• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 8 °C
  • İstanbul : 17 °C

Ne güzelmiş o eski bayramlar

Ne güzelmiş o eski bayramlar
Şehrin hamamları sabaha kadar açık olurmuş; bir de şekercileri. Temizlik, bayrama tertemiz ve kokulanmış olarak girmek bayramın ilk şartı ise şeker sözlerle, şeker sofralarla, şeker tadında ruhlarla tatlı yiyip tatlı konuşma da ikinci şartı imiş.

Iyd-ı Fıtır (Fitre/iftar bayramı) ismiyle müsemma fitreler verilir, bir ay imsak edildi diye sevinç içinde iftar edilirmiş. Sevgilinin fermanına, dertlinin dermanına koşulur, borçlunun borcu, suçlunun suçu bağışlanırmış. Ayak takımından eşrafa, zenginden dilenciye en mütevazı çatılardan kaşanelere kadar ihtiyar genç, kadın erkek herkes bir bayram ruhuyla harman olur, bayramı ağız tadı diye sofralara koyup lezzet bulurmuş. En gariban insanın bile bayramlık bir urbası bulunur, bu urbayı bayramın ruhu gibi giyinir ve artık zamanın bayram olduğu bilinciyle oturur, yürür, konuşur, yaşarmış. Mehmet Akif diliyle “Pür handedir âfâk, cihan başka cihandır / Bayram ne kadar hoş, ne şetaretli zamandır”.

Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

Şehrin hamamları sabaha kadar açık olurmuş; bir de şekercileri. Temizlik, bayrama tertemiz ve kokulanmış olarak girmek bayramın ilk şartı ise şeker sözlerle, şeker sofralarla, şeker tadında ruhlarla tatlı yiyip tatlı konuşma da ikinci şartı imiş. Bayram, bir namaz ile başlarmış, şimdiki gibi. Minarelerden yükselen lahuti sedaların ardından, abdest nuru ile parlayan yüzlerin sokakları bir şafak aydınlığı gibi doldurduğu rahmani bir namazmış o. Başların kulluk için eğildiği, alınların kulluk için yere değdiği bir namaz. Kalpleri coşturan tekbir ve tehliller ile pırıl pırıl yüzlerin biriktiği bir namaz… Şimdiki gibi…

Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

Bayram namazından sonra kabristana gidilip önce atalar ve dedelerin ruhlarıyla bayramlaşılır, belki derinden derine Yasinler ve Fatihalar ile zaman aşılır, selvilerin hazin hışırtıları altında titreşen yanık sadalar ile evlere ulaşılırmış. Evde bir telaş, bir telaş… Ailenin en kıdemli evinde kahvaltı yapılacak ve ailenin bütün fertleri burada birbiriyle buluşacak. Küskünler barışmaya, çocuklar bahşiş kapıp yarışmaya gelmişlerdir mutlaka. Az sonra bekçi baba ve tulumbacı takımına mendiller sunulacak, amir-memur ziyaretleri için uygun hediyyeler bulunacak. Şimdi olmadığı gibi…

Ne güzelmiş o eski bayramlar!..

Önce şeker ikram edilirmiş, ardından kahve… Ama kahve mutlaka sade olacaktır. Güler yüz ile herkesin gönlü yapılacak, elbette ayak da yorgana göre uzatılacaktır. Hatırlı bir ziyaretçi geldiyse -aman ha- diğerlerini küstürmeyeceksiniz, zor da olsa mihman mihman üstüne ağırlamayı bileceksiniz. Çekinmeyin, teşrifat kaideleri zaten birinci derecede kıymetli misafirleri ilk gün, diğerlerini kıymetlerine göre ikinci veya son gün ziyarete imkan tanımaktadır. Birinci gün gelenlerle sarmaş dolaş olmayı, ikinci gün gelenlere ayağa kalkıp bir adım geride durmayı ihmal etmeyiniz. Üçüncü gün gelenlerin de hediyesi nispetinde kıymeti vardır demeyin sakın, onlar hakiki bayram çiçekleridir, belki Nedim’den bir beyit ile gönüllerini almanız gerekebilir: “Pek umar teşrîf-i ıydın ah ikinci gün Nedim / Gündüzün olmazsa akşam olsa da mani değil (Nedim bayram ziyareti için ikinci günde teşrif etmeni ne kadar umar, ah bir bilsen; hatta gündüzünde olmazsa akşamında olsa da razıdır)”.

Ramazan-ı şerif günleri gidiyor, şevval-i mübarek ile bayram geliyor. Sahi ne güzelmiş o eski bayramlar!... Allah bayramı ümmet-i Muhammed’e, bütün İslam ülkelerine uğurlu, kademli eylesin.

Berceste

El vereydi nimet-i vaslın eğer bayramda

Gam yemezdi sâim-i hicranın ol eyyâma dek

(Şeyhülislam Yahya)

Ey sevgili! Senin ayrılık orucunu tutan âşıkın, eğer vuslat nimetine bayramda ulaşacağını bilseydi o güne kadar gam yiyerek orucunu bozmazdı.

MISIR TÜRKÜLERİ

Bayram gelince insanlar sevinmek, gülümsemek, huzur içinde birkaç gün geçirmek istiyor. Bense bayram günlerini hangi zehirli haberler ile geçireceğimizi şimdiden merak ediyorum. Hele yurdumuz şöyle dursun, Suriye’den, Afganistan’dan, Irak’tan ve bilhassa da Mısır’dan servis edilecek nice haberler şimdiden bayramda hüzün türküleri dinleyeceğimizi gösteriyor. Bir tanesini repertuarınıza ben takdim edeyim:

“Sırtıma giymişim ecel kumaşım / Vuruşmadan asla kestirmem başım / Henüz delikanlı onbeştir yaşım / Hidayet Mevla’dan der ağlar Mısır // Bayram salaları okunmaz oldu / Yakub Yusuf’una bakınmaz oldu / Bayram ziynetleri takınmaz oldu / Mukadder böyleymiş der ağlar Mısır”

Ortada bir oyun yok mu sizce? Mısır, yurdu için ıstırap çekenlerin haykırışlarını; dünya da, - sanki bağırları taş kesilmiş gibi- Mısır’ı duymuyor. Batılı devletler alakasız duruyor, dilleri lal olmuş gibi susuyorlar. Orada aynı senaryo 1798 ortalarında da sahnelenmişti. Fransa, Osmanlı toprağı olan Yakup illerini işgal ederken diğer devletler sessizce bekliyor, çığırılan türküleri duymuyordu. Üstelik Napolyon halka Arapça hazırlanmış bildiriler dağıttırıyor ve “Ben, diyordu, “memleketinizi zaptetmeğe gelmiyorum, sizi mütegallibe ve işgalcilerin elinden kurtarmaya geliyorum.” Sonra da alenen yalan söylüyor, insanları aldatıyordu: “Devlet-i Aliyye’nin müttefiki olan Fransızlar, biliniz ki sizin dininize ve peygamberinize hürmetkardır. Müslümanların baş düşmanı olan Papa’nın tahtgahı olan Kızıl Elma’yı tahrip etmiş olmakla Fransızlar da Müslüman sayılır.” Bu yalanlarla Fransızların Mısır’da ne derece haysiyet kırıcı işler yaptıklarını merak edenler tarihlerden okusun. Okusun ki, Mısır halkının başlarını Türkiye’den yana çevirip hâlâ “Bilmem hayal midir yoksa düş müdür / Uyan Sultan Selim bağrın taş mıdır?” diye feryat ettiğini duysunlar. Ben, bayramda olsun dualarımız ve yardımlarımızla feryatları duyduğumuz bilinsin derim.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İmamet Sistemi Teşkilâtı Esasiye Kanunu Taslağından Maddeler26 Aralık 2012 Çarşamba 10:44
  • Avrupa kurban olsun kara kaşına02 Ekim 2012 Salı 09:06
  • Bu kadarını PKK bile yapamazdı31 Ağustos 2012 Cuma 12:10
  • CHP neden Kürt raporu yazamıyor?30 Ağustos 2012 Perşembe 09:52
  • SALAVAT-I ŞERİFENİN BÜYÜK FAYDASI01 Ağustos 2012 Çarşamba 18:37
  • Bırakın mugalatayı dosdoğru cevap verin04 Temmuz 2012 Çarşamba 10:13
  • Fenerbahçe, Gülen cemaati ve medyamızın hali15 Mayıs 2012 Salı 13:50
  • KAYSERİ ECZACI ODASI BAŞKANI OĞUZHAN ULUTAŞ:14 Mayıs 2012 Pazartesi 12:11
  • O ihtimal hala var...23 Ocak 2012 Pazartesi 14:01
  • ‘Kolay’a kaçmamak23 Ekim 2011 Pazar 15:46
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim