• BIST 96.378
  • Altın 144,129
  • Dolar 3,5608
  • Euro 4,0061
  • Kayseri : 13 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İstanbul : 17 °C

ÖZIŞIK’TAN ÇİFTÇİYE MEKTUP

ÖZIŞIK’TAN ÇİFTÇİYE MEKTUP
Şeker Davası kapsamında Ankara Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Vedat Ali Özışık, çiftçiye kendi el yazısıyla yazdığı mektupta, ‘Dimdik ayaktayım’ mesajı verdi.
Vedat Ali Özışık’ın kendi el yazısı ile yazdığı 3 sayfalık mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Maalesef yıllarca elimle, emeğimle ve göz nuru dökerek, çiftçimin eğilen başını Anadolu’da da bir onurlu duruşa çevirdim ve bunun bedelini cezaevine girerek ödüyorum. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Ben ne yaptıysam milletin efendileri için yaptım. Çünkü yıllarca sadece bir oy olarak görülmüş ve seçim dönemleri verilen ve sigara paketi üzerine yazıyan vaatlerle o tertemiz saf duygularını istismar ederek şaşalı yaşamlarına devam ettiler. Ama bu gidişata dur diyen biri çıktı ve her verdiği sözü yerine getirdi.
2002 yılında Anadolu’nun bozkırında yiğidin harman olduğu Yozgat’ın Bozok ovasında yiğitlerle dolu olan Boğazlıyan’a Şeker Fabrikası yapacağıma söz verdim. Boğazlıyan şeker namusum dedim ve söz verdim Bin bir türlü sıkıntılara, bin bir türlü entrikalara rağmen verdiğim sözü yerine getirmek için uykuya küstüm. Ailemi ihmal etti. Tüm düzenimi alt üst ettim ama yılmadan, uyumadan çalışarak o entrikayı düzenleyen rant sırtlanlarına fırsat vermeden, Bozok ovasına yiğidin harman olduğu memleketime, Anadolu’ya 2006 yılında o verdiğim sözü yerine getirdim. Ekibimle beraber Boğazlıyan Şeker’i yaptık. Başarmıştık artık. İki şeker fabrikası vardı. O çiftçinin makus talihi yıkılmış, artık köylü kendi kendine ayaktaydı. Hem üretiyor hem de tesisini kendi yapıyordu.
Gel oldu git oldu. Anadolu’da bir güneş doğuyordu. Onlarca tesis ve şirketiyle bu çiftçinin malıydı. Adı Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.’ydi. Her şeyi ama her şeyi çiftçinin kendisinindi. 4 bin 70 dönüm arazisi de kendisinindi. Çiftçi mutluydu, kazanıyordu, üretiyordu. Fabrikanın kapısı sonuna kadar açılmıştı. Evet artık Türk köylüsü Atamın dediği gibi milletin efendisiydi.
Bu başarı bazılarını rahatsız etti, çıldırttı. Uykularını kaçırttı. Çünkü kendileri yıllarca o köylüleri hakir gördü, aşağıladı ama o dönem bitmişti. O eski günlere dönülmeyeceğini anlamışlardı. Bu o rantiyeci sırtlanları daha da rahatsız ediyordu. Bu başarıyı bir şekilde baltalayacaklardı. Bunun için bazı zavallı taşeronları kullanmak en kolay yoldu ve kullandılar. O zavallı taşeronlar neyin ne olduğunu bilmiyorlardı. Çiftçiyi, üretmeyi, alın terini sadece rant gören zihniyet çamur atmayı, fitne fesat şantaj yapmayı mübah gördüler. Yıllarca yapılan genel kurullarda başları yere düştü. Arkalarına baka baka o çamur hayatlarına döndüler ve çamurları da çevreye saçarak yaşadılar.
Hiçbir zaman o çamurları ne bize ne de çiftçiye bulaştıramadılar. Ama yalan fitne ve iftiralar, hayat tarzı olan zavallılar durmadılar daha doğrusu rant sırtlanları da bunları durdurmadı. Amaçları Kayseri şekerin on binlerce dönüm arazisini kendi amaçları doğrultusunda kullanmak ve ellerine geçirmekti.
Ama ben olduğum müddetçe bu araziyi zilliyetlerine geçirmeleri hayaldi. Sırtlanlar, taşeronlar bu hayallerini hayata geçirmek için her türlü yolu mübah görüyorlar ve milletin kendilerine verdikleri kutsal olaylarla bir yere gelince ne oldum delisi olanlar da bu ekibe destek vererek devletin değerli makamlarını da yanlış bilgilendirerek bizim demokrasi olan bu yalnız ve güzel ülkemde olmayacaklar oldu, oldurdular.
Genel kurulda on binlerce çiftçinin oyuyla seçilmeme rağmen bu meşru oylar yok sayılmış, binlerce farklı yol deneyen sırtlanlar ve taşeronları bizi cezaevine attırarak amaçlarına ulaştılar. Ama bir şeyi unuttular, herkesin bir hesabı var Allah’ın da hesabı var. Son mahkememde hepsinin maskesi düştü. Gerçek yüzleri ortaya döküldü. O çirkin iftiracı fitne fesat olan kişilikleri sanki bir anda orada rezil bir şekilde kalakaldı.
Sevgili köylüler ve çiftçi dostlarım, sakın ha sakın bunlara boyun eğmeyin, eyvallah etmeyin. Siz varsanız onlar var, bunu unutmayın. Onlar sizin elinizin kiri, çünkü biz Türk köylüsü ve Türk çiftçisiyiz. Atın üzerinizden ölü toprağını, hakkınızı arayın. O fabrika sizin kendi öz malınız, o tesisler sizin ve çocuklarınızın geleceği.
Ben çok iyiyim, dimdik ayaktayım, eğilmedim, bükülmedim, eğemediler, bükemediler. Çiftçilerim sizi çok özledim, sizi seviyorum.”
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim