• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 14 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İstanbul : 18 °C

Prof. Dr. Ünsal Ban: 'Dünyayı kimler yönetiyor?..'

Prof. Dr. Ünsal Ban: 'Dünyayı kimler yönetiyor?..'
Yeni Şafak Gazetesi ekonomi yazarı Prof. Dr. Ünsal Ban 'Dünyayı kimler yönetiyor?..' başlığı ile kaleme aldığı köşe yazısında çok çarpıcı gerçeklere değindi.

Prof. Dr. Ünsal Ban köşe yazısında dünyayı sanıldığı gibi ABD, İngiltere, İsrail gibi devletlerin değil başka güçlerin yönettiğini gündeme getirdi. Prof. Dr. Ünsal Ban köşe yazısında dünya ekonomisini şekillendiren güçlerin kökleri 18. yüzyıla dayanan iki aileden ibaret olduğunu belirtti.

 

Prof. Dr. Ünsal Ban'ın 'Dünyayı kimler yönetiyor?..' başlıklı köşe yazısı

ABD, İngiltere, İsrail, vesaire değil.

Hayır dünyayı bunlar yönetmiyor, kontrol bunlarda değil.

Bu iş için 'ülke' olmanın ötesinde farklı yapısal özellikler gerekiyor.

Dünyayı kontrolleri altında tutan arka plandaki aktörler, kökleri 18. Yüzyıl'a dayanan aileler.

Dünyayı yöneten etkin/elit on iki aile var.

Rockefeller ve Rothschild aileleri önde gelenleri.

Bu iki ailenin, sahip oldukları şirketler vasıtasıyla yönettikleri parasal güç dünya ekonomisinin yarısından fazlasına karşılık geliyor.

Dünya bir yana bu iki aile diğer yana.

18. Yüzyıl'dan bu yana bankacılık işleri ile uğraşan bu aileler, gerçekleştirdikleri faaliyetler sayesinde sahip oldukları maddi varlıkları genişletmiş, aynı zamanda politik açıdan da ciddi bir güç elde etmişlerdir. Rothschild ailesinin 1800'lü yıllarda İngiliz Merkez Bankası'na dahi likidite sağlamış olması bankacılık alanında gösterilen faaliyetlerin büyüklüğünü gözler önüne serdiği gibi, kurulan politik ilişkilerin hangi boyutlarda olduğuna da işaret etmektedir.

Bunlar dünya politikasına müdahale ederler, kontrolleri altında tutarlar ama bu işlere hiçbir zaman kendi adlarına girmezler.

Sol ve sağın bunlar için anlamı yoktur; birbirlerine zıt görüşlere sahip politikacılara eş zamanlı destek verirler.

Bunlar özellikle merkez bankaları ile yakın ilişkiler içinde olmaya dikkat ederler.

Faiz oranlarını ve para arzını bir başka ifadeyle 'enflasyon seviyesini' kontrolleri altında tutan merkez bankalarının uygulamaları ülkeler için hayati önem taşır.

Bunların doğru politikaları ülkelerinin istikrarlı büyümesini sağlar, yanlış politikaları ise ekonomik buhranlara iter.

Ülkelerin merkez bankalarını kontrol etmek, yönlendirmek bu ailelere geniş imkânlar sunar.

Bu kontrol sayesinde istediklerini büyütür istediklerini buhranlara sürüklerler.

Savaş, toplumsal karışıklık ve ekonomik kriz ortamları dünyayı yöneten bu ailelerin faydalandığı unsurlardır.

Ülkeleri '70 sente muhtaç hale getirmek' ve sıkıntıdakilere karşı 'para'yı kullanmak, bu güçlü araçla hükümetlerden 'imtiyazlar' istemek geleneksel tarzlarıdır.

Kuşkusuz ülkemiz de bu operasyonlarla karşı karşıya kalmıştır.

Her hükümeti kontrolleri altına alan, almaya alışmış bulunan bu güçler, son zamanlarda 'kontrolü elden kaçırmakta olmanın' sıkıntısını yansıtmışlardır.

Türkiye'nin IMF ile ilişkisinde 'alan' değil 'veren' taraf pozisyonuna gelmesi hoşlarına gitmemiştir.
 

Nükleer santralin inşası için gerekli imzaların atılması, üçüncü havalimanı sermaye yapısının %100 Türk şirketlerden oluşan konsorsiyuma ihale edilmesi, Kanal İstanbul ve üçüncü köprü için çalışmaların başlatılması bunlara rahatsızlık vermiştir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim