• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kayseri : -9 °C
  • Ankara : -6 °C
  • İstanbul : 3 °C

"ŞİMDİ BEN CHP'YE DİYORUM Kİ.."

"ŞİMDİ BEN CHP'YE DİYORUM Kİ.."
AK Parti grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
Başbakan Erdoğan ve Arınç grup toplantısından önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e verilen devlet nişanı töreni için Çankaya Köşkü'ndeydi. Başbakan Köşk'ten TBMM'ye geçerken Arınç'ın Ak Parti grup salonuna gelmediği görüldü.

Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları;

Filipinlerde büyük bir afet yaşanıyor. Taziye mesajı ilettik. Ama bununla da kalmadık 65 tonluk yardım malzemesini Filipinlere ulaştırdık. AFAD Başkanımız ve ekibi de oraya ulaştı ve yardım çalışması başlattı. Avustralya'daki Türk Kızılay'ı ekibi de oraya ulaşıp çalışmaya başladı. Türkiye her aşamada Filipinlerin yanında olacaktır. Bu arada 1999 yılında Düzce'de yaşanan depremin de 14. yılında bulunuyoruz. Orada malum 782 vatandaşımızı kaybetmiş, 2700 vatandaşımız da yaralanmıştı. Orada hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, Rabbimden böyle afetlerden muhafaza niyaz ediyorum.

SAVAŞ AY'IN VEFATI

Çok değerli gazeteci Savaş Ay hayatını kaybetti. Biz katılamasak da bizi temsilen bir çok arkadaşımız cenaze merasimine eşlik ettiler. İbb başkanlığımdan itibaren birlikte çalıştığımız değerli dostumuz Savaş Ay'a Allah'tan rahmet diliyor, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum.

"DÜN MUHARREM İFTARINA KATILDIK"

Yarın Muharrem ayının 10. gününü idrak edeceğiz. Aşura dediğimiz bu gün de bir çok önemli olay yaşanmıştır. Bir çok önemli Hadise bu günde gerçekleşmiştir. Sadece İslam'da değil bir çok dinde de önemlidir. 10 Muharrem'in acı bir hatırası da bulunuyor. Hz. Peygamberin mübarek torunu Hz. Hüseyin efendimiz 10 muharrem gününde Kerbela'da şehit edilmişlerdir. Hz. Hüseyin efendimizi ve ehlibeyti hürmetle yad ediyor, Allah'ın selamı onların üzerine olsun diyorum. Muharrem orucu Ramazan'dan sonra en fazliletli oruçtur. Bu oruç hem sünniler hem de şiiler arasında çok güçlü şekilde yaşatılıyor. Dün de bir muharrem iftarına katıldık. Türkiye'nin bütün renklerine hitap eden sofrada oruç açtık. Kerbela'nın özellikle de Hz. Hüseyin efendimizin şehadetinin bir tefrikanın aracı olmayacağını her fırsatta ifade ettik. Bunu sadece Türkiye içinde değil bu noktada büyük ızdırap çeken bölge ülkelerinde de ifade ettik. Bu meselenin bir anda çözüleceği umudunda değiliz ama bu meselenin fikir düzeyinde kalmasını her zaman arzuladık.

"İSLAM'LA ALAKSI YOKTUR"

Kerbela'da yaşanmış acı hadiseden yola çıkarak kardeşin kardeşi katletmesini, kutuplaşmanın yaşanmasını biz en başta Hz. Hüseyin efendimizin mübarek hatırasına bir haksızlık olarak görüyoruz. Kendini Müslüman olarak tanımlayan bir şahıs veya bir grup çıkıyor gidiyor bir kutsal mekanda bu bombayı patlatıyor. Böyle bir vahşetin bırakın sünni ve şiiliği insanlıkla da alakası yoktur. İslam'la da alakası yoktur ve olamaz.

"MAZLUM'U KATLEDEN YEZİD'DİR"

Çocuklar, kadınlar, masum insanlar ölüyor. Kerbela'dan ders çıkarmak gerekirken hemen her gün yeni kerbelalar yaşanıyor. Çağın Yezidleri çağın Hüseyinlerini katlediyor. Biz her zaman Hüseyinlerin tarafında durduk. Kerbela faciası Yezid'in iktidar hırsının eseriydi. ŞU anda bu coğrafyadaki kanlı mücadeleler de iktidar hırsının eseridir. Suriye budur, Irak budur. 1374 yıl önce Yezid'in iktidar hırsı Hz Hüseyin'in kanını Kerbela'nın sıcak toprağına döktüyse bugün de birileri mazlumların kanını toprağa döküyor. Hz. Hüseyin şii ya da sünni değil. Bir kutup yıldızıydı. O zaman ne şii ne sünni vardı. Bugün Irak'ta Suriye'de Yemen'de Lübnan'da kendisine hangi ismi takarsa taksın mazlumu katleden Yezid, mazlum da Hüseyin'dir.

"ATEŞ BİZİM ATEŞİMİZ"

Biz kan üzerine kurulu iktidarlara hep aynı nazarla bakıyoruz. Bu şehitler için Kerbela şehitleri gibi acı duyuyoruz. İslam coğrafyasında ve Türkiye'de ortak medeniyetimizin mensuplarının artık bu güç savaşlarının daha samimi bir şekilde reddedilmesini sorgulanmasına vicdanlarıyla bu konuda karar vermelerini bütün Müslümanlardan istiyoruz. Eğer bizim aramıza başkaları girmezse, özümüzle, bizi biz yapan değerlerle konuşursak aramızda mesele kalmaz. Alevi kardeşimle Sünni kardeşim arasında ortak değerlerin yanında farklılıklar cüzi seviyededir. Aynı toprakların insanıyız, aynı medeniyetin ortak mimarlarıyız. Nasıl ki Mevlana ismi silindiğinde bu topraklardan geriye bişey kalmazsa Hacı Bektaş ismi silindiğinde de bu topraklardan geriye hiçbir şey jalmaz. 1071'den bu güne kadar bu toprakları birlikte imar ettik. Birlikte inşa ettik. Alevi ya da Sünni acıları hüzünleri kederleri birlitke yaşadık, sevinçleri birlikte yaşadık. Acı hadiseler bizim bin yıllık kardeşliğimizi bozamaz. Yezid'in himayesinde nifak odakları bizim aramızı açamaz. Bazı ülkelerin, bazı partilerin, özellikle de bir takım örgütlerin kışkırtmaları kadim kardeşliğimizi sarsamaz. Biz aracılarla konuşmayacağız, biz yüzyüze konuşacağız. Gönül diliyle konuşacağız.

AŞIK VEYSEL'İN DİZELERİNİ OKUDU

Hüzünleri kederleri birlikte yaşadık. Yakın tarihte yaşanmış Dersim, Çorum, Kahramanmaraş, Gazi mahallesi gibi acı hadiseler bizim bin yıllık kardeşlerimizi bozamaz. Yezidin izindeki nifak odakları bizim aramızı açamaz. Bir takım kanlı terör örgütlerinin kışkırtmaları bizim kardeşliğimizi sarsamaz. Biz aracılarla konuşmayacağız. Biz yüz yüze konuşacağız. Var olan her meseleyi Allah'ın izniyle aşacağız. Aramıza birileri girdiği müddetçe biz sorunlarımızı konuşamayız. Aracılara gerek duymayacağız. Aşık Veysel'in muhteşem dizelerini tekrar söylemek istiyorum

"Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi"

Ateş bizim ateşimizdir, söndürecek olan da biziz. Birilerinin bu ateşi gelip söndürmesini beklemeyeceğiz. Bir olarak, iri olarak, diri olacak ilave ediyorum hep birlikte Türkiye olarak biz söndüreceğiz.

"ALEVİLER OY DEPOSU DEĞİLDİR"

Alevilere birer oy deposu gözüyle bakan istismar siyasetini aramıza almayalım. 76 milyon bir arada olduğumuz müddetçe geleceğe yürüyeceğiz. Alevi olsun, Sünni olsun Muharrem orucunu tutan bütün kardeşlerimin oruçlarının kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

EKONOMİDEKİ GELİŞMELER

Geçen hafta Türkiye ekonomisini gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Biz birileri gibi laf değil iş üretiyoruz. Emlak Konut kuruluşumuz toplam büyüklüğü 3 buçuk milyar lira olan bir halk arz gerçekleştirdi. Bu arzın 2,6 milyar liralık kısmı uluslar arası yatırımcılara, 650 milyon liralık kısmı da yerel yatırımcılara tahsis edilmişti. Toplam 5 milyar liralık talep geldi. Biz 1,3 milyar dolar arzettik, 2 milyar dolar talep geldi. Yerli arza ise 2,4 milyar dolar talep geldi. Toplamta 3 milyar dolarlık arza 7 buçuk milyar lira talep gelmiş oldu. Bu en büyük üçüncü halk arz işlemi oldu, dünyadaki ekonomik krize rağmen. Emlak Konut'un arzı 2013 yılında doğu avrupa, ortadoğu ve Afrika'daki en büyük, Avrupa'da ise en büyük üçüncü halka arz işlemi oldu. Yarın 3,3 milyar lira nakit girdisi gerçekleşecek. Bu işlem Türkiye ekonomisinin ulaştığı güven ve istikrarı göstermesi bakımından son derece önemlidir.

AVRUPA BİRLİĞİ'NE ÜYELİK SÜRECİ

3 AB ülkesini kapsayan yoğun bir resmi ziyaret programı gerçekleştirdik. Finlandiya, İsveç ve Polonya'daki programlarımıza geniş bir işadamı heyeti de iştirak etti. Bu ülkelerde görüşmeler yaptık. En başından itibaren bu ülkeler Türkiye'nin AB üyeliğini güçlü şekilde destekleyen üç AB ülkesidir. Aynı şekilde desteklerini sürdürmektedirler, Türkiye'nin dostları arasında bu ülkeler her zaman dik durdu. AB tarafından önümüze çıkarılan engelleri bu ülkelerde muhataplarımıza anlattık. 2 önemli gelişme oldu. AB Bakanımız Egemen Bağış ile Kalkınma Bakanımız Cevdet Yılmaz Brüksel'de 22. Faslı müzakerelere açtılar. Bu fasıl daha önce Sarkozy yönetiminin engel koyduğu beş başlıktan biriydi. Sayın Hollande bu blokajı kaldırdı ve gerekli hazırlıkları yaparak biz de faslı açacak kapasiteyi yakaladık. Böylece toplam 35 fasıldan 14'ü açılmış oldu. Bir başka önemli gelişme de Ak Parti'nin Avrupa içindeki üyelik değişikliği oldu. Ak Parti Avrupa'da Avrupa Halk Partisi'ne gözlemci üye oldu. Bizi on yıldır oyaladılar. Aldık alıyoruz, yapıyoruz. Ama maalesef yapmadılar. Geçtiğimiz hafta Avrupa Halk Partisi gözlemci üye sıfatından ayrıldığımızı bir mektupla bildirdik. Yeni kurulan Avrupa Muhafazakar Reformcular grubuna üye olduk. Buraya gözlemci değil tam üye olduk. Bu iki gelişmenin de AB üyelik sürecimiz bakımından hayırlı olmasını diliyorum.

"AK PARTİ'NİN KÖKÜ SELÇUKLU VE OSMANLI'YA DAYANIYOR"

Kızılcahamam'da ifade etmiştim. Ak Parti kurulduğu günden bugüne kadar, yaptıklarıyla, vizyonuyla mevcut siyasi teorilerin, şablonların ve kalıpların sınırlarını aşmıştır. Ak Parti siyasetin teorisini yeniden yazmış, dünyada siyaset bilimine çok önemli yenilikler katmıştır. Avrupa'da muhafazakarlar da demokratlar da AK Partiyi kendilerine yakın buluyorlar. Sosyal demokratlar da güçlü sosyal devlet anlayışı sebebiyle AK Partiye üyelik daveti yapabiliyorlar. Bu Ak Parti'nin sınırları belli olmayan bir yapı olduğu anlamına gelmez. Ak Parti kökü ta Selçuklu ve Osmanlı'ya dayanan, Cumhuriyetle beraber yükselen bir hareketin kollarından biridir. Ak Parti köksüz bir parti değil, kökü çok derinlerde olan bir partidir. İlkeleri, sınırları, kırmızı çizgileri olan bir partidir. Ak Parti medeniyet tasavvuru olan bir partidir. Bizi anlayanlar, hadiseler karşısında nasıl tavır takınacağımızı da anlarlar.

"TAMAM OLSUN DEDİK"

1994'te İstanbul Belediye Başkanlığını kazandığımızda birileri şaşırdılar, hayal kırıklığına uğradılar. Sonra kabullendiler. Bu sefer de bunlar çöp toplasın, yol inşa etsin metro inşa etsin dediler. Bu kadarla yetinmemizi istediler. Ekonomi, siyaset, dış politika ve ülkeye vizyon çizecek politikalardan uzak durmamızı istediler. Şimdi de söylüyorlar. Hükümet yol yapsın, konut yapsın, köprü yapsın. Hükümet hastaneler yapsın. Enflasyonla mücadele etsin. Hükümet çetelere dokunmasın, saadet zincirine dönüşen ekonomik sisteme neşter atmasın dediler. Faiz lobisiyle uğraşmasın dediler. Anayasaya dokunmasın dediler. Yargıyı milletin yargısı yapamazsınız, cumhurbaşkanı seçemezsin dediler. Anayasa uzlaşma komisyonu kurulsun diye davetimize iştirak ettiler ve teklif getirdiler. Aynı oranda iştirak etmek istediler. Tamam olsun dedik. Bizim 326 vekilimize, ana muhalefetin 151, 51, 28 vekiline rağmen tamam dedik. 326 ile 3 temsilci veriyoruz, 28 vekilli de 3 temsilci eriyor. Onlar dokuz kişiyle temsil ediliyor, biz 3 kişiyle temsil ediliyoruz. Böyle bir taksim kurtlara kalsa yapılamazdı. Peki kabul ettik de ne oldu? Buyur şu ana kadar 60 madde üzerinde mutabık kalındığı söyleniyor. Ben ne dedim? Daha 48 iken açıklama yaptım. Gelin 48 maddeyi geçirelim. Dediler ki olmaz...

"ŞİMDİ BEN CHP'YE DİYORUM Kİ.."

Ya tamam da yapmaya niyetiniz yok mu? Mesafe alalım. Anayasaya kan pompalamış oluruz. Hayır istemezük... Ana muhalefetin başkanı kalktı dedi ki, şu anda 60 maddede bir uyum var, bunları meclisten çıkarabiliriz. Şimdi ben milletime sesleniyorum, bunu dedi mi, dedi... Bunu çıkarmaya hazırız dedi. Zaten 4 siyasi partinin imzası var. Hepsi kayıtlı. Ben tabi ne yapayım, dedim ki arkadaşlarıma gidin ziyaret edin dedim. Biz hazırız bu işi yapalım dedim. MHP benim kapım kapalı diyor. Zaten hiçbir zaman açık olmadı ki, hep kapalı. Dedik ki gidin görüşün, arkadaşlarımız görüştüler. Aldıkları cevap değerlendirelim biz sizi ziyaret edelim oldu. İadei ziyaret gerçekleşti. Cevap şuydu: Dört siyasi parti ittifak ederse ancak bu görüşmeyi yapabiliriz. Allah Allah dört siyasi partinin zaten imzası yok mu? Bu işin mecliste görüşülmesine evet diyorlar mı demiyorlar mı? 550 kişilik parlamentoda 28 kişi böyle bir değişikliğe evet demezse Anayasayı değiştirmeyecek miyiz? Biz 26 maddelik anayasa değişikliğini evelAllah kendi grubumuzla millete götürdük, millet de yüzde 58 ile ilan etti bunu. Şimdi ben CHP'ye diyorum ki eğer samimi iseniz, sizin söyleyeceğiniz tek şey var, 4 siyasi partinin de imzası var, iktidarla beraber mecliste bunu geçiririz. Dolayısıyla 60 madde yasal hale gelmiş olur. Ama bunlar akşamdan sabaha farklı. Akşam başka, sabah başka. Ben şimdi milletin takdirine havale ediyorum. CHP'nin ne olduğunu da milletim çok iyi anlasın.

Biz mühendis, müteahhit değiliz, biz milletin iradesiyle başa gelmiş bir hükümetiz. Milleti ilgilendiren her mesele ilgi alanmızdadır. İşte demokratikleşme paketi. İdari olanları hemen çıkardık. Şimdi yasal olanlara geçiyoruz. Onları da meclisten geçireceğiz, milletimizin inşallah emrine girmiş olacak. Biz verdiğimiz sözün arkasında dururuz.

OMURGALI OLACAKSIN

Ben taraf değilim oyununa gelmeyin. Bitaraf olan bertaraf olur. Omurgalı olacaksın omurgalı. Omurgasızdan bir şey olmaz. Rüzgar önünde yaprak gibi sallanandan bir şey olmaz. Milletin çirkin gördüğünü siyasi parti olarak biz de çirkin görürüz. Hükümet olarak da anayasa ve yasa çerçevesinde milletin bize verdiği yetkiyi kullanır programımız dahilinde herşeyi yaparız. Hükümet olarak yetkimiz varsa onunla mücadele ederiz. Bu partiyi kurduğumuz anda bir şey söyledik. Bize sadece millet istikamet çizer. Bizim rotamızı sadece millet belirler dedik. Bir adım atarken, biz sermaye ne der diye bakmayız. Reform yaparken medya ne yazacak diye çekinmeyiz. Değişimi gerçekleştirirken lobiler nasıl tavır alacak diye istikametimizi değiştirmeyiz. Hiçkimse parmağını kaldırarak bize hiza ve istikamet çizecek yetkiye sahip değildir. O günler geride kalmıştır. Her kardeşim göğsünü gere gere bu gurur abidelerine siz kim oluyorsunuz deme cesaretini göstermelidir.

"İSTEMİYORSAN SEÇMEZSİN"

Biz birilerinin keyfi için inanç ve değerlerimizde vazgeçecek bir kadro hiçbir zaman olmadık ve olmayız. Siyasi parti olarak neye inanıyorsak Türkiye için nasıl bir gelecek tasavvur ediyorsak çekinmeden sıkılmadan çıkar onu söyleriz. Aman bu bizi eleştirecek, varsın eleştirsin. Şu bizim aleyhimize yazacak, varsın yazsın. Tavır alacaklar, varsın alsın. Bizi millet bağlar değerli kardeşlerim millet. Arkamızda millet olduğu müddetçe korkmayacağız. Eğer korkarsak ve çekinirsek emanete ihanet etmiş oluruz. Bu kadro içindeki herkesin özgüveni olacak. Arkasında milletin olduğunu hissedecek. Şunların bunların ne diyeceğine bakan en baştan bu davayı kaybetmiştir. Bu sözlerimi kimse farklı bir yere çekmesin. 200 yıldır bu millete fikri sorulmuyor, doğru olan budur deniyor, şiddetle ceberrut bir devlet anlayışı ile dayatılıyor. Özellikle tek parti döneminde millete yaşam tarzı dayatılıyor. Biz hiçbir zaman bize yapılanları başkasına reva görmek yanlışı içinde olmadık. Tek tip yaşam tarzları dayatılırken, 11 yıldır biz Aziz milletin önüne tercih koyan bir iktidar olduk. Okulda çocuğun Kur'an mı öğrensin istiyorsun, orada seçmeli ders duruyor. İstemiyorsan seçmezsin. 4+4+4 seçeneğiyle okullar arasında tercih hakkı getirdik. Bu hafta Avrupa'yı gezerken onlar 5+3'ün intihar olduğunu 4+4+4'ü nerden buldunuz diye bize sordular. Biz milletin önüne tercihler getiriyoruz. Elbette çoğunluğun azınlığa hükmetmesine karşıyız. Ama asıl azınlığın çoğunluğa hükmetmesine karşıyız. Attığımız her adımda, bir koronun yaşam tarzımıza müdahale ediliyor diyerek kampanya başlattığını görüyoruz. Senin haklarına milletin tamamına veriliyorsa bu tarza müdahale değil, eşitliktir normalleşmedir. Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bugüne kadar öyle geldik. Farklılıkların yaşam tarzlarını teminat altına almak da demokrat kimliğimizin gereğidir.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim