halkının dün olduğu gibi bugün de yanında olduklarını, yarın da olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Aynı şeyin Mısır için de geçerli olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin Mısır halkı ile ebedi ve ezeli dostluğu olduğunu, bu halkla asla düşmanlığın mevzu bahis edilemeyeceğini aktardı.

Karşı çıktıkları şeyin, halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının iş başından uzaklaştırılması, darbe yapılması olduğunun altını çizen Kurtulmuş, Türkiye olarak Mısır halkının iyiliğini düşündüklerini, dolayısıyla bir an evvel bu ülkede de demokratik bir sürecin inşa edilmesinin Mısır halkının menfaatine olduğunu bildirdi.

- "Yeni anayasa meselesi olmazsa olmaz bir husustur"

Kurtulmuş, bir gazetecinin, "Meclis'in çok daha etkin çalışabilmesi için bütün partilerle birlikte çalışma yapılması uygun görüldü ve bugün ilk toplantı yapıldı. Bu toplantıdan uzlaşma çıkar mı ve sonrasında yani anayasa ve başkanlık sistemi konularında ne gibi çalışmalar olur?" sorusuna şu cevabı verdi:

"AK Parti parlamentoda çoğunluğa sahip ama biz daha fazla çoğunluğumuz olsa dahi parlamentodaki işlerin suhuletle, karşılıklı müzakereyle, kolaylaştırarak yürütülmesinden yanayız ama maalesef Meclis İçtüzüğü, parlamentoda işlerin kolaylaştırılması üzerine değil zorlaştırması üzerine kurulmuş. Açıkça da söyleyeyim, Meclis İçtüzüğü de aynen 12 Eylül'ün diğer temel yasaları gibi anayasa başta olmak üzere biraz da sivil siyaseti çok rahat çalıştırmamak üzere kurulmuş. Dolayısıyla bizim bu Meclis İçtüzüğü'nü bir an evvel değiştirmemiz lazım. Bir yasa çıkması faaliyetine bakıyorsunuz, akşam 7, 8, 9'a kadar bir türlü konuya gelinemiyor. Usul tartışmaları, grup önerileri gibi muhalefet yayıyor ama sonuçta oylamaya geldiği zaman indir elini, kaldır elini, iktidar çoğunluğa sahip olduğu için muhalefetin karşı çıktığı her şey yasalaşıyor. Dolayısıyla muhalefet de aslında herhangi bir şeye mani olmuyor. Sadece geciktiriyor. Bunu tespit etmek lazım. Bu doğru da değil. Bir sürü hakaretler, küfürler, kavgalar oluyor. Türkiye'ye yakışmayan manzaralar. İnanın Meclis İçtüzüğü'nde geciktireceğiz diye bunlar yapılıyor."

Kurtulmuş, yeni anayasa meselesinin Türkiye için bir fantezi ve lüks olmadığını, Türkiye için olmazsa olmaz hususlar arasında yer aldığını bildirdi.

12 Eylül'ün hemen arkasından sistem ve başkanlık tartışmalarının yapıldığını anlatan Kurtulmuş, AK Parti olarak Türkiye'de yeni, çok etkin çalışan bir yürütme mekanizmasının bir parçası olarak başkanlık sisteminin tartışılması gerektiğini söylediklerini hatırlattı.

- "Millet kabul ederse başımızın üstüne"

"Sadece anayasayı tartışırken bunu tartışalım" demediklerini, sadece başkanlık sisteminin gündeme getirilip tartışılabileceğini söylediklerini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Başka partiler de tam tersini söyleyebilir. 'Biz de şunu istiyoruz' diyebilir. Bunların hepsi demokratik zeminlerde tartışılır. Sonuçta bütün bunların hepsi kul yapımıdır, değişmez kurallar değildir. Bugün böyle olur yarın başka olur ama Türkiye'nin geldiği son 30 yıllık tarihimizin, 12 Eylül sonrasındaki gelişmelerin, özellikle Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki rahmetli Turgut Özal'dan sonraki süreçte karşılaştığı o aksaklıkların giderilmesi için herhalde en doğru yollardan biri olarak başkanlık sistemi görülüyor. Sonuçta Meclis'ten geçerse ne ala, geçmezse millete gideriz. Millet kabul ederse başımızın üstüne ama bizim bir farkımız var. Millet kabul etmezse de başımızın üstüne. İlla 'millet bizim dediğimizi kabul edecek' diye bir şey yok. İşin sahibi de hakemi de hakimi de milletin kendisidir."

- "Bu memleket terörden temizlenene kadar mücadelemiz sürecektir"

Kurtulmuş, terörle mücadele ve dokunulmazlıklara ilişkin bir soru üzerine, terörle mücadelenin ayrı bir konu olduğunu, mücadelenin devam ettiğini söyledi.

"İnşallah bu memleket terörden temizlenene kadar, terör ve terör örgütleri bu ülkeye artık tehdit olmayacağı noktaya gelene kadar bu mücadele sürdürülecektir." diyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle bitirdi:

"Sonunda teröre karşı mücadeleyi millet kazanacaktır. Buna inancımız tamdır. Bu istikamette de gelişmeler ortaya çıkıyor. Sonuçta bu meseleyi ayrı olarak görmek lazım. Dokunulmazlık dosyalarını da çok konuştuk, çok tartıştık. Hukuki süreçler tamamlandı. Şimdi siyaset olarak bizim konuşma vaktimiz değildir. Dokunulmazlık dosyalarının her birisi ilgili savcılıklara intikal ediyor. İntikal ettikçe de savcılar ilgili şahısları ifade vermeye çağırıyor. Bundan sonra siyasetin söyleyeceği hiçbir şey yok. Bundan sonrası mahkemeler ve savcıların işidir. Savcılar dava açmaya değer bir dosyadır derse açar, hayır buna gerek yoktur derse kovuşturmaya gerek olmadığı kanaatini belirtir ve dosyayı kapatır. Bunun üzerine, hukukçuların yapacağı bu işlere bizim siyaset olarak söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. Artık hukuki mecrada iş yürüyecek."

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim