• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Kayseri : -3 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İstanbul : 14 °C

Orta Afrika’da Neler Oluyor?

Abdurrahman DİLİPAK

Orada bir yer var uzakta. Gitmesek de gelmesek de, o yer bizim yerimizdir. Orada bizim kardeşlerimiz var..

Birkaç gündür Bosna’daydım ve orada Bosna Sarayova Uluslararası Üniversitesi’nde,Anayasa Hukukçuları Derneği, Hukukçular Derneği, Uluslararası Hukukçular Birliği, Uluslararası Hukuk Merkezi, Uluslararası Adaleti Savunma Derneği, İstanbul Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Adalet Akademisi, Eskişehir Valiliği gibi 14 kuruluş tarafından düzenlenen, 40 yakın ülkeden katılımcının olduğu Avrasya Hukuk Kurultayı vardı.. 

Orada bir çok sorunlu ülkenin durumu tartışıldı. Ben komisyon çalışmalarında Orta Afrika’yı dinledim..

Orta Afrika aslında potansiyel olarak yoksul bir ülke değil.. Tarım ve hayvancılık bakımından zengin bir ülke. Her yer su. Mezar yeri kazsalar su çıkıyor. Cenazeleri suya bırakıyorlar. Mezar yeri kazarken elmas ve altın filizleri buluyorlar. Zengin elmas, altın, uranyum ve petrol yatakları var. Asıl mesele de bu. Fransızlar bu zenginliği ele geçirmek için fitne çıkartıyor. Asıl hesaplaşma bu zenginlikle ilgili.

Bu zenginlikler Müslümanların yoğunlukta olduğu bölgelerde, Hıristiyan ve Animistlerinbulundukları bölgeler ise nisbeten daha geri durumda bulunmakta. Bu arada nüfusun % 75’i nüfusları kayıt altına alınmış değil. Fransızlar bundan istifade ederek, Müslümanları bulundukları yerden göçe zorlamaktadır.. Esasen yüzyıl önce bugünkü coğrafi sınırlar yoktu ve bölgede göçer topluluklar vardı.. Şimdi Fransa bunu kullanarak Müslümanları komşu ülkelere göçe zorlamakta,“Siz Orta Afrikalı değilsiniz, geldiğiniz yere gidin. Siz vatandaş değilsiniz” demektedir. Müslümanlar bölgedeki Fransız mekteplerine çocuklarını göndermediği için, dolayısı ile Müslümanlar memur yapılmadı ve yurtdışına çıkmadıkları için büyük ölçüde resmi bir kimliğe sahip değil. Resmi kimlik sahipleri ise Fransa’ya yakın kişiler, dolayısıyla daha çok da Hıristiyanlar.

Ülke nüfusu 12 milyon tahmin ediliyor. Fransızlar sınırları kendileri çizmiş. Komşu ülkelerdeki aynı kabile mensuplarını yabancı ülkeden sayıyor, yerliler ise akraba toplulukları kendilerinden sayıyor. Çünki bu sınırlar daha sonra çizilmiş ve halen korunan tabii sınırlar değil. Nüfus kaydı bulunanlar genellikle şehirde yaşıyor ve 4 milyon kadar. Varoşlarda ve kırsalda yaşayan kayıt dışı8 milyon insan var. Ülkede % 30-40 kadar müslüman yaşıyor.. Bir kısım müslüman farklı isimlerle kendilerini gizliyorlar. Okuyanların çoğu okula başlarken, ya da işe girerken adını değiştiriyor, ya da yerel adlar kullanıyorlar.. 16 coğrafi bölgeden 8’i müslüman. Ülke nüfusu kimine göre 3 milyon, kimine göre 5 milyon, kimine göre 10 milyon.. Resmi kayıtlara göre müslümanların oranı % 10.. Gerçekte ise en büyük grub olması gerek.. Ama müslümanları “Sen Sudanlısın, sen Ugandalısın” diye göçe zorluyorlar.. 

Bu baskı ve saldırılar sonucu son olaylarda 79.000 müslüman hayatını kaybetti ve birçok kişi ülkesinden göçmek komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.. Bu insanlara başta sağlık hizmetleri olmak üzere insani yardım ulaştırılması da engelleniyor.. Saldırılar karşısında savunma imkanları da yok. Hırıstiyanların ise silahları var ve her türlü desteği alıyorlar.. Bugün birçok şehirde çocuklar okula gidemiyor. Bazı bölgeler açık hapishaneye dönüşmüş durumda. Kaç kişi nerede, ya tutuklu bilinmiyor. Faili meçhuller çok fazla..  Olaylar başladığından bu yana 418 cami yakılmış ya dayıkılmış. Müslüman kadınlara tecavüz olayları var. İşkence, gasp, yağma yaygın.. Bazı cesetlerin kimliğini gizlemek için parçalıyor ve yakıyorlar. Vahşet sergiliyorlar..

Ülke gelinen noktada bölünme tehlikesi ile karşı karşıya.. Fransızlar katliam ve işkence, tecavüz olaylarına seyirci kalıyor. Sadece hıristiyanların güvenliği ile ilgileniyor, müslümanlara karşı animistlerle birlikte hareket ediyorlar ve onları destekliyorlar. Bölgedeki Afrika barış gücünde ise sadece Ruanda ve Burundi’den gelen sınırlı sayıda müslüman asker var. Ülkede 3000 Fransızve 6000 Afrika Barış Gücü askeri var. Fransızlar ülkeyi askeri bölge olarak görüyor..

Müslümanlar Selaka hareketi etrafında öz savunma hareketi örgütlüyorlardı. 5000 kişiydiler, ama saldırıya uğrayan ve göçe zorlananların katılımı ile 25.000 kişilik bir güç oluştu, ama kontrol sorunu yaşanmaya başladı. Bir takım bölünmeler yaşandı. Anti balakalar da bu kontrol dışı unsurları bahane ederek her yerde müslümanlara saldırmaya başladı.. 

Gelinen noktada ülkenin bölünmesi ya da federatif bir yapıya dönüştürülmesi gündemde. Bölgedeki komşu ülkeler çatışmanın bitmesini istiyorlar. Çatışma o ülkelerde de güvenlik sorunlarına sebeb oluyor ve göç onları da rahatsız ediyor.. Komşu ülkelerden akraba grubların bölgeye gidip gelmesi, sınır güvenliği ile birlikte başka sorunlara sebeb oluyor.. Bu gün için federatif bir bölünmeden söz ediliyor, ancak bunun Bosna’ya benzemesi, sistemin kilitlenmesi ve ülkenin batının müdahalesine sürekli açık hale getirilmesinden endişe ediliyor.. Federasyona gidilecek olursa diğer bölgelerdeki müslümanların bölgesine göç ettirilmesi ve daha sonra da, hem müslümanları kendi içinde çatıştırmaları ve hem de öteki bölgelerden bölgesel saldırılarla baskı altına alınması planlanmış olabilir.. Ve bu bölünmüş ülke, başta Fransa olmak üzere, ciğeri kediye emanet eder gibi, uluslararası toplumun himayesine verilebilir. Görünen o ki bölgedeFransa’nın gözetiminde bır kontrollü bunalım stratejisi uygulanıyor ve meseleye henüz kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değil. Bölgeye acil insani yardım ulaştırılması gerekiyor, ama yardım Fransatarafından engelleniyor. Çatışma ve göç devam ediyor. İlk yapılması gereken uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi, İslam İşbirliği KonferansıArap Birliği ve Afrika Birliği’nin harekete geçirilmesi, bölgede bir İslam Barış Gücü oluşturulması ve uluslararası örgütlerin harekete geçirilmesidir. Bölgede Çin petrol araştırma izni almış durumda. Maalesef; İslam ülkelerinin ilgisi zayıf. Bu ülkedeki kaynakların adil bir sekilde değerlendirilmesi ve sömürünün önüne geçilmesi gerekiyor.. Öncelikle de bu bölgedeki durumun dünya basınına ve kamuoyuna iletilmesi gerekiyor. Bölgede yeni bir Ruanda yaşanmamasını istiyorsak elimizi çabuk tutalım. 

Selam ve dua ile. 

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim