• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Kayseri : -1 °C
  • Ankara : 3 °C
  • İstanbul : 14 °C

Sinan Burhan'dan Ertuğrul Özkök’e cevab

Sinan Burhan'dan Ertuğrul Özkök’e cevab
SİNAN BURHAN YENİ AKİT KÖŞE YAZISI

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, önceki gün “yurtta sulh cihanda sulh’a döndük” başlıklı yazımı köşesine taşımış. ‘Cihanda sulh konusunu anladık ama yurtta sulhu nasıl sağlayacağız’ sorusunu bana yöneltmiş.

Doğrusu bu zor sorunun altından benim kalkmam mümkün değil. Ancak yaşadığımız tecrübelerden hareketle birkaç kelam edebilirim.

Öncelikle belirtmeliyim ki, bunu yapacak olan yani birlikte huzur içinde yaşamamızı sağlayacak olan öncelikli olarak devleti yönetenler ve siyasetçilerdir. Milletin ortak değerlerini siyasi bir kazanç aracı olarak görmek yerine toplumsal barışın teminatı olarak görmeleri gerekir. Cumhuriyet, İslam, bayrak, İstiklal Marşı bu toplumun tamamının ortak paydasıdır. Kimsenin bu değerler üzerinden üstünlük taslaması, diğerini dışlamasına gerek yoktur.

Son dönemde siyaset kurumu, kimlikler üzerinden siyaset inşaa ediyor. Halbuki kimlikler üzerinden değil de projeler üzerinden bir inşaa gerekir. Ak Parti iktidarı döneminde sağlıktan ulaşıma, tarımdan sanayiye yönelik bir dizi yatırımlar yapıldı. Büyük projelere imza atıldı. Bugünki muhalefet ise bu alanlarda kalıcı bir proje oluşturamadı. Toplumu umutlandıran, sosyal sorunlara parmak basan bir açılım yapamadı.

Muhalefetin meclis konuşmalarına bakarsanız millete umut vermediğini, heyecan vermediğini görürsünüz. Muhalefetin sadece ideolojik konular üzerinden bir çatışma dili ortaya koyduğu görülüyor. Sağlıklı demokrasilerde iyi bir muhalefet iktidar içinden bir fırsattır.

Hükümete düşen ise toplumun bir kısmını ötekileştirmeden, gelir dağılımındaki adaleti sağlayarak, ülkeyi zenginleştirip bunu adil olarak paylaştıracak bir devlet aygıtı oluşturmaktır. Öte yandan siyasetin kanalları açılmalı ve milletin doğrudan yönetime katılacağı bir demokrasi inşa edilmelidir.

Cumhuriyet kurulurken sekülerizm ve milliyetçilik üzerine bina edilmiştir. Sekülerizm ve laiklik uygulamasının militer bir yapıya dönüşmesi dindarları üzmüştür. Milliyetçilik duygusu ise tepki olarak Kürtçülüğü ya da Kürt sorununu doğurmuştur.

Geçmişteki bu yanlış uygulamalardan ders alarak hak ve özgürlükler konusunda geniş adımlar atılmalıdır. Bu ülkede ortak bir gelecek inşa etme duygusu olmalıdır. Birlikte yaşamanın bir tercih değil bir zorunluluk olduğunu görmemiz gerekir. Son yıllarda ideolojiler üzerinden pozisyon almak, ötekileştirmek siyaseten kullanışlı bir malzeme haline gelmiştir. Bu ülkede dini politik bir malzeme olarak kullanıldığını söyleyenlerin laiklik, Atatürkçülük ve cumhuriyetçilik üzerinde ayrışmaya neden olduklarını unutmamak gerekir.

Dini sadece evin içerisine hapsetmek oturduğunuz evin merdivenlerine dahi çıkmasını izin vermemek jakoben laiklik uygulamasının bir sonucudur. Dini sadece zihne ve kalbe hapsetmeyi bir Müslümanın kabul etmesi beklenemez. Kaldı ki sosyal yaşama pratize edilen dinin de kimsenin özgürlük alanını kısıtlamadığını görmek gerekir. Yıllarca korkulan ve yasaklanan başörtüsünün serbest bırakılması sonucunda irtica gelmedi. Sadece iç barışa katkı sağladı. Osmanlı’dan bu güne kullanılan irtica tehlikesinin darbelerin dışında pratikte hiçbir anlamı yoktur.

Sayın Cumhurbaşkanımız Mısır’da yaptığı bir konuşmada inanca saygılı laikle bir sorunu olmadığını belirtmiştir. Cumhuriyetle, bayrakla, Atatürk’le, devletle bu milletin çocuklarının bir sorunu yoktur. Tam aksine bu rejimin gerçek sahipleri olduğunu düşünenlerin Anadolu insanı ve değerleriyle sorunu vardır. Bu arada İslam Dünyasında yaşanan travmalar ülkemizi de etkilemektedir. Küresel emperyalizmin bölgenin doğal kaynaklarını tarumar etmesi, işgal ve katliamlar yapması kalıcı barışın önünde engeldir. Son yıllarda ülkemizde ve dünyada yaşanan intihar saldırıları dikkate alındığında İslam Dünyasında yaşanan travmaları da dikkate almak gerekir. Yani bölgede huzur olmadan ülkemizde de olamaz. IŞİD terör örgütü bir sonuçtur. Bu cani örgütler nasıl ortaya çıktı bunu da sorgulayan yayınlar yapmak ilk başta size düşer.

Bu ülkede farklı sosyal ve siyasal gruplar arasında bir ayrışma ve ötekileştirme yoktu. Şu anda ise ayrışma ve çatışmanın algısı var gerçekliği yoktur. AK Parti hükümetleri iktidara geldiği günden bu yana sosyokültürel alanda çok büyük değişiklikler olmadı. Kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmedi. 

Kimlik tartışması bizi dışımızdaki merkezler tarafından kullanılan cazip bir malzemedir. Biz her şeye inat bu ülkede birlikte yıllarca mutlu ve huzurlu yaşadık. Bunu başardık. Bugün bile her şeye karşın aynı apartmanda oturan insanlar farklılıklarıyla birbirlerinin boğazına sarılmıyor. Bu insani yan bizim en büyük sermayemiz. Bu henüz tüketilmedi. Bu ülkenin Selçuklu’dan, Osmanlı’dan itibaren yaşadığı deneyimler var. Bunları kurumsal hale getiren bir Cumhuriyetimiz var. Yanlışlarıyla doğrularıyla 93 yıllık bir Cumhuriyet deneyimi var. Bu deneyimi önemsiyoruz.

Bir başka nokta ise Cumhurbaşkanımızın bu ülkede hem dindarlar hem sosyal demokratlar hem laikler için bir şans olduğunu bilmek gerekir. Son yıllarda İslam dünyasında ortaya çıkan marjinal terör gruplarının varlığı düşünülürse demokratik bir siyaset için Erdoğan’ın bu ülke için bir şans olduğunu da görmemiz lazım. Sayın Erdoğan’ı çatışmanın bir aracı değil de birlikteliğin garantisi olarak görmek doğru olur. Bu noktada ilk adımı zat-ı aliniz ve grubunuz atmalıdır. Erdoğan korkusundan vazgeçmelidir. İnanın yurtta sulha büyük katkı sağlar...

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim