• BIST 108.410
  • Altın 143,491
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1292
  • Kayseri : 37 °C
  • Ankara : 35 °C
  • İstanbul : 31 °C

NUMAN KURTULMUŞ KOSOVA'DA SİNAN BURHAN'A KONUŞTU

NUMAN KURTULMUŞ KOSOVA'DA SİNAN BURHAN'A KONUŞTU
Balkanlardaki Müslümanların hamisi Türkiye’dir

RÖPORTAJ / SİNAN BURHANYazarımız Sinan Burhan Osmanlı Yadigarı Kosovada Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’la Balkanlar’a ve gündeme dair önemli bir mülakat yaptı.

 

www.kayserinews.com kayserinin en güncel haber sitesi mutlaka tıklayın facebook sayfamız ve twitter sayfamız'dan takip edebilirsiniz.

Kayserinews.com@Kayserinewscomtwittersayfamıztakip edebilirsinizTIKLAYIN,BEĞENİ,YAPIN-FACEBOOK-SAYFASI-HABER-TAKİP-SİSTEMİ .https://www.facebook.com/kayserinewscom-261415263889283/?fref=ts

¥ Sayın Bakanım Kosovadayız. Bu ülkeye ait izlenimlerinizi alabilir miyiz?

“Kosova’ya gelmemizin esas amacı resmi görüşmeler yapmak ve bazı açılışlarda bulunmaktı. Yanova Camisi’nin açılışını görkemli biçimde yaptık. Prizren Büyükelçiliğimizde 23 Nisan resepsiyonu katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı ve Meclis başkanıyla görüşmemiz oldu. Sayın Başbakan ile verimli bir görüşmemiz oldu. Burada Türkiye-Kosova arasındaki ilişkiler, Türkiye’nin Kosova’da yaptığı kalkınma yardımları ve destekleri, bundan sonraki süreçte Türkiye’nin Kosova ile ilişkilerine yönelik genel çerçevede çok olumlu görüşmeler yaptık. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet Camii’nde namaz kıldık, TİKA tarafından onarılan Yaşar Paşa Camii’nin de açılışa hazır hale geldiğini gördük.”

ERDOĞAN’DAN GELEN TELEFONU ASLA UNUTAMAM

¥ Kosova halkının size ilgisi nasıldı?

“Burada çok üst düzey bir karşılama oldu. Kosova’nın bağımsızlık mücadelesi sırasında Türk halkının ve Türk devletinin çok yakinen bağımsızlık sürecini takip ettiğini ve bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olduğunu biliyorlar. Hatta Haşim Thaçi, görüşmemizde, Türkiye bizim bağımsızlığımızı ilan etmeden bir gün evvel, o zaman başbakan olan şimdiki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bizzat beni telefonla aradı ve hem cesaretlendirdi, yüreklendirdi hem de bağımsızlığımızı tebrik etti. Dolayısıyla Kosova’nın bağımsızlığını kazandığı andan ve onun öncesinden itibaren Türkiye’nin çok yakinen Kosova ile ilişkilerinin devam etmiş olması ve halen de çok sıcak ilişkilerinin bulunması Kosova’daki devlet yetkilileri nezdinde Türkiye’ye karşı çok yakın bir ilginin oluşmasına vesile olmuştur.

Ayrıca Kosova halkı burada Balkanlar’daki Evlad-ı Fatihan olarak nitelendirebileceğimiz bir halktır. Hakikaten Priştine, Prizen’de öyle olduğunu biliyorum. Priştine artık tam bir Osmanlı şehri… Bizim Bursa gibi, Edirne gibi. Her tarafında camide de yolda yürürken de vatandaşların ilgisi, son derece güzel, sıcak. Bir dostluk kardeşlik ilişkisi içerisinde bizi bağırlarına basıyorlar.”

BALKANLAR’DA OSMANLI İMZASI 

¥ Balkanlar denilince sizin aklınıza neler geliyor size ne duygular çağrıştırıyor?

“Osmanlı Devleti’nin, daha doğrusu Osmanlı beylik dönemindeyken bütün Anadolu beylikleri, Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra birbirlerine girmiş, birbirlerini yenmek, alt etmek uğraşındayken Osmanlı daha Oylat, Domaniç yaylalarında küçük bir beylik iken bütün hedefini, bütün zihnini batıya döndürmüş. Yani bir dünya devleti olmanın yolunun batıdan geçtiğini bilerek ta kuruluş aşamasında bile zihninde hep bir batı devleti olmak var. Daha Anadolu topraklarının çoğu Osmanlı Devleti’ne geçmeden Balkanlar’ın çok büyük bir kısmı ve Avrupa’ya doğru çok büyük bir alanda Osmanlı’nın genişlediğini görüyoruz. Hatta 1453 İstanbul’un fethi, 10 sene sonra Saray Bosna’nın fethi. Bütün buralar, Kosova, Makedonya, Üsküp ve Saray Bosna, Osmanlı’nın ayak izlerinin olduğu yerler. Buradaki bu büyük Osmanlı’nın geçmiş tarihsel varlığı bugün de unutulmamış. Her ne kadar uzun yıllar komünizm zamanında Tito zamanında buradaki gelenek, görenek, tarihi bağlar, kültürel değerler din ve inanç yok edilmeye çalışılsa da Balkan halkları, Arnavut halkı da bunların en başında gelen halklardan birisi, Boşnaklar, Balkanlar’da yaşayan Türkler, diğer etnik kökenlerden Müslüman kitleler hem gelenek ve göreneklerini muhafaza etmeyi başarmışlar hem de dini kimliklerine sahip çıkmışlar.

Şimdi bu anlamda Türkiye’nin üzerine düşen çok büyük sorumluluklar var. Allah’a çok şükür eski dönemlerde Balkan Müslümanlarına karşı çok ilgi duymayan Türkiye, şimdi özellikle son yıllarda Balkan coğrafyasının her yerinde tabiri caizse Osmanlı’nın ayak izlerini sürüyor. Nerede cami, han, hamam, okul, köprü ne varsa buradaki bütün Balkan devletleriyle iyi ilişkiler içerisinde bunlar onarılıyor. Önemli bir kısmını TİKA onarıyor, bir kısmını Kültür ve Turizm Bakanlığı, bir kısmı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından onarılıyor.”

MURAT HüdavendigÂr’IN DUASI

¥ Sultan Murat Türbesi’ne girdiğinizde, o Kosova Ovası’nı gördüğümüz zaman ne hissettiniz?

“Balkanlar’ın birçok yerini gezdim ama ilk defa Kosova’ya geliyorum. Muazzam bir duygu. Eğer çok açık söyleyeyim Sultan Murat Hüdavendigar, Osmanlı orduları İslam’ın yayılması ve Müslüman toplulukların genişlemesi amacıyla ilahi kelimetullah uğruna buralara kadar gelmemiş olsaydı belki bugün biz Türkiye’de bu kadar rahat bu kadar huzurlu bir şekilde var olmayacaktık. Belki birçok Anadolu Müslümanları da başta olmak üzere birçok Müslüman toplulukları geleneklerini, göreneklerini unutacaklar, belki inançları zayıflayacak ve dağılıp gideceklerdi. Ta o zamanda en baştan itibaren kuruluş aşamasından itibaren Müslüman topluluklarının çıkışının batıya yönelmiş olduğunu grup buraya kadar gelmek gerçekten ancak büyük bir fedakarlıkla anlatılacak bir şeydir. Yine Murat Hüdavengiar’ın türbesindeki o duası, her vatandaşımızın ezberden bilmesi gereken bir dua.

‘Ya Rabbi, senden istediğim her şeyi verdin. O savaşın en koyu zamanında şu bir ortalığı pus bir sis kaplamış ne olur yağmurlarını indir de biz düşmanı bir görelim. Göz göre göre göğüs göğüse onlarla savaşarak senin dinini yayma imkanımız olsun. Ya Rabbi ne istediysem verdin senden yine burada şehit olmayı diliyorum bu topraklarda şehit olmayı diliyorum. Eğer bir hatamız kusurumuz varsa bunu Müslüman askerlerden değil benden bil ve burada bütün Müslüman askerleri koru beni şehit olarak yanına al’ mânâsına gelen ilahi kelimetullahın ve gaza ruhunun ana fikrini son derece özümsemiş maneviyatkar bir büyük sultanın dilinden gönlünden dökülen değil de sanki o ordunun içerisinde sıradan bir erin yaptığı bir duaymış gibi fevkalade insani etkileyen bir dua.”

 

Kosova’ya ilk defa gelen Numan Kurtulmuş, ecdadı yâd etti: “Eğer Osmanlı buralara kadar gelmemiş olsaydı, belki bugün Türkiye’de bu kadar rahat var olamayacaktık.”

“Eski dönemlerde Balkan Müslümanlarına karşı çok ilgi duymayan Türkiye, şimdi özellikle son yıllarda bu coğrafyanın her yerinde Osmanlı’nın ayak izlerinisürüyor.”

BAŞKANLIK SİSTEMİ 

TARTIŞMASINI UZATAMAYIZ

Başkanlık sistemini, Türkiye’nin etkin bir yürütme mekanizmasına kavuşması için önemli bir teklif olarak değerlendiren Numan Kurtulmuş, “Biz sadece başkanlık sistemi değil, çok büyük bir anayasal reform sürecinden bahsediyoruz. Bu konudaki çalışmalarımız son şeklini de veriyoruz. Bu tartışmaları ilanihaye sürdüremeyiz. Olgunlaştığı anda da hiç vakit kaybetmeden TBMM’ye getirip 367’yi bulmak için gayret sarfedeceğiz” ifadelerini kullandı.

DOKUNULMAZLIKTA

HODRİ MEYDAN DİYORUZ

¥ Dokunulmazlıklar konusu bu hafta Meclis’e gelecek. Neler düşünüyorsunuz?

“Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Türk toplumunda bir beklenti var. Bu siyasi partilerin de zaman zaman dile getirdiği konulardan birisi. AK Parti olarak biz de yaptığımız istişareler sonucunda şöyle bir stratejinin uygun olacağını düşündük. Meclis’te dosyası bulunan dokunulmazlık dosyalarının tamamının bir seferde kaldırılması ama bunu yaparken de Meclis’in dokunulmazlık dosyaları üzerinden uzun bir sure meşgul edilmemesini dikkate aldık. Bunun için bir anayasa değişliği ile bu konunun ele alınmasının uygun olduğunu düşündük, bunu ilan ettik. Siyasi partilerden CHP ve MHP bu görüşümüze destek vereceğini açıkladı. Bu bir aslında siyasi samimiyet sınavıdır.

Biz AK Parti olarak baştan sona kadar 316 milletvekili bu dokunulmazlıkla ilgili teklifimizi imzalayarak tavrımızın net olduğunu gösterdik. Dokunulmazlıklarının kaldırılması için firesiz ve tereddütsüz bir şekilde oy kullanacağımızı ortaya koyduk. Dokunulmazlıkların kaldırılması meselesini hiçbir partinin bundan sonra bir siyasi polemik meselesi siyasi kavga çatışma meselesi yapmamasını temenni ediyoruz. Eğer samimiyseler hodri meydan meclise gidelim. Meclis bu işin siyasi yükünü üzerinden atsın ve geri kalan mesele ise yargının meselesi olsun.”

AK PARTİ’DEN BİR TEK FİRE OLMAZ

¥ Parti fire verecek tartışmaları var?

“Hayır, öyle bir şey olmayacak. AK Parti 316 milletvekiliyle Meclis Başkanımız oy veremediği için 317 diyemiyorum, 316 milletvekiliyle Meclis’teki oylamaya gidecek ve anayasa oylaması Allah’ın izniyle hepimiz bu dokunulmazlıkların kaldırılması firesiz oy kullanacağız.”

¥ Dokunulmazlıkların kaldırılması nasıl algılanır? Türkiye, 1990’lı yıllara dönüyor şeklinde algılanır mı?

90’LI YILLARA DÖNÜLMEZ 

“Hayır, algılanmaz. Siyaset nihayetinde kamu vicdanıyla uyumlu hareket etmek durumundadır. Zaten böyle olduğu için diyelim ki CHP uzunca bir süredir dokunulmazlıkların hepsi kaldırılsın diyor. MHP, HDP’lilere yönelik olarak kaldırılsın diyor, HDP, AK Partililere dönük olarak ya da diğer partilere dönük olarak dokunulmazlıklar kaldırılsın diyor. Biz de madem bu kadar bizim dışımızdaki muhalefet partileri bunu istiyorlar, bizim zaten bu konuda dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda tavrımız son derece net. O zaman buyurun hiçbir ayrım yapmadan biz neden siyaseten bunun yükünü üstümüze alalım? Biz hiçbir şekilde Parlamentoyu bu yükün altına sokmadan buyurun dokunulmazlıklar kaldırılsın, kim ak kim kara mahkemeler kararını versin dedik. Bu kamuoyunun da beklentisine uygun olan bir tavırdır. Ümit ediyorum ki böylece Türkiye siyaset olarak üzerindeki bir gölgeyi kaldırmış olacak. İki de bir de sanki milletvekillerinin tamamı siyaset suçlusuymuş, milletvekilleri millet iradesinin dışına çıkmışlar gibi bir algının siyaset böyle son derece yanlış yollara sapmış gibi bir algının da ortada kaldırılması için de vesile olur.”

=ERGENEKON’DA YARGI KARARINI VERDİ NE DİYELİM!

¥ Ergenekon davası neticelendi. Bu konuyla ilgili lehte ve aleyhte yorumlar var. Bu süreç hakkında görüşleriniz nedir?

“Bu süreç mahkemece neticelendi. Bunun üstünde hukuken söyleyecek bir laf yok. Ama Ergenekon davası ve diğer davalar gösterdi ki Türkiye’de yargının içerisine odaklanmış olan bir grubun maalesef Türkiye’deki Ergenekon gibi ana davaları da başka davaları da çok rahat bir şekilde etkilediğini gördük. Haklı haksız biz o zaman da söylüyorduk, kim yaş, kim kuru bunlar ayıklansın, suçu cezası varsa bunlar cezasını çeksin ama bu dava bir karalama davası haline dönüştürülmesin. Bu davanın verdiği herhalde sonuçlardan birisi de Türkiye’de bundan sonraki süreçte Paralel Devlet Yapılanmasıyla olan mücadelenin çok daha etkin bir şekilde sürdürülme mecburiyetidir. Bunun yollarından birisi de Türkiye’de yeni, çağdaş, demokratik bir anayasanın yapılmasından geçiyor. 

PARALEL YAPILARIN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ

Bugün Türkiye, yargıdan emniyete kadar, ekonomik kuruluşlardan, bankalardan hazineye, Merkez Bankası’na kadar, TÜBİTAK’tan ÖSYM’ye kadar birçok alanda Paralel Yapının yaptığı işlemler Türkiye geçtiğimiz süreçte yüz yüze geldi. Ve hâlâ devletin içerisinde gizlenmiş Paralel bir yapıyla karşı karşıyayız. Bir suç örgütüyle karşı karşıyayız. Bu bize bir ders daha veriyor. Devlet, birileri tarafından ele geçirilmesi mümkün olan bir müessese olmaktan kurtarılmalıdır. Bu anlamda mevcut Paralel Yapı ve bundan sonra ortaya çıkması muhtemel paralel yapıların hepsiyle mücadele edebilmenin yolu da Türkiye’de demokratik bir anayasal sistem, anayasal reform gerçekleştirmek, böyle bir sisteme kavuşmaktır.”

‘YENİ ANAYASA KAÇKINI’ İLAN EDERİZ

¥ Yeni anayasa takvim konusunda bir netlik yok. Ne diyorsunuz bu konuda?

“Türkiye 1982 Anayasası’nın antidemokratik kuralları içerisinde yönetiliyor. Türkiye, daha fazla bu tamamıyla despotik, militarist mantıkla yazılmış olan 1982 Anayasası ile yönetilemez. Bu gömlek artık bu millete dar geliyor. Değiştirilmeli. Türkiye’nin sivil, demokratik, katılımcı, çağdaş bir anayasaya ihtiyacı var. Bu sadece yine partilerin millete verdiği bir sözün gereği değil Türkiye’nin daha iyi yönetilebilmesinin, Türkiye’de devlet, millet kaynaşmasının sağlanmasının zorunlu olarak bize vermiş olduğu bir yükümlülüktür. Dolayısıyla siyaset yeni anayasa yapma ödevinden kaçamaz. Kim bu yeni anayasa yapma ödevinden kaçarsa millet onu anayasa kaçkını olarak ilan eder.” 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim