• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kayseri : -5 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İstanbul : 3 °C

Öztürk: Eğer seçilirsek hakkın ve halkın rızası için çalışacağız

Öztürk: Eğer seçilirsek hakkın ve halkın rızası için çalışacağız
Türkiye’yi 2023’e taşıyacağız

Kayseri’de doğmuş, büyümüş daha sonra eğitimini siyaset, ekonomi ve iş dünyası üzerine tamamlayıp

memleketine dönerek kendini şehrine hizmete adamış bir ismi; AK Parti Kayseri milletvekili aday

adayı Tuğba Yörük Öztürk’ü konuk ettik.

 

a1-015.jpg

M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA

SİYASET arenasının kızıştığı, adayların belirlenmeye başladığı şu günlerde gazetemiz çok önemli

bir ismi ağırladı.

Kayseri’de doğmuş, büyümüş daha sonra eğitimini siyaset, ekonomi ve iş dünyası

üzerine tamamlayıp memleketine dönerek kendini şehrine hizmete adamış bir ismi; AK Parti Kayseri

milletvekili aday adayı Tuğba Yörük Öztürk’ü konuk ettik.

Öztürk; Kayseri’deki ekonomik ve politikdurum, sosyal yaşamda kadının rolü, esnafın ve sanayicinin ülke geleceğine bakışı gibi bir çok konuda sorularımıza içtenlikle yanıt verdi.

 

■ Zafer Gazetesi: Tuğba Hanım, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Siyasete nasıl ve neden girdiniz?

 

Tuğba Yörük Öztürk: Ben üniversite eğitimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra doğduğum,

büyüdüğüm şehre geri döndüm. Siyaset Bilimi okudum. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler

Fakültesi’ni bitirdim, daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sermaye Piyasası Uzmanlığı

Bölümü’nde master yaptım. Hem Halkla İlişkiler hem de İşletme’yi bitirdim. Sonra doymadım,

İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü’nde öğrenciliğim halen devam ediyor.

Bu kadar eğitimin üzerine Kayseri’ye gittiğimizde bizim çok köklü bir aile şirketimiz vardı. Ama ben bir direk aile şirketinde oturmaktansa önce ne olduğumu anlayabilmek adına bir başka şirkette Holding bünyesinde 1 yıl Maliyet ve Bütçe Uzmanlığı yaptım. Orada kendimi tanıdıktan, iş hayatını tanıdıktan sonra disiplini anladıktan sonra (kendi şirketinizde bunu anlayamaya bilirsiniz) babamın yoğun ısrarlarıyla kendi şirketimize transfer oldum.

Ben Kayseri’de sektörel bazda vergi sıralamasında 2.olan bir şirketler grubunun Finansal Yöneticiliğini yapıyorum. Tüm Finans Koordinatörlüğü’nü ben üstleniyorum. Tabi bu şirketin aynı zamanda Yönetim Kurulu Üyesiyim. Bu şekilde bir iş hayatım var. Kayseri’de biz ilk ödülümüzü aldığımızda, vergi rekortmenleri listesinde olduğumuzda ben 28 yaşındaydım. Vergi Dairesi Başkanı önce bir bayan görmüş şaşırmış. Daha sonra ziyaretimize geldi ve dedi ki: “ben sizi 50’sine gelmiş bir hanımefendi olarak hayal ediyordum çok gençsiniz.”

Buradatabi aile büyüklerinin de çok önemi var. Sizin önünüzü açması ile alakalı. Bizim yolumuzu açtılar ve “iş hayatında biz de varız” diyebildik. Ben Kayseri’ye geldikten sonra gördüm ki, İstanbul’da sosyal hayattaki yaşam, kadına bakış, çalışan kadına bakış ile Kayseri arasında çok fark var. Zaten doğup büyüdüğüm bir şehirdi, bunların hep farkındaydım ama ikinci bir gözle görebilmeye başladım. Ve kendimi sorgulamaya başladım: “Ben bu şehre ne katabilirim, ne yapabilirim?” Bu sorgulamalar

sırasında Kayseri’deki kimliklerime de bakıyorum ve diyorum ki; “Ben Kayseri’ye dönüp baktığımda

Kayseri’de öğrenci oldum, Kayseri’de çalışan kadın oldum, Kayseri’de işçi oldum.”

a2-064.jpg

Ben bu dönem ülkemizin içinde bulunduğu süreci, 7 Haziran seçimlerini 4 yıllık bir vekil seçmek olarak değil Türkiye’nin kaderi yazılacak ve bu kaderi yazacak şahısların seçimi olarak tabir ediyorum.

Türkiye artık silkinecek. Üzerindeki yüklerden arınacak, kurtulacak. Yeni bir oluşumun içerisinde

muhakkak olacak. Şimdi Türkiye tarihinde dönüp bakıyorsunuz. 12 yıl önce yoksul ülkeler grubunda

iken, sürekli dış borçlanmaya beli bağlanmışken, insanlar ekonomik krizlerle uğraşırken bugün Türkiye IMF’ye borç verebilen, ekonomik düzeyi güçlenmiş, insanlarının refah düzeyi artmış bir ülke haline geldi. 1920 Türkiye’sinden 2015 Türkiye’sine baktığınızda; 1920’den AK Parti’nin iktidara geldiği süreye kadarki 80 yıllık Türkiye’de neler yapılmış? Bu ülkeye ne kadarlık yatırım yapılmış? İnsanına ne kadarlık yatırım yapılmış? 2002’den sonra AK Parti’nin Hükümeti ile birlikte Türkiye’de neler olmuş? En basitinden sağlık. 80 yılda 7 bin metrekarelik bir sağlık alanı tesis edilmiş Türkiye’de. AK Parti’yle birlikte 13 yılda bu alan 13 bin metrekareye ulaşmış. Yani 80 yılda yapılmış hizmetleri biz 13 yılda yapmışız. 2023 Türkiye’sinde bizim görmek istediklerimiz; çağdaş, üreten, bütün dünyaya karşı tek başında ayakta durabilen bir Türkiye istiyoruz. Hep çocukluğumuzdan beri söyleyen bir söz vardır:

“Türkiye jeopolitik açıdan çok önemli bir noktada.” Evet şuan da gerçekten jeopolitik açıdan çok önemli bir noktada. Yukarınıza bakıyorsunuz savaş, aşağınıza bakıyorsunuz savaş, sağınıza bakıyorsunuz savaş, solunuza bakıyorsunuz savaş ve buna rağmen istikrarla büyümeye çalışan bir ülke var. Bunun korunması ve daha da güçlenmesi lazım. 2023 Türkiye’si de zaten “korunmuş, güçlenmiş, daha da büyük bir Türkiye’dir.” Kendi sanayisinde bütün üretimleri gerçekleştirebilen, yazılım mühendisliğinde artık üst noktalara gelmiş, dışa bağımlı olan Türkiye’den arınmış, kendi bütün ihtiyaçlarını üretip, kullanıp hatta satabilen bir Türkiye hedefliyoruz biz. İlk iktidara geldiğimiz

günlerde yoksulluk sınırında bir ülkeyken şuan ekonomisi orta düzey olan bir ülkeyiz. 2023’deki hedefimiz dünya ekonomileri arasında ilk 10 ülkeden biri olmak. Bunun için ne yapmak lazım?Çalışmak, üretmek lazım. Benim hayalimdeki Türkiye de bu. AK Parti’yle yolumun kesiştiği yer de tam burası. Ben çalışan, üreten bu şehre bu ülkeye emek harcayan, katma değer vermeye çalışan bir bireyim. Bu bireyliğimin yanında, ülkemle ilgili çok da güzel hayallerim var. Tam da hayal kurup bunu gerçekleştirebilme isteğimin olabileceği yaştayım. Siyaset yapmanın bence bu dönem tam da bir milli mücadeleymişcesine algılanıp değerlendirilmesi gerektiği bir zaman. Çanakkale Zaferi’nde o dönemde o milli mücadelede birlikte okullarını bırakıp cephelere gitmişler. Bugün artık savaşlar cephelerde olmuyor, masa başlarında oluyor. Bunca donanımları ülkenin geleceği için birilerinin kullanması lazım.

Hedefler belirlenirken bu hedeflere gidecek çalışmalar yapılırken tam da bu noktada çalışmak isteyen arkadaşların “ben de varım, ben de varım” sözlerini söyleyebilmesi gerekir. İşte bu hevesle ve bu inançla ben siyaset yapmaya karar verdim. Bu doğrultuda siyaset yapacaktım ama kimle yapacaktık? Tam da bu hedeflerimin uzlaştığı partiyle, AK Partiyle yollarımız kesişti. Bu şekilde siyasete ‘merhaba’ demiş oldum.

“ÜLKEMİZDE AVRUPA BİRLİĞİ’NE UYUMLU TEK KENT KAYSERİ”

■ Zafer Gazetesi: Özellikle finans ve ekonomi sektöründeki çalışmalarınız ile piyasaların nabzını

tutuyorsunuz. Ülke ekonomisin son yıllardaki durumunu bize kısaca tahlil edebilir misiniz?

 

Tuğba Yörük Öztürk: Zaten benim hep söylediğim bir şey var:

Bu ülkeyle ilgili daha da güzel hayalleriniz, hedefleriniz varsa bunu yapabilmeniz için “ekonomik özgürlük”, “iktisadi güç” olmazsa olmazdır. Şuan ülkenin yakaladığı bir istikrar var. Bakın biz ilk iktidara geldiğimizde faiz oranları %67’lerdeydi. Bugün 7.7 gibi düzeylerde. Bakıyorsunuz şimdi küçük işletmeler artık büyüdüler. Yabancı kaynak ihtiyacımız vardı. Bunun için ne yapıyordunuz? Ya şirketleri evlendirirsiniz yada borç alırsınız. Artık insanlar erişebilir yabancı kaynaklara ulaştılar. Erişebilir yabancı kaynaklar şirketleri büyüttü.

Büyüyen şirketler daha çok üretti. Daha çok üretim daha çok istihdamı getirdi. Daha çok istihdam daha çok milli gelir getirdi. Bunların hepsi bir döngüsel hareketti ve biz bunu başardık.

Bundan sonra bu düzenin devam edebilmesi için istikrar şart. Bu ülkenin bu kadar büyümesi, güçlenmesi,hedeflerine yaklaşması elbette ki birilerini rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık içinde olabildiğince ülke içerisinde istikrarı bozabilecek hamleler yapılıyor. Bir vatandaş olarak bazı şeyleri biz ne kadar net düzenin bozulması, istikrarın bozulması adına yapıldığını çok iyi görebiliyoruz. Ama biz partimiz olarak bu düzeni bozdurmayacağız, bu istikrarı bozdurmayacağız. Türkiye için hedeflerimiz var. Hedefimiz 2023. Hedefimiz büyümüş, kendi başına çok güçlü hareket edebilen bir Türkiye. Çalışan, üreten Türkiye. O yüzden bu hedeflerimize yetişebilmek, yapabilmek için ekonomi çok önemli. İnşallah da bunu sağlayacağız.

Bu dönemde doların yükselişini de değerlendirecek olursak, dolar tüm dünyadazaten artış gösteriyor. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, Türk Lirası’nın değer kaybetmesi ile alakalı değil. Doların yükselişi var ama bizim Merkez Bankamız gerekli müdahalelere başladı.

Doların belli bir seviyede tutacaklar. Bu bütün bir dünya üzerinden bakılarak tahlil edilebilecek bir dönem.

■ Zafer Gazetesi: Bölgeniz Kayseri’de esnaf ve iş dünyası ile çeşitli etkinliklerde bir araya geliyorsunuz.

 

Kayseri’nin günümüz siyasi oluşumu hakkında bilgi verebilir misiniz? Tuğba Yörük Öztürk: Kayseri bir sanayi şehri. Ülke siyasetine baktığınızda da ciddi etkin olan bir şehir.

Bu seçim döneminde benim onurla bahsettiğim bir durum var. Partimiz bir genel iç tüzük kararı almış. Ve diyor ki; “Sayın Belediye Başkanlarımız ve İlçe Teşkilatındaki delegelerimiz hiç kimseistifa etmesin.

Biz adaylık sürecinde hiç kimseye böyle bir imtiyaz tanımayacağız. Biz yeni adaylarla yola devam edeceğiz” diyor Ama bir parantez açıp “Kayseri büyükşehir Belediye Başkanı’mız hariç.”Yani bu aslında Kayseri’nin Türkiye siyasetine attığı imzanın bir resmidir. Bu kadar özel siyasetçileri bünyesinde barındırmış bir şehirdir. Kayseri şuan Avrupa Birliği’ne uyumlu tek kent. Şehircilikbakımından bu kadar düzenli bir şehirdir. Ticaret bakımında 171 ülkeye ihracat yapan, yıllık 2 milyon dolar ihracat kazancı olan bir şehirden bahsediyoruz. Büyük bir şehir; üretimde olan, siyasette olan varlığı her daim hissedilmiş bir şehirdir Kayseri. Ve bu şehrin yetiştirdiği bir evlat olarak da ben bu şehre hizmet etmekten onur duyarım, böyle bir görev verilirse.

“SİYASETTE ALIŞKANLIKLARI SONLANDIRACAĞIZ”

■ Zafer Gazetesi: Son olarak gazetecilerimiz aracılığı ile okuyucularımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Tuğba Yörük Öztürk: Türkiye’de hep alışılmış bir şey vardı. Koltukları eskitene kadar o koltuklarda oturmuş, yıllarca insanların baktıklarında hep gördükleri isimler olmuş, alışkanlık haline gelmiş siyasetçiler vardı. Yıllarca siyaset yaptılar, gidip geldiler, gidip geldiler. O koltuklarda hep onlar oldu.

 

Partimizin yine en güzel kısmı bu: 3 dönem kuralı. Türkiye’nin alışkanlığını kırma noktasında ve yeni siyasetçilere, yeni bir şeyler konuşmak isteyenlere, yeni yüzlere, gençlere çok güzel bir yol açımı

sağlandı.

 

Ben 30 yaşında, Anadolu’nun içinde Kayseri şehrinde yetişmiş, siyaset ilminin okulunda okumuş birisi olmama rağmen diyebiliyorum ki; “Evet ben de varım.” Ama bunu diyebilmem içinde bana bu platformu sunan yine partim. Bu partinin ülkeye yapabilecekleri yine bendeki bu görüntü ile şuan sizin karşınızda oturmamı çok da güzel doğruluyor.

Biz istiyoruz ki; artık gençler ve kadınlar siyasetin içinde olsunlar. Konuşsunlar, paylaşsınlar. Hep diyorlar ki; “Neden siyaset?” Kadının aslında kendisi siyasettir. Bir kadına siz “ne iş yapıyorsunuz” diye sorduğunuzda kadın size “ev hanımıyım” diyorsa bile, o ‘ev hanımı’ profilinin altında çok güçlü bir iktisatçı, çok güçlü bir siyasetçi ve gerçek bir toplum bilimci vardır. Kadın evinde iktisatçı davranışını sergileyen yegane kişidir. Bizde yırtık atılmaz,yırtık dikilir. Bizde artan yemek çöpe gitmez. Onunla yarın yeni bir yemek oluşturulur. Bu bir iktisattır.

 

Şimdi siyaseti nasıl yapıyor? Gerçek siyasetçi asıl kadındır. Siyaset nedir? Siyaset insanlar arasındabirlik oluşturabilmektir, güç oluşturabilmektir, birlikte hareket edebilmektir. Birbirini anlayabilme, denge kurabilmedir. Şimdi evlerin içine girin bakın; çocuklarla eşlerin arasındaki o hassas dengeleri kim kuruyor? Aileler arasındaki hassas dengeleri kim kuruyor? Eşine bir konuyu anlatırken nerden nasıl gireceğini bilip de eşine “evet” dedirtmeyi kim biliyor? Ben kadınlarımız tabi ki. Toplum bilimciye gelince; gençler kimdir? Bugünün çocuğu yarının geleceği değil midir? Bugünün gençleri aslında yarının geleceği değil midir? Geleceğimizi şekillendiren kim? Bizim aslında ruhumuzun, tavrımızın, karakterimizin yegane mimarı annelerimiz değil midir? O halde bu evin içinde bizim geleceklerimiz büyümüyor mu? Türkiye’nin geleceği büyümüyor mu? Bu gelecekleri de yetiştiren kadınlar değil midir? O zaman kadınlar birer toplum bilimci de olmuyor mu? Bir kadın olarak bu kadar vasfı üstümüzde taşırken, “siyaset arenasında da, iş dünyasında da aktif olarak varız” diyebilmeliyiz ki;

Türkiye birazcık daha yürüyebilsin.

Ben özellikle partimle yine bu noktada onur duyuyorum. Yıllarca kadınlar dini inançları gereği başörtüsüyle mağdur edildiler. İş dünyasından, eğitimden alıkonuldular.

Hep evlerde yaşamak zorunda bırakıldılar. Ama bugün kadın başörtülü de olsa iş dünyasının için “ben de varım” diyebiliyor. Kamu dairelerinde çalışabiliyor. Okullarını terk etmek zorunda kalmıyor. Okul hayatına da devam edebiliyor. Bu ülkede başörtüsü yasakları kalktı ama mini etek de yasaklanmadı.

Ben başı açık bir kadın olarak bu platforma siyaset yapmaya çalışıyorum.

Bu partiyle birlikte hareket ediyorum. Bunlar bu ülkenin geleceğinde daha demokratik, daha aydınlık, daha özgürlükçü, daha fazla insana saygı duyan bir şekilde yönetileceğimizin göstergeleridir. Bu yüzden de partim gençlere, kadınlara sahip çıktı. Onlara şuanda siyaset yapmak üzere aday adaylığını platformuna taşıdı.

İnşallah halkımız da bunun farkına varıp partimize daha çok destek olacaklardır. Ve bizleri; gençleri, kadınları mecliste yada herhangi bir yerde (hizmetin yeri olmaz) sivil toplum örgütlerinde, siyasette, her yerde daha çok kadın, daha çok genç, daha çok yürek, daha çok emek görebileceğimiz yerler oluşturacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim