• BIST 107.286
  • Altın 143,230
  • Dolar 3,5609
  • Euro 4,1491
  • Kayseri : 28 °C
  • Ankara : 29 °C
  • İstanbul : 28 °C

Türkiye'de terörist olmak

Türkiye'de terörist olmak
PKK'nın silahlı eylemlerini "sigorta" olarak gören BDP'li Gültan Kışanak konuşuyor: "Türk halkı, Roboski (Uludere) katliamına isyan etmeli."
Uludere olayı yaşanalı 4.5 ay olmuş.

Kışanak Uludere'yi gündemine alıyor da..

Daha bir gün önce, üç subayımız, bir erimizin şehid edilmesine hiç değinmiyor..

Diyemiyor ki, "Kürt halkı, askerlere karşı terörist saldırı düzenleyenlere isyan etmeli!"

BDP'nin diğer ismi Hasip Kaplan konuşuyor: "Başbakan'ın (Uludere ile ilgili) susması, suçu kabul etmektir."

Kimse Kaplan'ın yüzüne, şamar gibi şu soruyu patlatmıyor: "Üç subay ve bir erimiz şehid edilmesine karşı suskunluğunuz, kınamada bulunmamanız, suçu kabul etmek olmuyor mu?"

Tek taraflı maç yapanlar sadece BDP'liler değil!..

Alın size, üç subayın ve bir erimizin şehid edilmesinden 16 saat sonra baskıya giren (son dakikada gelişen bir olay olmadığını hatırlatmak için saati veriyorum) Milliyet gazetesindeki köşesinde Derya Sazak'ın yazdıkları: "Uludere gerçeği."

Gerçekten, Uludere'de yaşananların gerçeğini anlatıyor olsa, canım kurban..

4.5 aydır söylenenlerin tekrarı..

Bir başka kalem: Sedat Ergin.. Onun da köşesinde, şehid olan subaylarımız yok.

Onun yazısının başlığı da, "Uludere faciası ve erdemli devlet olmak."

"Muhafazakar" diye takdim edilen Taha Akyol ne yazmış?

Diğerlerinden pek bir farkı yok: "Uludere faciasında kötü yönetim."

Bu da solak Yalçın Doğan: "Uludere'de patlayan mayınlar."

Ve son örneğimiz, "Hiçbirimizin yatacak yeri yok" itirafını yapan M. Ali Birand'ın, o sözünü yine haklı çıkartacak yazısı: "Uludere katliamında neden susuluyor?"

Ne demek istiyorum?

Şunu demek istiyorum: "Uludere'de devletin 'hatasını' 5 ay tartışabiliyoruz da.. Amanos dağlarında PKK'nın 'kastını' niye iki dakika tartışamıyoruz?"

Boşverin, "Ama biri devlet. Diğeri terör örgütü" mavallarını..

Terör örgütüne, terör örgütü gibi muamele ediyor musunuz?

"Yanından bile geçmememiz lazım. Sonuçta teör örgütü bu! Selam vermememiz lazım. Selam verenlere bile, 'Merhaba' demememiz lazım!" diyebiliyor musunuz?

Utanmaz, arlanmazlar...

Köşeye sıkışınca, "Ama zaten onlar terör örgütü" dediğiniz katillerin yuvalarına gidip, röportajlar yayınlayan siz değil misiniz?

Terör örgütünün paçavralarının, Uludere'deki 34 çocuğun tabutlarının üzerine örtülmesine tek kelime ile itiraz etmeyenler, sizler değil misiniz?

Terör örgütünün elebaşısı için "Muhatap almak lazım" diyenler, sizler değil misiniz?

"Terör örgütü"nün elebaşısını, "önder kabul ettiğini" ilan edenlerin sözlerine kulak vermek gerektiğini söyleyenler, sizler değil misiniz?

Bu nasıl terör örgütlüğü!

!!!

Ne güzel bir iş bu?

Devlet hata bile etse; aylarca, yıllarca tartışacağız..

Ama terör örgütü, kasten/taammüden, an be an askerlerimizin kanına girse bile, onları iki dakika dahi konuşmayacağız!

İnsanın "terörist olacağı geliyor" hani!

Adam puşiyi sarıp, molotof atıyor.. Telefon konuşmalarından evindeki belgelere kadar onlarca delil onu işaret ediyor..

"Çok dikkat etmek gerekir. Ya molotof atan o değilse" diyerek, bin bir dereden su getirerek, üniversiteli militanı temize çıkartmaya çalışıyorlar..

Sıra devlete gelince.. "34 çocuk öldü ya.. Bu işin lamı cimi yok kardeşim. Sınırı kaçak olarak geçseler de.. Teröristlerden alışveriş yaptıklarını itiraf etseler de.. Devlet kılı kırk yaracaktı.. 100 askerin şehid edilmesine razı olacak, ama o çocukların yürüyüşüne engel olmayacaktı.. Devlet suçlu.. Devlet suçlu.. Suçlu işte kardeşim!" deyip, kestirip atıyorlar.

Puşili her halükarda masum.. Subaya kurşun sıkanlar bile, Deniz Gezmiş'i ile, İbrahim Kaypakkaya'sı ile masum...

Devlet ise, her halükarda suçlu!

Ne biçim adalet bu?

Şuna bile varım..

"Devlet suçlu. Ama bu suçta hükümetin kastı değil, olsa olsa kusuru olabilir" deseler, buna bile "Eyvallah" diyeceğim..

Ama hayır!..

Yetinmiyorlar.. "Devlet suçlu.. Başbakan suçlu.." diye devam ediyorlar..

Dertlerinin direkt "Başbakan" olduğunu itiraf ediyorlar..

Terörün kaynağına inecek, bölge insanı ile devleti barıştıracak "Başbakan"ı hedef tahtasına koyuyorlar..

İşte o zaman ben de, "Sizin derdiniz 'Uludere'deki çocuklar' olamaz" diyorum..

Sizin derdiniz, "Başbakan'ı indirmek.."

"Ülkeyi tekrar darbecilere teslim etmek!"

Ali Karahasanoğlu /Yeni Akit
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim