• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287
  • Kayseri : 35 °C
  • Ankara : 34 °C
  • İstanbul : 34 °C

Muzaffer Kahraman:Susturamazsınız..!

Muzaffer Kahraman:Susturamazsınız..!
Doğu Akdeniz havzasında 15 Kasım 1983 ‘te bağımsızlığını ilan eden fakat

Doğu Akdeniz havzasında 15 Kasım 1983 ‘te bağımsızlığını ilan eden fakat bağımsızlığını Türkiye’den başkasının tanımadığı, tanımak isteyeninde tehdit edildiği (Pakistan, Bangladeş, Azerbaycan) ‘’Yavru Vatanımız’’ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gitmek ben âcize ‘de üç kez nasip oldu. Büyük medeniyetlerin nüfuz mücadelesi verdiği o tarihi yürüyüşte Kıbrıs, 1570’lerden Osmanlı mirası, babamın askerlik hatırası, çocukluğumun rüyasıydı… Lakin Kıbrıs’ın sosyolojisini iyice hazmedip anlamaya başladığımda sol tarafımda oluşan hayal kırıklığını ve ruhsal çöküntüyü sizlere asla anlatamam. İşte bu yüzden o güzelim yitik cennetimiz KKTC’den dönüşlerim her seferinde böyle boynu bükük ve hüzünlü oldu. O dönemde cennet adada bizzat şahit olduğum ve bize hiç yakışmayan bazı olumsuz durumlar vicdanımı çok derinlerden kanatmış ve yüreğimi iyiden iyiye daraltmıştı.

Evet, Kıbrıs Türkiye'nin milli bir davasıdır. Ülkemiz yıllardan beridir uluslararası camiaya ya ahlaki olmayan bir tavırla sürekli olarak adada işgalci bir devlet olarak lanse dilmeye çalışılmaktadır. Kıbrıs'ın tek bir devlet olduğu 1974 öncesi dönemde, adadaki soydaşlarımıza karşı korkunç saldırıların düzenlendiği, uzun vadeli bir soykırımın yürütüldüğü gün gibi apaçık ortadadır. Hal böyle iken sahada kazanamayan ve Kıbrıs’ı Rumlaştırmak isteyen ajandası kabarık ahlaksızlığın dibini bulmuş bu besleme güçler, o günden bugüne dek sistemli bir şeklide ‘’Müslüman Türk Kimliği’’ üzerinde gizlice kimlik erozyonunu başlatmışlardır. O kirli oyun bugünde sistemli bir şekilde hala devam etmektedir.  Yine bugünde aynı şekilde haleti ruhi yemiz bozularak dini ve kültürel değerlerimiz adeta yok edilmek istenmektedir. Dilimizi bile düzgün bir şekilde konuşamayıp kendini ifade edemeyen bu Türk ve Müslüman karındaşlarımız bizi biz yapan İslami değerlerden bilinçli olarak hızla uzaklaştırılmaktadır. Hatırlarsanız geçen hafta KKTC'de ecnebi olmayan(!) goygoycular tarafından "rahatsızlık verdiği" gerekçesiyle, sabah ezanlarının hoparlörden okunması, 3 camide mahkeme kararıyla yasaklanmıştı. Şaşırmadık lakin Rum destekli lümpenlerin çıkardığı bu rezil çelişki maalesef geldiğimiz son nokta olup manevi iflasımızın açık bir örneği olmuştur.

Yavru vatan Kıbrıs'ımızın aklı evveller tarafından ‘’Bacasız Fabrika’’ aldatmacası ile eğlence sektöründe VIP hizmetler sunan eğlence ve Kumar adasına dönüşmesi maalesef ahlaki çürümenin en belirgin örneğidir. Son dönemlerde sözüm ona küçük kaçamaklar yapmak için acenteler eliyle Türkiye’den Kıbrıs’a gelenlerin sayısı hiçte azımsanmayacak kadar çoktur! Öte taraftan hiç sıkılmadan alkol masalarında sirtaki oynayıp tabak kırarak peçeteleri havalarda uçuşturanların sayısı da say say bitmiyor tırıs gidiyor! Vicdanınızdan utanın, Allah hak getire… Trafiğin İngiltere de olduğu gibi(!) soldan aktığı bu mübarek yavru vatanımızın kumar ve fuhuş ile anılması inanın artık ‘’kanımıza dokunuyor! ’’ anlayanlar  ve inanlar için bu ayıp bizlere yeterde artar bile..

Öte taftan Allah korusun artık asimile olmaya yüz tutmuş ve ayartılan bu yeni jenerasyon gece kulüplerinde ve Casinolar da ömrünü tüketir iken kendi karındaşlarını, Anadolu’nun kavruk yüzlü evlatlarını küçümser ve hor görür hale gelmiştir. Yine bol yıldızlı otellerdeki barlar ve diskolar sözüm ona okumaya gidip beyinleri bacak arasında gezen cebi bol paralı öğrenciler(!) tarafından dolup taşmaktadır.

Peki, Varını yokunu kaybetmiş yetmişli yaşlarda, artık ömrünün son demine gelmiş amcalarımızın teyzelerimizin kumar makinalarının önlerinde ellerinde tas tas jetonlarla sabahlamalarına ne demeli? Restoranlarda boğma rakılar ve zivaniya şarapları su gibi tüketilir iken içmeyenler ise ayıplanır hale gelmiştir. Kısık ezan sesi ile davet edilen Allah’ın evleri camiler cuma namazlarında bile bir kaç safı geçmez iken vakit namazlarında ise tamamen öksüz bırakılmaktadır.

Artık fabrika ayarlarına dönmemizin vakti çoktan gelmişte geçmiştir bile. Ayağa kalmalıyız! Sızlanmak beyhude.. Bu toprakların çocukları küllerinden yeniden doğmalıdır. Kıbrıs’a asrın projesi ile denizin içinden borularla köprüler kurarak 66 km mesafeyi aşıp temiz su götürmek takdire şayan mükemmel bir hizmettir. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Allah hepsinden razı olsun. Lakin yavru vatan Kıbrıs’ımıza İslam'a ve Kuran'a gönülden bağlı, ruhunda din duygusunun hâkim olduğu bir nesil inşa etmek için ‘’Gönül Köprüsü’’ nüde kurmamız lazım.

Evet sorumluluğumuz büyüktür. Osmanlı mirası bu toprakları bizler kolay kazanmadık o şehitleride boş yere vermedik. Gevşemek ve unutmak asla bize yakışmaz. Yaşanmadı mı tüm bu yazdıklarım? Peki o zaman niye bunlar olmamış gibi davranıyoruz? Oysa bugüne dek verilen milli mücadele daha dün gibi sıcak ve taze değil mi? 1963 yılı Noel’inde Kıbrıs’ta Şehit Binbaşı Nihat İlhanın eşi ve üç çocuğunun saklandıkları banyoda hunharca katleden bu fasonları ne çabuk unutu verdik? Şimdi böyle davranarak bu mukaddes topraklarda Kumsal, Mathiati ve Ayvasıl Katliamların da şehit edilen kardeşlerimizin ecdadımızın kemiklerini sızlatmıyor muyuz sizce? Ya daha dün gibi 1974’de babalarımızın da katıldığı‘’Ayşe Tatile Çıksın’’ barış harekâtına ne demeli? Hatırlarsınız Başbakan merhum Bülent Ecevit, adada gelişmelerin kötüye gitmesi ve bölgede yaşayan Türklere uygulanan zulmün ve baskının artması sebebi ile diplomatik görüşmeler yapmak üzere Londra’ya gitmişti. Ancak merhum Ecevit Londra görüşmelerine giderken, ona rağmen Başbakan Yardımcısı cennet mekân Necmettin Erbakan, ’’Kıbrıs Barış Harekâtını’’ başlatma emrini vermişti bile…

Evet muhteremler, KKTC'de yukarıda bahsettiğim sıkıntılı ve bir o kadar da ucuz bu çukur oyunlarından kurtarmak gerekmektedir. Devletimizin ve KKTC'nin sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapması gerektiği artık kaçınılmazdır mukadderdir. Ancak kaleyi içerden çökertmek isteyen bu kifayetsizlere fırsat vermeden ihmal edilmiş bu kültürel ve manevi boşluk ile gerçekten yüzleşilmeli ve bu süreç etkili biçimde gönüllü sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülmelidir. Bu konuda tecrübe ve birikim sahibi olan STK’lar vakıf ve dernekler, göreve çağrılmalı ve sonuna kadar desteklenmelidir. Kıbrıs Türkü'nü hem Sosyo-Ekonomikyönden kalkındırmak hem de Milli ve Manevi değerlerini güçlendirerek Türkiye'ye ve Müslüman-Türk kimliğine yakışan bir şekle dönüştürmek için bizlerin sonsuz destek ve tavassutu zinhar önemlidir.

Evet dostlar farkındayım bu yazımda eski ama bir türlü geçmeyen yaralara belki biraz tuz bastım ama bile bile lades etmenin ve dahi yüzümüzü yere baktırmanın da bir gereği var mı? Abdul Hamit Han’ın ve Fatih’in torunları size sesleniyorum! Kıbrıs için, Kıbrıslı kardeşlerimiz için şimdi sorumlulukları kuşanma harekete geçme vaktidir. İlgili bütün hükümet yetkilileri STK ve Vakıflarla birlikte hareket ederek ‘’Yeni Türkiye Perspektifinde’’ bu konuya bir omuz verip el atalım. Ve biz, bize yakışanı yapalım…

Allaha emanet olun kalın sağlıcakla..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim