• BIST 106.711
  • Altın 143,557
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kayseri : 20 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İstanbul : 27 °C

Melih Gökçek: Son Kez Adayım

Melih Gökçek: Son Kez Adayım
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara ve şahsı hakkında merak edilen tüm sorulara cevap verdi. Milat Gazetesi'nden Nil Gülsüm'ün yaptığı görüşmede soruları yanıtlayan Başkan Gökçek "son kez aday adayıyım" dedi.


Siyasi hayatı boyunca mücadele içinde olduğu CHP ile Ankara’da girdiği 4 yarışı da kazanarak çıkan Melih Gökçek, yaklaşan yerel seçimler öncesinde yine aday olmak istediğini belirtti. ,

İşte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in verdiği röportaj:



Bir dönem Anavatan Partisi’nden belediye başkanlığı yaptınız. Ardından siyasete Refah Partisi’nde devam etme kararı alarak parlamentoya girdiniz. Neden Anavatan Partisi değil de Refah Partisi?

Ben Anavatan Partisi’nde önce belediye başkanlığı yaptım. Bunun sonrasında ise Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda Genel Müdürlük yaptım. Genel Müdürlüğümün son döneminde Yıldırım Akbulut başbakanlığı kaybetti ve Mesut Yılmaz Başbakan oldu. Ben Mesut Yılmaz’a karşıydım ve parti içinde de bir hayli etkin birisiydim. Mesut Yılmaz başbakanlığa geçer geçmez benimle uğraşmaya başladı ve ilk işi beni genel müdürlükten almak oldu. Bundan sonra da 3 ay içinde erken seçim ilan etti. Ben o dönem milletvekili olmak istedim. Mesut Yılmaz, beni kesinlikle aday yapmayacağını ifade etti. Benim de Yılmaz’a karşı ciddi bir muhalefetim olduğu için mutlaka meclise girmem gerekiyordu. Parlamentoya girmenin yolu da ya ANAP ya Doğruyol ya da CHP’ydi. Bize de otomatik olarak alternatif olarak Doğruyol Partisi kalıyordu.

Refah Partisi karşınıza nasıl alternatif olarak çıktı?

Recai Kutan Ağabey, defaatle Hoca’nın beni partiye davet ettiğini belirtmişti. Ben de cevaben, “Ağabey, partinize zevkle, memnuniyetle gelirim. Ama siz meclise giremezsiniz, sizin ve MÇP’nin şansı yok” demiştim. Aradan bir zaman geçtikten sonra tekrar bir araya gelmemizi rica etti. Bir araya geldiğimizde ben yine, “Ağabey, parlamentoya girmedikten sonra mücadele etmenin ne anlamı var. Ben parlamentoya girerek mücadele edeceğim ve inşallah bu adamı bitireceğim” dedim. Tam kalkarken Recai Ağabey, MÇP’yle ittifak kurma durumlarının gündeme geldiğini ancak bunun olmadığını söyledi. Benim aklıma hiç böyle bir ittifak gelmemişti. Bunun ardından ittifakı kurduk. Acizane bu birleşmenin bir numaralı motoru biz olduk ve iki partiyi bir araya getirdik. Ve 63 milletvekiliyle IDP, MÇP ve Refah Partisi meclise girdi. Refah Partisi ile yollarımız böyle kesişti.

Parlamentoya girdikten sonra yönünüzü tekrar yerel siyasete çevirdiniz. Neden parlamentoda kalmayı tercih etmediniz?

Parlamentoya girdikten sonra pek ısınamadım. Hep milletvekili olmak isterdim ama milletvekili olmanın bana pek tat vermediğini gördüm. Keçiören Belediye Başkanlığı döneminde aldığım zevkin onda birini milletvekilliğinden almadım. Ben milletvekilliği dönemimde de yoğun olarak çalıştım. Uçakla seyahatlerim dışında sadece kendi arabamla 200 bin kilometre yol yaptım. Konferanslar hariç en az beşyüz televizyon ve radyo programı yaptım o yıllarda. Mesut Yılmaz’ı da o arada hallettim. ANAP’ın inişdönemine herkesin muhakkak katkısı var, ama acizane benim katkım o esnada bir numaradır. Yılmadan Trabzon’da da, Diyarbakır’da da, Edirne’de de hiç çekinmeden konuştum.

ERBAKAN, BENİADAY YAPMAK İSTEMEMİŞTİ

Ankara Büyükşehir Belediye başkanlığına adaylığınız nasıl gerçekleşti?

Milletvekilliğinden haz almadığımı ve Keçiören Belediye Başkanlığı’na tekrar dönmek istediğimi ifade ettiğimde Refah Partisi’nden yakın arkadaşım Hasan Hüseyin Ceylan, “Ağabey, sen ne yapacaksın Keçiören Belediyesi’ni. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne aday ol. Yaptır bir ankette de gör olacağını” dedi. Bir anket yaptırdım ve CHP’yle aramızda 6-7 puan fark olduğunu gördüm. Allah’ın izniyle bu arayı kapacağımızı düşünerek aday oldum. İlk başlarda rahmetli Hocam beni aday yapmak istememişti.

Neden?

İnanmıyordu belediye başkanlığını alabileceğime. Altı defa anket yaptırdı ve bu anketlerde ismim açık ara önce çıkınca dayanamadı ve bizi aday yaptı. Nasipte olunca da seçildik.

SİYASETTE BEREKET ALAH’TANDIR

94 seçimlerinden bu yana Türkiye siyasetinde kaybetmeyen iki isim var. Biri Başbakan Erdoğan diğeri de sizsiniz. Neye bağlarsınız bu başarıyı?

Siyasette işin bereketini veren Allah’tır. Mazlumun hakkını korur, fakir fukarayı kollarsanız, Allah bunun bereketini verir. Başbakanımızın da bakışaçısı budur, âcizane benim de. Biz, siyasette bir yerlere geldiğimiz andan itibaren hep bunu yaptık. Zaten, gerek Tayyip Bey’e, gerek bana yapılan düşmanlık bizim şahsımızla ilgili bir düşmanlık değildir.

BİZİM İDEOLOJİMİZE DÜŞMANLAR

Neye yönelik bir düşmanlık var?

Yapılan düşmanlık, bizim temsil ettiğimiz ideolojiye yöneliktir. Gerek Tayyip Bey, gerek ben her ikimiz de radyolarda, televizyonlarda devamlı olarak kendi inancımızın savunucusu konumunda olduk ve çok kavgalar verdik. Biz, biraz da o zaman verdiğimiz o kavga ile kendi kitlemize heyecan kattık. O tarihe kadar hep ezilen, hor görülen insanlar tabiri caizse televizyonlara çıkarak meydan okumaya, karşı tarafı hırpalamaya başladı. Bu bizim kitlemizin çok hoşuna gitti ve insanlara cesaret geldi. Tayyip Bey’in ve benim belediye başkanlığını kazanışımız, o ittifakın getirdiği ikinci bir başarıdır. Yerel yönetimlerde sağlanan başarının ardından hizmetlerden memnun olan halk, genel seçimlerde de bizlere büyük teveccüh gösterdi.

SALDIRILARDAN ALLAH’IN LÜTFUYLA KURTULDUM

Beklenmeyen bir şekilde Ankara Belediye Başkanı oldunuz. Neler yaşadınız o günlerde, ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

O tarihlerde Mesut Yılmaz Bakanları ve müfettişleri vasıtasıyla “Melih’i görevden alın sizi hemen vali yapayım” diye bazı kişilere sözler verdi. Önüne gelen saldırdı. Ve ben o saldırılardan kendi meziyetimle kurtulmadım. Sadece Allah’ın yardımıyla, lütfuyla kurtuldum. Kusursuz olmak mümkün değildir, bir defa öncelikle bunu ifade edeyim. Bir belediyede görevden alınmak için ille de hırsızlık yapmak, avanta yemek gerekmez. O kadar prosedürler vardır ki, usulden yapılan bir yanlışlık bahane edilerek sizi görevden alırlar.

Bunu biraz açar mısınız?

Şöyle bir örnek vereyim; başkan vekilim 400 liralık bir dükkân kiralama işini iptal ettiği için ‘mahkeme kararını uygulamıyor’ gerekçesiyle beni mahkemeye verdiler. İmzamın, alakamın olmadığı bir işte, hukuk müşavirim ‘başkanımızın bu işten haberi yok’ demesine rağmen beni 5 ay 25 gün cezaya mahkum ettiler. Tabi bu ceza da sonradan kaldırıldı. Öyle hususlar vardır ki, iğne ucu kadar hata yapsanız gidersiniz. Ama Cenab-ı Allah onların hepsinin gözlerini setretti. Çok sayıda soruşturmalar açtılar. 1999 seçimlerinde Batı Çalışma Grubunu görevlendirdiler, sandık başlarına adam yerleştirdiler.

BATI ÇALIŞMA GRUBU 80 BİN OYUMU YEDİ

Sandık başlarına adam yerleştirmenin maksadı neydi?

Sadece bir örnek anlatacağım. VERSO’nun sahibi Erhan Göksel “Bir gün bana geldiler. ‘Melih Gökçek kaç oy fark atar’ diye sordular. Elli bin cevabını verdim. Seçimlerden sonra bana gelerek sert bir şekilde posta koydular, ‘Bizi neden aldattın. Biz onun 80 bin oyunu yedik o ise 30 bin farkla seçimi aldı’ dediler” şeklinde bir hadise anlattı. Bu olayın şahidi Flash TV’den Yılmaz Tunca’dır. Aynı hadiseyi ona da anlatmıştır. O tarihte bütün Batı Çalışma Grubu sandık başlarında oylarımı yedi.

Siyaset uzun ve zahmetli bir yol. Bu yola girenlerin pek tabidir ki biriktirdikleri dostların da düşmanların da azımsanmayacak kadar çoktur. Şöyle dönüp baktığınızda hangisi daha fazladır?

Eşit gibi. Beni ya çok severler ya da hiç sevmezler. Ortası yoktur diyebilirim rahatlıkla.

Bu durum biraz da sizin mizacınızla ilgili olabilir mi?

Evet kesinlikle öyledir.

Siz mi polemiği seviyorsunuz, polemik mi sizi?

Herhalde ikisi de.

GEDİĞİOLAN İNSAN KORKAR

Polemikten çekinmiyorsunuz yani…

Hayatta açığı gediği olan kişi her şeyden korkar. Allah’ın izniyle, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayan insan için gerisi hikayedir. Ben şuna inanıyorum, bir insan nefsini içine katmadan, Allah rızası için ekrana çıktığı veya bir tartışmaya girdiği zaman mağlup olma ihtimali sıfırdır. Bu galibiyet de kişinin becerisi değildir. O yüzden kimse de “Melih Gökçek bu konuda çok iyi, bu işi çok iyi yapıyor” demesin.

Siyasi hayatınıza baktığımızda ardı ardına kazanılmışbaşarılar karşımıza çıkıyor. Bu siz de “Vay be bunu da başardım” duygusu uyandırmıyor mu?

Allah insana enaniyet vermesin. İnsan bunu dediği zaman batar. Bu ruh haline bürünen insan için ardı ardına başarısızlıklar gelir.

KARAYALÇIN’I BAŞARISIZLIKLARI SİLDİ

Murat Karayalçın’la siyasi hayatınızda 2 defa karşı karşıya geldiniz. Karayalçın bugün her ne kadar parti meclisinde olsa da eski konumunda değil. Siyaset sahnesinden silinmesinde sizin payınız nedir?

Benimle ilgisi yok. Kendi kendisini sildi. Onu genel başkanlıktan ben almadım. Onun kendi beceriksizliği onu genel başkanlıktan etti. Karayalçın, bir dönemin kendisine rol verilen ismiydi. Bir defa değil, birkaç kez bu rol verildi. O da rolünü oynadı. O yaptığı işleri kendi iradesi ile yapmadı, birileri ona yaptırdı.

Kimler yaptırdı?

Onu siz bulacaksınız. Hayatına, gençlik yıllarına, nerelerde çalıştığına, nerelerden geldiğine bakarsanız durumu çözersiniz.

Aynı saflarda mücadele etmeseniz de tarzı ve duruşu ile sevdiğiniz siyasetçiler kimlerdir?

Mesela rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu çok severdim, kadim dostumdu. Yazıcıoğlu, siyaset sahnesinde üst seviyelere çıkamamıştır, ama gördüğüm en dürüst insanlardan birisidir. Davasını, kendi partisinin menfaatlerinin üstünde tutmuştur. Buna dünyada kaç defa şahit oldum, ahirette de şahitlik ederim. Onun kendisini ayrıca takdir ederim. Rahmetli Özal’la bir safta mücadele ettik. Ona ayrı bir sevgim muhabbetim vardır. Ayrıca üzerimde hakkı vardır.

İNANANLAR BİR ARADA OLMALI

Gerek 1994 seçiminde gerek sonraki dönemlerde Ankara’da muhafazakar kesimi birleştiren bir isim oldunuz. Bunu nasıl sağlayabildiniz?

Bu durum benim inancımdan doğmaktadır. Ben, hangi gruba mensup olursa olsun, her zaman inanan insanların bir arada olması gerektiğini düşünmüşümdür ve onların arasında da hiçbir zaman ayrım yapmamışımdır. İrili ufaklı çeşitli gruplara imkanları ve gayretleri ölçüsünde yardımcı olmayı kendime şiar edindim. Hepsi de dostumdur. Mesela son seçim benim en zor seçimimdi.

BANA ATMADIKLARI İFTİRA KALMADI

Neden?

Atmadıkları iftira kalmadı. Adımızı resmen hırsıza çıkardılar. Bunu bir yandan CHP, MHP yaparken, parti içerisinde beni sevmeyen arkadaşlarım da beni yerden yere vurdular. Her türlü muhalefet yapılırken, herkes bana hücum ederken, beni sonuna kadar destekleyen sadece bir grup vardı. O da demin söylemişolduğunuz, aralarında hiç ayrım yapmadığımız gruplardır. Sırf inançlarından dolayı desteklediler.

Parti içinde de size haksızlık yapanlar mı oldu dönemde?

Yaptılar. Canları sağolsun.

Gürsel Tekin’in geçtiğimiz hafta Ankara için Cemil Çiçek’in İstanbul için de Numan Kurtulmuş’un aday gösterileceği şeklindeki açıklaması için ne dersiniz?

(Gülerek)Ben bugüne dek Gürsel Tekin’e çok kılçık attım. O kılçıkların intikamını alıyor.

BAŞBAKANIM UYGUN GÖRÜRSE ADAY OLMAK İSTİYORUM

Önümüzdeki seçimlerde aday olacak mısınız?

Tabi Allah ne gösterir, ne nasip eder onu bilemem, ama ben aday adayıyım. Başbakanım uygun görürse, partim uygun görürse, Rabbim müsaade ederse, inşallah bir daha aday olmak istiyorum. Yaptığım işi seviyorum. Benim gönlümden geçen bir dönem daha çalışıp ondan sonra da emekli olup köşeme çekilmek. Ama Allah nasip eder mi, bilemem.

Bir dönem daha görev yapıp siyasetten ayrılmayı mı düşünüyorsunuz?

Niyetim o inşallah.

Ya adaylık olmazsa ne yaparsınız?

Varsayımlar üzerinde konuşmayalım.

Sosyal medyayı çok etkin bir şekilde kullanıyorsunuz. Size ulaşmak isteyenler Twitter’dan ulaşabilir mi?

Herkes yazıp ulaşabilir ama bana denk gelir mi bilmiyorum. Bana gönderilen her tweeti görme şansım yok. Bana bazen günde 3-4 bin tweet geliyor. Bunların hepsini gözden geçiremiyorum. Bazen “Başkan bir cevap vermiyorsun” diye sitemler edenler oluyor. Ama ben bir kişiyim ve hepsine yetişmem mümkün değil.

Ahmet Hakan’la tatlı sert polemikleriniz oluyor. Fazla muhabbetten mi, tersi bir durumdan mı kaynaklanıyor?

Ahmet Hakan’la tartışmalarımız bazıları için inanılmaz lezzetli. Bazıları içinse ‘Buna ne gerek var’ şeklinde düşündürten bir yazışma. Bu işin de bir sempati tarafının olması lazım. O beni iğneliyor, ben onu iğneliyorum ama iğnelerken incitmiyorum. Tamam, Ahmet o söze bir kızgınlık duyuyor ama olmayan bir şeyi söylemiyorum, hakaret etmiyorum. Mesela o kalkıyor sırf benim kızacağımı bildiği için bana yumurta atmışlardı, o esnada çekilen bir resmi 5 defa retweet ediyor, ondan sonra da ‘özür dilerim’ diyor. Ben de o zaman ona ‘Benim de özür dileyeceğim bir şey yapmak boynumun borcu’ diyorum.

Siz de onun beyaz çoraplı bir resmini paylaşmıştınız…

Evet paylaştım. O da gene bana bir sataşması neticesindeydi. (Gülerek) Ben sataşmak istedikten sonra Ahmet’te malzeme çok. Neler bulurum neler…

CHP’YLE UĞRAŞMAK HOBİM

CHP’yi en iyi analiz eden, çözen isimler arasında olduğunuz söylenir. Neden CHP’yle neden bu kadar ilgilisiniz?

Ben gençlik yıllarımdan bu yana hep CHP ile uğraştım. Onlar da benimle uğraştı. Şakayla karışık söyleyecek olursam ‘hobim’ olarak ifade edebilirim.

CHP’de dağılma ihtimali görüyor musunuz?

Bu seçimi geçirirler herhalde. Ondan sonra Kılıçdaroğlu’nu bırakmazlar kolay kolay.

BARONLAR SARIGÜL’Ü İSTİYOR

Kılıçdaroğlu gidecek olursa yerine kim gelir peki?

Ona İstanbul’da baronlar oturur karar verirler. Baronların Kılıçdaroğlu’nun yerine geçmesini istedikleri kişi de Mustafa Sarıgül. Şunu söyleyebilirim; şu veya bu şekilde Sarıgül adımını CHP’ye atarsa, ister İstanbul’a aday yapsınlar, ister yapmasınlar, ister seçilsin ister seçilmesin kesinlikle ilk kongrede Genel Başkan olur.

BÜTÜN MHP’LİLERİKUCAKLARIZ

MHP ve Bahçeli’nin son dönemdeki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AK Parti barışı temin ederse Türkiye’de MHP’ye gerek kalmayacak. Bütün telaşları bu. Barışgelirse bize neden oy versinler diye düşünüyorlar. MHP, kendi hayatiyetini doğrudan doğruya PKK ile olan çatışma üzerine kurmuşvaziyette. PKK ile çatışma bitince tabiri caizse varlık sebebi ortadan kalkmışolacak. Halbuki bunun için endişe etmelerine gerek yok. Bizim partinin yüreği geniş. Hepsini kucaklarız. Bütün MHP’li arkadaşları bekleriz. Gelsinler beraber yapalım siyaseti. Bahçeli de “Bunlar yüzde 70’e çıkacaklar” dedi. Herhalde o zaman içinden geçmişki böyle bir şey Allah söyletti. Gelsinler birlikte yakalayalım yüzde 70’i. Aslında MHP tabanıyla bizim aramızda çok fazla nüanslar yok.

Zikredeceğim isimlerle ilgili zihninizde ilk belirenleri paylaşırsanız sevinirim… Erbakan?

Allah gani gani rahmet eylesin. Çok hürmet duyduğum, benim üzerimde büyük emekleri olan büyük bir insan.

Tayyip Erdoğan?

Başbakanım ve liderim.

Süleyman Demirel?

Aklıma çok şeyler geliyor ama söylemeyeyim.

Özal?

Benim üzerimde emeği olan Türkiye’nin ufkunu açan insan.

Ankara?

Doğduğum şehir, yaşadığım şehir ve Allah bilir doğrusunu ama herhalde öleceğim şehir.

ANKARA’YI ALDIĞIMIZDA KÖY GİBİYDİ

Aksini iddia edenler olmakla berber büyük bir çoğunluk sizin başkanlığınız döneminde Ankara’nın çehresinin değiştiğini ifade ediyor. Yapılan hizmetler içinde sizin favoriniz, sizin için önemli olan hangisidir?

Bir tane yok ki. Ancak şu kadarını söyleyebilirim. Ben bir köy devralmıştım. Biz Ankara’yı aldığımız dönemde burası resmen bir köydü. Benim aldığım Ankara’nın o zamanki hali ile şimdiki halinin mukayesesi bile mümkün değildir. Ankara’nın son 5-6 yıl içinde aldığı ödüllerin onda birini benden önceki dönemde alsaydılar yeri göğü inletirlerdi.

Hangi ödüller alındı?

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin verdiği dört tane ödül var. Bu dört ödülü şimdiye dek sadece Viyana, Lahey ve Ankara aldı. Onlar 25 yılda almış, biz 8 yılda aldık. 1955’ten bu yana verilen Avrupa Ödülü’nü alan 72 kent bulunmaktadır. Bu 72 ülke beni geçen dönem Avrupa Ödülü Alan Kentler Birliği Başkanı yaptı. Ve geçtiğimiz günlerde gittiğimde aynı göreve ikinci kez seçildim. Bu başkanlığı insana durduk yere vermezler. Son yıllarda bu dört ödül dışında aldığımız 10 tane daha uluslararası ödül var.

Yeşil alan kent hayatı için ayrıca önemlidir. Bu anlamda ne gibi çalışmalar yapıldı?

Ben Ankara’yı devraldığımda kişi başına 2 metrekare yeşil alan düşüyordu. Şuanda nüfus iki katı artmasına rağmen 19 metrekare düşüyor. Nüfus sabit kalsa 38 metrekare olmuştu. Bu şu anlama geliyor, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan yeşil alan kadar biz her yıl yeşil alan yapmışız. Ankara’nın sadece yeşiline bakıldığında yapılan hizmetlerin anlaşılması açısından olay bitiyor aslında. Biz devraldığımızda yollarda sadece iki gidiş, iki gelişvardı. Şimdi dört gidiş-gelişbize yetmiyor beşe çıkartıyoruz. Bulvar üstüne bulvar yapıyoruz.

Metro peki?

Bazıları metroyu dillerine doladılar. Ama dünyanın hiçbir ülkesinde metro belediyeler tarafından yapılmaz. Hükümet yapar, belediyeye teslim eder. Çünkü metro, belediyenin bütçesini aşan bir çalışmadır. Ama ben buna rağmen 900 trilyon para yatırdım metro çalışmasına. Çalışmaya 44 kilometre olarak başladık. 10 kilometre başlasak bitirirdik. Ama 10 kilometrelik metro Ankara’nın neyine yeter? Birkaç sene gecikme de olsa, mesafeyi kısa tutup hemen bitirmek yerine Ankara’nın ihtiyacını giderme noktasında daha iyi bir sonuç alacağımız bir ölçüde başladık. Nitekim Başbakanımız Ulaştırma Bakanlığı’na talimat verdi. Hükümet tamamlayıp bize geri teslim edecek.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE BİR NUMARAYIZ

Kentsel dönüşüm çalışmaları birçok ilde hız kazanmışdurumda. Ankara’da neler yapılıyor?

Ketsel dönüşümde biz Türkiye’de bir numarayız. On binlerce ev yapıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde kolay kolay ikiden fazla rekreasyon alanı bulamazsınız. Bunların çoğu da kentin dışında olur. Biz Ankara’da 8 tane rekreasyon alanını bitirdik, dokuzuncusunu bitiriyoruz. 2 milyon 200 bin metrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Rekreasyonda dünyada bir numarayız. Avrupa Birliği’nden 15 ülke ile birlikte kültürel ve sosyal etkinlikler projeleri konusunda bir sempozyum yaptık. 15 ülkenin sunduğu kültürel ve sosyal etkinliklerin toplamının iki katını biz tek başımıza ortaya koyduk. Ankara’nın somut bazı sıkıntılarını da giderdik. Sanayide ikinci kent yapacağız dedik ve yaptık. Sanayiye çok destek verdik. Ankara’da hiç işsiz yok.

Bu çok iddialı değil mi?

İşbeğenmeyen var. Ama bir tek işsiz yok. Ankara, Türkiye’nin işsizi olmayan kenti haline geldi. Bu da Büyükşehir Belediyesi’ne verdiği desteğin, BELMEK kurslarının neticesindedir. 200 bin kişiyi bu girişimlerle ekmek sahibi yaptık. Eğer Ankara zamanında mahkeme kararları olmasaydı, bugünkü konumunun en az iki katı önünde olurdu.

Nasıl?

Biz 100 davanın 99’unu idare mahkemelerinde kaybediyorduk. Ne yaparsak yapalım ret kararı geliyordu. Somut bir örnek vereyim. Çankaya Belediyesi Dikmen Vadisi 3. etabı durdurmak için mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de yeterli yeşil alan olmadığı için yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Bu karar üzerine hem bize ait olan bir alanı, hem de Çankaya Belediyesi’ne ait olan iki alanı da yeşil alan olarak ilave ettik. Çankaya belediyesi gene dava açtı. Mahkeme bu kez de fazla yeşil alan olduğu için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Böyle hadiseler yaşayarak bugünlere geldik.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim