• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kayseri : 3 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İstanbul : 7 °C

Memleketimden hırsız manzaraları

Memleketimden hırsız manzaraları
İnsan hırsızlık vakalarındaki, farklı hırsız niyet ve portrelerine bakınca sirkat olayları sirk gösterisine mi dönüşüyor acaba diye sormadan edemiyor. İşte hırsızlık manzaralarımız
Çalmanın ve çırpmanın dürüstlük kisvesine bürünerek gezdiği bir toplumda dürüstlük de hırsızın ve yolsuzun elbisesini ele geçirerek dolaşacaktır elbette.

Cüzdan ile vicdan arasındaki ilgi sadece kafiye kardeşliği olmasa gerek.

Cüzdanını sol iç cebine yerleştirirken vicdanını yere düşürenler de vardır. Bazen de tam tersi olur, vicdanını yoklarken cüzdanı kayıp gider insanın.

Kötülüğün iyilikle işbirliği yapıp koalisyon kurduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hukuk tabirleri bile insanın kafasını karıştırıyor. Mesela nitelik kelimesini çok çabuk harcayabiliyoruz. Kendisiyle işbirliği yapacak o kadar çok kelime varken tutup dolandırıcılık kelimesine nitelik sıfatını yakıştırmak (nitelikli dolandırıcılık) nasıl bir aceleciliğin ürünüdür acaba?

Ya ‘yürütmeyi durdurmak’ tabirindeki “yürütme” kelimesindeki ironiye ne demeli?

Kelimeler huy değiştiriyorlar sanki. Memleket insanı kendi mizacını sözcüklere yüklüyor. Birisi size özellikle parasal bir mevzuda konuşurken “kafayı kullan” diyorsa, ne söylemek istediğini hiç kafanızı kullanmaya ihtiyaç duymadan anlarsınız. Belli ki sizi bir kolaycılığa,haybeciliğe ya da entrikaya davet ediyordur.

Keşke bu vicdan ve cüzdan kayması sadece kelimelerden ibaret kalsa. Yo hayır, biranın alkolsüzünü piyasaya sürerek haram çitinin üzerinden atlayanlardan bahsetmiyorum. Burada zihinsel bir tatmin söz konusu. Alkollüsüne niyet edip alkolsüzünü içmek gibi bir şey. Ne de olsa şişeye giren her şeyde bir cinlik vardır. İster cinlik isterse hinlik deyin şişeye giren hiçbir şey şişede durduğu gibi durmuyor. Üzerinde bira yazdıktan sonra içindeki sıvı da şişede durduğu gibi durmayacağına göre alkolsüz olsa da olmasa da fark etmez. Günah ve sevaplar da bütün ameller gibi niyetlere göredir.

Mademki dolandırıcılığın da bir niteliği var din ve dünya dengesini çok iyi kurmak hırsızların da görevi. Nasıl ki dilenciler avuç açarken vatandaşların vicdanlarını tesirli dua cümleleriyle etkilemeye çalışıyor, günün anlam ve önemine ya da dilendikleri mekanın özelliklerine (mezarlık,camii, hastane,park, üstgeçit vb.) uygun güncellemelere gidiyorlarsa hırsızlar da bu hassasiyete(!) riayet ediyorlar.

İnsan hırsızlık vakalarındaki hırsız niyet ve portrelerine bakınca sirkat olayları sirk gösterisine mi dönüşüyor acaba diye sormadan edemiyor. Nitelikli bir dolandırıcının nasıl yüzü kızarır merak ediyorum.

Bu kişiler kastı aşan bir sıfatın mevsufu olsalar da yüzlerini kara para aklar gibi cilalamaya çalışırlar. Günah işlememek için camiden para çalan hırsız vatandaş gibi. Geçtiğimiz günlerde basına düşen bir habere göre Antalya’da bir hırsız camiden para çalarken yakalanmış ve kendini “haram para yememek için camiden para çaldım” diyerek savunmuştu.

Daha birkaç gün evvel iki ayrı nitelikli dolandırıcılık olayı dinin nasıl hırsızlığa alet edildiğinin kahredici örnekleri gibiydi.

İnanılması güç dolandırıcılık hadiselerinden biri İstanbul Tarlabaşı’ndan. Hırsızlık çetesi lideri “günahımız yeter,mübarek ay” deyip vatandaşa sokak iftarı veriyor. 300 kişinin katıldığı davette, çete elemanları iftara katılanların ceplerini boşaltıyorlar. Hırsızlık parasıyla hayır yaptıklarını söyleyen çete elamanları yapılan operasyonla çökertiliyor.

Hırsızlık çetesinin elemanları ramazan ayında oruç tutan insan psikolojisini çok iyi biliyorlar. Hangi oruçlu mümin iftar yemeği yerken soyulabileceği ihtimalini aklına getirir ki?.. Nitelikli dolandırıcılar işte anahtarı üzerinde olan bu iyi niyet kapısından içeri giriyorlar.

Şaşırmıyoruz. Çünkü bu memlekette çalıp çırptığı parasının zekatını veren hayırsever(!) hırsızlarımız olduğu gibi kirli parasını abdest suyuyla yıkayan nitelikli kara para aklayıcılarımız hep olmuştur.

Yavuz hırsızlar ev sahiplerini bastırsın diye yaptıkları çalma eylemleri (hayali ihracat-kara para aklama-ihaleye fesat-işçinin hakkını gasp) hep kamufle edilmiş, ekmek çalan adam, baklava aşıran çocuk manşete oturtulmuştur. Oysa ekmek çalan adam ve baklava tırtıklayan çocuk ne kadar masumdur!

Yine kirli cüzdanı ile vicdanını uzlaştırmaya çalışan bir başka hayırsever(!) hırsız örneği: İstanbul’da bir vatandaşın kredi kartı bilgilerini çalan hırsız karttaki 3 bin TL’yi hesabına geçirip bu paranın 500TL’siyle Somali’ye yardımda bulunmuş. Bu yardıma “pişmanlık payı” mı demek gerekiyor acaba?

Ürkütücü olan şu ki hırsızlık kendini bir başka şeye benzetirken hırsız anonimleşiyor. Öyle bir zaman gelecek ki bir eylemin hırsızlık olup olmadığını çözebilmek için sade bir bakış yeterli gelmeyip uzman bilirkişilere ihtiyaç doğacak.

Kazanılarak elde edilen şeylerin içine nasıl hırsızlık güveleri dadanabiliyorsa, mizansene dayanan hırsızlık olaylarında da hırsızın ev sahibini bastırmasına yardım edecek manevi ve mistik unsurlar olma ihtimali hep vardır.

Üniversite seçme sınavında ya da kamuya eleman alma sınavlarında geçmişte basına yansıyan teçhizatlı ve organize kopya olayları ise potansiyel hırsızlık mikrobunun kendi serbest kıyafetiyle aramızda nasıl özgürce dolaştığının resmidir.

Sınavlarda kopya çekme olaylarının bu denli yaygın olmasının temelindeki en önemli sebep kopya çekenlerin bunu kendileri için hak olarak görmeleridir. Kopya çekenlerin başka insanların haklarını gasp ettikleri gerçeğini hiç akıllarına getirmeden galibiyet hissi ve zafer havası içinde olmaları yaptıklarından en ufak biçimde burukluk duymadıklarını göstermektedir.

Hırsızlık sadece mala,eşyaya ve paraya yönelen bir şey değil elbette. Kumarda nasıl yenen kişi yenilenin acizliği ve tükenmişliği üzerinden sadistçe mutluluk duyup, acımasızlığını keyfe dönüştürüyorsa hırsız psikolojisinde de aynısı görülür. Kimi hırsızlar çalmakla yetinmez, çaldıkları mekana ve insana da azami ölçüde zarar verirler. Bu bir tür yaşam biçimi ve eğlence tarzıdır. Gazetelerin üçüncü sayfaları bunun örnekleriyle doludur.

Sadece 22 Ağustos tarihine ait gazetelere baktığımızda 5 ayrı hırsızlık vakası göze çarpıyor. Gasp ettikleri emekli işçiye kadın çamaşırları giydirip evinin buzdolabından etleri çalarak piknik yapmaya giderken yakalanan arsızlardan, 37 yaşındaki doğuştan engelli vatandaşın merdiven boşluğuna bıraktığı sandalyeyi çalan hırsızlara kadar cemiyet yeniden tanımlanmaya muhtaç insan örnekleriyle dolu. Kötülük hiç bu kadar kendini gizlememiş ve iyilik hiç bu denli kendini ifşa etmemişti.

Hüseyin Akın - Haber 7
akinakinhuseyin@hotmail.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim