• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İstanbul : 10 °C

Şamil Tayyar Operasyonun Arka Planını Anlattı - VİDEO

Şamil Tayyar Operasyonun Arka Planını Anlattı - VİDEO
AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar katıldığı bir televizyon programında gündeme yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.

24 TV ekranlarında yayınlanan Murat Çiçek'in sunduğu 'Açık Görüş' isimli programın konuğu olan AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar gündeme yönelik önemli tespitlerde bulundu... 

FEZLEKE USULÜNE UYGUN OLARAK HAZIRLANMAMIŞTI 

Fezlekelerle ilgili açıklama yapan Şamil Tayyar şunları aktardı: 

Bazı gazeteci arkadaşlar bilgi edinmeden fikir sahibi olabiliyorlar. Ve kamuoyunu da yanlış yönlendiriyorlar. Soruşturmanın başladığı ilk gün, 17 Aralık soruşturmasından hemen sonra soruşturmayı yürüten savcı 504 sayfalık fezlekeyi alıp polis müdürlerine gidiyor. Diyor ki bunları imzalayın. Onlar da içeriğinden haberdar olmadıkları, hazırlanışından hiçbir şekilde bilgi sahibi olmadıkları için bu metne imza atmak istemiyorlar. Çünkü bu metin de bir başka karargahta hazırlanmış henüz daha şüphelilerin ifadelerine başvurulmamış, hiçbir konuda daha bilgi edinilmeden fezleke metnini getiriyorsunuz diyorsunuz ki bunları imzalayın, sizden bana gelsin, ben bunu göndereceğim. Onlar o zaman bunu imzalamadılar. Ama aynı anda medyaya bu servis edildi. Dolayısıyla fezleke usule uygun olarak hazırlanmamıştı. Aradan bir hafta, 10 gün geçtikten sonra bu fezlekenin meclise gönderilmesi için Adalet Bakanlığına gönderildği ifade edildi. Doğru bunlar geldi ancak Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün önceden yayınladığı bir genelge var. O genelgeye göre; Bakanların görev dönemi ile ilgili eğer bir suç iddiası var ise bununla ilgili bir fezleke hazırlanmaz. Sadece bilgi notu hazırlanır. Ve o bilgi notunu parlementoya gönderirsiniz, parlemento o Bakanlarla ilgili olarak soruşturma açılmasına karar verilirse bir komisyon kurulur. Ve o komisyonda iddialar soruşturulur, eğer yüce divana bir sevki karar verilmişse Genel Kurula gelir oylanır ve buyrada karar verilirse Yüce Divana gider. Süreç böyle. 

DARBE GİRİŞİMİ OLDUĞUNU BAŞINDAN BERİ SÖYLÜYORUZ 

Bir hukuk adamı olan savcının başından beri bunun bir hukuki soruşturma olmadığını, intikam soruşturması olduğunu, bir darbe girişimi olduğunu en baştan beri söylüyoruz. İlk günden daha sonraki güne kadar her tarafından hukuksuzluk akıyor. Burada zaten amaç hukuki soruşturma yoluyla meselei yargıya intikal ettirmekten ziyade, kamuoyunda bir iktidar partisi mensuplarına yönelik bir gayreti var. Böyle bir algı oluşturmak isteniyor. 

O BİLGİLER CHP GENEL BAŞKANINA DA GÖNDERİLDİ 

CHP Genel Başkanı bile grup toplantısında buna gönderme yaptı.'Bakın hepsi bizim elimizde, sakın fezlekeyle ilgili bir oynama yapmayın. Eğer oynama yaparsanız kötü olur, biz bunu açıklarız'. Demek ki bir örneği de ona verilmiş. Maalesef, o polislerdeki tüm bilgi ve belgelerin tamamı CHP Genel Başkanına gönderildi. Bu teyit edildi. 

Murat Çiçek'in yönelttiği'binlerce kişi kıyıma uğradı diye iddialar var. Rutinin dışına çıktılar. Aksini kimse söyleyemez. Fakat bunu kıyım olarak ifade etmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Tayyar şu cevabı verdi: 

YAPILMAK İSTENEN SEMBOLLERLE ALGI OLUŞTURMAK 

17 Aralık'ta bir operasyon yapıldı. Gerekçe neydi; yolsuzluk, rüşvet vs. Bir takım iddialar getirildi. Ve bunlar gündeme getirilirken de birkaç ritüel insanların zihnine şırınga girdi. Bunlar ayakkabı kutusu, para sayma makinesi ve kasa. Mesele yolsuzluğun ne olduğu değil, sembollerle olgu oluşturmak. Bunu da başardılar. Çok profesyonelce harekete geçirilmiş bir plandan söz ediyoruz. 

HEDEF TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ PROJELERİNİ SEKTEYE UĞRATMAK 

Savcı fezlekeyi okumadan, 11 çuval belgeyi taramadan çok sayıda firmanın bütün mal varlıklarına tedbir konuluyor. Ve bu firmalar baktığımızda da Türkiye'nin en önemli projeleri olan 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havaalanı gibi önemli projelerde de iş almış firmalar. Ve projeler durmaknoktasına geliyor. Ve burdan anlıyorsunuz ki mesele; türkiye'nin önemli projelerine sekteye uğratmak. Gezi olaylarında da 3-5 ağaç üzerinden başlatılan bir operasyon vardı. Arkasından Taksim Platformu çıktı ve Türkiye'nin bu hayati projelerinin durdurulmasını istedifade etti. Gezi ile başlayan 17Aralık ile devam eden süreçte bir siyasi operasyon var. 2 gücü harekete geçiren operasyon birlikte hazırlanılmış. 

ŞÜPHELİLERİN AVUKATLARINDA BİLE OLMAYAN BİLGİLER SOSYAL MEDYADA ÇIKIYOR 

Bakana ne ile suçlanıyorsunuz diye sordum. Bakan ne ile suçlandığını bilmiyor.'Ben ne ile suçlandığımı anlamak için Mehmet Baransu'nun sayfasına girdim ve ordan aldım' dedi. Onu gösterdi. Günlerce bir insan hakkında çok ağır isnatlarda bulunuyorsunuz ama o şahıs ne ile suçlandığını bilmiyor. Avukatı gidiyor diyor ki; gizli karar var. Biz size dosyadaki bilgileri veremeyiz. Ancak ifadesini alırken biz ona soru sorarız, o bize cevap verir. Düşünü ki şüphelilerin avukatlarında bile olmayan metinler, görüntüler, kayıtlar ertesi gün bakıyorsunuz sosyal medyaya servis ediliyor. Bu bir ahlaksızlık değil mi? Eğer siz burada bir yolsuzluk ortaya çıkarmak istiyorsanız Türkiye bir hukuk devletidir.Usulune göre yolunuza devam edersiniz. Şimdi burada bir suikast girişimi var ise; yolsuzlukla mücadeleyi bu adamlarla yapamazsınız. O zaman bu ekibin değişmesi gerekir. Çünkü bunlar hukuk adamı değil artık. 

2023'TE DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ İLK 10 EKONOMİSİ ARASINA GİRECEĞİZ 

Türkiye kritik bir evreye giriyor. 2023'e ilişkin hedefler koydu. Şuanda bir 16., 17. En büyük ekonomiye sahibiz. Eğer 2023 hedeflerimiz tutarsa dünyanın en gelişmiş ilk 10 ekonomisi arasına gireceğiz. İhracatımız 500 milyar dolara çıkacak. Kişi başına düşen milli gelir 25 bin doları aşacak. Sizin 10 ülke içine girmeniz demek asgari 9 ülkeyi saf dışı bırakmanız gerek. O zaman ne oluyor; kendinize düşmanlar üretiyorsunuz. 

ERDOĞAN'SIZ BİR TÜRKİYE PROJESİNİ HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR 

Türkiye hem bölgede, hem dünyada güçlü bir devlet olmak istiyorsunuz. Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada üstlendiği bu yeni rolden rahatsız olanlar ve yeni bir küresel denklermi oluşturmak isteyenler Erdoğan'sız bir Türkiye projesini hayata geçirmek istiyorlar. Onun için de ne yapacaklar edecekler yeni dönemde Erdoğan'ı Türkiye'nin siyasetinden silecekler. 

Bunun için birinci adım; Cumhurbaşkanı fikrinden vazgeçirmek. 

İkinci adım; eğer bunu başarabilirlerse diyecekler ki; bu üçüncü dönem kuralından falan sakın ola ki vazgeçme. Siyaseti bırakacaksın. Eğer her şey yolunda giderse, onlar açısından en geç 2015 Haziran'da seçimler var. 2015'ten itibaren Erdoğan'sız bir Türkiye olacak. Ama bunlar buna bile tahammül edemiyorlar. Diyorlar ki; hemen gideceksin. Çünkü yarının şartlarının ne getirip, ne götüreceğini bilemiyorsunuz. Biz bu okumayı bir yıl önce yaptık. Böyle bir Türkiye'yi nasıl kuracaklar? Bunun için bir kaotik ortam yaratmak gerekir. Bu kaotik ortamın sonucunda, siyasi istikrar bozulursa,ekonomik istikrar bozulur ve zincirleme bunlar birbirlerini etkiler ve öyle bir hale gelir ki Recep Tayyip Erdoğan bu yeni oluşturulan siyasi ve sosyal konjonktürde, ekonomik konjonktürde Cumhurbaşkanı adayı olamaz. İşte yapılmak istenen şey bu. Gezi olaylarında olmadı. 17 Aralık'ta operasyonundan umutlarını keser hale geldiler. Bir yere kadar geldiler ama gerisi yok. O zaman başka enstrümanlara ihtiyaç var. 

SUİKAST GİRİŞİMLERİ OLABİLİR

Bu kadar kritik bir evrede suikast girişimleri olabilir. Peki kime yapılabilir? Kime yapılırsa Türkiye'de amaçlarına daha kolay ulaşabilirler. Bu sağdan olur, soldan olur, sanatçı olur, siyasetçi olur, devlet adamı olur kaos ortamı oluşturmak için böyle bir plan yapılabilir. Allah korusun Reyhanlı'daki gibi çok vatandaşın hayatını kaybedebileceği bombalı eylemler de düzenleyebilirler. Bunların gözleri kör ve vicdanlarını, akıllarını her şeylerini teslim etmiş vaziyetteler.

TIR ARAMASINDA BİR İHANET VAR

TIR'larda arama yapılıyor ama ne çıkıyor? İlaç çıkıyor. İlk TIR'da ilaç çıkıyor. İlaç çıkınca panikliyorlar. Siz öyle bir saldırmışsınız ki; buradan silahlar çıkacak, bombalar çıkacak ve siz bunları deşifre edeceksiniz. Sonra diyeceksiniz bakın; Türkiye el-Nusra'ya, el-Kaide'ye silah gönderiyor diyeceksiniz. O zaman ikinci ve üçüncü TIR'ı alelacele jandarma bölgesine, dördüncü TIR'ı da Adana'ya bir başka merkeze götürelim belki de alavere dalavere birkaç tane silah koyacaklardı. Bu kadar bir ihanetin içerisinde bu insanların yer alabileceğini herhalde 10-20 gün önce söyleseydik hiç kimse buna inanmazdı.

MAKSAT; BOMBA BULMAK DEĞİL

Onların amacı orada bomba bulmak falan değil. 300 askerle operasyon yapıyorsunuz ve medyanın haberi validen önce oluyor. Çünkü bir kamuoyu oluşturacaksınız ve oluşturduğunuz o kamuoyu üzerinden hükümete baskı oluşturacaksınız. Yukarıya eğer bilgi verseydik bunu engellerlerdi. Yani devleti yöneten herkes ihanet içerisinde ama siz namuslu ve şerefli insanlarsınız. İnsanın kanını donduran görüntüler bunlar. Yerde süründürüyorlar, hakaretler, kimliklerine bakılmıyor.Buradan maksat bomba bulmak falan değil. Eğer öyle olsaydı bir takım tedbirler alınması gerekirdi. 

MİLLETVEKİLLERİNİ İSTİFAYA ZORLAMAK, HÜKÜMETİ DÜŞÜRMEK İSTEMEK DARBE GİRİŞİMİ DEĞİL DE NEDİR?

Siyasi iktidar olarak, yani vesayetin meşruiyetini milletten almış bir siyasi güç olarak ben bu mücadeleyi veririm. Daha önce verdik, şimdi de veririz. Sonra bir manşet yayınlıyorsunuz ve diyorsunuz ki; 17 Aralık bir yolsuzluk operasyonudur, darbe operasyonu değildir. Sonra bu darbe operasyonu içinde yer alan herkesi kutsuyorsunuz. Yazarlarınız Başbakan'ı istifaya çağırıyor. Milletvekillerine istifa edin diyorsunuz. İstifa edenleri milletin vekili diye kutsayarak herkesi istifaya zorluyorsunuz. Çok basit bir soru; bütün milletvekilleri AK Parti'den istifa ettiği zaman ne olur? Bütün milletvekilleri istifaya zorlamak, hükümeti yıkmaya çalışmak bir darbe girişimi değil de nedir? Bunu nasıl izah etmemiz gerekiyor? Peki nerede yolsuzluk mücadelesi? Siz yolsuzluğun üzerine gidin demiyorsunuz ki. Ey AK Parti iktidarı çekin gidin diyorsunuz. Niye çekip gitsin? Onlar yetkiyi milletten aldılar, senden almadılar. Ama sen diyorsun ki; ben milletin iradesine başvurmadan senden bu yetkiyi devralmak istiyorum. Kusura bakma biz bunu sana veremeyiz. Biz emaneti kimden aldıysak ona veririz. Sandıktan aldık sandıkta veririz. Hayır kardeşim biz yine de Türkiye'yi yönetmek istiyoruz diyorsanız, bunun yolu da çok açık; siyasi parti kurarsınız, seçimlere girersiniz eğer millet size yetki verirse sonuna kadar bu yetkiyi kullanırsınız.

ŞİMDİ SORMUYORLAR MI BİZİM KOÇ İLE NE İŞİMİZ VAR

Bana ısrarla Ergenekon'un bir numarası kim diye soranlar, hep Koç ismini verdiler. ‘Siz Koç'u mu kast ediyorsunuz' dediler. Hayır ben hiçbir şey kast etmiyorum. Ben kitabımda bir tarif yaptım.

Şimdi bana hizmet tabanından ‘sizin kastettiğiniz bir numara Koç mu' diye soranlara ben de diyorum ki şimdi; ‘arkadaşlar, cemaatte sizin adınıza söz sahibi olanların Koç ile işbirliğini bana anlatın. ‘Siz böyle bir ilişkiye niye girdiniz?' diye sorun. Bize ‘vicdanınız sızlıyor mu' diye sorarken, deyin ki; ‘ey beni yönetenler, abilerim siz bu Koç'la niye işbirliği yapıyorsunuz? Sizi bir araya getiren güç nedir? Niye birbirinizi son zamanlarda sever hale geldiniz diye onu da sorun. Daha önce bana gelen on sorudan dokuzu; bir numara Koç mu diye sordular hep. Soranlar da hizmetten kardeşlerim benim. Yani sizin o sermaye grubuna bakışınız dün buydu. Ben asla bir isim falan vermedim. Ama siz ısrarla o sermaye grubuyla Ergenekon yönetimi arasında, Ergenekon'un finansman ayağı sonrasında bir irtibat kurdunuz. Bazıları diyor ki; Türkçe Olimpiyatlarına sponsor oldu o yüzden. Üç kuruş, beş kuruş para yardımı alınınca hemen onları aklıyor muyuz? Yani böyle bir düşüncemiz mi var? O zaman burada bir samimiyet problemi var. Parayı veren düdüğü çalıyor. O zaman sadece para ile bir ilişki kurarsanız, bir din eğitimi olmaktan çıkar, başka şey ifade eder. 
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim