• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kayseri : 11 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 17 °C

Sinan Yalçın YELKEN’in Sunumu:

Sinan Yalçın YELKEN’in Sunumu:
“Öncelikle böyle bir konuyu gündeme alıp bana bu konuda bir şeyler söyleme imkânı verdiğiniz için siz programın hazırlayıcılarına çok teşekkür etmek istiyorum.
Ben dershaneler konusunu ele alırken ülkemizde dershanelere getirilen eleştirilere cevap vererek ilerlemek istiyorum.
Dershaneler konusu açılınca en fazla ileri sürülen itiraz, dershanelerin sadece Türkiye’de olduğu, başka ülkelerde dershaneler olmadığıdır. Ben buraya gelmeden önce oturup bir araştırma yaptım, “gerçekten dershanecilik sadece Türkiye’de mi var?” diye. Gördüm ki durum hiç de anlatıldığı gibi değil. Kore, Japonya, Yunanistan, ABD vs. gibi birçok ülkede dershaneler var. Hatta Kore’de öğrencilerin % 72’si dershanelere gidiyor. Çok eleştirilen bizim ülkemizde dershanelere gitme oranı ise sadece %10 civarındadır. Belki “Almanya’da yok” denebilir. Ama orada da öğleden sonra öğrencilerin okula gitmeyip katılmak zorunda olduğu kurs programları var.

Dershanelere getirilen bir başka eleştiri ise dershanelerin fırsat eşitliğini bozduğudur. Bu, kesinlikle doğru olmayan, önyargılı bir hükümdür. Ülkemizde İstanbul’da dershane olduğu gibi Tatvan’da ve Şırnak’ta bile dershane vardır. Ülkemizin bazı şehirlerinde dershane olup bazılarında olmasa, iddia doğru olabilir ama böyle bir durum söz konusu değildir.

Bir başka eleştiri dershanelerin sadece test çözmeyi öğrettiği, konu öğretmediğidir. Oysa dershanelerde sadece test çözme tekniği öğretilmez. Konu öğretimi de yapılır. Hatta dershanelerimizde rehber öğretmen bile çalıştırır öğrencilerin kişilik ve karakterleri ile de ilgilenir ve kendilerine en uygun bölüme yerleştirilmelerine yardımcı olunur.

Dershanelerin sadece varlıklı kesime hitap ettiği ve yoksul olanların bu imkândan yararlanamadıkları şeklinde bir iddia daha var. İşin doğrusu böyle değildir. Varlıklı insanların öğrencileri dershanelere gitmez. Onlar zaten evlerinde özel ders almaktadırlar. Dershaneler ise daha çok orta ve alt gelir grubundaki insanlara hitap etmektedir.

Dershanelerin eleştirildiği bir başka husus da dershanelerin öğrenciyi yorduğudur. Unutmayalım ki seçkin okullara seçkin öğrenciler gitmektedir. Fen lisesinde okuyan öğrenciler bile dershaneye gitmektedir. Oysa hiç kimse dershaneye gitmek zorunda değildir. Öğrencisinin yorulmasını istemeyenler alsınlar çocuklarını balık avlamaya veya basketbol oynamaya götürsünler. Velilere bunu söyleyince “O zaman çocuğumuz yarıştan kopar” diye cevap veriyorlar. Öyleyse kimse yorgunluktan söz etmemelidir. İyi bir üniversiteye girebilmek için % 5’lik dilime girmeniz gerekiyor. Tıp fakültelerine girebilmek için ise ilk on binin arasına girebilmeniz gerekiyor.

Dershanelere getirilen başka bir eleştiri ise dershanelerin belli dünya görüşüne sahip olduğudur. Oysa herhangi bir dünya görüşüne sahip dershanede her türlü görüşe sahip yönetici, öğretmen ve öğrenci bulunmaktadır. Yani bu da dershaneler hakkında isabetli bir eleştiri değildir.
Dershanelerin tarihine de şöyle kısaca bakacak olursak, ülkemizde 1974 yılında 171 adet dershane olduğunu görürüz. Ta o zamanda beş kere gidip altı kere gelen bir başbakan dershanelerin kapatılacağını söylemişti. 1980’de darbeyle bir sekte yaşandı. Onlar da kapatmak istedi. Ama dershane sayıları daha da arttı.


1990’lı yıllara gelindiğinde dershane zincirleri oluşmaya başladı. 2009 yılı dershaneler açısından doyuma ulaşma noktası oldu. 2009’da ülkemizde 5000 tane dershane vardı. Bugün ise işi yürütemeyenlerin kapanıp piyasadan çekilmesi ile 3960 adet dershanemiz var. Kayseri’de bile 70’in üzerinde dershane var.

Ülkemizdeki 16 milyon öğrenciden sadece bir buçuk milyonu dershanelere gitmektedir. Yani oran yaklaşık olarak % 10 civarındadır.

Aslında ülkemizde eğitim sistemi eleştirilip onun düzeltilmesi gerekirken dershaneler eleştirilmektedir. Oysa dershaneler çarpık eğitim sisteminin bir sonucudur. Devlet çok güçlü olmasına rağmen kendi başına 50 kiloyu kaldırabiliyor. Kenarda duran daha zayıf bir adam ise tek başına 80 kilo kaldırabileceğini söylüyor ve kaldırabiliyor. Öyleyse dershanelerin üzerine bu kadar fazla gelinmemelidir.

En son şunu söylemek isterim: Gelin eşitliği kalitede yapın. Kalitesizlikte eşitlik olmasın.”

Aydın KALKAN (Memur-Sen Konfederasyonu Kayseri İl Başkanı):

“Sinan hocam dershaneler de tek başlarına bütün başarıyı sahipleniyorlar. Okulları eleştiriyorsunuz ama hiçbir okul sınavlarda derece yapan öğrenciye amblemini bastığı bir tişört giydirip boy boy fotoğraflar çektirerek reklam yapmıyor. Dershanelerin hepsi de bunu yapıyor.”

Uğur MEMİŞ (Mazlum-Der Gönüllüsü):
“Sınavlar öğrencilerin hayatını çok etkiliyor. Sınavlardan dolayı öğrencilerin hayatı değişiyor. Dershaneye gitmeseler, bu sefer de yarıştan kopuyorlar. Öte yandan liseye giden öğrencilerin % 50’si dokuzuncu sınıfta sınıf tekrarına kalıyor. Dershaneler olarak bunun sebebinin ne olduğunu söyler, bu durumu nasıl yorumlarsınız?”
Sinan Yalçın YELKEN:
“Bunun sebebi, sekizinci sınıfı bitiren bütün öğrencilerin liseye devam etmek istemeleridir. Hepsi de sekizinci sınıftan sonra liseye başlayınca doğal olarak dokuzuncu sınıfta kalıyor. Hâlbuki bu öğrencinin daha öneki sınıflardan birinde zaten sınıf tekrarı yapması gerekiyordu. Öğretmenler, öğrencilerinin üzülmemesi için sınıf tekrarı yaptırmamış ve sonuç sizin dediğiniz gibi olmuştur”.
Bir Dershaneci:
“Dershanelere ihtiyaç olmasa kurulmazlar. İnsanlar kendilerindeki eksikliği dershaneler aracılığı ile gideriyorlar. Dershaneler sadece yükseköğretime yönelik eğitim vermiyorlar. Yükseköğretimini bitirip iş bulmak isteyenler için KPSS, tıp fakültesini bitirenler için TUS, hukuk fakültesini bitirenler için hâkim ve savcı olabilme sınavı gibi sınavlara hazırlama eğitimi veren dershaneler de var. Bu yüzden dershanelerin üzerine çok fazla gelinmesi doğru değildir”.
Adnan EVSEN (Jeoloji Mühendisleri Odası Kayseri Temsilcisi):
“Yaşadığım bir tecrübeyi paylaşmak istiyorum. Gençlerimiz okulu bitiriyor, KPSS’de iyi bir derece elde edip barajı da geçiyor ve işe başlıyor. Böyle bir gencimizin eline bir proje verdik ama o içinden çıkamadı ve “Ben bunu yapamam” dedi. Bu nasıl bir şeydir?”
Sinan Yalçın YELKEN:
“Bu seneki YGS öğrencilerimize ağır geldi. Puanlar düşük olduğu için okulların öğrenci alma puanları da düşecek. Test sisteminin okumaya engel olduğu söylenir. Bu doğru değildir. Ama bakıyoruz, öğrencilerde yine de okuma alışkanlığı yok. Okulu yeni bitirip KPSS’de iyi bir sonuç alan öğrencimizin girdiği işte başarısız olmasının nedeni tecrübe eksikliğidir. Ama bu sınavın bir avantajı vardır. O da herkes işe giremeyişindeki sebebini anlıyor ve eksikliğini görüyor. Mesela gireceği işe 85 puan alanlar alınıyorsa “Ben 84,5 almışım, o yüzden giremedim” diyor”.
Seyfullah KAPLAN (İncesu İlçe Milli Eğitim Müdürü):
“Dershanelerin kapatılma gerekçesi olarak, öğrenci başarısında dershanelerin payı olmadığından ziyade, her okul türündeki öğrencilerin yarışa katılma ihtiyacı bulunmaktadır. Eskiden sadece son sınıftaki öğrenciler dershaneye giderdi. Şimdi ise daha erken, ara sınıflarda ve her sene dershaneye gidiliyor. Bu da beraberinde ciddi bir maddî sıkıntı getiriyor. Herkes de çocuğunu dershaneye gönderemiyor.”
Hacı YAKIŞIKLI (Akit Gazetesi):
“Türkiye’de en kötü yönetilen iki kurum milli eğitim ve devlet planlama teşkilatıdır. Dershaneleri kapatmak imkânsızdır. Dershanelerin başarısında öğretmenlerin payı büyüktür. Ama dershanede çalışan öğretmenlere çok az para verilmektedir. Asgarî ücretle veya 500 TL’ye çalışan çok sayıda dershane öğretmeni var. Bunların sigortaları da sadece 10 ay yatırılıyor. Hâlbuki bir yıl 12 aydır. Hatta yeni mezun olmuş öğretmen adayları bu imkânı bile bulamıyorlar. Onlar daha kötü ve daha düşük şartlarda çalışıyorlar. Dershaneler onlara neredeyse hiç para vermiyor. Devletin işlerini iyi planlayamaması ve milli eğitimin öğretmen ihtiyacını karşılamak için gerekli çalışmayı yapmaması bu öğretmen adaylarının dershanelere muhtaç olmasını beraberinde getiriyor. Bu konuda eğitim sendikaları da kendilerine düşeni yapmıyor ve atanamayan öğretmenler için çok ciddi çalışmaların altına girmiyor.”
Gülsüm ATALAY (Avukat):
“Benim zamanımda herkes lise mezunuydu. Şimdi ise herkes üniversite mezunu… Üniversitelerin sayısının artırılması ve piyasada çok sayıda üniversite mezunu insanın olması işsiz sayısını artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Devlet ihtiyaç duyulan alanlarda, ihtiyaç duyulan oranda üniversite açmalıdır.”
Yasin BİNGÖL (EÜ Diş Hekimliği Öğrencisi):
“Öğrenciler girecekleri sınavlarda başarılı olabilmek için birkaç sene öncesinden dershanelere gitme ihtiyacı hissediyor. Siz ise dershanelerin 80 kiloluk yükü kaldırabileceklerini söylediniz. O halde özel okullara dönüştürülseniz de yine bu yükü kaldırsanız daha iyi olmaz mı?”
Sinan Yalçın YELKEN:
“Aslında ben “100 kilo” diyecektim ama tevazudan dolayı demedim. Her şeye rağmen hâlâ tercih ediliyor olmamız bunun göstergesidir. Ancak şu andaki dershanelerin fiziki imkânlar açısından okula dönüşmesi imkânsızdır. Çünkü bahçeleri yoktur. Bir de şunu unutmamak gerekir, eğitimde eşitlik de imkânsız bir şeydir. Hepinize teşekkür ederim”
Ferhat ÇAKIR:
“Sevgili katılımcılar, programımız burada sona ermiştir. Buraya kadar gelip programımıza katıldığınız, gerek sorularınızla gerekse konuşmalarınızla katkıda bulunduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Hepinize iyi günler dilerim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim