• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 11 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 17 °C

SİNAN BURHAN: 2015 YILI MİLLİ İRADE YILI OLSUN

SİNAN BURHAN: 2015 YILI MİLLİ İRADE YILI OLSUN
DARBECİ MEDYAYA HAYIR....2015 YILI MİLLİ İRADE YILI OLSUN....

“Medya vesayetine” son…

Milli irade, demokrasinin yaşatılması, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve 

tam bağımsız Türkiye idealinin yanı sıra bölge ve İslam alemi içinde büyük bir öneme 

haizdir. Milli İradeye hükmetmeye çalışmak millete ve demokrasiye darbe girişimidir. 

BASIN TÜM DARBELERDE VE DARBE GİRİŞİMLERİNDE AKTİF ROL 

OYNAMIŞTIR…

Darbe dönemlerinde basınımız sadece darbe kışkırtıcılığı yapmakla kalmamış, kendi 

ideolojik konumuna göre hareket etmiştir. Her darbe döneminde belli başlı yayın 

kuruluşlarından söz etmek mümkündür. 27 Mayısta askerle işbirliği yapan basın 

kuruluşları, 12 Mart öncesinde de iyi bir imtihan verememiştir. 31 Mart vakası 

öncesinde VOLKAN Gazetesinin yaptığı neyse, 27 Mayıs Öncesinde AKİS Dergisi ve 

12 Mart harekâtına denk gelen günlerde de DEVRİM Gazetesi aynı işlevi yerine 

getirmiştir. 

O dönem, Devrim Gazetesi Manşetleri:

“Yolsuzluk her yerden fışkırıyor...” “Türkiye nasıl soyuluyor...” “Devrimciler 

ölür devrimler yaşar…”

Darbe Manşetlerinden örnekler:

“Türk ordusu vazife başında” “Silahlı kuvvetlerimiz bütün yurtta idareyi ele 

aldı.” (Hürriyet)

“Cesetler, yem makinelerinde kıyılıp toz haline getirilmiş.” “Büyük yolsuzluklar 

meydana çıkarıldı” (Akşam)

“Menderesin korkunç tasavvurları meydana çıktı” “Birçok kimse insafsızca 

öldürülecek” (Tercüman)

Darbe sonrasında bazı gazetelerin attığı manşetler gerçekten dikkat çekici. 

Özellikle dönemin Akşam ve Tercüman gazetelerinin attığı manşetler darbe sevdalı 

olduklarını açıkça gözler önüne seriyor. Her on yılda bir gerçekleşen askeri darbelerle 

kesintiye uğrayan sivil siyaset, 28 Şubat’ta da medya aracılığı ile bir kez daha baskı 

altına alınmış, klasik darbe geleneği ile beraber medyanın etkin rolü de ön plana 

çıkmıştır. 

Yazılı basının attığı manşetler 28 Şubat sürecinde de postmodern darbenin 

hazırlayıcısı olmuştur. 

“70 Yıllık imajımız güme gidiyor” “Erbakan, çağdaş - batı imajını sarsmaya 

başladı.” (Hürriyet) 

“Sokakta hiddet var “ (Hürriyet)

“Koalisyon sallanıyor” (Milliyet)

“Ordu rahatsız” (Sabah)

Ülkeyi Darbeye sürükleyen süreçlerde Milli iradeye karşı çeşitli yayın organları 

ve sivil toplum kuruluşları tarafından algı operasyonları başlatılmıştır. 

Milletin egemenlik hakkını millet adına, millete rağmen anayasa ve yasaları 

hiçe sayarak gasp etmişler, bunu da ülkenin, milletin ve devletin bekası için 

yaptıklarını söylemişlerdir. 12 Mart, 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat ve Gezi olayları 

adeta geçmişin izlerini taşıyor. Bildik senaryolar, algı operasyonları, yolsuzluk, 

yoksulluk vurgulamaları ve ardı sıra gelen yalan haberler. Denemedik, denenmedik 

yol bırakmamışlardır. Yine tanıdık bildik çatlak sesler darbe çığırtkanlığı yaparak, 

“Ordu göreve” diyecek kadar küçülmüşlerdir. Amaç, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 

28 Şubat’taki gibi hükümeti, sokak olayları ve kargaşa ile iktidardan uzaklaştırmaktır. 

Toplumda oluşturulmak istenen infial, bu sefer toplum bilincinde karşılık bulamayınca 

bu darbe girişimi bertaraf edilmiştir.

ULUSLARARARASI MEDYANIN ROLÜ…

Gezi olayları ile başlayan süreçte Uluslararası medya başta olmak üzere 

sosyal medyada ilk defa Türkiye’de bu denli milli iradenin karşısında bir algı 

operasyonu başlatmıştır. Sosyal medyanın gücünü kullanan çevreler darbe 

çığırtkanlığı ve halkı kışkırtmaya yönelik akla mantığa sığmayan paylaşımlarla bir algı 

oluşturmaya çalışmışlardır. İstanbul Gezi parkın da yapılacak düzenlemenin 

toplumda bu denli infial yaratacağı kimsenin aklına bile gelmemiştir. Olayların 

başladığı ilk günlerde yabancı basının anlaşılamayan ilgisi, sosyal medya yalanları ve 

yazılı görsel medyada yer alan bazı haberler oldukça şaşırtıcıdır.

Milli iradeyi yok sayıp, siyasete müdahale eden her türlü girişimin bugün yargı 

önünde hesap vermesi gerekmektedir. Heba edilmiş onlarca yılın yaraları hala 

sarılamamışken, vesayet zincirinin bir halkası olan “Medya vesayetinin” de son 

bulmasını istiyoruz.

Milli, Manevi ve toplumsal değerlerin hiçe sayılmadığı, vatanın, milletin bölünmez 

bütünlüğüne kastedilmediği, ulusal güvenlik ve kamu düzenini dikkate alan, toplumsal 

şiddete, korkuya, kargaşaya, etnik ayrımcılık, kin ve düşmanlığa sevk edecek bir 

yaklaşımı reddeden, sorumlu yerel yayıncılık anlayışının tüm medya camiasına örnek 

olmasını temenni ediyoruz. 

Bazı Basın Yayın Kuruluşlarının Demokrasiyi Rafa Kaldırma Girişimlerini Ve 

Devletimize, Milletimize, Vatanımıza Yaşatmaya Çalıştıkları Ekonomik, Sosyal Ve 

Toplumsal Yıkımları Kınıyor, Yeni Yılında Bu Zihniyetteki Yaklaşımların Son 

Bulmasını Temenni Ederek 2015 Yılını “ Milli İrade Ve Yerli Medya Yılı” İlan 

Ediyoruz…

ANADOLU YAYIN PLATFORMU BAŞKANI 

Sinan BURHAN

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim